gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Aşıcıklara ve Varyantcıklara Karşı Bizi Korumaya ANT İÇMİŞ ‘İyilik Melekleri’

29 Temmuz 2021, 21.39
A- A+



Bu iyilik meleklerinin tüm dünyanın sağlığını korumak için cansiperane çalıştıklarını görünce gözlerimden yaşlar akmaya başladı. Gezegenimizin tarihinde bir ilk yaşıyoruz. Meğer ne kadar hümanistlermiş de haberimiz yokmuş. Kendimden öyle böyle utanmadım, bayaaa baya bi mahcup oldum.

Afrika’da doğduktan 4 gün sonra açlıktan ölen çocukların, Güney Amerika’da 7 yaşında uyuşturucuyla tanıştırılan çocukların, Afganistan köylerinde evlerden zorla alınan 14-15 yaşındaki kızların, Çin’de ya da Etiyopya’da günlük 60 cente çalıştırılan çocukların, Fransa’da-Amerika’da-Rusya’da-Türkiye’de-Almanya’da ve gezegenimizde her yerde sokakta evsiz olarak yaşayan insanların, topraklarında gerçekleşen nükleer bomba denemeleri yüzünden devasa oranlarda sakat doğumlar yaşanan Moğolistan’ın çocuklarının, ülkemizde ve tüm dünyada ‘pahalı’ ameliyatlara ve ilaçlara erişimi kısıtlandığı için ölen SMA hastalarının sağlıklarını ve geleceklerini bu iyilik melekleri meğer çok düşünüyorlarmış.

Bunların ellerini kollarını bağlayan, ağızlarını kapatan müthiiiiş mi müthiş gizli mi gizliii bir kötü patronları varmış, o kötü patronları yüzünden iyilik yapamıyorlarmış. Bu liderlerin hepsini bi toplayıp şunlarla bi sorayım dedim. Ulan patır patır döküldüler. Bir dokundum bin ah işitim. İyi de, bu kötü patronunuz tüm dünyaya aşı dağıtmanıza nasıl izin verdi, madem bu kadar psikopatdı, bu hayırdır ne iş bu diye sorunca; ‘’valla aga biz de şaşırdık, elinden gelse milletin kanını çekmek ister ama gel gör ki bu aşı olayında hepimizi ters köşeye yatırdı. Hem de ücretsiz dağıtıyor. Bu, karşısındaki insanda gördüğü yaralı parmağa bırak işemeyi, o eldeki diğer parmakları da kesmek ister. Bir gün bunu yaptığını görünce sebebini sorduk. İşte simetriye önem veriyormuş da, diğer 9 parmak arkadan ağlarmış da falan bir şeyler demişti bize. Biz de, aman delidir ne yapsa yeridir diyerekten heee he deyip konuyu kapatmıştık’’ diye bir cevap verdiler bana.

Ulan doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. İmana mı geldi diceeem ama o mantık da nakavt. Tüüüm bu ülkelerdeki yukarıda saydığım sağlık kıyımları için yine tüüüm bu ülkelerin devlet başkanlarını bir araya getiremeyen gizemli patronumuz, bak şu Allah’ın işine ki aşılanma mevzuunda hepsini tek masada toplayabiliyormuş. Bir de öyle çok fazlacana bizi düşünüyor ki 10 sene sonra teyit edilmesi gereken fazları 1 sene içinde tamamlatmış. Gorona firüsü çıkana kadar dünyanın saat dilimini 96 yerine 24, gün dilimini 28 yerine 7, ay dilimini de 48 yerine 12 diye biliyordum. Yooouuğğ dünyadaki 7 / 24  zaman birimi geçerliymiş, de işte 28 çalışma koşullarında bir takvime sahip olan yalancınıntaakuixne diye bir gezegende hızlandırılmış çalışmalarla bu işin üstesinden gelmişler.

Hadi şimdi başlayahg :))
Hızlandırılmış şerefsizlik eğitimlerinden canavarlık sertifikası alarak, tüm insanlığın selametsizliğini itina ile sürdürmek için yukarıda bahsettiğim her ülkedeki kronize olmuş sorunlara karşı körü sağırı dilsizi oynayan bu fazilet abidesi Robin Hood’cuklarımız, bu aşı seferberliğiyle beni var ya bildiğin yerin dibine soktular, beni insan içine çıkamayacak duruma getirdiler. Bunlara bu zamana kadar beslediğim kötü hisler yüzünden tüm dünya insanlarına karşı reziiiil rüsva oldum. Böyle bir şey olabilir mi ya. Bu bana yapılır mı ya. Bütün hayatım yalanlar üzerine kurulmuş da haberim yokmuş. Bunları kendim gibi kötü pis canavar zannederken aklım neredeydi acaba. İşin en güzel yanı, bu zamana kadar çoklu organ yetmezliğinden, envai kanser çeşitlerinden, kalp krizlerinden sebep ölüm vakaları tamamen sıfırlandı. Eee her şerde bir hayır var diye boşa dememişler. Gorona firüs diğer tüm ölümlerin yerine geçerek, kendisine Ölümün İlk Atası unvanını haklı olarak aldı. 

Şu anda aldığım duyumlara göre tıp fakültelerindeki mikrobiyoloji bölümleri hariç diğer her bölüm kapanmış; bu kapanan bölümlerden daha önceden mezun olup hastanelerde mesleğini icra eden tüm sağlık çalışanlarına ücretsiz izin verilmiş. Gorona varken hiçbir kimsenin başka hastalıktan ölmeye hakkı hududu lüksü yok. Mevzuuya geeel!!! ne lükslerimiz varmış da idrak edip kıymetini bilememişiz. Hadi şimdi başlayalım dedim ama devam ettiremiyorum ki. Hayatlarında 'ilk iyilik denemesi yapan' bu hümanist organizasyona ne kadar methiye dizersem sonunu getiremem. Yav onları da yüzlerine karşı övmekle ne kadar iyi yaptım bilemedim şimdi. Tüüüm görgü kurallarını alt üst ettim. Çouuhg üzgünüm.

Not: Ülkemizin dört bir yanında çıkarılan yangınlardan dolayı çok üzgünüm. İnsanlarımızın üzüntülerine ve diğer doğa canlılarının sızılarına karşı kelimelerim kifayetsiz kalacak. Allah kahretsin buna sebep olanları. 

YORUMLAR

30 Temmuz 2021, 14.44
Konu sen ve senin fikirlerin olunca ironi mi yapıyorsun yoksa gerçek düşüncelerini mi yazıyorsun anlamak zor. İnsan dönüşen ve her gün gelişen bir organizma evet de bu kadarı da fazla. Ya hu Cezbe'nin yazısında aşı savunuculuğu yapan, aşı üretimi için çalışanlarla, bu virüse sebep olanların farklı taraflar olduğunu ve hatta aşı çalışması yapanların onlara meydan okuduğunu falan söyleyen sen değil miydin? şimdi bulamıyorum da yazıyı ispat için önüne koyayım ama hafızama güveniyorum, bunları söyleyen sendin. Bizim göremeyip de senin gördüğün ne oldu da daha sene-i devriyesi gelmeden 180 derece döndün? Oysa bütün veriler, şu an hastanelerde bu virüsü kapıp hastalığı yoğun şekilde yaşayanların çoğunun aşı yaptırmayanlardan oluştuğunu söylüyor. Sadece bizde değil, tüm dünyada böyle. 


Aşının bulunma hızına da atıf yapmışsın, faz 1 10 sene sürmeli v.s gibi. Kuduz aşısı 1885 yılında 4 senelik bir çalışma ile bulundu. 135 sene sonra dünyayı etkisi altına alan bir virüs için gelişen teknoloji ile birlikte bu alanda verilen sınırsız destekler sayesinde bir seneyi aşkın bir zamanda bu aşı bulundu. Bunun neresinde tuhaflık var? Dünyanın çeşitli yerlerinde yaşanılan kötü olaylar için kılını kıpırdatmayan genelde insanlığı, özelde bilim bilim adamlarını da eleştirmişsin. Buna "whataboutism" deniyor. Bu durumları eleştirebiliriz elbette ve haklısın da ama coronavirüs aşısı ile direkt bir korelasyonu yok ki. Eğer bu virüs Ebola gibi, Mers gibi, Kırım-Kongo gibi lokal ya da "gelişmiş ülkeler"de görülmeyen sorun olsaydı gene seyirci kalacaklardı. Ama kendileri de yara aldığı için tabii ki bu duruma çözüm bulacaklardı. Her ne kadar doğal olmasa da artık dünyanın işleyişi maalesef bu yönde. 


Son paragraftaki bilgini hiç anlayamadım. Tıp fakültelerindeki tüm bölümlerin kapandığı ve çalışanların ücretsiz izne çıktığı bilgisi nerede? Sağlık çalışanların bırak izne çıkması, istifa etmeleri bile yasaktı ya hu. Daha geçen ay geldi bu serbestlik de ne kadar bezmişlerse doktorlar toplu şekilde istifalarını veriyorlar. Ne izni, ne kapanması? 
30 Temmuz 2021, 17.02
Tam canımın sıkıntısı geçmişti, yine beni sinirlendirdiler arkadaş! Biradam benden önce sinirlenmiş sana, tam ben sinirlenecektim :) Neyse, ben ona da sinirlendim zaten.


Bir defa şu ucuz muhalefetten vazgeçmeli: "Aşı var ama SMA hastalığı için çözüm üretilemedi, o var şu var bu var!"  O hastalığın tedavisi ve ilaçlarının Türkiye'de olabilmesi için adımlar atıldığını okumuştum ben. Çalışılıyor yani. Hem bir konuyu eleştirmek için, başka konuların araya sıkıştırılmasına demagoji deniyor. Neden şikayetçisin, anlamak mümkün değil. İsteyen gidip aşısını olabiliyor ücretsiz olarak, daha ne????? Aşı karşıtlığı ne zaman oluştu sende cidden?? Bir yazını görmüştüm benzer, anında dalacaktım, baktım ki kalkmış yazı. Gelişmeler ışığında, insanın fikri değişebilir kabul ederim. Ama mantıklı, dayanaklı şeyler sunarsın yeni fikrini savunmak için di mi. Anlamadım sonuç olarak ne dediğini.


Yok "iyi insanlar"aşıya boğdular ülkeyi,  yok Rize'de selzedelere çay dağıttılar, yok Antalya'da portakal dağıttılar filan... Böyle ucuz muhalefet olmaz. Bugün de tutmuşlar diyorlar ki; yangınlarla iyi mücadele edilemedi. Ya arkadaş kaç yerde birden yangın çıkarmış şerefsizler. Devletin birimleri, her bir taraftan seferber olmuş, ne yapsınlar yani???? Eleştirmeden önce, bir durun, sorunu çözmeye yardımcı olun en azından manen, sonra oturur bu tür durumlar için yapıcı öneri ve eleştiride bulunursunuz di mi! Vallahi tiksiniyorum artık siyasetten!
30 Temmuz 2021, 17.43
Konu siyaset ve tarih olunca niye sana bir şeyler oluyor Cezbe? Rize’de çay dağıtılmasını eleştirmenin ucuz muhalefet ile alakası ne? Gündemi mi takip etmiyorsun acaba? İzlemediysen videoyu anlatayım: Cumhurbaşkanı miting otobüsünün üstüne çıkmış, selden mağdur olan Rize halkına çay “fırlatıyor”. Birincisi gözünün göreceği her yerde çay olan bir şehirde çay “bağışlıyorsun”, ikincisi bunu dağıtmayıp fırlatarak yapıyorsun. Bu da sana normal geliyor öyle mi? 


Herhangi bir seyahate 8-9 uçakla giden hükümet yetkilileri böylesi bir afet için toplamda 3 uçakla yardıma gidiyorsa, kurumun başındaki adam “çok önemli bir düğündeydim” deyip kılını kıpırdatmıyorsa [aynısı 15 Temmuz’da da olmuştu, bu defa da komutanlar düğündeydi tesadüfe gel] insanlar da bunu sorgular tabii ki. Koskoca ülkenin bu durumlar için 3 uçağı mı olur? Ki onlar da Rusya’dan ödünç alındı. Bu tartışmalar yeni de değil, tabii toplum hafızası zayıf olduğu için, 2019
‘da da aynı mevzular konuşuldu ve bu 2 senede hiçbir önlem alınmamışsa bu durumu eleştirmeyip neyapacaktık? Muhalif partiler yangınların araştırılması için önerge veriyor ve reddediliyor Meclis’te, tümbunlar normal ve eleştirilecek şeylerin olmadığı ucuz muhalefet olarak geliyor sana, süpermiş..
30 Temmuz 2021, 17.58
Biradam, birinci paragrafına : Doğrudur, Cezbe'nin yazısının altında ve gerekse kendi yazımda aşı yaptırılmasını savunmuştum. O vakitler aşının sadece adı vardı. Ama aşı cisme bürünüp Türkiye'de uygulamaya geçirildiğinde işler değişti. Ölümcül yan etkilerinden dolayı sosyal medyada yer alan haberlerin ve bu haberlerin ulusal kanallarda itina ile gösteril-eme-mesi dikkatimi çekti. Aşı olduktan sonra kalp hastası olan, ağır psikolojik sorunlarla yüz yüze kalan, kronik kas ve eklem ağrısı çeken, ismi adresi belli birçok vakanın gün geçtikçe çoğalması kararımı sorgulamaya sebep oldu. Aşı olduktan sonra gerçekleşen ani ölüm haberlerini belli ki hiç görmemişsin. Hastalığı yoğun biçimde yaşayanların aşı yaptırmayanlar olduğunu söylemişsin. Bu istatistik resmi kurumlardan alınıyor. Yine bu resmi kurumlar aşının yıkıcıl yan etkilerine dair istatistik vermekten çekiniyor. Avrupa'da ve Abd'de aşıdan kaynaklı ölüm ve hastalıkların verileri paylaşılıyor. Böylesi hayat memat önemindeki bir konuda kapalı devre çalışan resmi kurumun istatistiğine insanlar neden güvensin. TV kanallarında aşıyı sorgulayan ve bu alanda uzman bilim insanlarına neden yer verilmediği de ayrıca tartışılmalı. Bu sahadaki uzman kadronun aşıyı savunan yarı bölümü hangi mantıkla gerçekçi bulunuyor, aşıyı sorgulayan diğer bölümü hangi mantıkla komplo teorisyeni olarak görülüyor. Birinden birisi daha ehilse tartışsınlar, konu açıklığa kavuşsun. Terör sabıkası olan bir adamın başkanlık yaptığı DSÖ'nün sakladığı verileri, ilişkili olduğu karanlık networkleri insanların söylemesine izin verilsin. Dünyada ilk kez, özgürlükçü diye öne çıkan anlı şanlı platformlar ile devlet otoritelerinin, aşıyı sorgulayanlara uygulanan sansür çerçevesinde işbirliği yaptıklarını gördük. Bu bir ilk. Sorumluluk yok, mahkeme süreci kapalı. Aşı denen sıvıyı bulanların bile kendilerine yaptırmadıkları bir acayip piyes. Çip falan böyle bir paranoyaya sahip olduğumuzu zannederek olayı kahveci dayılara indirgeyip konuyu kapatmak isteyenler ise çok komikler. Karanlık bir çağa girdik. Keşke çip kadar basit olsaydı. Genetik dizilimler değişecek. Binlerce yeni alerjik hastalıklar çıkacak. Tamamen biatçı bir gezegen tasarlanıyor. 
Bizleri aşı karşıtı olarak yaftalayanlar işin kolayına kaçıyor. Bu bir karşıtlık değil. Sorguluyoruz. Şeffaf olunulmasını istiyoruz. Dünya bu konuda tam olarak ikiye yarıldı. Bir bakıyorsun varyant üstüne varyant ekleniyor. Diğer yandan nüfusun 60% ı aşılandığında yeterli olacaktır diyenler, gün geliyor 100%ün aşılanması lazım diyor. Yetmiyor, üçüncü doz çıkıyor. Bu da yetmiyor, her sene üç doz aşının gerekliliği üzerinden nabızlar ölçülüyor. Delta varyantı bitecek beta başlıcak, gamma bitecek plato başlıcak. Labirentte olmayı reddediyorum. 


İkinci paragrafına : Faz 1'in 10 sene olması gerektiğini yazmamıştım. Üç fazın tek senede tamamlanması imkansız. Bilim o kadar ilerlemedi. İkinci fazın hayvanlar üzerindeki testleri bile bitmemişken, üçüncü fazı yumurtlamaları şaka gibi. Daha deney aşamasında olan bu sıvının bayraktarlığını yapanlar, Afrika'da zamanında yanlış aşıları kullanarak 2 nesil sonraki felçli doğumlara sebep olanları araştırsınlar. Dünyanın genel geçer kaosu için insanları eleştirmedim. Burası da dikkatinden kaçmış. Otoriteleri eleştirdim. İki farklı. Yangının kapılarına kadar gelmesi yüzünden bu virüse çare buldukları teorisine karşıyım. Otoriteler uzak planları için herhangi bir millette ayrım yapmazlar. Robot bir insanlık istiyorlarsa bunu yaparlar. Bulduklarını söylediğin çözüm, sadece daha uysal daha sinik, daha biatçı bir toplum içindir. Dünyayı aşılılar ve aşısızlar olarak iki ayrı ve keskin iki ana kampa bölmek için çalışıyorlar. Bu çatışmacılığı perde olarak kullanacaklar. Daha şimdiden 'aşı' olmayanlara karşı uygulanması düşünülen faşizan uygulamalarla insanlar kamplara ayrılıyor. 

Son paragrafına : Orada nükteye başvurdum. Kalpten, akciğer, karaciğer kanserinden, beyin kanamasından ve dahiliyeyi ilgilendiren tüm ölüm vakalarını coronavirüs potasına soktukları için Diğer branşlardaki uzmanları espri olarak ele aldım. Sen yapma bari ya, tabi ki de gerçek değil :)) 

Cezbe, BirAdam'a yazdığım cevabı onaya verirken senin yorumunu gördüm. Senin de yorumuna verilen cevapların orada olduğunu görebilirsin. Demagoji falan bu tür 'kolaylıkların' benim rasyomda barınamayacaklarını sen biliyorsun aslında ya :)) SMA hastalarına yönelik atılıyor gibi görünen adımların daha çeyreği bile gerçekleşmedi. Konuyu yakından takip ediyorum. Bu konunun aciliyetini şöyle bir örnekle vereyim: 2 ay içinde, o da sadece benim bildiğim üç çocuk göz göre göre öldü ÖLDÜ. Bürokratik engeller, aşılamayan protokoller çile sarmalı. İkinci paragrafın için ayrıca tartışılabilir. Bahsettiğin o yazım hangisiydi. Bana hatırlatır mısın. 

30 Temmuz 2021, 18.29
Sadece ucuz değil, magazinel muhalefet üstelik Biradam. Bu konu eleştirilecekse, vurgu, insanların üzerine fırlatarak çayın dağıtılmasında olmalı. İlla eleştireceksen yani... Rize'de çay dağıtmak üzerine vurgu yapılırsa, konu komediye dönüyor. Bunları sana anlatmayayım şimdi. Kültürel manada bi eleştiri yapılabilir, asıl mesele o bence. İnsanların üzerine fırlatarak bir şeyleri dağıtmak, bir de üstüne insanların da bu dağıtılanı kapmaya çalışması. Bu durumu eleştir Biradamcım.


Herhangi bir seyahate giderken kullanılan uçak sayısı, o seyahatteki gereksiz insan kalabalığıyla ilintili. Elbette bunu eleştiririm ben de. Fakat afete gidilirken gereksiz insan kalabalığı olmuyordur büyük ihtimal. Neticede, gereken birimlerin, yetkililerin ve yardımların oraya ulaştırılmış olması. Bunda bi sıkıntı varsa, beraber eleştirelim. Adamlar çalışıyor, gözümün gördüğünü inkar edemem.


Geçmişte de aynı durumların yaşandığı, muhalefetin önergelerinin reddedilip üzerinde durulmadığı kaç konu vardır. Haklısın. Ben buna itiraz etmedim zaten. Eleştirinin zamanlaması konusunda sıkıntıları var muhalefetin, bunu söyledim. Bir de otu-çoku eleştirdiklerinden, ne ciddiyetleri ne güvenilirlikleri kalıyor. Ben bunları sana yazdığıma inanamıyorum şu an :) Hayırlısı...


Unadventurouscuum senin yorumunu sonra okucam. Hava sıcak.
30 Temmuz 2021, 20.02
Aşıların ilk fazı hayvan çalışmaları zaten. 2. ve 3. aşama belli sayıda insan üzerinde uygulanıp güvenilirlik testinin bitirilmesi. 4. faz sanıyorum 10 yıl üzerinden geçip her şekilde kabul görür olması. Hayvanların 2.fazda işi ne anlamadım. Siz komplo teorisyenleri, 10 yıl bekleyin aşı olmak için. Ölmez de sağ kalırsanız 10 yıl sonra olursunuz aşı :) İstatistiklere güvenmiyorsun ama nerden yayıldığı belli olmayan, ölüm veya ölümcül yan etkiler haberlerine güveniyorsun hıı? :) Vallahi ben kendime bakıyorum, gayet iyiyim şimdilik, etrafımda da sıkıntısı olan yok. Yahu anlamıyorum, beklenmedik bir durum gelişiyor, yüzü gözü açılmadık bir virüs çıkıyor. Bunun adı acil durum. Nasıl acil bir durumu, sıradanmış gibi gösterip uygulama hakkında, kusura bakma ama abuk-subuk teoriler geliştirip hiçbir şeyin olması gerektiği gibi olmadığını lanse edebiliyorsun. Hem ne öneriyorsun???


Böyle yaşanmaz bak sana diiim :) Hep bir güvensizlik hep bir komplo teorisyenliği çabası... Birilerine güvenmek zorundasın Unadventurous, yoksa hayat çok zor. Bir virüs çıktı, dünyayı sardı. Bilim insanları bunun için ivedilikle aşılar geliştirdiler. Biz insanlar da bu virüsten kurtulmak için aşı oluyoruz. Konu bu. Ama hayal dünyası dersen, bende de mevcut, 3 dizi, 2 film çekerim :) Bilim insanlarına güveneceğiz. Onlardan gayrısına güvenmesek de olur. Benim aklım böyle söylüyor.


Bu yorumuna benzer bir yazıydı, aşıya muhalif bir yazı... Bi gördüm okudum, sonra kayboldu. Yorumunu da okumasaymışım daha iyiymiş 9nhğmğevnmğe:)

30 Temmuz 2021, 20.07
unadventurous, dünya olağanüstü bir durum yaşadı ve yaşıyor. Hal böyle olunca bir an evvel bu virüsün yıkıcı etkisinden kurtulmak için aşı çalışmalarına başlandı. Pek çok "gelişmiş ülke" ve oradaki bilim adamları bazı aşılar, özellikle de biontech aşısına umutlu ve olumlu baktı, hala da bakıyor. Kendi adıma bu konularda benim ölçüm İsrail'dir. İsrail bir şeyi kendi halkı üzerinde uyguluyorsa ben de kendime uygularım. Yoksa hiçbirimiz aşının içindeki maddeleri, bileşenleri, etkileri falan biliyor değiliz. Bilim'de biraz sayısal üstünlük vardır. Çoğunluk bir görüşün üstünde ittifak ise onu kabul etmeli. Tabii ki itirazlar, karşı duruşlar olabilir, hatta o azınlıktaki kişiler bir kişi bile olsa işin sonunda haklı çıkabilir. Ama kriz ortamı varsa çoğunluğa uymayı doğru buluyorum. Kaldı ki gelen veriler de bu yönde. Biz değil ama Batı sağlık konusunda şeffaf. İşte veriyorlar rakamları, her gün onbinlerce insanın öldüğü Amerika'da, İngiltere'de ölüm sayıları inanılmaz derecede düştü. İngiltere'nin dünkü raporuna göre 30.000 yeni vaka, ölüm sayısı 68. Rusya'ya bakalım: 23.000 yeni vaka, 800 ölüm. Rusya, Sputnik kullanıyor bu arada. O da ölü sayısını azaltıyor ama belli ki Biontech'in aşısı daha etkili. Sinovac kullanan Brezilya'da ise durum çok daha beter. Şu an aşı olanlar eminim benim gibi en azından ölüm riskini azaltmak ya da virüs kapılması durumunda hastalığı hafif atlatmak adına bu aşıyı yaptırıyor. Aşı sonrası gözle görülür bir iyileşme oranı varsa, ne olacağı belirsiz komplo teorilerini kulak ardı etmeli diye düşünüyorum. Ha, bu aşının kalıcı yan etkileri de olabilir, ölümü gösterip sıtmaya razı ediliyor da olabiliriz ama bu şu an için verilerle desteklenebilir bir durum değil. Halife Ali'ye tahvil edilen bir kıssa vardır ya hani: karşısında biri "Allah yok, din yalan, boşa namaz kılıyorsun" v.s deyince, "ikimiz de öldük ve öbür dünyaya gittik. Senin dediğin gibi Allah yok, dinler yalan ise benim kaybım ne olabilir, işte namaz için harcadığım 3-5 dakika, oruç için fazladan aç kaldığım 3-5 saat v.s ben bu aldanmayı kabul ediyorum ama benim dediğim doğru ise senin hiç şansın yok". Hepimizin çevresinde bu virüsten ölen onlarca insan vardır, en azından benim var. Ölüm şekillerini falan biliyorum, Allah korusun berbat bir durum, gerçekten çok acı çekiyorlar. Bu bir simülasyon, virüs insan eliyle çıkartıldı şu bu, hepsi olabilir ama hastalık ve bu hastalığın getirdiği "ölüm"ler ciddi. Ölenlerin arasında genci de var, yaşlısı da, sporcusu da, alkoliği de, hiçbir ayrım yok. Böylesi bir durumda daha kötü ne olabilir? Aşı'ya biraz da böyle bakmak lazım sanki..


Cezbe, Rize'de insanlara çay dağıtılması önemli bir göstergedir. İdarecilerin halktan kopuk olduğunu gösterir bu. "Koskoca Cumhurbaşkanı, kendi memleketinde çayın çok bulunduğunu bilmeyecek mi" sığlığında bakmadan düşünüldüğünde, insanlar açlıktan, sefaletten intihar ederken, intihar etme eşiğine gelirken, "müjde" olarak "Kıbrıs'a saray yaptırıyoruz" diyen insanların halkın ne şekilde yaşadığını biliyor olması mümkün mü? Çok güzel bir karikatür vardır, kadın kocasına: "niye evde oturuyorsun, her tarafta iş var, bolluk içinde ülke, git çalış da eve ekmek getir" dediğinde kocası karısına dönüp "gene mi A haber izledin sen" diyor. 2. Dünya Savaşı sırasında Rus tanklar Berlin'e girmek üzere hareket ederken Nazilerden oluşan Alman gazeteleri: "Ordumuz Moskova'ya girdi" diye haberler yapıyordu. İşte bu çay mevzusu da hiç öyle magazinsel bir durum değildir. Halkla arasında bir kopukluk olduğunun, robotik davranışlar sergilendiğinin bir işaretidir. 


Diyorum ki "dört tarafı ormanlarla çevrili, geçmişte pek çok defa orman yangınları yaşamış bir ülkenin sadece [o da Ruslardan "kiralanmış"] 3 uçağı mı olur", sen bana gereksiz insan kalabalığı diyorsun. Senin yüzölçümünün 1smile Resmi'si kadar olan Yunanistan gibi görece çok da zengin olmayan bir ülkede bile 38 yangın söndürme uçağı var. Tekrar söylüyorum, bu yeni bir mevzu da değil, 2019 İzmir yangını sırasında da gündeme gelmişti. 


Senin "görme" problemin ya da en azından aynı şekilde görmeme problemimiz çok defa vaki. Sana göre bu pandemi sürecini de çok iyi yönetiyordu hükümet. Hahaha, ya o yorumun geldi gene gözümün önüne, aman Allahım. Dua edelim de bu Biontech firmasının sahipleri Türklerdi de inisiyatif kullanarak bize milyonlarca aşıyı verdiler. Yoksa o çok iyi yönettiğini söylediğin adamlara kalmış olsaydık ortada aşı da yoktu. "Adamlar çalışıyor, inkar edemem". Marmaris'teki yangında, yangının sönmesine yardım etmeye çalışan 25 yaşındaki Şahin Akdemir isminde bir genç vefat etti. Eğer o dediğin "çalışma" yeterli seviyede olsaydı, liyakatiyle yapılsaydı emin ol o çocuğa ihtiyaç da kalmazdı ve bugün hayatta olurdu...


Eleştirilerin zamanı falan. Bir de takmışsın "zaman"a. Normal zamanda söyleniyor "şimdi gündemimiz bu mu" deniyor, olay anında söyleniyor: "şimdi bunu mu söylemek lazım".. Ne zaman söylenecekmiş acaba? Sanki muhatap aldıkların çok söz dinliyorlar ya bir de "zamanı değil"i sunuyorsun. İstediğin kadar muhalif çizgide ol, tuhaf bir hükümet bakışı var sende. O kadar konuştuğumuz halde "yetmez ama evet"i olumladın, 15 Temmuz için onca dil döktüm "gördüğüm de gördüğüm" dedin, pandemiyi iyi yönetti dedin, şimdi yangınlar için "çalışıyorlar" diyorsun, Suriyeli ve Afganları sorsam "ama onlar da insan, ev sahibi olarak onlarla beraber yaşamayı öğrenmeliyiz" falan dersin diye sormuyorum. Bir de "Almanlar bizi kıskanıyor" dersen tam olacak...

30 Temmuz 2021, 21.28
Bugün parmağımı kemikten uçurdum. yazamıyorum. Tırnağımdan bileğime kadar zonkluyor. Cevap yorumları için 3-4 gün müsaadenizi istiyeceğim.
30 Temmuz 2021, 23.32
Aaa rezalet, daha neler! .dddddddd Öncelikle; kıskanmak, hiç iyi bir şey değil. Almanya ayıp etmiş .ddddddd

Şimdi Suriye'li göçmenler konusunda, sen bir yazı yazmıştın "istemezük" şeklinde, ben de altına denden koymuştum. Sonra fikrim değişti, burda yazdım, onaylandı mı tam hatırlayamadım, detaylıca yazmıştım nedenlerini. Gelmesinler, demek kolaydı tabii de sonra olanları gördüğümde, iyi ki Türk vatandaşıyım, dedim biliyor musun. Göçmenleri tekmeleyenleri mi ararsın, üzerlerine ateş açanları mı ararsın, denizde botlarını alabora edenleri mi ararsın... Tüm bunları görünce, insani açıdan yapacak başka bir şeyimiz olmadığına kanaat getirmiştim. Hala da aynı fikirdeyim. Afgan mülteciler konusunda, gırtlağımıza kadar gelen mülteci sorunsalı sonrasında, dünyanın hala Türkiye'den bir şeyler beklemesini ağzım açık izliyorum doğrusu. Avusturya kimdir yahu :) Bizim ülke uygunmuş buyurmuş başkanı. Kendisini falakaya yatırıp süresiz olarak ayaklarını gıdıklamak istiyorum .ppppp Veya yine ışın kılıcımla, su tabancamı rica edeyim.


Halktan uzak, robotik yaklaşım eleştirini hala aynı şekilde buluyorum. Kimse balkonunda çay yetiştirmiyor nihayetinde. "Selzedelere çay yardımı yapılmaz, çünkü onlar Rize'li, demek ki bu hükümet halka yabancılaşmış" doğru bir eleştiri konusu ve çıkarsama değil benim için. Dediğim gibi; bu olayı kültürel manada sorgulamak gerek bence. Çay atayım, kafalarına gelirse bir şey olmaz, denmiş olabilir. Kiloluk şeker, mercimek filan atılsa tehlike arz edebilirdi netekim .p Bir de aklıma şu geldi; Türk kafası işte, trajik bir durumun ortasında, sözü geçen biri gelir halkın içine, uygunsuz bir espri patlatır. Trajediyi yaşayanlar bir anda her şeyi unutup gülmeye başlarlar. Bildin bu durumu :) hah öyle bir şey.


Uçak konusunda tabii ki haklısın. Rize'den söz ederken, yangın söndürme uçaklarından bahsettiğini düşünmemiştim. Dert bir değil elvan elvan, hatlar karışıyor. Taşa, betona yatırım yapacaklarına elbette yangın söndürme uçağı alsalardı, haklısın. Ama işte törkiş stayyl her işimiz. Başımıza gelmeden önlem alamıyoruz. O yüzden aşı üretim tesislerini kapatıyoruz, bilim insanlarımızın önünü açacak yatırımlar yapmıyoruz. Bilmiyoruz çünkü bi pandemi gelir, dünyayı ters yüz eder. Hatta başımıza gelenler için bile önlem almıyoruz. Hala madenlerde kaçış odaları yapılmıyor, hala dere yataklarındaki evler ruhsatlandırılıyor, hala haalaa oturduğumuz evler depreme karşı Allah'a emanet. Görüldüğü üzre, ben de eleştirebiliyorum teessüf ederim sana .ddd


Pandemi sürecini iyi yönettiler evet, hala aynı fikirdeyim. Aşının bizim insanlarımızdan çıkması ve bize öncelik sağlamaları da bir şanstı evet. Olmasaydı ne olurdu'nun cevabını kahin olmadığım için bilemiyorum. Muhalefeti hiçbir şekilde dinlemedikleri doğrudur. Kendilerinden başka kimsenin fikirleriyle ilgilenmedikleri de hatta... Zamanlama, derken şunu demek istiyorum: Ben bir vatandaş olarak kriz anlarında, siyasilerin birbirleriyle kavga etmesinden nefret ediyorum. Umutsuzluğa kapılıyorum bildiğin. Bir de her şeyi eleştirmeleri, bende BİLE bi iticilik oluşturuyor. Yetmez ama evet, muhabbetini hatırlamıyorum. 15 Temmuz'a girmeyeyim, çıkamam şimdi. Böyle yani Biradamcım lütfen atıp tutma hakkımda .dddd



31 Temmuz 2021, 20.10
Geçmiş olsun smile Resmi
01 Ağustos 2021, 00.53

İnsanların bir şeyleri savunmadan önce şunların farkına varması gerekiyor: 

Covid-19 ne derece ölümcül, kronik rahatsızlıklara virüsün etkisi nedir, medyanın gösterdiği ile kamuoyunun aslını bildiği durum ne, aşı olmak-aşı karşıtlığı, DSÖ bu sene verileri (nerede kayıp aranıyor verileri gören var mııı), aşı adı altındaki sıvının içeriği, patentli aşı olmak ile aşı deneği olmak arasındaki farklar, sorumluluğun kimde ya da kimlerde olduğu ya da sorumluluğu üstlenen hiç kimse var mı ve hükümet sorumluluk kabul ediyor mu, aşı gelirlerinin kimlerde olduğu vs

02 Ağustos 2021, 14.20
unadventurous'un "çıkar telefonunu göster tişörtü" giydiğine yemin edebilirim ama ispatlayamam smile Resmi
04 Ağustos 2021, 16.04
O gizli mi gizli patron süzme salak olmalı?

İnsanları şüpheye düşürmeden solunum yoluyla ya da suya karıştırarak çipi sokamadı bir tarafımıza.Süzme salak olmalı.

Benim anlamadığım nokta şu; Ne kadar özgürsünüz ki çiple kontrol edileceğinizi düşünüyorsunuz? Şu an kontrol edilmiyorsunuz ve her şeye kendiniz karar veriyorsunuz , öyle mi? Ya da nüfusu istedikleri anda yarı yarıya düşürme kabiliyetleri yok o yüzden bu saçma aşıya ihtiyaçları var. Ve buna cidden inanıyorsunuz. Çipe gerek yok bu zekayla mücadelede...

05 Ağustos 2021, 02.26
Ooh dünya varmış ya. Bu nasıl bir sızı nasıl bir acıydı. Neyse ki uykudan ağrıyla uyanmamayı el-mecbur nimetten sayıp şu yorumumu bir yapayım artık.


BirAdamY ile başlıyayım. İsrail’i örnek vermişsin. Bu ölçü bence de makul. Bet Guvrin’in sokaklarında, Shitim’deki burjuvalar arasında, Dimona’da bu ‘aşıya’ ne isim taktıklarını biliyor musun? Kesinlikle bilmiyorsun. İsrail’de şu anda B12 veya su enjekte ediliyor. Leeds’e geçelim, orada bu aşıyı vurulanları yılın salağı ilan eden internet siteleri var. Hadi Mısır’a da geçelim. Firavun’un mirasçıları olarak bildiğimiz ve soylarından Birleşik Krallığı’nın kurulduğunu senin de bildiğin o köpüklü ‘mega aristokrasi’ takımının bu sıvıya olan bakışlarını şimdi mi diyeyim sana, yoksa sonra mı? İskoçya ile bu dörtlü kült standardı tamamlayalım olur mu? Tek yapman gereken Glencoe’de birkaç insanla corona sohbeti açmak. İlk iki dakikada seni dinler, sonra hiç kaybetmeden psikiyatri uzmanından yardım almanı öğütlerler. Şimdi, dünyada Kelt Irkı’nın çapı içinde olan uyrukların, Mısır’ın gerçek sahiplerinin genomlarını taşıyanların, İsrail’in zaten malum üzere olan özelliğinin ve Mavi Kan’cıların kendilerine dünyada ve ezoterizmin ara kesitlerinde de biçtikleri sözde standartlarında mutabıkız değil mi?

Hz Ali’den verdiğin örnekle bu konunun uzaktan yakından ilgisi yok. Ama şöyle bir kurguyla emsal teşkil etmesi için verdiğin örneğe mantıklı bulabiliriz. Bu aşı denen sıvıyı çıkaran Hz İsa’nın son akşam yemeğindeki havarilerin –Yahuda hariç- neslinden geliyor, bugüne kadar yaptıkları ecirleri bu dürüstlüklerine bir referanstır, bunların hepsi cennetle müjdelenen mutlak dürüstlükle yaratılan mübareklerdir diye bir iddia ortaya atarsak, alimlikte takvada ve feylosoflukta bence asla aşılamayacak bir çıta koyan Hz Ali’nin ismini böylelikle lekelememiş oluruz.

Ölümler ciddi demişsin. Her yaştan ve klasmandan ölen insanların olduğunu söylemişsin. Blogda ve yorumumda corona çıkmadan önce dahiliye ile ilgili bildiğimiz ölüm vakalarının ‘kepenk indirdiğini’ söyledim. Nerede bu gribal ölümler. Nerede bu kalp yetmezliğinden ölenler? Sigaraya bağlı ölümler neredeyse sıfırlandı. Utanmasalar, iş kazalarında ve trafikte ölenlere de covid teşhisi koyacaklar. Zarflanmamak lazım. DSÖ üst yönetiminin banka hesap hareketlerini incelemek isteyen FBI ve İnterpol’e tepeden inme nasıl bir emir geldi ki uluslar arası medyaya da düşen o soruşturma girişimleri bıçak gibi kesildi. Corona’nın soğuk bir mizah olduğunu söyleyen 4 Afrika lideri, başlarına balkonlardan düşen saksılarla mı öldüler. Yorumu burada bitirip, bir kısmını da diğer yorum sahiplerine ayırmak istiyorum.


Teşekkürler Cezbe. En azından klavye kullanacak duruma gelebildim, buna da şükür. Sıcakların kıymetini bil. Yemin ediyorum, bu yaz iliklerime kadar sıcağı hissettiğim gün sayısı 10'u geçmedi. Sürekli bir hırka, sürekli süveter olayındaydım. En çok sevdiğim doğa olaylarından sıcak mevsimi yaşayamamak, terlemeyi çok seven olarak bu sene bunu yaşayamamak moralimi çok bozuyor.

Önce ucuz siyaset ile başladın, sonra abuksubuk teoriler ürettiğimi söyledin. Aslında haklı olabilirdin. Şöyle ki, Hindukuş dağlarında kabilenin birinde çadırda yaşamış olsaydım, bir Kalaş’lı olarak Aryan’a ait herhangi bir dilden başka bir dil bilmeseydim, yine öyle bir gün, ulan bu corona da neyin nesi deyip, çadırımda gece istihareye yatıp yeşil ve mavi renkli doğa manzaraları görmeseydim, bu işaretlerden yola çıkarak rotamı Türkiye’ye, Türkiye içindeki bir oyun sitesine yönlendirmeseydim, bütün dünyayı kurtarma misyonuyla benim seçilmiş olduğuma beni inandıran Leyla İle Mecnun’daki aksakallı dedeyi görmeseydim, gezegende internetin olduğu herhangi bir kara parçasında konuşulan dili polyglot derecesinde translate ile çevirmeyi 9 sene önce öğrenmemiş olsaydım, haklı olabilirdin. Cezbe gerçekten ama çokça gerçekten hani? ))) Benimle konuşuyorsun )))))) Hem blogta hem de ilk yorumumda kuşkularımın dayanaklarının şimdilik sadece yüzeyini göstermeme rağmen hem de? ))) Geçen gün bir şifa paylaşımı görmüştüm. İşte zeytinyağında bekletilen 3 incirin 40 gün yenileceği söyleniyor. Bilgiyi teyit ettim gerçek. Orada yorumlarda, 3 inciri 40 güne nasıl pay ederek yiyeceğiz diyen, neden tam açıklama yapmıyorsunuz diyen insanların çokluğunu görünce ben nasıl bir matrisin içindeyim dedim. Yok, aslında o 3 inciri 365 güne böleceksiniz, çekirdeklerini tek tek sayıp öyle yiyeceksiniz dememem tamamen iyi bir insan olduğumdandır haa – haa. Toplumun bilincini aşağıya çekmek için mistik bir emir alan ne çeşit bir tarikatsanız, bu iş güç zor zanaat. Bana güvenmekten bahsetmişsin. Vaaa, vuuuu :))))) Güvenmemi istediğin insanların bugüne kadar ki eylemlerine bir bakmalısın. Dünyada yaşıyorsun. Enformasyona ulaşımında erişim noktan sadece şu makbul medya mı? Ya da Bill’in her ülkedeki sağlık kurulları mı? Pollyanna mezarında ters döndü Cezbe? ))))

‘Aşı’yı savunan ve alanda uzman olduklarını söyleyen dr lar ile aşının seneler sonraki devasa zihinsel sorunlara yol açacağını söyleyen yine alanında uzman olan ve üstelik kariyerlerinin zirvesinde olan dr ların niyetlerinin iyi veya kötü olduklarını ayırt etmendeki ölçüyü söyle öğrenelim madem? Senin mantığına göre, ‘aşıyı’ savunan dr lar siyasetçiler ünlüler insanlığın iyiliğini istiyorlar ve çook akıllılar, ama bu ‘aşının’ yıkıcıl yan etkilerinin yakın zamanda görüleceğini söyleyen diğer yarıdaki dr lar siyasetçiler ünlüler ve zararlarını yaşayanları BİREBİR tanıdığım insanların hepsi insanlık düşmanı bağnaz yozlaşmış post modern bir Amerikan tarikatı öyle mi :))))))

Ünlü bir ayakkabı mağazasına girdin ayakkabı alacaksın, Ve hadi şöyle bir kurguyla devam edelim: masal bu ya; dünyaya ayakkabı tedarikini sadece o mağaza karşılıyor. Karşına geçen iki satış müdüründen birisi sana ayakkabıyı kötülüyor, diğeri de iyiliyor. O delilikten bir an önce kurtulmak için arkana bakmadan o mağazadan çıkarsın. Sonra araştırırsın. İnsanlara sorarsın. Öğrenmek isteyen bunu yapar. Öğrenmek istemeyense sandaletle terlikle idare eder. Her hıyarım var diyene tuzla koşma kafasıyla kısıtlı bir bilgi networkun olduğu bir dünyada değiliz.

Böyle yaşanmaz demişsin, birilerine güvenmek zorundasın demişsin. Valla bro bu yaşıma kadar hep böyle yaşadım, gayet de dayandım )) Sorgulayanları sansürleyenlere mi güveneceğim? Tüm ana arter medyayı elinde tutan otoritelerin, ‘aşı’ denen bu zırvalığı sorgulayan ve sadece ülkemizdeki 23 milyonu susturma paniklerine mi güveneceğim? AB’de USA’da mahkemelere taşınan pcr testlerine açılan davaları, ‘aşı’nın yan etkilerinden pat diye ölen insanların açtıkları davaları araştırmadığını, bunlardan haberinin olmadığını nolur söyleme? Buna gerçekten acayip çok gülerim. Sorun açacağına kuşku duyduğum bir konuyu yerlere beş taş atarak, ateşler yakıp gizli simgelerden işaret görmeyi umarak netleştirmem. Araştırırım, tarafların sonuçlarını verilerini mukayeselendiririm ve aklımı o gerçeklerle özgürleştiririm. Dünyada yaşıyoruz. Bu gezegende, bilgisini güç geçmiyor ki en çok yanlışlayan mesleklerin zirvesinde TIP, ikincisi ise nötrino altına inilenene kadar şimdilik quantumfizik, üçüncü ise uzay zaman sahasındaki kuramların yenilenmesi. Aşı oldum ve şimdilik bir şeyim yok diyorsun. O vakit ‘aşısızlardan’ korkmamalısın. Madem ki ‘aşı’ olanlar bu sözde hastalığı hafif atlatıyor; o vakit bu her gün bir yenisi eklenen bu faşizan uygulamalar neden? 

İnsanız ya, birkaç soru sormak bizim doğamız gereğidir. Daha düne kadar maskenin covid denen GRİPTEN koruduğuna inanılıyordu. Özellikle çocuklarda karbon zehirlenmesini uç derecelerde tetiklediği artık sır değil. Bunu söyleyenleri asmıyorlar. Geçmişten bugüne olan çalışmalarının hemen hepsi şaibeli olan ve irili ufaklı birçok ülkede hakkında karşı davalar açılan WHO gibi bir kurumun, bırak 3.dünya kategorisine geçenleri, artık neredeyse 5.dünya kategorisi eşiğine gelen ülkelerdeki pahalı sağlığa erişim için kılını kıpırdatmadığını, gelişmiş ülkelerde dahi yüksek aidatlı özel sağlık sigortası olmayıp hastalıklara kurban edilen insanlar için tüm dünyayı teyakkuza neden geçirmediğini soruyorum. Dünya liderlerine ve medyasına birden bire bir aydınlanma geldi, keramet ehlinden oldular, bütün insanları düşünür oldular. Çin’de medyaya servis edilen sokakta aniden düşüp ölen tiyatral gösterilerin altından çok sular aktı. Şu ölümcül virüse bak ki lebalep dolan konser salonlarındaki, dünyanın her ülkesindeki on binlerce maskesiz protesto yürüyüşlerindeki vaka sayıları bir türlü 2,5%’un üstüne çıkamadı. Bu virüs 1*2*4*16*256*65.536 katsayılarıyla ilerliyordu ya hani :))) Daha bu sıvı piyasada yoktu YOKTU. Bunların yalanına göre şu anda ben bu yorumu yazamazdım, sen de okuyamazdın. Dünya hayvanlara okyanuslara gökyüzüne ve ormanlara kalırdı. ‘Aşı’ vurulmayı reddeden insanlara uygulanan ve uygulanması düşünülen sosyal kısıtlamalar tacizler sen sanıyor musun ki yapanların yanlarına kalacak. Anayasada insanın bedenine zorla müdahale edilemez ilkesini çiğneyen bu faşizan uygulamalara imza atanların hepsi günü gelince yargılanacaklar. Yok öyle bir dünya.


otherand, bu değindiklerin sorulması gereken sorular. İlk dozu vurulduktan sonra ikinci dozdan vazgeçen insanlarımızın sayısı her geçen gün çoğalıyor çok şükür. Yok -40 derecede saklanması gereken, yok -7 altında bozulur denen hebele hubele sıvısı pazar tezgahlarına kadar düştü. Bankacıların kart dağıttıkları stantlarda 5 sene geri ödemesiz hibe aşılarınızı almaya hazır mısınız anonsların geçilmesine bi tık kaldı.


Gmsnn, çıkar telefonculara her an rastlarım diye yanımda yedekten tuşlu samsung gezdiren bana angaje ettiğin bu imajı kınıyorum :))


Evveeet agrsif, gelelim sana :)) Yorumuma ‘’The Fountaınhead’’da Henry Cameron’un gözünden yaşadığı ülkede mesleğine ait gidişatı irdelediği bir kesitle başlamak istiyorum. ‘’Artık bina tasarlamak gereksiz olmuştu. Binaların fotoğrafını çekmek yetiyordu. Kütüphanesi en zengin olan mimar, en iyi mimar sayılmaktaydı. Taklitçiler taklitlerin kopyalarını yapar olmuşlardı. Bunun gerisinde yatan güç de kültürdü’’

Okuduğunu anlamamakla kalmamışsın, üstteki yorumların birbirlerinin peşi sıra takibi için uyarladıkları taklitlerin de taklidini yapmışsın. Ya niye soruyorum, ben nasıl bir matrisin içindeyim. Blogumda ve ilk yorumumda, ‘aşının’ bir nüfus planlamasına yönelik çıkartıldığını mı yazdım? Çip takılmasının önünü açmak için uygulanan bir plandan mı bahsettim? Ya bak ben gaza basmak istiyorum ama senin bu afazik durumun bunu imkansızlaştırıyor. İnternetten büyük çip tanımam.

Blogda bahsettiğim ileri yılların sorunlarını sofistike çizgide tutmak için insanların eline çip denen bir paranoya verdiklerini, çipi paravan olarak kullandıklarını 50 bin yıl önce ben zaten biliyordum haa – haa- haa

50 bin yıl öncenin ne kadar yıl ettiğini biliyorsun değil mi? Blogu kendi ezberlerinle okumuşsun, senaryonu tasarlamışsın, ulan bir de şu yorumlar üzerinden goygoy yapayım demişsin. Yetmemiş, benim aklımın zekamın içinde olduğu bir cümle kurmuşsun. Vaaa dünyanın her sene güncellenen 7 harikası içinde bu sene yerini aldın. Şunu direkt yazmaya bile tenezzül etmeyeceğimden köşeli parantezindesin >>> [durumunu böyle aşikar bilseydim, aklımın senelik 40’da 1 zekatını bu sene sana verirdim, sonraki 40 senen kurtulurdu] Neyse nasipsiz lokma yenmezmiş.
05 Ağustos 2021, 09.49
İsrail’de şu anda B12 veya su enjekte ediliyor. 

Enjekte eden emmioğlun mu? Bu kadar eminsin. Bu akılla bile 40 da birini dağıtmaya yeltenmen büyük cömertlik. 
05 Ağustos 2021, 14.33
Çay atma mevzuu ve yangınlar hakkında da bir şeyler diyecektim unuttum. İnsanın doğasında birbirlerini ezimlemeye sebebiyet veren hurraalı kapış kapış diye bir eylem yoktur. İnsan, kendisine ikram edilecek bir şeyleri düzenli olarak almaya elverişli bir fıtrata yaratıldı. Herkes için faydalı bir nimeti, kendisine ulaşmak isteyen herkesin birbirine zarar vermesi için barbarca dağıtılamaz. Evimin önünde henüz iki aylarını dolduran köpek yavruları sabahtan akşama kadar birbirleriyle oyunda oynaştalar, gece gündüz birbirlerine sarılarak uyuyordur uyurlar. Ama önlerine pişmiş et attığımda bütün o kardeşlik yerini hırlamalara dalaşmalara bırakıyor. Bir an için diğer büyük köpeklere salaporta yemek dağıttığımı, hepsinin yemeğini bir anda ortalarına attığımı düşünmek bile istemem. Orası saniyesinde savaş alanına döner. Düzen, sıralı arz ve ulaşım varlıklar için vazgeçilemez bir rutindir. Konu, nehirdeki timsahlara yiyecek atmaysa kolunu kaptırmamak için öyle ortalarına sağlarına sollarına atarsın. O çayların atıldığı yerde duran insanlar çok mu vahşilerdi. Yanlarına gelecek insanların kafalarını bacaklarını mı kopartacaklardı.

Bizler medeni varlıklar olarak suya, elektriğe, yakıta, besine, giysiye ve barınma ihtiyaçlarımıza sıraya girerek erişim sağlamayı makûl buluruz. İndirim başlatan mağazaların kapıları bir anda açarak insanların birbirlerini ezmesine, insanların tekme tokat kavga etmelerine sebebiyet verdiklerini de bu barbarlık dairesine sokabiliriz.

Peki bu yukarıdan aşağıya bir şeyler atma barbarlığında neden ısrar ediliyor, bunu biraz irdeleyelim. Halkın bu basitliğe indirgenilmek istenmesi, saygıya nezakete ve görgüye erişimi kısıtlanan halklarda sorgulayıcı refleksler gün be gün kaybolur. İnsanın yaradılışından beri ruhunda var ola gelen izzeti nefs dürtüsü zedelendiğinde, bu oldukça köklü ve yerleşik özelliği çürümeye mahkum edildiğinde, karşılaştığı herhangi bir sorunu çözmeye ve sorgulamaya yönelik gereken özgüvenden mahrum kalır. Bunun en somut örneğini hatalı eğitimlerle büyütülen çocukların erişkin hallerinden biliyoruz. Konuyu eğer bu yönleriyle ele alırsak; insanları bu dağıtış eylemine layık gören bir insan benim gözümde ya bir bunaktır, ya da bu eylemindeki barbarlığın farkında olarak bu eylemi millete bile isteye reva gören habis ruhlu bir insandır. 

Yangınlar konusuna geleyim. Mermimiz biterse, yiyeceğimiz biterse, gücümüz zayıflarsa Türkiye'nin her tarafında yangınlar çıkaracağız, ormanlarınızı yakacağız diyen terörist başının açıklamalarına rağmen, bunların planlarına dair istihbarat toplayamayan devletin ilgili birimleri bu vakte kadar niye uyudular Cezbe

İyi çalışıyorlar diyorsun. Ben evimde doğalgazı açık bıraksam, kapımı penceremi açık bıraksam, evi dingonun ahırı gibi herkese açık bıraksam, eve girip sigarasını yakmak isteyenler gazı reaktif etse, ev yanıp kül olurken benim evi söndürmeye çalışma çabalarımı da bir başarı olarak görecek misin? İha deniyor, uydulardan bahsediliyor, yerel istihbarattaki başarılardan bahsediliyor, bütün bu ön alıcı unsurlar bugüne kadar napıyorlardı? 

Kimi ülkelerde ormanların belirli yerlerine konuşlandırılan yangın gözetleme kuleleri var. Mobese sistemleri var. Bu kameralar sayesinde isteyen herkes internetten bu interaktif yayınları izleyebiliyor. Ayrıca, bu görüntüleri 7 / 24 izlemekle sorumlu merkezlerde var. Yetmiyor, ormanların belirli yerlerine aşırı ısıya duyarlı olarak çalışabilen su sistemleri var. Binalardaki otomatik yangın söndürme sistemi ormanlara uyarlanıyor. 
Bu ön alıcı tedbirleri, koyunları keçileri bırakıp, ahırdaki kermeleri bırakıp ben mi almalıydım? Ya da kasapta et kesen Ahmet abi mi alacaktı? Dünyayı takip etmekten aciz, bilgi ve teknoloji fukarası, yeniliklere gözlerini kapamış olanlar, yumurta ağza geldiğinde yetersiz kaldıklarında, dünyadan istenen yardımları da işgal olarak nitelendirmekten çekinmiyorlar. Türkiye, yangınlarla afetlerle mücadele eden o kadar çok ülkeye yardıma gittiğinde, o ülkelerin hangi hükümetleri bizi işgalci olarak tanımladı? Bu deliliği bu aptallığı hangi ülke yönetimi tabanına oy sağmak için satmaya kalktı? 

Ormanlar uzak mercekte ait oldukları ülkeye aitlerdir. Ama yakın mercekte tüm dünyaya aitlerdir. Çünkü ağaç, yaşadığımız kürenin ekositemini sürdürmesi için direkt bağlantılı özellikleri vardır. Bahçemdeki kayısı erik ayva armut elma vişne çağla ıhlamur ağaçlarını keyfe keder kesmeme bilincimin, küremizdeki herkesin o ağaçlardaki haklara muhtaç olduklarını bilerek, bu bilincimin tamamen bu versiyondaki ahlaki nedenlerle sabitlenmesi gibi. Denize atıkları atmayan, kumsalları kirletmeyen insanların bu tutumlarının bir nedeni var. Kirletmemek aslında bir eylemdir. Herkes bağlı olduğu toplumsal katmanında kendisine ayrılan hiyerarşideki görevini yapmalı. 

Siviller ne kadar özverili olurlarsa olsunlar, resmi kurum ve kuruluşlar sıralarını tavsarlarsa, şimdi önümüzde bulduğumuz felaketler kaçınılmaz olurlar. 

Gururumuz incinmesinmiş miş. Şimdi de, dünyadan, tüm varlıklar adına istenen yardım çağrılarına soruşturmalar açılıyor. Ülkenin milli birlik ve bütünlüğüne zarar verildiği içinmiş :))) 
20 sene içinde 10 tane uçağı revize etmeyi bilememe, bu bilememezliğinden doğan sonuçları göstermesinler diye medyayı tehdit etmekten geri durama, ondan sonra çık de ki itibarımız zedeleniyor. Ortada bir itibar zedelenmesi varsa, o da sorumluluk sahiplerine aittir. Günde 10 saat atölyede gömlek pantolon diken insanları, iddia ettikleri bu itibar eritici potaya sokmak tam anlamıyla bir sömürüdür. Herkes işini yapacak. Yan gel yat, ondan sonra tedbirlerin uygulanmasına dair elinde hiç inisiyatifi olmayan halkın itibarını koruyan muhafız rolüne bürün. Ne güzel Almanya :))) 

Bulduğu her mağdur sinekten böyle itibar yağı çıkarmaya çalışma eylemleri için onlara hak vermiyor değilim :))))) Haklılar. 

Ülkesinin ormanlarının bir an önce söndürülmeye çalışılmasını oy kaybı olarak görecek bir deliliği bunlara bile yakıştıramam :))) Hiçbir insan bu kadar aptal olamaz. Onlar bile :))) Ama sorun oy olduğunda safa da yatarlar, her role de yatarlar. 
Ama unutulan bir şey var. Bir oluşumun biteceği varsa zaten biter ki. Yozlaşması ve çürümesi için o oluşumun bizzat içindekilerde oluşan kibir bu yok oluşu zaten gerçekleştirir ki. 


Çok iyi çalışıyorlar aynen. Kendi evim için uydurduğum kurgumda gösterdiğim hayali çabalarımdaki gibi çok çalışıyorlar. 

06 Ağustos 2021, 07.39
Üffffffffff vallahi iyice saçmaladım ha. Yok B12 veriliyormuş da yok bilmem neymiş. Senin dağın başında yaşadığına cidden inandım. Bak bunları söyleyen birine cevap vermem bile zül bana şu anda emin ol. Fakat ağzı olan konuşuyor, bunlardan biri de sensin. Eh gözü olan da okuyor. Sırf başka insanların okuyup etkilenebileceğini düşündüğümden cevap veriyorum. Gerçi herkes zeki olabilir ama istikrarlı zeka sahibi insanlar ve fikirleri her zaman etkileyici özellik gösterir. Bu yüzden itibar edileceğini sanmam söylediklerine.


Bu internet iyice bir bataklık oldu. Kafanızı kaldırın internetten de tümüyle gömülmeyesiniz bu saçmalıklara. Hayır, kendi okuduklarınızdan başka hiçbir şeye inanmıyorsunuz diyelim. Hiç mi etrafınızda insan yoktur be kardeşim. Hiç mi doktor eş dost akraba yoktur. Sanki uzayda yaşıyorlar bu aşı karşıtları. Ya daha akşam bi tanıdıkla konuştum. Tatile gitmişlerdi. Hepsi yakalandı koronaya, aşı olan iki gün geçmeden iyileşmiş, diğer ikisi hastanede. Korona geçirmiş başka bir arkadaş, aşı oldu. Daha önce korona geçirenlerin, aşının yan etkilerinden daha fazla etkilendiğini biliyordu, nitekim 3 gün baş ağrısı, kusma vs. çekti. Fakat 2.yi olmakta hiç tereddüt etmedi. Sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada "virüse yakalanların, %95 oranında aşı olmayanlar veya tek dozu henüz yeni olmuş olanlar oluşturuyor" haberlerini okumuyor musunuz???


Tüm bilim insanları satılmış demek bu teoriye göre. Dünyanın çeşitli ülkelerinde çeşitli aşılar bulundu. Demek hepsi bu hain projenin parçası. E Türkiye de buldu aşı. Demek bizimkiler de öyle. Yani cidden saçmalık, pes diyorum. İngiltere'de, kızamık aşısı çocuklarda otizm yapıyor diye makaleler yazmış. İnsanlar korkup yaptırmamışlar ve çocuklar kızamıktan telef olmuş. Adamın otizm dernekleriyle çıkar ilişkisi saptanmış sonra. Lisansı iptal edilmiş. Amerika'da şu an aşı karşıtlarının liderliğini yapıyormuş bu sözde doktor. Hem ayıptır ya. Bu insanlar, ömürlerini insanlığa adamışlar, doktorlar hipokrat yemini etmişler. Benim gözümde, senden-benden değerli varlıklar. Biz bu değersizliğimizle, kim oluyoruz da böyle atıp tutabiliyoruz arkadaş! Ayıp! Bu aşı karşıtları hasta olunca doktorlar bakmasa yeri var cidden. Daha beş sayfa yazarım ama sinirleniyorum. Ben akla davet ediyorum seni.


Karşında hükümet sözcüsü filan yok. Ben yeterince açıklayıcı yorumlar yaptım. Adamlar çalışıyorlar, evet. Her şey olup bittikten sonra, çalışıyorlar. Yangınları söndüren birimler de hükümete bağlılar şu anda di mi. Bakanlar orda, işbirliği yapıyorlar diğer ülkelerle (sanal muhabbetlerin salaklığına girmiyorum, magazin sevmiyorum, demiştim) Ama devlet adamlığı öngörü gerektiriyor. Öngörüp önlem alınamıyorsa bu ülkede, siyasiler ancak siyasetçi vasfındalar demektir. Benim bu söylediklerimi eleştiri olarak algılamıyorsanız, eleştiri adabımızın farklı oluşundan kaynaklanıyordur.

06 Ağustos 2021, 12.12
Bu son yorumunda böyle bir dönüşüme uğramanı beklemiyordum. Doktorlardan başka tanrı ilan edeceğin başka meslek grupları da varsa onları da yazabilirsin. Cezbe, senin kendine atfettiğin değersizliğin sana, bana atfettiğin değersizliği kabul etmemezliğim bana. Senin algın sana, benim algım bana.
Sen yorum yapmamışsın, cinnet geçirmişsin. Bu asabiyeni anlamakta zorlanıyorum. 
Hırsını alamamışsın, ayrı bir blog açarak orada da bir şeyler söylemişsin. Bana yakıştırdığın ifadeleri aynen iade ediyorum. 
Her bir cümlene teek tek cevap vermeye gerek yok. Anlaşılan o ki sen bu asabiyeni yükseltmekte kararlısın. Tamam her konuda anlaşacağız diye bir kaide yok ama anlaşamayacağımız konularda da perdeyi illaki yırtmak zorunda da değiliz. 
Sıkıldımlı bezdimli ifadelerinin olduğu bloglarını ciddiye almam gerekiyormuş. 
İnsana konuşuyorsun insana. Saygılı olmayı daha ilk yorumunda rafa kaldırmandan anlamalıydım, iç huzurundaki kaosun belirtileri bunlar. Benim hatam. 
Hee dağın başında yaşıyorum. Hiç kente inmiyorum. Benim hiç çevrem yok. Kovuğunda yaşadığım ağaç bana ne öğretiyorsa burada onları yazıyorum. Bana şimdi bir de şöyle kallavisinden bir goooomloooğğg tooorosyoncusu da de olayını tamamla. 
Dediğim gibi senin dünyanın gerçekleri sana, benim dünyamın gerçekleri bana. 
Ben, o Kızılçama öyle popüler güzellemeler yapmak yerine, onu katleden suçluları anonim yapmak yerine, gerçekleri yazmaya devam edeceğim. 
Yoo, karşımda gayet de bir hükümet sözcüsü var. Blog burada, yorumlar burada. 
06 Ağustos 2021, 14.34

Ben bilmem beyim bilir, ben bilmem biliminsanları bilirle aynı bazda. Ağzıyla konuşmayı tercih etmeyenlerin kendi akıllarına güvenmeme sebepleri bundan. Neye inanıp iman ederler ya da etmezler, kimlere güvenip oy atarlar orasıyla hiç ilgilenmem şahsen benim için çomar çomardır. Bir defa farklı düşünmeye korkarlar. Farklı düşünenden de korkarlar. Önlerine ne sunulmuşsa onu kabul etmeye hazırdırlar.

İnternette her okuduğunuza inanmayın evet, internette her gördüğünüzü de bir düşünün. Mucizelere inanıyorsanız görme duyusu canlılara sunulmuş bir lütuf. Göz-beyin-akıl kontak (gerçi önce beyin algılar sonra göz görür iddiasında bir iki makale okumuştum ama o şimdiye değil) sorunu olanlara koltuklarında sakince ferahlamayı tavsiye ediyorum, görmeseler de olur. Kimlerin neler yazdığından çok kimlerin neleri kanıtladığını gördüm. Video bir ülkeden. İçi dolu enjekte koldan kola geziyor ama içi hiç azalmıyor. Orda toplatılan/toplanan insanlar da aşı vuruldum sanıyorlar. Videodaki amaç neye hizmet ediyor bilmiyorum, bana bir çeşit psikolojik deney gibi geldi. Tıpkı ilaca bağımlı bir kanser hastasına ilaç diye verilenin vitamin hapı olduğu ortaya çıkana kadar. Adam iyileşiyor. Bazı şeyler beyinde başlar ve biter. Belki yetişkin hayatımda toplasam iki üç kez doktora gitmişimdir. Bir şeye karşı olduğumdan değil, ihtiyacım pek yoktu ondan. İlki göz muayenesi olmak içindi. Bulanık görüyorum (parlak yazıları) dedim. Hipokrat yemini etmiş adam haklı olarak kayıtlardaki ilk teşhisi astigmatizm oldu belirtiler o yöndeydi. Yani korneadaki şekil bozukluğundan dolayı bulanık ve karışık görme. Ameliyat teklif etti. Küre şeklindeki (bozukluk yok) kornealarıma tekrar baktırdım. Devamı var, buraya yok şimdilik.

Bunları doktorlara güvenmeyelim diye anlatmadım. Sorgulamanın, düşünmenin önemine vurgu yaptım. Tabii ilaç bağımlılığına da değinmiş oldum. Geçenlerde bir arkadaşım sağlık ocağındaki doktorunun çok iyi olmasından bahsediyordu. Sağolsun doktoru istediği kadar ilaç yazıyormuş kendisine hastalığıyla ilgili. Güldüm. Sonra bu ilaç dolu bünye aşı deneği olsa neler olurdu diye aşırı merak ettim. Bana sorsa beklemesini tavsiye ederdim. Zaten karışmadım.

Ailemden ve çevremden denek olmayı kabul etmiş sevdiğim insanlar var. Bu içeriği hakkında çeşitli söylemler dönen sıvıların işe yaramasını ve patent almasını ve hükümetin sorumluluk almasını canı gönülden isterim. Başından virüs geçmiş ve atlatmış biri olarak tekrar virüse yakalanmak istemem. Tersi olsa da bir ihtimal yine ölmem, kronik rahatsızlığım da yok. Belki de vardır virüsle bir olunca öldürmeyecek kadar.

Ülke hükümetinin aşı deneği olmaya kısıtlamalarla zorlamasına karşıyım. laboratuvarlarda ciddi hastalıklara geliştirilmek üzere denenen yeni bir ilaç düşünün. Gönüllü denekler alınır denenir ve işe yarayıp yaramadığı belirlenir. Burada sadece alan farklı. Bir laboratuvar içinde değil dışındayız. Gönüllü değilim. Sağlığım çok değerlidir. saygım var gönüllü olmayı kabul edenlere sonsuz teşekkürler.

Not: Hem oynayıp hem okuyan varsa sitenin takipçilerine yaptım bu kadar açıklamayı. Konu sağlık. İlk yorumumda farkındalık yaratmak istedim. İkinci yorum da buna ektir. Sağlığınızı nelerin tehdit edebileceğini en iyi önce siz bilirsiniz, sizden sonra hastalandığınızda sizi bekleyen doktorlarınız... iş doğru bölümlere gitmeye bakıyor. 

Unadventur, rumuz yazarak bana hitaben yazdığın yorumdaki bilginin ne kadarı doğru bilmiyorum, Pazar tezgahlarına kadar düştü demişsin ya işte o. Benim bildiğim kadarıyla düşme başlangıcı bir bakanoğlunun  whatsapp’tan aşı satması. Tv’de akşam haberlerinde çıktıktan sonra yine akşam tv haberlerinde yalanlandı. 


06 Ağustos 2021, 17.05
Ben bilmem beyim bilir, ben bilmem biliminsanları bilirle aynı bazda.

Yüz kişiye bu cümleyi okudum ,99 u ağız hariç başka yerle de gülünebileceğini ispatladı.Bir tanesi de ben bilmem herifim bilir dedi. Otherand rumuzunu kullanırım der diye korktuğumdan kim olduğunu sormadım.
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın