gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Kibirli Kirpi Dedi Ki; ...:)

12 Haziran 2018, 06.19
A- A+

Ocham'ın Usturası, bir teoridir. Bu teoriye göre; ulaşılmak istenen hedefe giden en kestirme ve en karmaşa barındırmayan yol, en doğru yoldur. Düşüncenin özü; sapmanın ve yanlışta kaybedilecek vaktin, en aza indirgenmesidir. Bu benim yorumum, dileyen araştırıp daha fazla bilgi edinebilir. Bu konunun üzerine yazmak isterdim, lakin yazmayacağım. Hem yazsam, kim okuyacak değil mi :) Bu girişi yaptım, çünkü basit olanı seçmenin,  her zaman ve her konuda doğru olmadığını; insanların, zor olanı denemelerinin, mutlak kendilerine fayda sağlayacağını düşünüyorum. İnsan gelişimi, bilimle halledilebilseydi, tüm insanlar üstün nitelikli olurdu. Yani diyeceğim; Ocham'ın Usturası, insan gelişimi için düşünüldüğünde, pek de amaca hizmet eden bir teori değildir. Aşağıda yazacaklarım, bu teoriyi manaca hayatının merkezine oturtup; basitliği ve kolaycılığı yanlış yere ikame edenler içindir.


Siz! Evet siz!  İstiyorsunuz ki; bütün kibirliler ve ukalalar ölsün değil mi? Siz; istiyorsunuz ki, size kimse eleştirel hiçbir şey söylemesin. Ayna sevmiyorsunuz siz ayna, değil mi! Siz dediniz diye, insanlar ne kibirli oluyor, ne de ukala. Cevap hakkı tanınıyorsa, bu da benden size cevap. Bu yakıştırmaları yaptığınız insanlar adına...


Mesela;

Fikriyle baş edemeyince, aklıyla boy ölçüşemeyince, birikiminin yanında sıfır altı kalınca, denileni anlamayınca; bas "ukala"yı, "kibirli"yi gitsin. Hadsiz cesaretinle, had bildirmeye kalk filan. Gram anlamadan, karşındakine  "anlamıyorsun" de misal. Basitçe kurulmuş üç beş cümlenin veya bir metnin  neresini anlamacak ki yani karşındaki. Amma yoook öyle değil iş tabii, egolar tavan çünkü. Herhangi bir şeyi bilmemenin ayıp olduğunu hiç sanmıyorum, ayıp olan; bilmediğin, anlamadığın konu üzerine, ahkam kesme boyutunda konuşmak. Kendi kusurunu bilmeyen biri, kusurunu giderebilir mi; insan denen varlık nasıl gelişecek bu biçimde? Siz kendinize dürüst olmadığınız gibi, eşinize dostunuza da gerçeği söyleyemezsiniz, ancak "parlat cilala". Hem kendinize, hem çevrenize karşı sahteliği düstur edinmişsiniz. Bu yüzden, olduğunuz yerde saymaktasınız.


Mesela;

Düşünmek kavramını beceremezsiniz, analiz, sentez, kıyas yapamazsınız, konuyu kavrayamazsınız; altta bir şey yok ki üste bir şey koyasınız. Cehalet paçadan akarken, Montaigne'den savurur, Nietzsche'den üfürürsünüz. Anlamadan okur, arama motorlarını aşındırırsınız. Çok bilgili görünmek için kurduğunuz cümlede kullandığınız filozof vs. adamlar, yazdıklarınızı okuyabilse kemikleri sızlar yattıkları yerde yeminle. Öyle sağlam saçmalarsınız yani...


Siz var ya siz, kendinizin farkında olsanız, kendinize tahammül edebilir miydiniz acaba. O çoğu zaman "ya sabır" çekip susan "ukala, kibirli' ilan ettikleriniz kadar sessiz kalabilir  miydiniz acaba? Her zaman susabilmek, kolay bir şey değil. İnsanların sınırlarını zorla zorla, artık boğazına kadar getir; sonra hak ettiğini verince karşındaki; ağla-zırla mağdur edebiyatı yap, o da yetmedi çamur at. Ohh ne ala memleket!


Siz var ya siz; akla da, bilgiye de tahammül edemiyorsunuz, yeni bir şeye, yeni bir görüşe tahammül edemiyorsunuz. Olamayacağınız bir şeyi gördüğünüzde, paniğe kapılıyorsunuz. Size göre; sizin anlamadığınız her şey, esasında yoktur ve saçmadır. Düşüncenin sakatlığına gel! Vasatlıkta eriyip kaybolmalısınız, ki o kalabalığın içinde eksikliğiniz görünmesin, işte bu yüzden vasat olmak zorundasınız. Aynı ve benzer olmak zorundasınız. İşte bu yüzden, yancı ve çanakçı olmak zorundasınız. Tam da bu yüzden, kalabalık olmak zorundasınız. Sizin kalabalığınız, halihazırdaki toplumun kalabalığı. Keşke bitseniz, diyeceğim de; bitmek ne kelime, bilakis, mütemadiyen ve hırsla üremek telaşındasınız.


Yaşasın Ocham'ın Usturası!! Basit kal, basitle kal, basitlikle kal. Kısaca; kal, bir adım ilerleme e mi!

YORUMLAR

12 Haziran 2018, 10.49
Harika analiz ve yazıya döküş. Sen olmasan gamyun blog ları standart yazılarla albenisini kaybeder ve insanlar kendini geliştirmez. 
12 Haziran 2018, 15.35
Siz, onlar , bunlar, ötekiler, berikiler :))) Kim bunlar ?  Sanırım kim vurduya gidenler :))  ( Bizleri bu gruba  dahil etmiyorum, biz uzaylıyız :))  Ne zaman şunu fark edeceğiz acaba " farklı" olma uğraşıları nedense hep "aynı" yolda son buluyor .Cezbe,  seni yorumcu olarak daha çok beğeniyorum; bunu söylememe bozulmazsın umarım. Zira o noktada gerçekten farklı bir yaklaşım  sergiliyorsun.  Bu yazı için bir kaç cümle edersek:  Bırakalım o bahsi geçen  "siz, onlar, bunlar, ötekiler, berikiler " gruplarını "biz" ne üretiyoruz :) bu noktaya gelmeliyiz artık derim.  Sence de öyle değil mi ? "siz" diye eleştirdiklerimizin aynısını " biz" de yaparsak, bence yine o filozofların kemikleri sızlar...  
Ellerine Sağlık Cezbe, Gamyun' da bir renksin varlığın güzel...

12 Haziran 2018, 15.43
Bence de, cezbe olmasaydı, Gamyun Blog diye bi yer olmazdı, tiagmo'nun bu enfes tespitiyle, hepimiz aydınlandık. Ki eskiler bilmez, eskiden buralar hep dutluktu, bataklıktı, hatta benim dedeme zamanında buradan yer vermek istemişler de, o almamış, sırf biz torunlarına pislik olsun diye. Halbuki alsaymış zamanında, blog denen bu yazı alanını ilk benim dedem keşfetmiş olacaktı.

Olmasaydın olmazdık Cezbe, sağol, varol smile Resmi -havai fişekler, çiçekler, böcekler ve bilimum çoşkuyu arttıran araç gereçler-
12 Haziran 2018, 17.31
Gamyunu yücelttiğin için bakalım daha kaç yorumumu kabul etmiycekler benim
12 Haziran 2018, 17.40
Hah işte ya, istediğim yorum türü bu Gmsnn :) Nihayet doğru bi yorum yapmışsın yazılarımdan birine .d Ne yapacaktınız ben olmasaydım, hıı??? Işık gibi bi şeyim mübarek, olmasam karanlıkta kalacaktınız topunuz .dddd Kuş sütüyle beslemeniz, pamuklara sarmanız gerek ama nerdeeeee 90nho4mıaenhğıe İlla reklam-pazarlama sektörüne mi girmem lazım, salon insanı mı olmam lazım, yüksekçe yerlerde .p tanıdığım mı olması lazım ya! Ayıptır, biraz özen lütfen! .p Bu tip yorumlarının devamını diliyorum.


Tiagmo acaba ne yazsam da bu yazıyı provoke etsem, demiş galiba, bombayı patlatmış. Yapacak bir şey yok :) Bilgi edinme yeri burası değil ki Tiagmo, üstelik ben sadece bilgiye dayalı yazı yazmayı hiç sevmem. Onun için kitap okuyacaksın, gezip dolaşacaksın, gözlem yapacaksın filan... Belki o zaman, misal; Montaigne alıntısını yaparken saçmalamayabiliriz. Di mi ama :) Teşekkür ederim güzel sözlerine. Tabii renk kattığım doğrudur, -rengim de güzeldir hani:)-değer kattığım da doğrudur da; ben ufacık bir zerreyim, zerrenin bir yeri kurtardığı görülmemiş. Yuvarlanıp yapışmak, kartopu olmak gerekiyor. Homojen olarak yani... Ama işte pis heterolar bırakmıyorlar ki :)


Gülce; vallahi ben yazıyı yazdım, ortaya koydum. Kim isterse üzerine alınabilir -uzaylılar da dahil :)- Şartlardan herhangi biri üzerine uyan alınsın. Büyük ihtimal hedef kitle üzerine hiç alınmayacaktır :) Farklı olacağım diye tırmalayanın akıbeti, başarısız olmaktır büyük ihtimal. Pek anlamadım ama eğer diyorsanız ki; sen, bu yazıyı yazarak aynı handikapa düşmüşsün. "Biz, siz, onlar" vardır, keşke olmasa ama vardır. Öyle olmamış olsa, bu kelimeler icat olunmazdı :)  "Biz ne üretiyoruz" sorusu, doğru bir soru. Ben kendi adıma ürettiğimi söyleyebilirim iç huzuruyla. Teşekkürler güzel sözleriniz ve yorumunuz için.
12 Haziran 2018, 17.40
Adamlar araba yapar. Bunu kullanan şöför de hünerini gösterir. Gamyunda araba imalatçısı. Sanırım anlaşılır yazdım.
12 Haziran 2018, 18.03
Gamyun blog olmazdı demiyoki tadı olmazdı diyo.
12 Haziran 2018, 18.18
Senin yazıların akışkan cezbe. Diğerlerini çözmeye çalışıyom sonra kaydadeğer olmadığını görünce hüsrana uğruyom. Belki  de blogunda bana da laf sokmuş olabilirsin. Kimseyi ekarte etmeye çalışmıyom. Hayattan beklentisi minimum olan biriyim. 
Ben bilgilik olmaktan yana değil fikir sahibi olmayı tercih ederim. Bilgi yi beyin bir yerden sonra almaz. Yenisi gelince bilginin eskisi silinir. Pis heteroda???

12 Haziran 2018, 20.25
Evveet, öyle böyle kızmamışsın :) O 'siz' tarikat giller yığınları şu anda eline geçse onları ne tür bir geri dönüşümle elektriğe dönüştüreceğini anlamak zor değil :) Elektrik ve ısınma ihtiyaçlarını çöplerden karşılayan İsveç'ten bu blog konusuna çözüm olması için gereken teknoloji transferini atlayalım. Bahsettiğin 'siz' kategorisindeki insan faktörünü çöp sınıfına sokmak en son seçeneğimiz bile olmasın. Bunlardan sabun ve temizlik ürünleri elde etmek için bedenlerindeki elementlerden faydalanmak falan o eylem eski Almanya'nın tarihinde gömülü kala dursun. Kızgınlığını kendine makullemen adına, bu kabullenemeyişlerini sağlıklı bir rezerv yapılandırması ile kontrolde tutabileceğin yeni bir kasayı sana icat etmek istiyorum. 'Haddimi aşarak' :)) İstediğimde, ki bunu asla yapmam bu habislikte olamam, sadece on dakika konuşarak uykularına dalmayı bile haddini aşma zannedecek bu had haritacıları yüzünden panik atak yaşıyorum iyi mi? Marketten bir şey alırken ulan acaba haddimi mi aşıyorum deme noktasına geldim :)) Ama haklarını vermek lazım. Para psikolojileri mükemmel. Hiç olmazsa kendi içlerinde tutarlılar ve deeee birbirlerini cuma-robinson tahterevallisinde sahiplenmekte çoook başarılılar. [Bu yorumumun uzun olmaması için şu anda kendime öğürürcesine yalvarmaktayım. En nefret ettiğim bir huyum varsa o da yazmayı sevmemdir]

Başlayalım. İnternette birkaç gündür uluslararası sörf yapıyordum. Sahilime bugün ulaştım. Normalde 15 gün sürer gezintilerim ama bu son sörfü ben de anlamadım hani sebepsiz olarak kısa tuttum. İyi ki de kısa tutmuşum. Hayal kırıklığının çekilemez ölçüde olduğunu anladığım bu yazını böyle görmüş oldum. Bu kısa turistik gezimde Twitter'da yaban hayat süren fenomenlere de bir bakayım dedim. Sonra, tıpkı ruhu gibi ismi de lazım olmayan bir fenomenin 400 bin retweet alan bir tweetini gördüm. Blogunda, ''hani nerede pişen armut tatlım, şekerim düştü, şimdi düşüp bayılacağım getirin artık benim cici filozofcuğumun sözünü'' diyerek, kendi aklına ve onun dışındaki herkesin aklına bela olan düşünsel diyabetini tek bir zırva sözle aklayan o yığınlardan bahsettiğini görünce bana bir gülme geldi. Ama öyle böyle değil, puhahahaaalı bir gülme oldu :):) :d :D :D (((((: .

Tam, kim ulan bu Rene Descartes çağırın gelsin dememe az kalmıştı. Neyse ki tuttum. Zembereği boşalan saat misali 400 bin rt lenen ''Düşünüyorum, öyleyse varım'' sözünü görünce insanın tekamül etmesi adına beslediğim bütün umutlarım o anda radyoterapiye girdi. O paylaşımın altına bir tweet zinciri yerleştirdim. Sana yeni bir kasa oluşturmak adına o zinciri şimdi burada eğer yapabilirsem özet olarak geçeceğim.

Görmek zorunda olduğu için gözleriyle var olunan bir insanın baktığı herhangi bir şeyden kendine özgü çıktıları edinmesi, varlığının ispatına ehliyet kazandıran veya kaybettiren bir ölçü değildir. Tıpkı düşünmek zorunda olduğu için beyni ile var olunan insan da aynen böyledir. O insanın gerekli olduğuna, bir 'var' olduğuna beyni tek başına bir ispattır. Düşünmesi gerekmiyor. Aslında hiç iyileşemeyecek düzeyde beynen özürlü doğanları bile katabiliriz. Aile kurmaktan, el emeğinden akıl ziyasından kaynaklı herhangi bir iş üretmekten uzak olarak doğan bebeklerini ömür boyu zahmetle bakacağını bile-bile doğuran annelere neden bu zahmeti çekmek zorundasın diye sorsak mesela. Cevap hep aynıdır. Benim sevgimi hak ediyor. Evladımla hiçbir kimse arkadaşlık kurmak istemese de ben ona yeterim der. Neden böyle düşündüğünü sorsan annelik böyledir der kanım canım der ama asılda yatan gerekçesi öğrenmektir. Merak güdüsü. Böyle düşünüyor diye bu zahmetlere göğüs geriyor diye bu onu mazoşist yapmaz. Başarmak ister. Güçlenmek için başarmak ister. Gücünü artırmak için o evladının tüm hayatını kabullenir. Etrafına emsal olur. Aslında hiç mecburiyeti yokken karı hiç erimeyen tepelere inse karları eritecek kadar yakıcı olan o zahmet etrafına emsal olur. O anneyi görenler ondan kat be kat aşağıda olan dertlerini daha makul görürler, kendilerini sıkıntılarıyla daha çok baş edebilir bulurlar.

Şikayet ettiğin o 'siz' yığınları da aslında o kadar varlar ki, sokağa çıktığımda giymek zorunda olduğum ayakkabının ayak derimi koruması gibi, işte o 'siz' dünyasının insanları da, sana hediye olarak bahşedilen aklını koruman için gerekliler. Biz insan formunun hedonist çağa girmemesi için elimizde sahip olduğumuz tek meta olan başarma güdümüzü sürüdürülebilir kılmamız için gerekliler. Herkes her şeyi olması gerektiği gibi anlasa yorumlasa, sırf rutinden kaçmak adına yanlış olduğunu bile-bile o konuda tamamen zıt bir kavrayışta olduğunu insan kesinlikle iddia eder. Rutin öyle berbat bir şey ki, bunun daha ötesi yoktur, cennetin mükemmel kurallarına bile eninde sonunda muhalif olmayı şart koştu biz insana. Dünyaya entegre edilmek istenen insanın şu anlık formunun gerçekliği budur.

Şu konuda kesinlikle uzlaşmamız gerekiyor, ki peşi sıra gelecek cümleleri bu iple aşağıya salıp kuyudan suyu çekebilelim. İnsan üretken olduğu nispetinde kendisini dünyaya daha az borçlu ve alnını daha ak hissediyor, bu sonuçlama bizim formumuz için şu anda su götürmez bir gerçekliktir. Durum bu iken bakıyorsun ki ne desen anlaşılamıyor ve/veya dediklerin anlanılamıyor. Tam bu noktada fikri aktaran bir halka mı olacağız, yoksa fikri dikta ettiren bir alfa mı olacağız. Düğüm burada. Bakma bana sen böyle diyorum ama çoğunlukla diktacıyımdır. Kendi Söküğünü Dikemeyen Uluslararası Terziler Derneğinin Ömür Boyu Onursal Başkanı gibi bir şeyim işte. Konuya döneyim. Demem o ki aktarımlarımız kabullenilemiyorsa, bu sonuç bizim için daha esnek olmamızı, daha üretken olmamızı şart koşan bir sebepdir. Fikirler aşağılara erişmek için eğilme aerodinamiğinde olmalılar. İlk okul öğretmenleri buna eşsiz bir örnektir. O öğretmen mesela, okuma yazmayı sökmemiş veya yeni sökmüş 6-7 yaş grubuna Kafka'nın Açlık Sanatçısı'ndaki hikayelerini dönem ödevi olarak vermek gibi bir saplantı aklına gelecek gibi bile olsa o saçmalığı aklından hemen kovar. Yetmez; hemen bir psikologa gider. Birisine bundan uykuda bile olsa bahsetmemek için dualarla yatar. Bunun yerine çocuklara dünya 7 ana karadan oluşuyor, fişlerdeki a-ra-ba yı arabaya dönüştürelim gibi eğimlerde gezinmeyi tercih eder. Böylece her iki taraf da kendilerini mutlu ve başarılı hisseder. Bu iki taraf zamanın hızına karşı kürek çekmek istemez. İsteseler bile imkansızdır.

Önüne sürülen hayata bakış tercihlerinden şu anki seçeneğini şıklamış olman öyle herkes tarafından yenilir yutulur bir kabulleniş değildir ki. Şu anda hayatlarını berbat yaşadıklarına inandığın o 'siz' dünyalıları düşündüm de şimdi.... onların suçu olarak gördüğümüz bu bakış açılarının mimarları var bu nettir. Öğretmen akrabalarıyla, öğretmen mesai arkadaşlarıyla, öğretmen kankalarıyla, günümüzün öğretmeni olan insan popülasyonuyla, aylık, haftalık, hatta 2-3 günlük olarak sosyal medyadan pompalanan mantıksal güncellemeler ile, en önemlisi de aileden aktarılan hayata bakış genetiği ile baş etmeleri hiç kolay değil. İnsanlara artık ''Bu mantık acaba böyle midir?'' sorusu sorma zamanı bile tanınmıyor. Hal böyleyken, bir tarafta vakit geçirmenin en kolay yolu olan hazırlarındaki rutin, diğer tarafta da bugüne kadar yanlış olarak sürdürdüğü hayat trafiğinin tamamen yanlış olduğunu onlara söyleyen sen ve benim asabiyetimden gördükleri stres. Ben direkt ilkini tercih ederdim :)))) Cidden diyorum. E çünkü eğlenmek; kendi enerjimi ispatlamak adına olmazsa olmaz olarak gördüğüm bir fiildir. Bunu bırakıp da doludanaz'ın eğilip bükülmez öğretmenliğiyle strese girmek mi? Hiç sanmıyorum. Bir şeyin farkına vardım. Şikayet ettiğin o kitlelerin içinde çevrelerine başka davranış kalıpları sunmak için kafa yoranlar o kadar hızlı biçimde yanlızlaşıyorlar ki bunu denediğine öyle bir pişman ediliyorlar ki, ben ettim siz etmeyin deyip anında biat ediyorlar :)) İşleri kolay değil.

Allah'ım n'olur son paragrafım olsun. İstedikleri şu: Hem öğrenelim hem eğlenelim. Bu bence mümkün. Kabul ediyorum bu bizim için çok zor. Üretime mizah sosu katmak ayrı bir efor gerektiriyor. E zaten işimiz gücümüz başımızdan aşkın olunca da işler iyice sarpa sarıyor. Biyokimyanın tekniği güzeldir mesela. İlaçları şekerle veya hoş aromalar ile kaplar öyle verir. İnsanlar tedavi olurlarken kendilerini iyi hissederler. Fikri eğmekten kastım biraz da bu. Acı deyip ret edilen, yorucu deyip başka hapları tercih edenlerin kendilerini iyi hissetmeleri gerekiyor. Haa, onların böyle olmaları bizi tembel akıllarına fikir kölesi yapıyor bu da ortada duran gerçekliğimizdir :)) En fazla iki kuşaklarına kadar yoruluruz, sonra zaten devinim otomatiğe girer. Ben şahsen herhangi bir konuda başarılı olacağıma ve bundan haz alacağıma inancım net olduğunda karşımdaki nasıl bir robot olursa olsun hiç fark etmez beni bekleyen hazza ulaşmak için her türlü yoruluyorum. Yaşım itibariyle her ne kadar bu kahramanlık enerjimin eskisi gibi akla zarar koşuda olmadığını görsem de :)) Eee insan böyle işte. Her güzellikten maksimum hazzı ölene kadar alamıyoruz. Ya cidden hem senden, hem bu yorumu çok az okuması muhtemel insanlardan, hem de yorumu onaylamak için okumak zorunda kalacak olan yetkiliden vs hazirundan öyle bir acayip özür diliyorum ki. Kusuruma bakmayın bu huyumu kontrolde tutmak için maalesef elimden bir şey gelmiyor. Yazmaktan nefret ettiğim halde yazmaya devam etmek bana has bir bela.

13 Haziran 2018, 02.31
Dediğim gibi; yazıyı ortaya yazdım Tiagmo, üzerine alınması gereken insanlar alınsın. Amacım kimseyi rezil etmek vs. değil, öyle olsa gerektiği yerde, gerektiği zamanda ve onlar her kimlerse onlara hitaben yazardım. Zaten bu yazdıklarım, burayı takip etmeye, yazmaya başladığımdan beri gözlemlediğim şeyler, yeni değil yani... Bilgiye tapmam ben ama bilgi olmadan fikir sahibi olunmaz. Zaten başımıza ne geliyorsa bundan geliyor. Senin gibi düşünmüyorum, bilgi kayıp da olmaz. Çok fazla yaş almamışsan veya unutmana neden olacak bir sağlık problemin yoksa, bilgi kaybolmaz. Senin bile ummadığın bir zamanda, pat diye ortaya çıkar, sen bile şaşırırsın nasıl hatırlıyor olduğuna. Nitelikli bir homojenlikten söz etmiştim, bu durumda heterojen olanlar niteliği bozar, bunu kastettim. Her türlü çarpık düşünce, gereksiz kural, uygunsuzluk bunun nedeni olabilir. Akıcı yazıyor olduğumu söylemişsin, teşekkür ederim. Fakat, sağlam yazdığını düşündüğün herhangi birinin yazısını okuyup anlamadığında, yazarı eleştirmek de saçmadır, özeleştiri yapıp kendi okuma düzeyinin henüz o kadar gelişkin olmadığını da düşünebilmeli insan. 


Arada deliriyorum, olabiliyor Doludanaz:) Hayır zaten normal şartlarda yaşayan, normal insanlar olamıyoruz anlıyorum. Ama daha az saçmalanabilir ya, eminim ben buna, biraz çaba gösterilebilir yani. Adaletle alakalı güzelleme yapılan bir yazıda, çalıntı yapılır mı; insanın kendi bileğine güvenmesi gerektiğini söyleyen adam, koruma ordusuyla gezer mi; iki lafın birinde felsefeye merakını belirtir şekilde filozoflardan bahseden, düşünme yetisini kullanmıyorsa bu olur mu???? E oluyor, e deliriyorum 9nh3mğenh Yahu susma hakkını kullan o vakit, o da yok. Muhatap ortada yok, baro kayıtlılar devrede. Ne diyor bu barocular peki?? HİÇ diyor. Anlamıyor ki yazdığını hiç olmayan bir şeyler üretsin.


İnsanın gözü olması, görmesine yeterli olmadığı gibi, kafasının içinde madden bir beyin taşıyor olması da düşünmesi için yeterli değil tabii. Bunun için gözü gören körler ve düşünemeyen beyinler var. Ki bu beyinlerin ağırlıktan başka bir şey olmadığını gördüğünde, insanın limon sıkıp yiyesi geliyor. Gerçekten, her var olan "var" değildir, doğru bu.


Her şeyin zıddıyla var olduğunu yazıyorsun ki haklısın. Fakat bu olması gerekenler, olmaması gerekenlerden neden hiç fazla olamıyor?? Mesele bu, yoksa ütopya peşinde değilim. Dünyanın ve yaradılışın bu olduğunu biliyorum. Ayrıca bu düşünmeme kolaycılığı, hedonizm değil de nedir söyler misin. "Bir halt değilim, zaten kimse de bir halt değil. Bak tanışalım; bu ben, bu da arkadaşım. Hiçbirimiz bir halt değiliz; ama kalabalıkken kendimizi bir haltmış gibi hissediyoruz. Gel sen de katıl halay çekelim" Bu mudur yani! İnsan bu kadar mı basitin erdemine tapar ya, insan bu kadar mı kendine yabancılaşır, bu kadar mı sahte olur ve farkında olmaz kendisinin. Düşünebiliyor musun; bir yazı yazıyorum ben ve diyorum ki; tüm insanları sevelim, hep iyi niyetli olalım, karşımızdaki bize taş atsa da, biz ona gül verelim" vs. :) Yahu bu yazdığımın samimiyetine, doğruluğuna kim inanır .dddd


Üretkenlik ve fayda adına üretkenlikte basite indirgemeyi sağlayan bir esneklik, söylemine kesinlikle katılıyorum. Kendi adıma bu beni geriye götüren bir şeydir, ki sanırım sen de böyle düşünürsün. Ama fayda düşünüldüğünde çok ehemmiyeti yoktur bunun. Sıradanın ve normal addedilenin bir tık üzerine çıkma cesaretini birileri göstermeli, ki hem faydalı olup, hem de dediğin gibi kendini bir nebze olsun huzurlu hissedebilsin. Bunun için de, anlaşılan dilden konuşmanın faydası var, her ne kadar doğrunun bir jargonunun olmadığını düşünsem de dediğin gibi durum. Bak bir şey yazmışsın, "tembel akıllara fikir kölesi olmak". Tam da bu oluyor işte, zaman kaybı, gereksiz asabiyet, hayal kırıklığı, umutsuzluk yaratıyor bende. Yine de dediğin gibi işte...


Teşekkür ederim yorumuna, zaman, emek harcamış, kafa yormuşsun. Ben okumaktan yorulmam, yeter ki okunmaya değer bir şeyler yazılmış olsun. Ayrıca; sen 'kasa" demişsin, ben panik odasına benzettim, onun için de teşekkür :)

13 Haziran 2018, 09.14
Fikir ve bilgi 2 si bir arada harmanlanırsa ortaya bir eser çıkar.
Eğer sadece bilgi olursa neyi nerede kullanacağını bilmez.
Fikir hakkında düşünüyom ama ne yazacağımı bulamadım.
Doludanaz sanırım evin tek çocuğuydu. Tek çocuklar genelde kendi başlarına oyunlar bulup. 2 3 kişilik falan sesli filmler çevirirler. Seyircide bulamayınca dinleyenleri yada dinlermiş gibi yapanları ellerinin altında bulundururlar.

13 Haziran 2018, 14.55
Başlığı görünce dedim ki; ''Bakayım hele bir, kibirli kirpi ne demiş!'' 

Kirpi, ilk satırdan son satıra kadar kendini belli etmiş. :))))

Sana hiç soran olmadı mı Cezbe? Madem şikayetçisin burada işin ne? Ben cevabı biliyorum, sen de kendine itiraf etmelisin.



Doludanaz; hediye aldığın bayramlığı kelimelerine de giydirmişsin.  :D


13 Haziran 2018, 17.47
Hah isabet olmuş, Thyke hoşgeldiniz :) Bu yazının altına bir heterojen numune gerekliydi. Şimdi hep beraber irdeleyelim arkadaşın düşünme biçimini. Bir blog altta Doludanaz, oyunlarda yardımcı olunmadığıyla ilgili bir yazı yazmış. Thyke hanım, o blogun altında şu şahane cümleleri kaleme almış. İncilerin bir kısmını kopyalıyorum.


"Düşünün ki bir kadının profil fotoğrafı dahi yok iken ve buna rağmen pembe renginden dolayı bir kesim cinsellik düşkünü, beline/diline sahip çıkamayan erkeklerden üslupsuz sözler okuyor. Sizi görmesi gerekli değil, renk onlara kâfi!
Nefsi kontrol etmek bu kadar mı zor? Saygı duymak, empati kurmak bu kadar mı imkansız? Çok fazla gereksiz insan doğuyor, bu da bizim şanssızlığımız."



Yani nedir, olduğu yerden memnuniyetsizliğini dile getirip, erkek kısmından şikayetlenmiş kendisi. Ama ona, "madem şikayetçisin, burada işin ne" diye kimse sormamış misal. Ve lakin kendisinde hak görmüş ki gelmiş bana sorabiliyor :) Üstelik nedenini de biliyormuş benim burda niye olduğumun :) Sanırım eski bir süt ürünü kendisi. Benzetmedim değil birisine yani, gülme yayı gevşek birini tanıyorum öyle, like this :)))))))))))))))))))))


Şimdi biraz da, yorumun içeriğiyle ilgilenelim. Bu hanım, fotosu olmamasına rağmen, bir yığın erkek tarafından tacize uğruyormuş. Pis sapık erkekler! :) Niye rahat bırakmıyorsunuz kadını! Vallahi ben çok rahat ediyorum Gamyun'da. Her türlü önlemi almışlar. Özelini kapat, masayı kapat, dilersen arkadaşlık davetini, dilersen özel mesajı kapat. Masada herhangi bir şey olursa, ilet oparatörlere hoop şut :) Daha ne yapsınlar ya, bence çok başarılı. Bana sadece, ben asılmasına izin verirsem asılabiliyor birileri :) Hanımefendinin cazibesine ulaşamamış olduğumdan olabilir, mümkün .p


Kendisi benim neden burada olduğumu biliyormuş madem, ben de alıntı yaptığım yorumdaki cümlelerin arkaplanının ne olabileceğine dair bir tahmin yapmak isterim. "Bilmek" kelimesini kullanıp haddimi aşmak istemem kendisi gibi. Bu kadın modelleri, dünyadaki bütün erkeklerin, kendilerine hallendiği, gibi bir vehme sahip olurlar. Sanırsın ki; yeryüzünde bir tek bunlar kadındır ve bütün erkekler onların avanesidir. Tüm erkekler potansiyel sapıktır bir de :) Tabii bu sağlıksız vehimlerin altında yatan, büyük ihtimal derin bir kompleks veya travmadır. Vak'anın temelinde yatan, ilgi ihtiyacıdır.


Yararlı olduğunu umarım Thyke yazdıklarımın. İnsanın aynaya bakması şarttır ve çok yararlıdır. Güzelce parlattım aynayı, su bulamadım biraz tükürük bezlerimi çalıştırdım ama şahane gösteriyordur profilinizi, görüntünüz gayet net yansıyordur size eminim.



13 Haziran 2018, 19.48
_ThykE_ , sen annen babandan ve kardeşlerinden veya mesai arkadaşlarından okulundaki arkadaşlarından herhangi bir konuda şikayet ettiğinde evini iş yerini okulunu terk mi etmiştin? O sahalarda kendine iyi gelen başka konuları da göz önünde bulundurarak o yaşam alanlarını kullanmaya devam ettin değil mi? Bittabi öne sürdüğün bu denklemin, CeZbE'ye karşı takındığın katı ön yargılarına merhem gibi geliyor seni anlıyorum :) Ama bu aslında, denizde boğulmamak için kendini 3'üncü sınıf bir can simidi ile kurtarmaya çalışmak gibi görüyorsun değil mi? CeZbE'yi savunma cür'etinde değilim, buna zaten ihtiyacı yok. İşte sadece böyle çok çürücül teorileri gördüğümde yazmadan edemediğim kişisel bir takıntı olarak gör :)


Bana dediğin bayramlıktır falan o bir şeyler hakkında ne dediğini anlamadım. Yorumumu böyle speküle etmeni sevimsiz buldum.  
14 Haziran 2018, 10.33
Tam da beklediğim bir yorum olmuş. :)))))  (Ayna olabilmek için bu ilk cümlem.)  :)))))))


Kuyruğuna basınlıca tırmalayan kedi gibi olmuş yorumun Cezbe. :)) 

Burada neden olduğun hakkındaki yazdıklarım, tamamen egon ile alakadır, başka bir şey geçmedi içimden. Ama sendeki iç'i görüp okumuş olduk. Çünkü resmen kusuyorsun.

Yazdığın o önlemlerden haberdarım elbette, mağara kadını değilim. :))) İnsanların, özellikle de kadınların neden selamdan uzak durduklarını yazmıştım, hepsi buydu. Ama sen ne yaptın? Yakışıksız kurduğun kelimelerinle  kendince eğlendin şimdi. :D  Niye?  Yine aynı sebepten dolayı. 

Bana tuttuğun o aynada seni gördüm çok net.  


Doludanaz! Bayramlık aldığını sen yazmıştın yahu. Kıyafet olmadığını, manevi bir bayramlık olduğunu hatırlatayım haydi. :)))
Verdiğin anne baba aile örneği garip olmuş. Neye benzemiş biliyor musun? 
Hani insanlar tanrının sınavını, okuldaki sınavlarla eş değer bulurlar ya, buna benzemiş. :)))


14 Haziran 2018, 11.09
Hıı şu mevzu anladım... da işte nezaketen verdiğim eski bir yorumumun üzerinden bir maniple kapısı açmana anlam veremedim. Verdiğim örnekleri de oldukça somut algılamışsın. Su gibidir onlar. Soft olarak değerlendirmeni umarak vermiştim. Nefes aldığın herhangi bir sosyalizasyonunda karşılaştığın herhangi bir sorunda kaçıp gitmek yerine o sahada sana cazip gelen diğer başlıkları da mutlaka göz önünde bulunduruyorsundur anlamında demiştim. Böyle kolay bir mantığı acaba ben niye böyle zorlanarak anlatıyorum :):) 
15 Haziran 2018, 00.11
Daha hala laf sokma çabası ya, pes arkadaş. Kardeşim, kedi sevmiyorsan, kediden uzak durursun. Aklı başında hiçbir insan, gidip kedinin kuyruğuna basmaz değil mi. Yorumun tamamı, sataşmak, bulaşmak için yazılmış, ki kedi-kuyruk benzetmesi malumun ilamı. "Burada ne yaptığını biliyorum, itiraf et" nedir ya??? Ayrı bir galaksiden geldim, dünyayı yok etmek isteyen bir ajanım filan. Böyle saçmasapan bir soru olur mu. Hem nereye gider yani bu edilen laf? Ben olduğum gibi ortadayım, yazıyorum, çiziyorum, oyun oynuyorum, nickim belli, başka kılıklara girmem vs. Peki sen kimsin ya!! Kimsin yani???


 Daha bir blog aşağıda, bulunduğu ortamdaki sıkıntılarını dile getiren biri, sadece bulunduğu ortamla bile alakalı değil, genel olarak toplumdaki defektlerden söz eden birine gelip "şikayet ediyorsan ne işin var burda" diyebilecek kadar balık hafıza mı olur. Bu durumda iki şık var; ya budalalık içine işlemiştir bu kişinin, ya da taammüden saldırıyordur.


Doludanaz'ın yorumuyla ilgili söyleyerek yapmak istediğin anlaşılmıyor mu sanıyorsun. Mutlak sen blogları takip eden birisin ki, bu söylemden dolayı benim farklı düşüncelere kapılabileceğimi biliyorsun. Bu nasıl bir çirkinliktir. Yok öyle değil de, Doludanaz'ın ilgisini çekmek istiyorsan da bir türlü beceremişsen, bu benim problemim değil, buna beni niye alet ediyorsun?? Bizim aramızdaki frekansı kıskanmışsan, bunun için yapabileceğim bir şey de yok. Tüm bu çirkinlikleri üzerine giyip geziyorsa bir insan, mide bulandırıcı  bir koku yaydığını ve üzerine kusulmayı hak ettiğini de peşinen kabul etmeli.


 Az bile yazdım, az bile!  Şimdi git, bu nickle gelemezsin artık başka nickle başka yazının altına gel oldu mu. Sen ne kadar pis kokarsan, ben o kadar kusacağım üzerine. Benim için hiç problem değil, olmadığım gibi davranmak ve sahtelik adetim değildir çünkü. Karşımdaki neyi hak ediyorsa, onu veririm sıkıntı yok. Ha "niye burdayım"a döneyim son olarak. Ben seviyorum Gamyun'u, oyunları da seviyorum, yazı yazmayı da seviyorum, üç beş arkadaşım var onları da seviyorum. Hiçbir yere de gitmiyorum. Varlığımdan bir şekilde sıkıntısı olan pasiflora içsin, çekemeyen anten taksın, hazmedemeyen de soda içsin. Kapiş?


Teşekkür ederim Doludanaz, bir an %10 ihtimal bile olsa -ki hak verirsin bu ihtimali de düşünmüş olmama- Padişah-gözde makasına mı geldim acaba, diye düşündüm. Senin ve benim cevabi yorumunun, gram anlanmamış olduğu belli oluyordu tabii o provoke kokan cümlede. Bu yüzden fazla da üzerinde durmadım. Bu ortamda, aklımızla, fikrimizle varız, bundan fazla birbirimize dokunamayız.  Belki biraz sinir bozukluğu dışında, kimsenin birbirine zararı olamaz. Çok da çatışmış olabiliriz seninle, fakat benim öncülüm akıl, fikirdir. Onun önüne hiçbir çatışma geçemez. Anladığını umarım beni. Arkadaş, bu çatışmaya güvenip bu küçük hesabı yapmış sanırım. Neyse, yazdıkça midem bulanmakta. Teşekkür ederim tekrar, hayal kırıklığı yaşatmadığın için.

Güzel kokan herkesin bayramı kutlu olsun.
15 Haziran 2018, 11.02
Senin de bayramın kutlu olsun duru us. Evet, tanık olduğum bu tutumu bana da maalesef birazcık da olsa nevrotik bir tebessüm ettirdi. Çünkü, rasyonel donanımımı koruyan sağduyu çeperimin böylesi serengeti ambiyansı ile eti kemiği demeden parçalanıp yutulunabilineceğinin sanılmasını, aklıma yapılabilinecek en bariz hakaret olarak gördüğüm için moralimi bozdu. Bu kadar mı bağnazmışım ki, sabah erkenden kalkan her entrika müdürü beni birileriyle kolayca nizalaştırma cür'etinde bulunabiliyor dedim. 

Zor olmadı, sonrasında hem nedenini, hem de bu müdüriyetin öznesini sezinledim. Sahte gülümseme ikonu basan matbaasından tedarikli temelsiz neşesinden özneyi sen de sezinlemişsindir. 

Bunu yapma nedenini de anlayınca insanın fazla kızası gelmiyor. Hayat ispatsızlığı, prensip istikrarsızlığı, sadece yarına hazır edilmek istenen mutluluk bozuk parasının temin telaşıdır bu. Dünya böyledir. Üzücü bir durum. CeZbE, rica ederim. Ben sağduyum ile bir insanla varsa yaşadığım o geçmişimi bu ikisini aynı sepete koymam. Sezarın hakkını her zaman sezara veririm. 

Bir insanla fikir birliğinde olmadığım birkaç detay üzerinden, o insanın başka başlıklarda ürete geldiği akli gerçeklikleri kabul etmeme nevinden bir saçmalığa asla giremem. O %10 ihtimali düşündüğünü tahmin ettiğim içindir ki şüphe götürmez bir sigprtal tutum takındım bu öznemize :) 

Ben yine de kendime hayıflanıyorum. Ben hansel - gretel kompozitli nasıl bir safmışım ki, yolumun üzerine konan çikolataları yiyerek tuzağa gitmem umulmuş :):) 

Neyse, çenem başka paragraflara düşmeden bitireyim :)
15 Haziran 2018, 19.01
Yazdıklarım, anlatmaya çalıştıklarım tamamen sizin yazdıklarınızla alakalı idi. Konuyu nerelere getirmişsiniz öyle! Anlaşılamamaktan dem vuranlar anlamamakta gayrete düşmüşler. İlginç! 
Sizin anladıklarınız; sizinle alakalıdır, sizin ayıbınızdır.
Her neyse.

Şu konuda çok haklısın Cezbe; Ben, beni rahatsız eden her şeyden uzak dururum/durmalıyım da. Ola ki uzak duramamışsam da deneyim kazanmış olurum.


Bir hatam var ki; girdiğim tünelde ışık göremediğim halde yürümeye çalıştım. Tanrı affetsin. :))) Günah çıkarmam gerek. Daha da bu tünele girmem. :D
Tövbe ettim.
En büyük köy senin. :)))



16 Haziran 2018, 00.33
Doludanaz smile Resmi


Tebrik etmek gerek, yerin dibinden bile hala sesi gelebiliyor. Ayaklar nasıl ayaklar, ısınmaya başladı mı?? Arzın merkezine yolculuğun son versiyonu, hala beğenmedi derinliği mübarek. Sesi geliyor gerçi ama biraz ağlamaklı, biraz mağdur ve komple masum(!). Final, hep böyle olur zaten. Bizi kandıramadın, sanırım 3. şahıslara oynuyorsun şu an. Ben olsam, senin sebep olduğun bu saçmalığı hiç mi hiç okumam. Hem kime oynuyorsun ki; nasıl olsa bu nicki, sahibi olduğun cadı kazanına atacak, kirli torbandan bir başka nick çıkaracaksın bir dahaki sefere.


Tünel, ışık vs. :) Karanlıkta saklandığını sanmak senin işin; ben tünel, üst geçit bilmiyorum. Zifir karanlıkta olsam bile, arızalarımı tüm çıplaklığıyla görmek üzere, üzerimde parlayan günışığını bilir, ona göre davranırım. Sen, O'ndan da saklayabiliyorsun sanırım ki, bu kadar rahat riya urbasını üzerine giyebiliyorsun. Tünelden, ışıktan söz ediyorsan; sen kafanı kaldır da yukarı bak, o olduğun yerden nokta gibi bir ışık görünüyordur. Dua et de, ömrün vefa etsin yukarı, ışığa çıkabilmeye.


İnsanların akıllarıyla, dillerinin uzunluğu denk olmalı ve dillerini kime uzattıklarını, kimle aşık atmaya çalıştıklarını çok iyi tartmalılar. Ve elbette, düşünme kapasitelerini dürüstçe kabul etmeliler. Senin bu alicengiz çıktılı kapasiten düşünüldüğünde, Tevazu göstermen gereken hiçbir şey yoktur. Olduğu halidir zaten bu. Yani sen, aklını vakur bir iyiniyetle küçümsersen başkalarına karşı, bu tevazudan olmaz, doğrudan gerçeği söylemiş olursun. Zor oldu bu anlatım senin için ama uğraşırsan biraz çözebilirsin belki.


He cnm he; en büyük köy benim, buralaaa, oralaaa, şuraalaaa hep benim. Bundan sonra da yazma mümkünse, zamanımı da alma gereksizliklerinle. Çok konuşasın varsa, olduğun yerdeki solucanlarla, böceklerle filan iletişime geç.

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın