gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

GERİYE DOĞRU I

11 Ekim 2020, 01.24
A- A+

23 ARALIK 2019 / İSTANBUL


Yeryüzünde ne kadar koku varsa; hepsinin adı özlem, hepsinin adı hasret bana.




Bir sabah, yükselmeye yüz tutmuşken gün bir yerlerde bir tepenin ardında, adın yığıldı içime harf harf ve sen biriktikçe içimde, ruhumun söylediğini ezber etti aklım. Sen dedim. Sen! Ömrümün sarısı adam.

Bir ezanla koydum sana dair söylenecek her sözün adını ve ne varsa öncende senden gayrı bir ezanda verdim toprağa. Yeni doğmuş bebek saflığıyla döküldü cümleler dilime. İnan! Şahitti aklım yüreğime.

...

Nerdesin, hangi kaderin kırılmışlığından düştün bilsem de, yine de adın karışsın diye parmak izime; alın çizgilerimi karışlıyorum adım adım. Yüzümdeki çizgilerde varken payın, sesin soluğun değmiyor artık diye nefesime, göç ediyorum kendimden. 

Mülteciyim hayattan. Ecelin avuçlarında yazgımın bitmemişliği; yaşam desem sensizlik ölüm desem erken...

Erken diyorum demesine ama  birbirimizi eksik bırakalı bunca yıl ve ben de yolun yarısını geçeli epey olmuşken, son günlerde fazlaca sıkıştırır oldu bu göğüs ağrıları. Kimsenin bir isim koyduğu benim de bakın bakalım nedendir dediğim yok açıkçası. Sensizlikten sanıp sensizliğime sayıyorum ve hatta senin dışında kalan herşey için de nicedir sinirlerimi aldırmış gibiyim.Susarak da bağırıp çağırabiliyorum kendi içimde mesela ve kırıp dökebiliyorum da ne var ne yoksa.

İnsan içine atmamalı derler biliyorum ama ben atamadığımdan dışıma, kimsenin ruhu duymadan,içimde boğuşuyorum; biten, tükenen, giden,gelmeyen herşeyle. En çok da yokluğunla... 
Gözlerim öfkeden kızarıp acıdan yaşarmadan. Ellerim titreyip, buz kesmeden... Sesim sakin, yüzümde aynı tebessümle boğuşuyorum her şeyle.Ve her gün,içime iyice otursun diye, ağır çekim bir hasretle seni özleyerek savaşıyorum hepsiyle...

Biriken öfkemi kimsenin ruhu duymadıkça ruhumun da sağırlaştığını sanırken şimdi bu ağrılar döndürüyor beni kendime. Nicedir kayıpmışım onu farkediyorum. Aldığım nefeslerin sahibi olamadan geçip gitmiş sanki ömür ve kalanları da, artık geriye say der gibi, kesik kesik aldırıyor yokladığı zamanlarda. 

Ama tabi sen bakma yine de böyle kendime dönüyorum falan yazdığıma. Kısa süreli aydınlanmalar benimkisi. Çalınır gibi olsa da kapım ve kum saati belli ki tersine dönse de, bileklerimdeki sızıyı dindirebilecek,eksik bıraktıklarımızı tamamlayacak bir formülüm yok hala. 

Sadece daha çok korkuyorum...

Bilirsin korkarım ölmekten. Yarım bırakmaktan yarım kalmaktan.

Henüz kimseyi kimseye emanet edememişken ve güncende yazılacak sayfaların varken daha... Kutlayamadığımız doğum günleri, içemediğimiz şaraplar, eksik kalmış koca bir 13 yıl var avuçlarımda.

Her zamankinden daha fazla yarımım yani.

Yani zamanı değil şimdi uzuun uykuların. 

Nefesim ol demiyorum ama; 

Tut ellerimden! 

Bırakma! 


YORUMLAR

14 Ekim 2020, 14.33
Bu kadar güzel , bu kadar anlam yüklü, bir o kadar başarılı bir yazının altında hiç yorum olmaması çok garip ama bunun suçlusu sensin sevgili ASUNE...O kadar profesyonelce yazıyorsun ki cesaret edemiyor kimse altına yorum eklemeye. (Ben de dahil olmak üzere).Çünkü böylesi bir yazının altına yapılacak her yorum kifayetsiz kalacaktır.

  Acının, hüznün özlemin, yarım kalmışlığın,eksik kalanların mürekkeple yazıya dönmüş hali...Belki bir iç döküş, belki de bir iç çekiş..Netice itibarıyla umutsuzluk ve tükenmişlik....

Etkileyiciydi.........
14 Ekim 2020, 19.24

Aslında ne diyeceğimi nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum sevgili ZeRRya. Sen takdir etmişsin, başarılı bulmuşsun, elbette çok kıymetli bu benim için. Ben bilmesem de güzel mi başarılı mı ve aslında hiç o gözle bakmasam da yazdıklarıma yüklediğim anlam çokça. O doğru. Elbette o anlamı düzgün cümlelerle anlatabilme çabam da var. İnsan ortaya döküyorsa içindekini, aklındakini, fikrindekini biraz orasından burasından çekiştirip; üstünü başını düzeltip bir çeki düzen vermeyi de bilmeli. En azından bunun gayretinde olmalı olmaya çalışmalı. Sağolsun bana da bunu öğreten bir üstad var. Varlığıyla da yokluğuyla da işlemeyi öğretiyor kelimeleri. Daha çok fırın ekmek var yenecek o baki.

Çok söyleyip az anlatanlardan olmadan yine, iyisi mi ben bir kere daha içi dolu bir teşekkürün arkasına sığınayım. Varol.
...
İnsan yaşar... Anlatır, anlaşılır. Son noktada avuçlarında ne kalır; işte orası muamma.

14 Ekim 2020, 21.23
Yazar tarafından kendisinin ruh tabelasına böylesi itinayla uhulanmış bir yazıya cür'et edilip yorum yapılmaz ki hem ya. Bu yazının tümüyle yazarın kendisini bağlayıcılığı var. Yoruma açık bırakması da başka bir saçmalık olmuş. Tamam ya şu var aslında: Kurgu olsa tamam eyv denir hayal meyal gücünden tat alınır da işte.. Bu tip gerçekliklerin hiç yazıya dökülmemesi taraftarıyım. Tamam dökülsün de yayımlanmasın, not olarak dursun, kağıda anlatılmış olunur iyi olur, dağa taşa suya ağaca anlatmak gibi insanı bir nebze bile olsa hafifletir. 
Ruh mahremiyet ister, böyle hırpanlanmışlıklara herkes tanık olmamalı. 
İnsanlar artık bu tip vakalarda tek başına o zulmü çekmek istemiyor. Ama niye istenmiyor işte. İstenmesi gerekiyor.
Yorumda etkileyici denmiş bir de. Haydaa yani. Ya okuyanın etkilenip etkilenmeme gibi bir vazifesi sorumluluğu falan bunlar zaten hiç üstümüze vazife olmayan duygular. Film mi ki bu ya, oo yüksek bütçeli prodüksiyon oyuncular iyi iş çıkarmış falan olmadı bir de alkış mı tutalım.  
Hadi nasıl olsa etkilendik, bu yetmez, üzerine bir de anlatılanlara imrenelim başımıza gelsin diye dua edelim falan mı olacağız. Susarak okunuyorsa demek ki yanlış bir yorup yapıp da aman hatırayı zedelemeyelim diye okunuyordur belki de dii mi yani dii miii (?????????)
Yazdıkça üslubumun ayarını kaçıracağımı bildiğimden tam burada bilmem kaç yüz bin nokta yetişti bana

15 Ekim 2020, 08.40

''Tamam ya şu var aslında: Kurgu olsa tamam eyv denir hayal meyal gücünden tat alınır da işte.. Bu tip gerçekliklerin hiç yazıya dökülmemesi taraftarıyım. Tamam dökülsün de yayımlanmasın, not olarak dursun, kağıda anlatılmış olunur iyi olur, dağa taşa suya ağaca anlatmak gibi insanı bir nebze bile olsa hafifletir. ''

Ne yerinde bir ayna tutmuşsunuz galactic_pact.  Tüm samimiyetimle söylüyorum bunu. Epeydir sorduğum bir soru bu kendime. Haklısınız insanın kendini sergilemesi gibi bir şey bu yaptığım. Durumun kendi adıma narsisist ya da mazoşist bir yanı var mıdır bilecek kadar psikoloji bilgim olmadığından bir şey diyemeyeceğim ama elbette burada böyle göz önünde duruyor olmasının, kabul görür görmez tartışılır olsa da bir sebebi de var kendimce. 
Çok açıklayıcı olmadığının farkındayım ama özetle var işte yahu bir bildiğim :)

İnsanlar artık bu tip vakalarda tek başına o zulmü çekmek istemiyor. Ama niye istenmiyor işte. İstenmesi gerekiyor.

Bu da yerinde bir tespit olmuş. Ama sanırım zaman mefhumu gözardı edilmiş olabilir biraz da olsa. Her durumda insanı iyileştirir saydığımız zaman bazen ters etki yapabiliyor. Yani demem o ki savınız doğru; çokça susulmuştur, çokça yaşanılmıştır mahremiyet perdeli bir tekbaşınalıkla...

Ben ZeRRya'nın ne demeye çalıştığını kurduğu empatiyi anlayabiliyorum. İtiraf etmek gerekirse de insanın gururunu okşamıyor da değil güzel sözleri. Ekranda gördüklerinize gerçeklik kurgusunun dışına çıkarak bakarsanız eminim siz de anlayacaksınızdır. :)
Yazan kişi ekleme cesaretini gösterdiyse okuyanın da bunu sadece bir blog yazısı olarak değerlendirip üslup anlatım içerik olarak bakıp yorumlaması son derece doğal sanırım. 

Kocaman bademciklerle hasta yatarken germeyin kuzum beni. 
Cafo gibi değilim ben. Yetişemem kapışmanıza :)

Ve gerçekten teşekkür ederim etkili yorumunuz için Galactic_pact.


15 Ekim 2020, 09.02
Anladım. Birkaç şey daha var ama tamam ben bunları yazmayacağım. Yorumum anlayışla karşılandığı için memnun kaldım. Bu karşı tutumdan gerçekten etkilendim, teşekkürümü sunuyorum. Çokta sevindim aynı fikirlerde birleşmemize. Herkes hemen sinirleniyor, bunu anlayamıyorum. İnsanlar agresif oldu hep. Az kaldı unutacaktım, geçmiş olsun. Mevsim geçişlerindeyiz dikkat edelim lütfen. 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın