gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

ÇOCUK (part 1)

13 Ekim 2020, 14.36
A- A+
  PROJE

  Bilgisayar ekranına bakmaktan kızaran gözlerini ovuşturdu. Telefonun hoparlöründen gelen sesten bezgin şekilde kahvesinden bir yudum daha aldı. Şekersiz nescafenin tadı artık midesini bulandırıyordu. Sönmeye yakın sigarasını kül tablasına sertçe bastırdı. Telefondakinin susmasını bekledi, soluksuz konuşan adamın susmayacağını anladığında araya girdi.
-Ahmet bey..
Adam durmadan konuşmaya devam ediyordu.
-Ahmet bey müsaade ederseniz..
Karşıdaki duraksadı.
-Efendim, buyurun
- Bakın otelin lobisinde böyle bir açıklık istemeniz gayet doğal, bunu dediğiniz gibi daha öncede yaptık
-Evet
-Ama burada otelin mimarisinden dolayı kullandığımız taşıyıcı sistem…
-Aynı yere geri dönmesek
-Aynı yere geri dönmüyoruz zaten Ahmet bey.Sabahtır ben anlatıyorum siz dinlemiyorsunuz..
-Bakın statikçi olan sizsiniz..
-Fark etmenize sevindim!
Kavga etmeye doğru giden sohbetin arasına arka fondan gelen arama girdi. Normalde açmayacağı bir aramaydı ama bunaldığından bahane etti
-Ahmet Bey önemli bir arama var geri döneceğim.


Ahmet kapatınca telefon artık seslice çalmaya devam etti. Belki vazgeçer diye bekledi ama telefon çalmaya devam ediyordu. Hakkı Bey yazıyordu ekranda. Telefon sustu. Sigara paketinden bir sigara çıkarttı. Telefonun ekranına bakarken yüzünü buruşturdu.
-Cevapsız arama Hakkı Bey! diye mırıldandı. Hakkı Bey, Hakkı Bey diye bir iki defa daha söylendi. Telefon yine çalmaya başladı. Hakkı Bey yazıyordu ekranda. Uzun uzun çaldı telefon. Açmazsa çalmaya devam edeceğini düşündüğü için istemeyerek de olsa telefonu açtı.
-Efendim.
-Telefonu neden açmıyorsun?
-İşim vardı
-İşin ne zamandır babandan değerli?
-Ne oldu yine?
-Peşimdeler!
Sinirle sigara paketinden çıkarttığı sigarayı yakmaya çalıştı. Babası konuşmaya devam ediyordu·
-Peşimdeler diyorum sana duymuyor musun?
-Ne olursun yapma, bıktım bu deli saçmalıklarından…
-Yalan mı söylüyorum sana!
-Baba…
-Baba deme bana! Yalancı mıyım ben, deli miyim öyle mi? Bir de evlatsın sen değil mi! Sen okuyacaksın diye verdiğim emeklere yazıklar olsun!
Sigarasını hırsla avucunda buruşturdu. Halıya doğru fırlattı. Kelimeler boğazına kadar geldi ama sustu
-Dinliyor musun lan?
-…
-Araba köşede Hande teyzenin apartmanın orada bekliyordu. Yabancı plakalıydı.


Sigara paketinden yeni bir sigara çıkarttı. Yaktı. Derin bir iki nefes çekti. Ellerini saçlarına götürdü. Bir iki karıştırdıktan sonra hızlıca saçlarını çekti. Telefonda babası durmadan konuşmaya devam ediyordu
-Dinliyor musun?
Sinirinden gülümseyerek konuşmaya devam etti:
-Allah’ını seversen sen 70 yaşında emekli bir adamsın. Kim neden düşsün senin peşine?
-Şifrelerini çözdüm! Çocukları kaçırıyorlar!
-Bu memlekette polis yok amir memur yok, sen şifrelerini çözdün öylemi?
-Dalgamı geçiyon lan sen babanla! sen okuyacaksın diye ben geceleri..
Artık dayanamadı, oturduğu sandalyeden hızla doğruldu, sinirle bağırmaya başladı
-Ben okuyacağım diye sen gecelere kadar çalıştın! Kıçını yırttın! Bu mu?
-…
Hırsla konuşmaya devam etti
-Ben ne bok yedim! Evini aldım, arabanı aldım! Her ay para gönderdim! Her işine koştum…
-…
- Sen ne bok yedin?
-…
-Annem öldüğünde neredeydin? Konuşsana!
-…
-Konuşsana!
-Sen nankö..
-Babaymış! S..tir git! S..tir git! Arama beni!


Bütün gücüyle telefonu duvara doğru fırlattı.
Birkaç saniye olduğu yerde kımıldamadan durdu. Sonra donuk donuk etrafına bakındı. Bilgisayara baktı. Projenin teslimine birkaç gün kalmıştı. Sakinleşmeyi denedi. Duvara çarpıp yere düşen telefona doğru yürüdü. Şansına birkaç çizik ve ekran koruyucu kırılmıştı. Çalışıp çalışmadığını kontrol etti. Elinde telefon mutfağa doğru yöneldi. Dolaptan bir tane bira çıkarttı. Ada mutfakta sandalyenin üzerine oturdu, sinirle dudaklarını ısırırken söylenmeye başladı.
-Babaymış…


……………………………
   Saat sabah 06.00' ya geliyordu. Yarım saat önce uzandığı yataktan irkilerek uyandı. İhsan amcam yazıyordu ekranda. Uyku sersemi telefonu açtı.
-Efendim amca.
-Hakan… Amcam nasılsın?
-İyiyim sağ ol da hayır olsun bu saatte amca?
-Oğlum az sakinleş, diyeceklerim var.
-Amca ne oldu?
-Hakan oğlum… Nasıl desem bilmiyorum ama bana da haber gelince...
Telaşla yerinden doğruldu.
-Amca ne oldu söylesene?
-Hakan baban intihar etmiş, banyoda bileklerini kesmiş.
-…
-Hakan dinliyor musun?
-…
-Başka durumlar da var, evin duvarlarında küçük çocukların fotoğrafları, gazete kupürleri falan… Pedofiliydi,cinayetti bin bir türlü boktan durumlar var.
-Nasıl yani?
-Telefonda olmaz Hakan acil gelmen lazım.

   Telefonu kapattı, hissizdi. Az önce babasının ölüm haberini almıştı ama hissizdi. Telefon rehberinden bir numarayı çevirdi. Sakin bir ses tonuyla mırıldandı.
-Abi kusura bakma bu saatte rahatsız ettim.
-Estağfurullah buyur Hakancım
-Benim acil memlekete gitmem lazım, proje ile ilgilenebilir misin?


…………………………………

Yola çıkalı bir saati geçmişti. Akşamın uykusuzluğu, yorgunluk, gerginlik derken arabayı sürmekte zorlanıyordu. Geçmişinde bastırdığı anıları kafasının içinde dönüyordu.

 Çocuktu daha, 7-8 yaşlarında anca vardı. Kapıda yakalamıştı babası.
-Nereye lan?
-Arkadaşlarla top oynamaya gidiyorum babacım
-Türk filmimi çeviriyoruz lan burda! Babacım ne!
Bütün gücüyle patlatmıştı tokatı yüzüne. Canı yanmıştı ama ya bir daha vurursa diye annesi gelene kadar korkusundan ağlayamamıştı. Babası sertçe bağırmaya devam etmişti
-Hanım gel şu oğluna bak! Bir bok olmaz bu çocuktan
Annesi koşar adım mutfaktan geldiğinde büzüşüp kaldığı duvar kenarından baktı gözlerinin içine. Sessizce ağlamaya başladı. Hıçkırırsa bağırırsa bir daha vuracaktı babası, emindi…
Babası bağırmaya devam etti
-Ödevini bitirdin mi lan!
Korkudan konuşamıyordu. Kafasını yok dercesine iki yana salladı. Annesi önüne siper etmişti kendisini ama babası eli havada durmadan bağırıyordu
-Bundan bir bok olmaz! Bana bak lan! Elinde bir işin varsa bitirmeden başka bir şey yapma! Her ne olursa olsun! Duydun mu lan!

Proje diye mırıldandı. Proje…
Arkasındaki arabanın kornası ile irkildi.
-Yürüsene be kardeşim!



Azda farklı bir şeyler yazayım. Masal masal nereye kadar:)

YORUMLAR

14 Ekim 2020, 13.57
Babası,  Hakana sille tokat girişirken ve bağıra çağıra ''elindeki iş bitmeden başka şey yapmayacaksın'' diye üzerine yürürken aklına gelirmiydi acaba bir gün gelip oğlunun elindeki çok önemli bir projeyi kendinin ölümü nedeniyle birkaç günlüğüne de olsa ertelemek zorunda kalabileceği...

Sıkılmadan okudum. Öykü tarzında akıcı bir blogtu...Tebrıkler cafo...
14 Ekim 2020, 19.41

İnsan kıskanıyor tabi böyle her telden yazabilen adamları. :)
Hasetinden yorum bile yazmayı sonraya bırakıyor hatta. :)

Şu çocukluk denen şeyin bilinç altındaki kilitli sandıklara olan yansıması ne tuhaf, ne baş belası bir şey. 
Unutmak diye bir şey var diye ne çok kandırılmışız. ... Unutmuyoruz aslında. Sadece hatırlamıyoruz ki bence ikisi asla aynı şey değil.. Ruhumuzda açılan her yara iç kanamalı bir halde biz görmeden çağıldayıp duruyor da haberimiz olmuyor. Sonra böyle en afili zamanlarda... Neyse.

Yine bütünden kopup birkaç kelimeyi cımbızlayıp, bir hissin peşine düşüp alakalı alakasız  saydırmış olabilirim. Ruh halime ver :)

Bu part dediğin şeyin I'i varsa II'si de olacaktır dimi?
Merakla bekliyorum.


15 Ekim 2020, 10.20
Hakan'ı fazlaca agresif buldum :)) Armut dibine düşer mantığı, kişilik olarak babasından çok da farklı değil sanırım.  :))  
Hemencecik öldürüvermişsin babayı, şöyle aşamaları falan anlatsaydın, o bilekler nasıl kesildi, kan nasıl aktı, falan filan...  Sonraki bölümlere kaldı hevesim:))) 

Kalemine sağlık inşaaaatçı, devam... 

Hüpünüzz jitinizzz defolup gidiniz mi dedin sen bana:)))


15 Ekim 2020, 10.29
Çocukluk aslında pek umursamadığımız göz ardı ettiğimiz bir şey. Çocuk değil mi yapsın, çocuk işte ve ya kızalım bağıralım hatta dövelim çünkü karşımızdaki çocuk diye düşünülüyor(du).Allah büyük konuşturmasın ama ben şu an kızıma elimi kaldırıp vursam hiç düşünmem vurduğum elimi kendim kırarım. Zamanın şartlarına göre değişiyor her şey sanırım. Velhasıl kelam ileride nasıl bir insan olacağımızın şekillendiği yer çocukluk.   
Kendimden ufak bir örnek (anı), babam rahmetli de beni çok döverdi. Keşke sağ olsa da yine dövse o ayrı konu tabi. Bir gün boya işine gittik. Ev boyuyoruz. Hani şimdi dövüyordu diye gülüp geçtiğim olay o zaman bende o kadar korku yaratıyordu ki pehhhhh smile Resmi .Benden spatula istedi. 2 oda bir salon ufak bir ev. 2-3 dakika bir telaş evin içinde deli dana gibi dolaştım. Bulamadım normal olarak. Gözümün önündeymiş oysa. Ama bulamazsam, kızarsa, döverse hesabı bulamadım. Tabi yine bir fırça yedik. Yaş oldu 41. Hanım bana evde şunu getirsene dese bulamam. Gözümün önünde olsa bulamam, bulamadıkça telaşlanırım telaşlandıkça bulamamsmile Resmi hanım dövmüyor da kızmıyor da amasmile Resmi
Buna psikiyatride travma mı diyorlar ne diyorlarsa işte ama çocukluktan gelen bir şey.  psikoloğumla rakı içmeye gittiğimde bunu bir tartışayım smile Resmi

Zerrya hiç bir proje yada iş babanızdan önemli değil. Ama çocukluktan gelen o baskı saplantı travma ya da her neyse işte bazen sağlıklı düşünmenize engel olabiliyor. Asune Part 2 de yazacağım part 3 de part part gideceğimsmile Resmi korkun bendensmile Resmi  İşten bunaldığımda( ki bu ara cidden çok bunaldım) kaçacağım bir mekan olsun diye yazmaya başladım bu bloğu. Sıkıldıkça kafanızı ütüleyeceğim.

Yorumlar için teşekürler
15 Ekim 2020, 10.40
Bebe, yazmışsın bak ona yetişemedim. Toplu cevap olacaktı ne güzel. Al sana yer israfı...Al sana cigilibayt kaybısmile Resmi Senden ötürü hep bunlar!
Babasının nasıl öldüğünü ve ve ya öldürüldüğü de flashback şeklinde yazarımsmile Resmi Böyle oluk oluk kanlar fışkıraraktan küvetin kenarından seramiğe damlayan kanların yine küvetten taşan su ile gidere doğru giderkene oluşturduğu .....smile Resmismile Resmismile Resmi 

Hem bir de tasarruf ederimsmile Resmi Defolun gidiniz der miyim ben sanasmile Resmismile Resmi
16 Ekim 2020, 19.40

Sevgili cafo birkaç kez gelip gitmemi sağlayan paylaşımın için tebrikler. Devamını bekleyenlerdenim...

Çok tanıdık geldi hikaye bana, neredeyse yaşanmış baba-oğul ilişkisi ve kahramanımızın adından 
dolayı.

Bizde genelde kahramanlar ölürse akılda kalır, resimleri öpülür, kitabı satar, filmi izlenir, hayatı merak edilir falan ama Babalar hep kahramandır.  

Ben payıma düşeni bozdura bozdura harcayanlardanım. 
Ve asla bir Yunus Emre bütünlüğünde olmayacak. 

Bu arada yazmak istediklerim bambaşkaydı kendimi çukura attım. 
Debelenip boğulmadan bana eyvallah.

Saygılar kaleme..





Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın