gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Adım Gruutt :))

04 Mart 2021, 19.06
A- A+
Yaz sil, sildiğini tekrar yaz, sonra yine sil ve aynısını tekrar yaz. 


Gerçekten mi ama? Üretilemiyorsa üretilemiyordur. Bu kabullenildiğinde hiçbir kimse geri zekalı olmaz. Bu gerçekten ciddi bir sorudur: >> Es kaza iyi bir yazı kaleme alındıktan sonra bunu tekraaar tekrar yayımlatıp egoyu erekte etmeye bir insan neden ihtiyaç duyar ki?

Düşünmek yazmak konusunda illa da iyi olunacak diye bir kaide yok. Bir balinaysan okyanusta beslenirsin, bir aslansan karada beslenirsin. İnsan; ruhunun ve aklının erdiği bir şeyleri arayarak bulur. Tekraren yayımlatılan bloglarda, binlerce yıl evvelden neşr edilen bir el yazmanın Türkçeye çevrilerek hem bize hem de tüm dünyaya bir jest yapılması durumu var da ben mi göremiyorum.

İyi o zaman herkes kendisini tekrar etsin dursun, üretkenlikten tümüyle vazgeçelim. Şu metafor ile haksız olmam sanırım: İlkokul okuyan çocuklarımız orta okula hiç geçmesinler, orta okullular liseye geçmesinler, lisedekiler hep liseli kalsınlar, o güzeeel mi güzel mis gibi anılarını tekraaar tekrar yaşayıp dursunlar, Hatta; yıldızlı pekiyili karnelerini gelip burada blog diye yayımlatsınlar. İnsanlar kendilerini hiç zorlamasınlar, bir çiçekle (blogla) o bahar senin bu bahar benim çimenlerde dolaşıp dursunlar.


Kişisel gelişim kitaplarından veya psikologlardan alınan 'mutlu olman için her şeyi denemelisin' önerisine kulak asıp hebele hubele hebele hubele modunda bir insan bu dejavu ile nasıl keyif bulabilir bunu hiç anlamam. Senin o ucuz mutluluğun kimin umurundaki zaten. İnsanın tarihçesinde böyle bir keyif alma yöntemi YOK YOK YOK. İki yüz gramın yanında meze olarak akıldan çıkan ara sıcaklar mide yolunun yarısında soğur zaten. Kusup kusup ''işte şunları yedim, halbuki ne de güzellerdi, dışkı olmalarına siz de benim gibi üzüldünüz dii mi dii mi?'' dendiğinde bu normal görünecek öyle mi? YANİ GERÇEKTEN Mİ YAA(?) ¿¿ 


Bal yiyen baldan usanır. Ama bir arı olacağını sanıp usanmamazlıkta diretirse o da onun tercihi olur. Buna karşıyım. Her ne kadar, karşı olduğum çok bütçesiz problemlerin yanında sinek minyonluğunda bir problem olsa da; yine de karşıyım. Bir haltı düşünürsün, ondan fikir sağarsın bitirirsin. Çok verimli bir açı yakalayacağına inandığın gelişkin bir beynine denk geldiğinde, geride bıraktığın o halta ilham almak için göz ucuyla sadece bir göz gezdirirsin. Onun tamamı sana yasaktır çünkü. Aklının gelişkin pervasız bir dönemine rastlamadıkça, o haltın tamamı sadece senin durağanlığını sana unutturmaya yarar. Kendini kandırırsın. Tembelsindir. Tembellik ayıp değil. Utanma. Dünyanın en tembel en miskin insanıyım. Hakkımda kim ne düşünüyor söylüyor ..kasım paşa. Tepkinin normali budur. Anormali ise, alkış alacaklar diye -çok da güzel yapıyorlar, normalleşme başlasa da gitsem keşke:((- diye tekrar tekrar sahneden ayrılıp yeniden sahneye çıkan maestro ve tenör/operet ile kendini bir tutma çaban. İşte bu anormal tamam mı? Sahnen bitmiş inmişsin, millet evine dağılmış, herkese telefon açıyorsun ''nasıldım iyi miydim, lütfen lütfeeen azcık daha alkış'' demen çok anormal tamam mı? 


Bunu yapma lütfen.

YORUMLAR

05 Mart 2021, 13.04
O kuzuyu bana ver smile Resmi smile Resmi
05 Mart 2021, 14.06
Adını Sernur koydular. Ablamda :) Daha 20 günlük. Şimdiden evcilleşti. Gözleri turkuaz yeşili. Ablamın peşinden ayrılmıyor. Duyunca ben şok!! Çiş eğitimi bile vermiş ona :) Terasın bahçen varsa bakımı kolay. Kışın zaten evde kalmalılar. Brocum bunları en fazla 3 ay sevebilirsin zaten. Çabuk büyüyorlar. 
05 Mart 2021, 15.55
Galactic sakın verme, kuzu çevirme yapacak, inanma
05 Mart 2021, 16.04

İki kere okuyup yazının içinde ikisinde de kuzu aradım iyi mi... Nasıl bir üslubun varsa artık insanı kendinden şüphe ettiriyor. Yok galactic muhakkak demiştir de ben göremiyorumdur kesin diye. Meğer gözün önce yoruma kaymasının cilvesiymiş.
Dün bir şeyler olmuş ve ben kaçırmışım galiba. Bu yazı da onun üzerine yazılmış gibi.
Öyleyse şayet, iyi gelmişti oysaki bana o yazı. Siz eskiler fihrist gibisiniz maşallah da biz yenilerin suçu ne. Yazarın tekrara düşmesindeki espriyi bilemem ama birilerine daha okuma fırsatı oldu işte fena mı?
Ve tabi sana da bu yazıyı kaleme alma fırsatı...

Muhtemelen iyi niyetle belki bir kapı aralamak, belki bir ışık göstermek, biraz yolun kıyısına çekip çevirmek için yazılmış bir yazı ama dövüyor musun seviyor musun belli değil gibi yine. 

Ah bu fildişi kuleler...


05 Mart 2021, 16.24
Kuzuyu değil de seni, Gmsnn çevirme yapıcam yakında ben, haberin yok!  09nm3ğgaenhmıa


Ben Gri'ye katılıyorum. Yazmıştım dün yazının altına, üşeniyorum tekrar yazmaya aynı şeyleri. Zaten blog yazan yok, çölleşme had safhada. Sonra yazıyı okumayanlar var. Yazı da güzel, okumuşuz bir kez daha, ne var bunda, kıyamet mi koptu?? Neyse, bu faşist yönetimle uğraşmayayım. Zaten mimlediler beni bi iyice smile Resmi


O kuzuyu bana ver smile Resmi smile Resmi
05 Mart 2021, 19.25
Gri, profil resmimdeki kuzuya bak :dd

gmsnn o iddianı şiddetle reddediyorum. Benim arkadaşım süt kuzusunu yemez hem. Ha diceksin ki yok büyütüp yicek, o da olmaz. :Öpüp kokladığı kuzuyu büyütüp zaten kesip yiyemez. Bak işte aklıma zorla ne getirdin ya. Bayrama 1 hafta kala düve alınmıştı bahçede besliyorduk. Gidip gelip seviyordum onu. Bayram sabahı hayvanı tekrar sevmeye gittim ama yerinde yeller esiyordu. Sonra bi baktım bizimkileri gördüm, uzaktalardı. Oraya gidemedim. Eve çıktım battaniyenin altına girip ağlamıştım. O günden sonra kurban için erkenden alınan hiçbir hayvanı sevmedim. Kimseye dememiştim ama o düveye isim bile koymuştum. Büyüyünce anladım ki başımdan geçen bu olayı meğer bir çok çocuk yaşamış :(:( 

Gelelim blog konusuna. Haaaydi bi daha uzzzuuun uzadıya yazıdaki düşüncelerimi başka biçimde yazıcak gücüm enerjim yok açıkçası :)) 

Gri ne fil dişi kulesi ne cam köşkü yahu :)) Şurada zavallı bir avam olarak eleştiri getirdim. Adım çıkmış 89 kentrilyona, inmez sekize misali çok ön yargılısın bana karşı [:(] :dd

Cezbe ben o yazıdan gram keyif almadım. Ha, buranın müşteri portföyüne hitap ettiği kesin. Düşük ifadeler, o şiirden şu şiirden alıntılanmış abartılı tapınımlar ile betimlenmiş ve artık klişeye düşmüş aşk tarifsellikleri açıkçası midemi kalbimi aklımı karaciğerimi burnumu gözlerimi bulandırıyor. Üstüne üstlük yazıyı tekrar görünce yorumda verdim kutsalı verdim kutsalı. Göndere bastım ve bi anda poffff. Blog silinmiş :))) Tekrarlı blogları ben sevmiyorum. Neden sevilmemesi gerektiğine kendimce gerekçeler buldum bunları belirttim. Dediğin üzere bir çölleşme söz konusu mu peki? Oluyordur mutlaka. 

Ama denize düşen yılana mı sarılmalı. Çölde bir vaha mı gerçekten böyle yazılar. Yoksa seraba dönüşecek olan bir illüzyon mu? İnsanlar böyle yazıları seviyorlar. Biliyosun, estikçe ben de ara sıra yazarım bu kulvarda. Ya kütük değilim ben de seviyorum ama güçlü ifadelerle, sağlam betimlemeler ile, okunulduğunda insanın başına 3 elma düşürecek metaforlar ile bezeli olanlarını seviyorum. O sevdi ben sevdim kader utansın aşkı ben mi yarattım batsın bu dünya modunda saafi arabesk olayıyla başlayıp secde ile biten yazıları artık özenti aristokratlar bile kaleme almıyorlar :)) Yeni dünyadayız artık yahu :))

Sernur ablamda. Hem o yalnışlıkla koç almış :)) Sabah akşam mecburen çift bezle bezliyor. Boynuzları daha uç vermemiş, oncacık canıyla sağa sola tosluyor:ddd Bana anlattıkça gülmekten karnım ağrıyor.  Köye gideyim de sana sana koç değil de yünleri yine böyle kar beyazı, gözleri renkli başka bir kuzu bakarım. 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın