gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

ÜNZİLE GELİN.

01 Temmuz 2016, 13.09
A- A+



Köyden ilk çıkışıydı bu Ünzile gelinin, daha eli kınalıydı, ekmek davasına eşi evini aldığı gibi İstanbul’a getirmişti, hani şu taşı toprağı altın denilen İstanbul’a. Köyünün güzeli sayılacak biriydi, eşi de kendisi gibi esmer güzeliydi, severek evlenmişlerdi. Her sabah eşi ile birlikte kalkar onun kahvaltısını verir, erkenden ev temizliğine başlar ve erkenden bitirip, akşam olmasını ve eşinin eve gelmesini dört gözle beklerdi. Ev çok büyük olmasa da yeni evli olduklarından ev eşyasının çoğu bulunmamaktaydı, Ünzile gelin bunu hiç dert etmiyordu, “Daha yeni evliyiz nasılsa her şeyi yapacak kadar zamanımız ve paramız olur elbette” diye düşünüyordu.


Hava kararmak üzere iken eşinin yokuşu ağır ağır çıktığını görmüştü, ellerinde bir şeyler vardı, kapıyı açtı koşarak eşinin elinde olanları alarak eve getirdi, “Hoş geldin Ahmet “ demişti eşine. Bunu derken bile sevgilye bakıyordu gözlerine. İkisi de bir birlerini çok seviyorlardı, günler günleri aylar ayları kovalamıştı, Ünzile gelinin yüzü eskisi gibi gülmüyordu, eşinin yanından bir an olsun ayrılmasını istemiyordu. O İstanbul’u kendi köyü gibi bilmişti bu nedenle herkese yardım ediyor, konu komşuya tebessümü eksik etmiyordu.


Evine iki yüz metre uzaklıkta olan bir market vardı, günlük alışverişlerini oradan yapıyordu, yüzünün güleç olmasını başka şekilde algılayan market sahibi, Ünzile gelin her gelişinde yardımcılarına aman vermeden hemen kendisi koşar, Ünzile gelinle ilgilenmeye başlardı. Çok yaşlı olmasa da, orta yaş grubundaydı market sahibi. İlk zamanlar bir anlam veremeyen Ünzile gelin, bu durumdan sıkılır olmuş hatta eziyet çeker hale gelmişti. Eşi ile konuşmayı deneniş, ancak yanlış anlamasından, ona inanmamasından hatta ve hatta söyler isem eşinin başının derde gireceğinden korktuğu için söylemekten vaz geçmişti. Başkada yakın market olmadığı için mecburen buraya geliyor alış verişini yapıyordu. Market sahibi bunu mahalleye başka şekilde lanse etmeye başlamış, gelin ile kendi arasında ilişki olduğunu yaymıştı. Ünzile artık orya gitmek istemiyor eşine gelirken bir ekmek fazladan getirmesini istemişti. Eşi de bir şeyler sezinlemiş ancak ne kadar eşine sorduysa bir şey dememişti.


Aradan zaman geçtikçe dedikodu ayyuka çıkmış, Ünzile gelin tam ortalık kadını gibi anılmaya başlamıştı. Mahalle yaşlıları kocasına anlamlı bir şeyler söylemiş ancak Ahmet bir anlam vermediği gibi eşine de güveniyordu. Ünzile gelin artık o markete hiç gitmiyor çok daha uzakta olan bakkala zaruri yiyecekleri almak için gidip geliyordu. Yine o bakkala gitmiş bir şeyler almış akşam karanlığına kalmamak için hızlı hızlı giderken marketin önünden geçerken market sahibi “ Tamam benden alış veriş yapma ama bu benden kurtuldun anlamına gelmez güzelim” demiş peşine takılmıştı. Ünzile ne kadar hızlı gitse de o arkasından yetişiyordu. Ünzile kapıyı hızlıca açtı kendisini zorla içeriye attı kapıyı kapatacakken market sahibi ayağını araya koymuş ve kapının kapatılmasına mani olmuştu, içeride boğuşma başlamış saç baş ve giysiler dağılmıştı. Ünzile gelinin eşi evin kapısına geldiğinde eşinin yerde, üstünde de market sahibini görünce beyninden vurulmuşa dönmüş eline aldığı ekmek bıçağıyla her ikisinin de canına kıymıştı. Olan sadece iki genç sevene olmuştu, market sahibi ise yaptığını canıyla ödemişti.  (S.G.Buğrabey)   01.07.2016

YORUMLAR

02 Temmuz 2016, 15.18
BU GERÇEK HİKAYE SANIRIM
02 Temmuz 2016, 22.27
yazık işte günümüzde oluyo böyle şeyler aslında kötülerin günahını böyle tertemiz insanlarda çekebiliyor adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz.
03 Temmuz 2016, 15.32
Hep aynı sinir bozucu insanlık dışı piskopat ruhlu insanların hikayesi.. Haberlerde gazetelerde onlar her yerde ne hale geldik toplum olarak :((
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın