gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Perşembeydi

01 Aralık 2021, 21.51
A- A+
Arkamdaki sıradaydı. Beyaz çerçeveli gözlükleriyle. Sayısal zekası zirveye yakındı. Ama çok yakın değildi. Çok uzak da değildi sanki. Yardım istediğimde problemin çözümünü iki üç farklı yolla öğretirdi. Çok çalışkandı. Arka sıradaki şarapçılara nazaran onun tepkisel çeşitliliğini daha eğlenceli bulurdum. 

O şarapçılarla ne zaman takılsam, hacca yakınını uğurlayanlar gibi arkamdan bakamazdı haliyle. Yıkık, umutsuz, sakladığı öfkesiyle bakardı. Yazılılarda çıkacak soruların cevaplarını ondan öğrenip satmamı isterdi. Zaten vardı ama bana para lazım olursa diye çok kez önerdi. Duyulurdu. Eğitim hayatındaki yükselişi yarı yarıya yavaşlardı. 

Çalışkan olmamı isterdi. Bunun için öncelikle sınıfta olmam gerekiyordu. Geri 30 seneyi bu kadar hatırlıyorum. Sanırım edebiyatta o kadar iyi değildi. İyi bir insandı. Umarım sistemde çürümemiştir. Ama sanmıyorum. Okul değiştirdiğimde ilk haftalarda sınıfta bana önyargılı yaklaşanların içinde o yoktu. Birkaç kişi daha vardı böyle. Öğretmenler onunla meslektaşlarıymış gibi konuşurlardı öyle davranırlardı. Saygılı nezaketli yaklaşırlardı. Ama ilk 5 dk tüm sınıf ve öğretmen sadece beni konuştuktan sonra. Ve tabi o da. 

Derslere devamsızlık günlerim silindikçe ve tekraaar tekrar şiştikçe hemen söz alırdı ve öğretmen ile karşılıklı konuşurdu. Sınıf başkanıydı. Beni kast ederek, durumu ikimizin değerlendirdiğini, yoluna koyacağımız gibilerinden ifadeleri olurdu. Öğrenci kıyafetimle başka şehirlerdeki sınıflara misafir öğrenci olarak katıldığımı biliyordu. Ama öğretmen grip mi olmuşsun iyileştin mi bari diye sorduğunda mevsimin ortasında mevsimsel derdim. Sınıf gülerdi. 

Doğruyu söyleseydim öğretmene beni Özel A sınıfına mı gönderirdi acaba. Bunu düşünürdü. Nasıl bir kaçık daha lise 1 de o şehir senin bu şehir benim diye neden dolaşsın ki. Özel A seçeneğini ciddi ciddi düşünürdü. 

O zamanlarda vip şekil seyahat etme özgürlüğümü dibine kadar kullanmasaydım keşke. Okul idaresiyle o zamana dek sürdürülen diplomasi hatır gönül yolu bir gün kesilecekti bunu biliyordum. Sürdürülebilir olmaktan çıkan kötü örnek mankenliğime bileti kestikleri o gün perşembeydi. İnsan üstü bir toleransı zaten harcamıştı herkes. Herkes yani anlatabiliyor muyum. Bana biraz daha göz yumsalardı okul yönetiminin deli olduğunu düşünecektim. Tepkisini örtbas eden insanlar beni korkutur. İyi ya da olumsuz tepkilerini saklayan insanların hepsi yani. 

- Kıyafetin bu okula ait değil.. Çocuğum bu sınıfta napıyorsun? 

    - Ben bu şehirde yaşamıyorum, seyahat ediyorum. İki gün kalcam. Sınıfa arkadaşım davet etti. 

Arkadaşlarım dediğim o çocuklarla teneffüste, okul civarı cafelerde, bilardo salonlarında tanışıyordum. Sohbetin sonu hep misafir öğrencilik yapma arzuma geliyordu. İçlerinden birkaçı bunu istememişti. Önünde birden bire iki saat amerikan bilardo veya üç bant oynama avantası bulan her çocuk ikna olurdu. Popülerdi. Oyuncağa benzerlerdi, sarı mavi renkleri olan fotoğraf makineleri herkeste değilse bile vardı işte insanlarda. Özellikle çocuklarda. 3-4 gün aradan sonra sınıfıma girdiğimde, ceketimin iç cebine kızın x ışınlarıyla bakması paha biçilemezdi. Fotoğrafları banyolamayı öğrenmişti. Ben bilmezdim. Bazen tüm ruloyu alır, banyoyu kendisi yapardı. 


O yabancı sınıfta ders anlatan öğretmenlerin dikkatini ne gerekçeyle dağıttığımı bilmiyorum. 

- Sınıf sınıftır. Misafir de olsan dersimi dinlemelisin çocuğum. Neden dışarıya bakıyorsun? 

        - Sınıfta herkes bana bakınca ben de onlara bakınca siz de hepimize bakınca sonra ders saati boş akarsa üzülmiyim diye dışarı bakıyorum çok değerli öğretmenim. 

Çok değerli öğretmenim ifadesini duyup da pamuk gibi olmayacak bir öğretmeni daha tanımadım. Önce çok şaşırırlardı. Acaba dalga mı geçiyorum diye biraz temkinli dururlardı. Koşulsuz iyi niyetim anlaşılınca beni tahtaya bile kaldırırlardı. Edebi bir paragrafı sınıfa tartıştırırdı. Ne güzeldi. 

- Spor ayakkabınla gelmişsin hadi baskete. Sonra eve gideriz yemek yeriz mario tiktak oynarız. Duvarı bitirdin mi?  

          — Boyum kısa, iyi oynayamazsam olur mu. Benim yüzümden yenilmeyelim. Olsun yenilelim bişey olmaz. Ödüller benden olur. Bitirdim. Yeni kaseti bekliyorum. 

Eve telefon açtı. Yanındaydım. Kurbağası ölmüş. Ablasıydı. Annesi toprağa gömmüş. Basket maçı yattı. Zaten yenilecektik. Kurbağaları yiyen insanlar varmış dedi. 

Kurbağalar havuzda acayip üremişlerdi. Onlarla eğlenmiştim 2020 yazında. Yoo kurbağa yemem. Kayık yapar yüzdürürdük hatırlarsın. Bu gibilerinden eğleniyordum. O vakitlerdeki herkes şimdilerde neredeler bilmiyorum. Bilmek istemedim. Herkesi saklamak bana çok zamana mâl olacaktı. 

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın