gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Seni İstemek, Seni Sevmek…..

26 Nisan 2022, 23.05
A- A+

Seni İstemek, Seni sevmek nasıl bir şey duymak ister misin..?

 Dinle öyleyse..
 Bir iftar sofrası düşün. Misafir etmişler beni de. Kapıda hoş seda bir karşılamayla açlığımı biraz olsun alıyolar. Yemeğin yenileceği, balkonundan akşam esintisinin geldiği odaya doğru ilerliyorum. Günün yorgunluğunu almak, kahverengi koltuk takımına düşüyor. Ellerimi koyduğum koltuğun koluna takılıyor bir an gözlerim, ellerimi ovuşturuyorum, sıkıyorum, sıkıyorum.

 Bir an gözlerimi kapatıp yutkunurken, ev sahibinin "-nasılsın oğlum?" sözüne, buruk gülümsememle başımı kaldırıp, "-Allah'ıma şükür" diyorum. Başıyla onayladığı yüzünde beliren bakışı, içimden geçenleri anlarcasına sanki. Hafif bir tebessümle bana katıldı o da. "-Siz nasılsınız efendim?" diye sorduğumda, söze gerek kalmadığını anladığım huzurunu gösterdi eliyle; odanın içinde, vaktin yaklaşmasıyla sıklaşan yemek telaşındaki hanımını, bir yanda suları dolduran saçı örgülü kırmızı tokalı küçük kızını, karşısında oturan annesini ve balkonda, gözü şerefede kulağı ezanda babasını, bizi az sonra bir arada toplayacak masasını...

 Top atıldı, ezan okundu ve caddedeki tatlı telaş yerini sessizliğe bıraktı. Evdeki koşuşturmaysa sularını serin serin içen yudumlara. Şimdi yüzlerde, huzurun verdiği farklı bir duruş. Bir kaşık çorbayı bu huzurda içmek... "-Allah kabul etsin"..

 Ellerimi yıkayıp, kenarı işlemeli yeşil havluda kurularken, karşımdaki aynada havlunun arasından bakan gözlerimle buluştum; "-bir gün" dedim, "-bir gün"...
 Yemeğin sonuna gelinmişti ki, iftarın ağırlığı herkesi masadan alıp bir koltuğa çekiverdi, beni olduğu gibi. Evin akide kızı, "-işte şimdi oldu" dedirten, lezzetini almadan daha, kokunun odaya yayıldığı kahveleri birer birer getiriverdi. Kahveler sehpada yerini alırken bir bardak suyla, kimisi çoktan ilk yudumunu almıştı bile, en köpüklü yerinden...

 Artık vurulmalıydı gözüne sohbetin, anlatılmalıydı o "-ahh, nerede o eski ramazanlar" diye başlayan anılar. Öyle de oldu. Sohbet uzun sürecek belli. Öyleyse gelmeliydi artık buram buram kokan Karadeniz. Tek tiryaki kahveciler değildi elbet, "-tavşan kanı be mübarek" deme sırası bana gelmişti. Şimdi, sohbet tam kıvamına girmişken, deminde çay iyi gidecekti...

 Gece, bizi ayıracak saate geldiğinde, ellerini öperek ayrıldığım insanlar kapı eşiğinde sırtımı sıvazlayarak, "-yine gel oğlum" dediler gözleriyle konuşarak. Gözleri, içimden geçenlere tercümandı. "-İnşallah" dedim, "-gelirim"...
 Evime vardığımda, derin bir sessizlik ile odama geçtim. komidinin üzerinden dünden seninle yemek için niyetlendiğim biskrem :) . Sonra düşündüm iki farklı dünyaymış gibi yaşadığım bu gece, şu an senin duymak istediklerini fısıldadı bana; koltuğuma oturup elimi sıkıp sabrettiğim sensizliği, "-bir gün..." diyerek susan dudaklarımı, "-bir gün seninle yaşayacağım bu sıcaklığı" diyeceğim o anı, kırışmış ellerimizle, ama taptaze sevgimizle "-ahh nerede o eski ramazanlar" demeyi seninle istediğimi, bize kim bilir neleri neleri anımsatacak çay keyfimi ( sen çay sevmezsin, senin kahve keyfini) senin ellerinden içmek istediğimi, evime vardığımda "o gözlerinin" ve boynuma atlayarak karşılayışını...

 Seni istemek, seni sevmek bir kuble de böyle bir şey...

YORUMLAR

22 Mayıs 2022, 13.18
istemek sadece ileri günlerin alt yapısı oluşturmak bu sadece özel hayatınızda değil iş hayatınızda geçerli herkes bir şey istiyor ama ilahi allah takdiri ... çok teşekkür ederim güzel blog olmuş !
26 Mayıs 2022, 11.53
Teşekkür Ederim.. Ben O’nu İstiyorum.. ! 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın