gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Havai Fişekler Neden Yasaklanmıyor?

01 Şubat 2021, 15.29
A- A+


Gündüz yaşanan ay tutulmaları ilginç oluyor. Birden akşam oluyor. O tutulmalar ikişer saniye aralıklarla 1 saat boyu sürse herkes mal olur. Uykun mu yok, salla gitsin akşam oldu mu oldu doğru yatağa. Tam kahvaltı yapılacakken ay tutulmalarımıza hoş geldiniz. Zeytin yumurta peynir masadan alınır yerine pilav dolma çorba konur. Nasılsa akşam oldu ooh ne güzel dünya olur muydu. Sanmam. İnsan bu gerçi ne yapacağı kestirilemiyor. Zararlarının o kadar anlatılmasına rağmen havai fişeklerin bir türlü yasaklanmamış olmasından hazır herkesin haberi varken ben de bir şeyler demek istiyorum.


Kuşların göç yolları üzerinde olumsuz etkiye sahip olan havai fişekler, ortaya çıkan yüksek ses nedeniyle, kuluçka döneminde olan kuşların da korktukları için yuvalarını terk etmelerine neden oluyor.
Havai fişek. Ne pohu tatmin ediyor bu ki? Sünnette düğünde asker uğurlamasında, sabah erken kalkanın icat ettiği herhangi bir mal kutlamalarda havai fişekler yukarıyı işgal ediyor. Gökyüzünün milletleri ölüyor. Travma, körlük, baygınlık, çoklu ve eş zamanlı gerçekleşen ölümcül kalp krizleri, havada savrulup binalara çarpmalar, sağırlık, agresif karakter, zamanla yer yüzünde dolaşma sürelerinin çoğalmaları vb belirtileri gösteren gökyüzü milleti bizimle henüz konuşamadıkları için dillerini hala translate ile çeviriyoruz sorunu bu yüzden çözemiyoruz.


O zaman bilime kulak kabartalım.

Havai fişeklerde kullanılan piroteknik sistemi; %75 oranında potasyum nitrat, oranında odun kömürü, % 10 oranında ihtiva ediyor. İsteğe bağlı olarak içeriğinde bakır, baryum ve stronsiyum da barındırabiliyor. Çevreye saçılan zararlı partiküllerin yanı sıra aynı zamanda doğada yok olmaları uzun zaman alan, ambalaj atıkları da oluşuyor.
Havai fişek kullanımı esnasında çıkan yüksek sesten etkilenenler yalnızca sokakta yaşayan canlar olmuyor, onlarla birlikte bebekler ve küçük yaştaki çocuklar, yaşlılar da olumsuz yönde etkileniyorlar.

Ama kendimize yakından baktığımızda, bizle her konuşamayan nesneyi öyle kolayca görmezden gelmediğimizi kolaylıkla görürüz. Olsun, taş ne de olsa, benle konuşamasa bile ben mal mıyım sıçtığım yeri temizlemeden gidersem ve yakalanırsam kime ne derim gibi haklı gururları karşılayan tepkilerimizi fark ederiz. Havai fişekleri köpeğinin kedisinin bebeğinin kocasının annesinin babasının yatağı başında gece aniden patlatabilir mi. Kıyabilir mi yakınlarına. En önemlisi bir deli zannedilmekten korkarız ve bunu yapmayız. 



Ama gökyüzü milletleri tarafından bir deli bir aptal bir mankafa olarak görülmemizi ise hiç umursamayız. Çünkü onlar Türkçe konuşamıyorlar. Kendine yakın milleti muhterem, ama gökyüzündeki millet haybeden. 



Tamam patladı güm güm gökyüzünde parıltılar oluştu seyrettin anaa anaa ovoo ovooo dedin ve bi sonrakini seyretmek için kafanı yukarda tutmaya başladın. Ertesi gün uyandın bi iki avu attın ağzına –öyle mi avulanasın- sonra instanı açtın gökyüzü milletinin havai fişeklerden zarar gördüklerini okudun. Naparsın tepkin nasıl çıkardı. Orada bir tepkinin senden üremesi gerekeceği için soruyorum. Raporlu deli olmayan her sağlıklı insandan üremesi gereken bir gerekliliği yaşayacağın için soruyorum. Kendin hakkında ne düşünürdün? Bunları saçma bulup tam bir aptal olarak iplemez miydin, yoksa doğruluklarını bile bile havaileri seyretmeye devam mı ederdin? İkinci seçenekte bi seyretme eylemi olsa da ondan olsan be keşke. 


Doğruyu bilsen ama yapmasan. Bu daha iyi. İlki var ya, o işte, ateşte kararında eritilip sağlamından aptala dövülenlerle uğraşmak ölüm ölüm.


Fişeklerin insana olan zararları da var. Ama maalesef hayvanlarda daha bi zararlı. Neyse artık insana daha fazla zarar vermesini umut edecez. Hayattan yanlış anladığın konfor tanımın yüzünden dünyadaki her canlıya zarar uçuruyorsun. Ya tamam sen en akıllımızsın, süper medeni bir hayatı sadece sen sağlayabilirsin. Ama belki de değilsin işte. Belki akıllı değilsin, belki de her canlı millete saygı geliştireceksin içinde. 



Millet onlar. Faydalı bir düzen işletmenin gereğini sezgileyerek bunun olması için klanları içinde veya başka varlıklara karşı kurallar oluşturabilen her canlı birliği millet kimliğini kazanır. 


Tırnaklarımızdaki mikroplar. Kirlet ve öl prensibiyle var ola gelseler de onlar bile :)


Hayvanların hepsi, kendi aralarında birbirlerinin genel ismini BİREY olarak anlamalarını sağlayıcı özellikler barındırıyorlar var oluşlarında. Hepsinin eko sistem üzerindeki faydasından haberimiz var. Sistemlerinde ölmesi gereken bir karınca, bir aslan, bir fok feda edilir. İnsan da yapar bunu. Görkemin kolay sağıldığı ezber refleksler. Savaşacaksan meydan burada . Ölmek istemiyorsan ölme, yaşa kafana göre, ama savaşta ölmesi için ürettiklerimize de ses çıkarma. Kurban verme diyelim biz buna. Her form bu ritüeli yapar. İhtiras olmasaydı bizden geriye bişey kalmazdı. Mecburuz.
Mecburuz çünkü zorbalık heyecan verici. Şehirler arası otobüslerde içilen sigaranın zararlarını okuyamamıştık öyle takılıyorduk mandıralarımızda. Faydalıdır diye reklamları da varmış ben yetişemedim o tarihe. Amerika’da da çekildi öyle reklamlar. Küresel bir komploydu diyip geçelim.



Gel gör ki ahırdaki öküze bi sigara yakıp versen suratına fırlatır. Ama şimdi her bilgi akışına erişimimiz var. Gökyüzü alemindeki milletlere havailerin verdikleri zararları okuyoruz. Güvercinler, kargalar, martılar, atmacalar, serçeler, şahinler, kumrular, (kumruları özellikle severim sayarım, daha bi aklı selim görünürler bana). Her birinin kendi aralarında uyum içinde yaşamaları için olanaklar sunan kuralları var. Almanya Amerika, aşağı mahalle yukarı mahalle, Edirne ile İstanbul, alt komşu ile üst komşu, bitişik esnaflar, öğrenciler, bizler ve herkesler. Kurallar geliştiririz aramızda her sahada ve mecrada bu kurallardan rutini elde ederiz. 


Gezegende rutini olan insan dışı diğer milletlere konforumuzdan artık ne kadar artarsa o kadarcık bi memnuniyet payı dağıtıyoruz. Biz onların dilini bilmiyoruz ama bilimin dilini biliyoruz. Onlar da öyle yapıyorlar. 



Bir güvercin, kumru nerde yuva yapar bunu bilir oraya yaklaşmaz. O balkondaki saksıya gidip yuva yapmaz. Çünkü oraya her zaman kumrular yuva yapar. Kumru da gidip çatı altı oyuklara yuva yapmaz. Nadir de olsa agresif vakalar var. Atmaca ile serçenin besin pramitlerinden birbirlerinin haberi var. Bilim çalışıyorlar. Gözlemliyorlar, sonra da istatistiği görüyorlar ağırlıklı rutinleri kavrıyorlar. İhlallerden kaçınıyorlar, aralarında herhangi bir gasp olmaz. Çalma çırpma olur ama nadiren. Yaşadıkları mıntıkada var olan metre kareyi bölüşürler. 


Yapamıyorlar bunu çok denediler. Twitter hesabı açıp kampanya yapıcaklardı translate yeterli olmadı. Dağ keçileri daha iki gün önce avlanmayı durdurmak için röportaj vermişlerdi de olanları hep birlikte görmemiş miydik?


Bunu tam bilmiyorum sadece tahmin ediyorum. Bu …..…oduğumun dünyasında en azından can sıkıntımızı gidermek için bu davranışlarımızı tartışabiliriz. Böyle güzel iyileştirmelere imza atmak ruhu parlatır. Akla cila atar. İnsana iyi gelir. İnsana moral katar. Bak. Herkes buna cevap verir. Kendi hayvanlarımızın ailelerimizin odalarında gece havai fişek atmamayı akıl edebilen bir varlık mısın yoksa değil misin? Bu kadar açık. Varlık mısın? Bak. Şimdi, bu gökyüzünde odalar var tamam mı? Yukarıdaki hayvan milletlerin önceden tuttukları bölgelerle çizili bir gökyüzü var tepemizde. Yerde de var bu bölgeler. Bunları zaten biliyorsun. İşiyorlar işaretliyorlar işte bildiğimiz şeyler. Susuyorsun kalıyorsun arkadaşım hayatın çok zordur senin :)


Tabi yani büyük meselelerin ablacıklarında ağabeyceklerinde böyle küçük meseleler için ayrılacak vakit yok. Saygı. Hem de ben :) Onlar birbirlerine epik destanlar yazarken, biz küçük insanlar da güvercinleri kumruları atmacaları serçeleri sıvırcıkları kurtarırız işimize gücümüze bakarız oooh miss :) Hayat keyifli aslında. Keyif neye denir biliyoruz biz. Onlar gibi değiliz. Biz, yaşıyoruz. Konuşuyoruz. Okuyoruz. Kendimizi açıyoruz aktarıyoruz ve alıyoruz. Gezegeni değerlendiriyoruz. Bilimkurgu filmlerinde ileri tarihlere resmedilerek önceden tarihledikleri ve berbat olmasını istedikleri gelecekteki o dünyayı gerçekleştirmelerine izin vermiyoruz. Bu bir savaştır. Sen savaştasın. İnananla inanmayan arasında değil. Dindar ile ateist arasında değil. Zengin ile fakir arasında değil. Bu savaş akıllılar ile aptallar arasında geçen bir savaş. 



Küremizi nasıl mahvettikleri hakkında hiçbir fikri olmayan geri zekalılar ile aramızda gerçekleşen bir ölüm kalım savaşıdır bu. Çok ciddi olman lazım. Mevlana misali, bir ayağın ruhunda çakılı olsun, diğer ayağın da gezegenimizi dolaşsın.  


Sen, meclisin kırmızı koltuklarında yatarsın uyursun, ben burada tv karşısındaki koltuğumda uyurum, diğeri kanepesinde falan uyur gideriz. İş neye denir? İnsana iyi gelen her uğraşa iş denir. Çalışmak para kazanmak değil sadece. İş'in genel tanımı budur arkadaşım. Sana huzur getiren her çaban bir iştir. Havai fişeklerin yasaklanmasını sağladığında o koltuğunda, sen bedenini geçindirmek için bir iş yapmış olmayacaksın. Ruhuna aş vermiş olacaksın. Arabanın gitmesi için gaza yükleniyorsun ya hani, öyle düşün. Pedal senden gerekli bir ilgi istiyor. Senin bir yerlere ulaşman için mecburiyetten senden istediği o ilgiyi gökyüzünün milletleri de istiyor senden. 



Yaşamak istiyor musun diyor sana. Peşinden de, o zaman beni öldürmemelisin diyor sana. Ulaşmak istediğin ileri 50 li 100 lü yıllara bensiz ulaşamazsın diyor sana. Tamam seni koltuğundan kıpırdatacak gücümüz yok belki. Belki hiç umursamıyorsun. Tercihini yaparsın bununla yaşarsın. Ne yaşamak olur ama :)

Lütfen imza ver
https://www.change.org/p/havai-fişek-yasaklansın-kuşlar-özgürce-göç-etsin?source_location=topic_page

YORUMLAR

02 Şubat 2021, 15.52
Ya ne kadar haklısın Galactic. Sinirlenmişsin yazarken, ben de okurken delirdim. Zaten ayar oluyorum bu mankafalara. Nasıl bi malız arkadaş biz ya. Hiç mi düşünmüyoruz kendimizden başka bir canlıyı. Hayır a salak! Sen kendi geleceğinle de oynuyorsun, doğayı hiçe saydığın için geliyor başına depremler, seller, virüsler, şunlar, bunlar... Nedir yani havai fişek ya! Senin duyduğun gürültünün kaç kat fazlasını duyuyor köpekler mesela. Yeni uyuttuğun bebeğin uyanıyor mesela. Gökyüzü milletinin başına bak neler geliyormuş mesela. Fabrikası bile tehlikeli, fabrikadaki patlamayı biliyoruz.A be salak! Patlatmayıver havai fişek, ölür müsün! Yani var ya; sorsalar bana, böyle duyarsız bir insanla, bir kelebek var ve biri ölecek, sen karar vereceksin, hangisini öldürelim, diye, gram tereddüt etmem gram, gebersin gitsin yaratık!!
02 Şubat 2021, 16.13
Kafam oldu bi milyon, bunlar neeeee smile Resmi
- bi iki avu attın ağzına
- zarar uçurmak
- bir tepkinin senden üremesi gerekmek
- aptala dövülenlerle uğraşmak ölüm ölüm
- görkemin kolay sağılması

Anlamak için cümle içinde kullanıyorum, olmuyor, tek okuyorum yine olmuyor, kelimelerin yerlerini değiştiriyorum, anagram yapıyorum, ters çeviriyorum, ıı ııhh, cıks, ne yapsam olduramıyorum

Hem olay ne zaman tırnağımızdaki mikroplara geldi?

Ben hala havai fişek sesi duyduğumda, hemen koştur koştur pencereye çıkar bi bakarım, "aaaavv, ooovvv, yühaaaa" nidalarıyla eşlik ederim smile Resmi Asıl sorgulamamız gereken; o kuşların o saatte orada ne işi varmış? Kuşların hiç mi suçu yok?
02 Şubat 2021, 16.15
Aha buyur nhlmğıaehmıkacnkmoıacm mvımac9hlmeövhmcçrrühelönıam9ıhnamc
02 Şubat 2021, 16.50
Bir kızılderili atasözü der ki; 

 '‘Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.’'

Para kazanma hırsı işte bu denli tehlikeli.....


Doğaya çok büyük zararlar verdiği bilimsel olarak da açıklanmış olan havai fişekler sadece gökyüzü sahiplerine değil; insanlara da suda yaşayanlara da büyük zararlar vermektedir. İlginç olan ne biliyor musun galactic? Tüm dünyayı kasıp kavuran pandemi dalgası gibi bu havai fişek olgusu da Çin'in başının altından çıkmış...İlk havai fişekler 1270 yılında tapınakları kötü ruhlardan korumak amacıyla  bir rahip tarafından kullanılmış. Halen de en büyük havai fişek üreticisi onlarmış. (Bu küçük adamlar ne yapıyorlar böyleeeeeeeeee!!!!!!!)

Eski yıla veda edip yeni yıla merhaba derken bütün dünyada bir havai fişek yarışıdır başlıyor. Birçok organizasyonlarda ya da eğlence ortamlarında;  çıglıklar atarak, coşkuyla  bu  görgüsüzlüğü izleyen tüm dünya insanlara diyorum ki '' kendinize gelin, bu dünya sadece bizlere ait değil''

02 Şubat 2021, 18.18

Gmsnn, galactic diyo ki havai fişekler neden yasaklanmıyor? 

smile Resmi
02 Şubat 2021, 22.41
Othe o yeminle aklıma geldi biliyon mu. Ona da anagram logaritma kpss çalışmaz diye düşünerekten fişeklerin yasaklanmasını okudun mu diye ondan sormadım:dd Madem cevap verecekti ben sorsaydım keşke D:d

45 senelik ifade özgürlüğüm meşruiyetini mi kaybediyor yoksa. O emoji nerdesin sen nerdesin. Miadı ma miladıma kimliğime inançlarıma çoraplarıma varana dek gerçek bildiğim tüm o şeylere veda etme günüm mü yoksa bugün :(( 
Günümüz dünyasındaki hıza ayak uydurmaktan zaten canım çıkıyordu bahane oldu off fındık kaymak oldu. Gerçekler canımı çok yaktı ama olsun kahvaltı yaparım bütüün hepsi akar gider :))))


Cezbe ben o yanan havai fişek fabrikalarını unuttum yazacaktım. La oğlum niye huzursuzsun, yazdın işte dedim ama kuruntu bitmedi. Buymuş o yaa :(((( Normal olarak yazarken biraz yükseldim reis. Kolay çözülmesi açık böyle konularda bile aksağız, bu insanı sinirlendiriyor. 
Bir oy da benden kelebeğin lehine.


Zerya, kızılderililer fikirli idrakli insanlar. İşgale uğradıktan sonra güzel sözleriyle davranışlarıyla dünyayı beslemeye devam ediyorlar. Bu imkansız biliyorum. İlla herhangi bir ülke tarafından işgal edileceklerdi. Varsayalım bir mucize oldu, hiç işgal edilmediler. Günün birinde o anakaradan dünyaya açılmayı ister miydiler? Ben açılmazlardı diye tahmin ediyorum. 

Saklanmak isteyecek olmaları dünyaya ilk başta garip geleceğini bilsek de; ana karalarındaki habitatları koruyacakları kesindi. İnanılmaz olurdu. Mc, Bucks, fosil yakıtlar ve elektrikle çalışan bırak hiçbir aracı: biçimiyle işleyişiyle sanayiyi endüstriyi hatırlatacak hiçbir dumanlı bacaya izin vermezlerdi. 

Çinliler de napsınlar, tepelerinde, ezelden beri dünyayı ele geçirme sapkınlığı üstlenerek hepimizce diktatör olarak görünen deliler manyaklar hiç eksik olmadılar. Emir kulu milyar sayılı çinlinin ellerinden öyle çok bişey nasıl gelsin ama? Mağdurlar. Orası hala hanlıkla idare ediliyor bence. Bence değil, kesin.

Patron, senin o konuları haaaydi bi daha demeye gerek yok mu var mı sen biliyorsun işte Othe'nin oralarda samandaki zaman altı gerçeklik kesitinde her zamanki gibi başroldün:)) Cezbe'yi ikinci yoruma motive etmen sadece sana mahsus bir manipülatiflik :) Yoruldum zaten akşama kadar iptal oldum ya :((((( Çalışmak çalışmak. Hayat bu değildir belki de ya :((
02 Şubat 2021, 23.02
 Asıl sorgulamamız gereken; o kuşların o saatte orada ne işi varmış?(hemide kızlı erkeklismile Resmi) Kuşların hiç mi suçu yok?

Reisin, elindeki şemsiye ile kafesteki kuşları "nabıyonuz siz" dercesine hunharca dürtmesi aklıma geldismile Resmismile Resmismile Resmi 
05 Şubat 2021, 15.43

Az daha kısa yazıp atladığın dalların çeşidini de biraz azaltsaydın benim gibi başta okuduğunu sonda unutanlar için daha hayırlı ve faydalı olacaktı ama olsun; varsın zamanımız okuma tekrarına feda olsun. 
Aşktı, meşkti, duyguydu, andı bunları okurken insan destanmış romanmış bakmıyor uzunluğuna kısalığına veya kurulan cümlelerdeki söz dizimlerine ama farkındalık yaratma odaklı yazılarda vurucu, slogan vari kısa ifadeler daha akılda kalıcı oluyor kanımca.
Sen bildiğin hızını alamamışsın. Yine de güzeldi okumak.

Düzeni değiştirmek için de bir imza kampanyası var mı bildiğin? 

05 Şubat 2021, 20.04
Ya biliyor musun Gri, kısa yazılar için de kendime söz verip duruyorum. Kısa blog denemelerimde başarılı oluyorum ama tuhaf istem dışı tuhaf bir ara kesite girip oradan da aktarasım tutuyor.
Yazdıklarım unutulmasın diye kendi ukalalığımı anlattığım satırlarda, blogun asıl konusunun kıyısını başın derinini sığını sığdırmaya çalışıyorum. Yoksa konular tamamen bahane mi? Bunu düşünmekten kendimi alamıyorum. Sırf ukalalık taslamak için mi yazıyorum acaba?
Öyle bir aptal olmayı cidden istemiyorum ama toplum gündemindeki konularda kendimden bahsetme gereğini niye duyuyorum? Dii mi? İşlediğim sorunlu konularla ilgili kişisel düşüncelerimi aktarırken sınır olan o çizgiyi unutuyorum.
Gerçekten o kadar haklısın ki, konulu kurguları yazıya döktüğümde bu endişeyi hiç yaşamıyorum. Ağır dramlarla sonlansalar da; öyle yazılarda daha özgür oluyorum.
Konunun, okuyanın aklınca benimsenmesi için önerilerde bulunmuşsun. Slogan vari pankartlık başlıklar ile, twitter'da açılan hashtagler gibi, açılan storylerdeki hödböt azarlı paylaşımlar gibi 10 saat sonra internet çöplüğünü boylayacak bir enerji sarfiyatına hiç alışmadım. Çöplük derken yani hepsi zaten ilk çöpler olarak kendileri zaten. Çöplüğe giden çöpler. Anlatılan gerçekleri çöpe çeviren konu sahipleriyle, anlatılan gerçekleri çöplükten çıkarmaya çalışan konunun toplumdaki çok az bir aklıselim sayıdaki haklı sahipleri ile, ve konunun tamamen karşısında olup o çöplükte eşelenen tavuklar arasında çamur banyosu yapılıyor her yerde.
Büyük büyük laflarla, beylik deyişlerle, terbiye edici mantıklarla anlatılmaya çalışılan gerçeklerin her biri çöpe dönüşüyor. Ya da karşılıklı enkaz alış verişlerine dönüşüp; çöp, çöp yolunda gerek deyip yakılıyor.
Ben bunun yerine kendi hissettiklerime güveniyorum. Kendimi hangi örneklerle ikna ediyorsam onlarla besliyorum gerçeklerimi. Düzeltilmeleri için yazıya döktüğüm sorunlu konularda ben yazarken sinirrleniyorum. Sinirlendiğimde dikotomiye çok başvuruyorum. Nüktenin içinden geçme durumlarıyla sık karşılaşıyorum. Bu da; yapraklarından hızla meyve bitirmek için dikotomik dallaştırmak zorunda olduğum büyük ağaçlara dönüşüyor. Kendiliğinden olan bir durum. Bilerek yaptığım bir eylem değil. Onlarca uzuuun mu uzuun cümlelerin ayak izlerinin birbirlerine karışması için özellikle isteyerek komplike yazdığım yazıları görmediğin için şanslısın. Sen bilmiyorsun ama ben o konuda tedavi ettim kendimi :) Daha öyle yazılar yazmıyorum. Ha, beni öyle okumayı sevenler çoklar.
Gri, sinirlendiğimde üzülürüm ben. O üzüntüyü yazılarımda kendime yaptığım espriler ile hapsediyorum. Yazı bittiğinde hepsi özgür oluyor. Bunu yapmasam, üzüntümü okuyucuya yansıtacağımı biliyorum. Milleti incitmektense uzun ama yargısız bir yazının ortaya çıkmasından yanayım.
Dünyadaki düzen şimdilik iyi. 5 sene sonra değiştirilmek istenmesi iyi bir zamanlama olacak. Şimdiden birkaç manifesto görebilirsem, mucize olur da hani görebilirsem 2 sene erkene de çekilir hani :)) 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın