DOĞURMAK ANNELİK MİDİR?
13 Mart 2026, 18.13 A- A+Doğurmak Annelik midir?Soru bir bıçak gibi saplanıyor kalbe, değil mi?
Çünkü cevap, çoğu zaman kanıyor.Doğurdun.
O ilk nefeste dünyanın durduğunu sandın.
Minik parmakları avucuna kıvrıldı, sanki bütün evren o avuçta toplanmıştı.
Ama o sadece bir tohumdu.
Annelik, o tohumu toprağa değil, kalbine gömmektir.
Her gün sulamak, fırtınada siper olmak, kuraklıkta gözyaşınla sulamaktır.Annelik, bir bahçıvan olmaktır.
Ama bahçenin en narin çiçeği sensin sandığın o çocuk değil;
asıl narin çiçek, senin içindeki yaralı çocuktur.
Eğer onu sarmazsan, dikenlerinle kendi çiçeğini kanatırsın.
Babalık da bir liman olmaktır.
Gemi fırtınada sarsıldığında, dalgalar vurduğunda,
sen sarsılmayan direk olmalısın.
Çocuğun “baba” dediğinde, sesin bir fener gibi yol göstermeli.
Para biriktirmek kolaydır;
ama bir çocuğun gözlerindeki fırtınayı dindirecek sükûneti vermek…
işte o, ömürlük bir inşaattır.Şimdi aynaya bak ve sor:
Ben çocuğumun aynasıyken, ona hangi yüzü gösteriyorum?Sen her kavgada volkan gibi patlıyorsun, sonra “neden bu çocuk ateş gibi” diyorsun. Sen yalanın gölgesinde yaşıyorsun, sonra “neden bana sırtını döndü” diye yanıyorsun. Sen gün boyu bir cam fanusun içinde, ekrandan dışarı bakmıyorsun,
sonra “neden aramızda duvarlar büyüdü” diye ağlıyorsun.
Sen kendi yaralarını kanatırken, ona sarılıyorsun,
o da kanıyor ve senden kaçıyor…
sen yine “neden beni terk etti” diye haykırıyorsun.Çocuk aynadır, ama sıradan bir ayna değil.
Bir göl aynasıdır. Sen taş attığında dalgalar oluşur,
sen bağırdığında yankı büyür,
sen sustuğunda sessizlik derinleşir.
Ve sen o göle bakıp “neden bu kadar bulanık” diye lanet okursun.
Oysa bulanıklığı sen yarattın.Layık olmak istiyorsan, önce kendi enkazını temizle.
Kendi içindeki terk edilmiş evi onar.
Duvarlarına sevgi boya, camlarına ışık koy.
Ancak o zaman, çocuğun kapıyı çaldığında,
içeride sıcak bir yuva bulur.Doğurmak bir kıvılcımdır.
Annelik-babalık ise o kıvılcımı yıllarca koruyan,
rüzgârda sönmesin diye avuçlarını siper eden ateştir.
Ve en acı gerçek:
o ateş sönüp kül olursa,
çocuk o küllerin arasında büyüyecek ve
bir gün kendi çocuklarına “ben de böyle büyüdüm” diyecek.Şimdi kalbinin en kuytu köşesinde fısılda kendine: Çocuğum için hangi dağları yerinden oynatmaya razıyım?
Hangi tahtımdan inmeye, hangi gururumu toprağa gömmeye,
hangi “ben haklıyım” çığlığımı yutmaya razıyım?Cevabın gözyaşlarınla yazılmışsa,
o zaman gerçekten anne olmuşsun, baba olmuşsun demektir.Bir gün o çocuk, belki uzak bir şehirde,
belki yabancı bir ülkede,
gözlerini kapattığında seni görecek.
Ya sıcak bir kucak olarak,
ya da kapanmayan bir yara olarak.
Hangisi olmak istiyorsun?Karar her nefeste yeniden doğar.
Her “seni seviyorum”da yeniden seçilir.
Ve her susuşta, yeniden kaybedilebilir.Şimdi seçme zamanı.
Çünkü zaman, en acımasız bahçıvandır.
Ve çiçekler, sulanmadıklarında solar.
Ama bir kez solarlarsa…
bir daha tam açmazlar.


YORUMLAR