gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

GİDERKEN

06 Mart 2026, 08.18
A- A+


Giderken Koşmak

Bazen insan bir kapıyı çarparak çıkar.
Ayak sesleri koridorda yankılanırken, arkasında bıraktığı kişi hâlâ o son cümleyi anlamlandırmaya çalışır. “Gidiyorum” demişsindir ya, işte o kelime tam orada donar. Ama senin içinde, o kelimenin tam tersi bir cümle çoktan kurulmuştur bile: “Kalabilmek için gidiyorum.”

Çünkü bazı aşklar öyle bir noktaya gelir ki, kalmak zehir olur. Yakınlık boğar. Bakışlar ağırlaşır, dokunuşlar suçlama taşır, suskunluklar bıçak gibi keser. O zaman geriye tek bir yol kalır: uzaklaşmak. Ama tuhaf bir şekilde, o uzaklaşma hareketi aslında en hızlı koşuşturmadır. Giderken koşarsın. Hem de nefesin kesilene, bacakların titreyene kadar.Nereye mi?
Ona.
Tam da terk ettiğin insana.Paradoks budur işte.
Kalbinin en kuytu köşesinde, hâlâ onun kokusunu arayan bir çocuk oturur. O çocuk “Gitme” diye yalvarırken, sen yetişkin ağzınla “Gitmeliyim” dersin. Ve yürürsün. Taksiye binerken, havaalanında check-in yaptırırken, valizini bavul bandına koyarken… aslında her adımda ona bir adım daha yaklaşırsın. Çünkü mesafe açıldıkça özlem büyür, özlem büyüdükçe sevgi saflaşıyor gibi gelir. Kirlerinden arınır, çıplak kalır, en ham hâliyle ortaya çıkar.

Kaçmak mı bu?
Yoksa en derin teslimiyet mi?Bir keresinde bir arkadaşım anlatmıştı: “Onu bırakmak için evden çıktım. Ama otobüs durağına vardığımda fark ettim ki, elimde hâlâ onun evinin anahtarı varmış. Sanki bilinçaltım ‘Dön’ diyormuş da ben duymamışım.” Anahtarı cebine koymuş, otobüse binmiş, iki durak sonra inmiş ve geri yürümüş. Kapıyı açtığında sevgilisi hâlâ ağlıyormuş. O an anlamış: Giderken aslında en hızlı şekilde geri dönüyormuş.Bizim hikâyelerimizin çoğu böyle değil mi?
“Senden vazgeçtim” dediğimiz günler, en çok seni düşündüğümüz günlerdir.
“Artık bitsin” dediğimiz akşamlar, sabaha kadar seni Google’da aradığımız gecelerdir.
“Başka biriyle mutluyum” yalanı, aslında “Sensiz mutlu olamıyorum” çığlığıdır.

Psikoloji buna “reaktif mesafe” der galiba.
Kişi tehdit altında hissettiğinde (duygusal olarak boğulduğunda, değersiz hissettiğinde, terk edilme korkusu tavan yaptığında) en ilkel savunma mekanizmasını devreye sokar: Kaç. Ama kaçtıkça tehlike büyür. Tehlike büyüdükçe özne (yani sen) o tehlikeye (yani ona) daha çok ihtiyaç duyar. Döngü böyle işler. Giderken koşmak, aslında sevginin en samimi itirafıdır. Çünkü ancak kaybedebileceğini sandığın anda, gerçekten ne kadar değerli olduğunu anlarsın.

Peki ya o?
O sırada ne yapıyordur?
Belki yatağa uzanmış, tavana bakıyordur. Belki telefonunu eline alıp mesaj yazmaya başlar, siler, tekrar yazar, yine siler. Belki de “Benden vazgeçti” diye düşünüyordur. Oysa sen otoyolda 140’la giderken, kalbin 200’le atıyordur. Senin gittiğin yön aslında onun kalbi yönündedir.Biliyor musun, en acı veren ayrılıklar bile bir nevi aşk mektubudur.
“Gitmeliyim” demek, “Seni bu kadar çok seviyorum ki, sana layık olamıyorum, kendime layık olamıyorum, bu yüzden seni daha fazla incitmemek için gidiyorum” demektir bazen.
“Artık görüşmeyelim” demek, “Seni her gördüğümde içim yanıyor, dayanamıyorum” demektir.
“Unutacağım seni” demek, “Unutursam ölürüm” demektir.Ve ironiye bak ki,
gerçekten unutmak isteyen insan unutur da.
Asıl unutamayan, unutmamak için giden adamdır.
Koşarak giden adamdır.Belki bir gün durursun.
Bir banka oturursun. Telefonu çıkarırsın.
Aynı cümleyi bin kere yazıp silersin yine.
Sonra tek bir satır yazarsın:“Dönmek için gittim.”
Ve gönderirsin.
Ya da göndermezsin.
Ama o cümle zaten havada asılı kalır.
Çünkü bazı aşklar kelimelerle değil,
gidişin içindeki koşuyla anlatılır.Ve sen,
hâlâ koşuyorsun.Giderken.
Ona doğru.
Ne zaman bitecek bu koşu?
Belki hiçbir zaman.
Belki de tam da bu yüzden güzel.Çünkü insan, sevdiğine en çok giderken yaklaşırmış.
Sarkaç gibi.
Sola giderken sağa,
giderken gelirken,
kaçarken sarılırken.Ve belki de bütün mesele şu:
Gerçekten gitmek isteyen insan,
hiç bu kadar hızlı koşmaz.Sence de öyle değil mi?

 

YORUMLAR

13 Mart 2026, 18.52
Çok etkilendim ..Etkilenmemek elde  değil... o kadar  güzel izah etmişsiniz ki Yüreğinize ve
 kaleminize sağlık... Hala unutulmamak ve  unutmamak...
19 Mart 2026, 14.10
gerçekten unutmak isteyen insan unutur da.
Asıl unutamayan, unutmamak için giden adamdır 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın