gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Hira...

29 Nisan 2021, 06.43
A- A+

Evinin üst kattaki salonunda, büyük pencerelerin hemen önüne, denize karşı koydukları berjerlerin birinde oturuyor. Sol tarafta duran, onun koltuğu. O, kırk tane rüzgar adını birbiri ardına sıralayıp zaman aralıklarına göre nasıl, nereden ve hangi açıyla estiklerini heyecanla anlatarak, sol taraftaki koltuğun ona ait olması için ısrar etmişti. Böylelikle, migrenine iyi gelmeyen rüzgardan etkilenmeyecekti. Tabii bu anlattıklarını, o zaman anlayabilecek bir Türkçe bilgisi yoktu Hira'nın. Çabucak Türkçe öğrenebilsin diye İngillizce konuşmuyorlardı aralarında. Neyse ki anadili olan Arapça, bir nebze katkıda bulunuyordu anlamasına bazı ortak, benzer kelimeler Türkçede de olduğu için. O şevkle anlatırken; kendisi, bir yandan, anlamayacağını bildiği halde böyle sular selle gibi konuşuyor olmasına gülüyor, bir yandan da anlamaya çalışıyordu onu. O...REHA! Hayatının yegane aşkı, biriciği, uğruna her şeyi terkettiği ve bundan hiç pişmanlık duymadığı adam, yanındaki berjerin sahibi.


Hira, kahvesine uzanmak için sehpaya doğru döndüğünde, gözlerini fincandan ayırmamaya özen gösteriyor, bakışını bir an yukarı doğru kaydırsa, o boş koltuğu görecek. Yapmıyor, gözü hep fincanda. O gittiğinden beri, kahvesini hep böyle içiyor. Bir fincana, sanırım hiç bu kadar ihtimam gösterilmemiştir.
----

Hira, öğrenci değişimiyle Danimarka'ya gittiğinde tanışmıştı Reha'yla. İkisinin de yabancı olduğu bir ülkede, birbirleriyle de olan yabancılıkları çok uzun sürmemişti. Ulaşım için sıkça kullandıkları bisikletler, sürekli  yarı yolda bırakıyordu öğrencileri. Dersteki ilk tesadüf gözlerini, Hira'nın bisikletinin bozulduğu ikinci tesadüf kokularını, üçüncüsü de dudaklarını buluşturmuştu Hira ve Reha'nın. Çoğu öğrencinin part-time çalıştıkları barda, aynı vardiyada çalıştıkları o gece, paydostan sonra,  bir şeyler içip dans etmişler, biraz da öpüşmüşlerdi. Ve o gece bilmiyorlardı ama; bunu, yaşadıkları süre yapıyor olacaklardı.
----

Siz onun kendine Hira dediğine bakmayın, Reha ona Ahir dediğinden beri ismi Ahir, "Hira" diye seslenseniz dönüp bakmaz bile. Harfleri, kelimeleri öğrenirken bir anda değişiverdi ismi Hira'nın. Reha, sadece harflerin yerlerini değiştiğini, bunun değişiklikten bile sayılamayacağını söyler; Hira da Reha'yı kızdırmak için ona "Riha" diye hitap eder, gülüşürlerdi. Hira bilirdi, Reha'nın SON'u olduğunu, bu yüzden ona bu ismi koyduğunu. Son aşk, son kadın, son özlem... Ama o mutlu zamanlar, aklının ucundan bile geçmezdi Reha'nın sonunun kendi elinden olacağı. Bu son, başka bir son olacaktı.


Reha, birlikte çıktıkları bir yat gezisinde ölmüştü. Yat alabora olmuş, Hira ve Reha teknenin altında kalmışlardı. Reha, bir şekilde Ahir'ine ulaşmıştı ama bir türlü onu sıkıştığı yerden çekip çıkaramamıştı. Tekrar tekrar yüzeye çıkıp nefes alıyor ve yine dalıyordu ama nafile. Bir süre sonra, Hira gözlerini kapattı, bayılmıştı. Uyandığında bir balıkçı teknesindeydi, ona nefes aldırmaya çalışıyorlardı, denizin tüm suyunu yutmuş olmalıydı. Zorlukla bir kişinin daha olduğunu, söyledi balıkçılara. Boğulmuş o, dedi balıkçının biri, BOĞULMUŞ O... Anlattılar; Hira'nın denizin üzerinde batıp çıkan bedenini görmüş ve baygın olduğunu anlayınca, hemen tekneye almışlardı. Başkalarının da olabileceğini düşünüp yardım etmek için dalmışlar, ölü bir beden bulup çıkarmışlardı. Hira hiç ağlamadı, Reha'nın ölüsünün yanına hiç gitmedi, sadece paralize halde denize baktı. Kulaklarında çınlıyordu balıkçınını sesi: BOĞULMUŞ O!! Belki de Hira'nın öldüğünü sanıp bırakmıştı kendini, o da ölmek istemişti.


O öldüğünde Hira da ölmüştü, yaşıyor sayılmazdı. Her akşam, saatlerce eskiden birlikte oturdukları o pencerenin önünde otururuyor ve onu Reha'sız bırakan denize bakıyordu. Onun, hararetle anlattığı rüzgarların yüzüne değmesine izin veriyor, yakalandığı baş ağrılarının birinde, sessizce ölmeyi arzu ediyordu. Madem ki sondu, madem ki birbirlerinin ahiriydiler, birlikte ölmeliydiler. Bunu düşünüp isyan etmediği tek bir an yoktu. Reha'nın, onu sıkıştığı yerden çıkarmak için çabalaması, nefessiz kaldığı anlar, gözünün önünden gitmiyordu. Bayıldıktan sonra, sıkıştığı kapı aralığı, suyun basıncıyla açılmış ve bedeni serbest kalıp su yüzüne çıkmıştı. Sonra da gözlerini bir balıkçı teknesinde açmıştı işte. Saniyeler içinde bunların hepsi olmuştu, kurtuluşu mucize gibi bir şeydi. Hiç gerekmiyordu oysa hayatta kalmaya dair bir kurtuluş mucizesi ona. Onunla beraber ölmeliydi, bu olmalıydı!


O gittikten sonra, üç yıl aralıksız, her akşam eskiden Reha'yla birlikte oturdukları o pencere önünden saatlerce denize baktı Hira. Onsuz dördüncü yıla girdiğinde, zamanın geldiğini kalbinde, ruhunda hissetti. Reha'nın çok sevdiği beyaz uzun elbisesini giydi, başına çiçekten bir taç taktı. Aynadaki yansımada, Reha'nın en sevdiği halini yakalamaya çalışıyordu. Simsiyah saçlarının arasında, zamansız beyaza dönmüş olanlar, inci gibi parlıyordu. Çok güzel bir kadındı Hira. Siyah gözlerinin içine oturmuş gözlerinden de siyah acıyı görmezden geldi, dudaklarına belli belirsiz bir ruj sürdü. Hazırdı. Merdivenlerden inip denize açılan balkondan dışarı çıktı, denize doğru yürüdü. Beş adım sonra Reha'nın kollarında olacaktı. Derin bir nefes alıp yüzünü göğe doğru kaldırdı, son bir kez kararmaya yüz tutmuş gökyüzüne baktı. Rüzgar saçlarını dağıtıyor, elbisesinin etekleri bacaklarına dolanıyordu. Reha'mın en sevdiği görüntü, diye düşündü dördüncü adımını attığında, öyle durup seyrederdi Hira'yı bu elbiseyle deniz kenarındayken. İçi mutlulukla doldu, bir adım kalmıştı kavuşmaya. Son adımı attığında, artık huzur da onunlaydı. Bundan üç yıl evvel olması gereken yerdeydi ve Ahir, ahirinin kollarındaydı artık. Bu dünyanın sayfasını kapamış; onun da olduğu bir başka dünyayı mutlulukla içine çekmişti.


Ahir, son demekse; Reha da kurtuluş demekti. Her ikisi de isimlerinin hakkını değişik şekillerde vermişlerdi, aşkın da hakkını verdikleri gibi...

YORUMLAR

29 Nisan 2021, 14.35
Evvelim sen oldun ahirim sensin....

Kalemine sağlık canım. smile Resmi  smile Resmi

Bi burukluk hissettim okuyunca yazıyı.  Hira, arayış demekmiş.  Güzel bulmuşsun Hira ile  Ahir değişimini. 

  Yedi Güzel Adam  :)))  Yazalım tabii


https://www.youtube.com/watch?v=hQqV9MpmYrE
29 Nisan 2021, 15.12

Sussak mı sadece...
En azından ben.
Blog sayfamdaki onca kelimeye rağmen hem de.

Di mi Cezbem..
29 Nisan 2021, 16.51
(Saat: 12:40) Şuan trafikte, olduğum yerde kaldığım için yazıyı okuma şansına eriştim.
Sonra bir daha okudum,
sonra bir daha,
bir daha...Bir daha...
(Saat 13:20) Ama hala aynı yerdeyim, bu arabalar gitmiyor!
Dolayısıyla yazıya ilişkin en sağlıklı yorumu yapamıyorum, bunu geceye saklıyorum.
(Saat 14:55) Şimdi yanımdan çocuklar koşarak geçtiler, körebe oynuyorlarmış; biri heyecanla, “abi kaza var sen çok beklersin” dedi. Bilge bir çocuğa benziyordu, güneşin en tepeden vurduğu bu vakitte sanırım en güzeli onlara katılıp körebe oynamaktı, oynadım da...
Düşüp dizimi kanattım ama ağlamadım, erkekler ağlamaz hem.
(Saat 16:48) Madem 2 saat sonra sokağa çıkma yasağı başlayacak, e benim evim de şu trafikte 3 saat uzakta olduğuna göre, arabayı sağa çekip uyumak için hazırlık yapsam iyi olacak... Zira 17 gün buradayım.
Bak şimdi bir ayı tarafından ısırılmayı çok istedim birden, en azından kışa kadar uyumazdım.


30 Nisan 2021, 08.35
Merhaba Cezbe, seni keyifle takibe devam.Harikasın !
30 Nisan 2021, 20.58
Hikayeni okuyunca Cumali Ünaldı'nın dizeleri geldi aklıma.
"Sonsuz bir ıssızlığı uğuldar şimdi uçurumlar
Düşeni yutan doyumsuz devlerdir yar başları
El ele tutuşup da oynadığımız günler ne çabuk geldi geçti
Göz açıp kapamadan
Baharın örtüsüne bürünmüş dağlarda
Geceyi avucumuza doldurup
Bir yıldız gibi bile ağmadan"
Şiirin tamamıyla hikayen uyuşmuyor aslında, ama aklıma bu dizeler geldi nedense. 

Aklına sağlık Cezbe...
30 Nisan 2021, 21.30
Babettem; smile Resmi smile Resmi Hira'nın anlamı güzel gerçekten. Arayış anlamına da vurgu yapılarak geliştirebilir yazı. Hadi yazıvereyim hemen, fazla da uzatmayayım, deyince çok da derinleştiremedim, upuzuuuuuuun yazılabilirdi yoksa .p Bi yandan böyle bi sıkıntısı var bu oyunun ama bi yandan da hem kaleme hem kelama, dolayısıyla düşünce geliştirmeye faydalı sanki. Örneğin fark ettim ki; aklına ilk gelen, herkesin de aklına ilk gelen oluyor, bu yüzden belki ilk geleni yazmamak gerekiyor. Baktım ki senin müjgan .ppp yazının önüne geçti, ki gayet doğal. Ben hiç Neşet babayı karıştırmayayım dedim o yüzden. Ama çok da güzel oldu senin yazında, şiiri hallaç pamuğu gibi attık. Bilmiyorum Babettem yazalım işte bi şeyler; 7 güzel adam, 7 güzel kadın, 7 güzel aşk hikayesi yazalım :) 3 küçük kurbağa, 3 prenses, 3 masal yazalım. Oyunlu, oyunsuz her türlü yazalım :)


Grim, sevdalı bulutum; sen nasıl istersen öyle yap. Her halini sevdiğimi söylemiştim smile Resmi smile Resmi


Daha yazmadığına göre yolda kaldın sen Yelove. Demek ki cidden üç hafta arabasın. Yardım kolisi gönderelim mi? smile Resmi Gerekli içki tedarikini de yapmamışsındır üstelik smile Resmi Kolonya, dezenfektan filan idare et artık smile Resmi Gideyim de beni kim ısırmış, kim ısırsın onu yazayım, anca geldim, ben de yoldaydım .p


Kalsaydın; smile Resmi Çok sevindim gördüğüme. Teşekkür ederim, hep çok kibarsın.
30 Nisan 2021, 21.59
1Yalnızlık smile Resmi nerdesin sen! Seni gördüğüme de çok sevindim. Hep bi mesaj atayım, diye düşünüyorum sevdiğim arkadaşlara, pandemiden ötürü de merak ediyorum aslında ama bi türlü yapamıyorum. Siteye girdiğim de yok zaten doğru dürüst. Ben senin çağrışımına karışmam :) Aklına geldiyse, yazdığım bir yerinden dokunmuştur, yine kalbinin bir yerine dokunan bir başka şiiri/yazıyı çağrıştırmıştır. Senin şiir zevkine güvenirim, bir koşu o şiiri okuyayım ben. smile Resmi
30 Nisan 2021, 22.14
Sorma canım benim, müjgan yazıyı bastı, mahur rüyalarımı...  :)))

Neşet Baba...  Bilmiyorum büyüyor muyuz ya da artık geçmişe dair birikimlerimiz mi çoğaldı, anılarımız vs. Bir şarkının ya da türkünün getirdikleri bazen burnumun direğini sızlatıyor. 


Bir insanın hayatında kaç tane güzel insan olur ki, yedi güzel  adam....:)
Bizim hayatımızda olmasına gerek yok elbet bu adamların. Var olduklarını bilmek bile mutlu etmeli di mi insanı. :))

Babamdan izin aldım.
Dedim ki: Hayatımdaki en güzel adamsın, sen bambaşka bir yerdesin. 
Öptüm kokladım hatıralarını, o da izin verdi.  Verdi sanırım smile Resmi 

Yazalım canım smile Resmi








02 Mayıs 2021, 13.13
Birkaç şiirini okudum, Ay Burcu Yorumu şiirini çok beğendim 1Yalnızlık, bulmuşsun yine smile Resmi İki kıtasını kopyalayayım şuracığa;)

Ey siyah! Katran sür cılk yarama, yak çıranı
Suya değdir dolunayın yüzünden çekip kanatlarını
Denize, o sonsuz gaybubete, büyük yetime
Dağların şekline ah! Tepelere, doruklara, eteğe
Öp ayın kenarını, sür geceyi lâciverte

Kutsal İncil, Kutsal Tevrat, Kutsal Kur'ân ve Zebur
Bütün iyi insanların hayatı kollayan sözleri
Söylenmemiş saklı şiirlerin utangaç kelimeleri
Sen geliyorsun aklıma, elini kalbimde unutuşlarınla
Ay dökülüyor dünyaya, ay! Bütün çocukluğuyla

*Cumali Ünaldı-Ay Burcu Yorumu şiirinden...

Babettem şahanem, olsun, müjganlar, İlhanlar, Ertaşlar bassın yazılarımızı. Kendime şu an hiç katılmıyorum, yanlış düşünmüşüm. Onları anmak, üzerinde konuşmak da güzel. Hem zevkli hem geliştirici. Yazıya tapmanın alemi yok Cezbe! dedim kendi kendime smile Resmi


Hayatımızda da olsun 7 güzel adam, niye olmuyormuş! .p 17,27 tane olsun hatta :) 7 kocalı Hürmüz'e bağlamıyoruz, yanlış anlaşılma olmasın .ddd Hani olsun güzel insanlar hayatımızda, bir şekilde olsunlar, ne kadar çok, o kadar iyi:)


Babalar, bir gün gelip konuşamasalar da kızlarını sevdiklerini hep söylerler Babettem; anıların muhabbet dili, monolog olamayacak kadar derin çizilmiştir hafızamıza çünkü. smile Resmi
02 Mayıs 2021, 21.10
Teşekkürler Cezbe. Bende seni gördüğüme sevindim. Sende yoktun bi aralar.
 Ayrıca en sevdiğim şiirlerden biridir o...
03 Mayıs 2021, 08.29
Haklısın, yoktum 1Yalnızlık. Benim yazıları sevenler de ümidi kesip kayboluyorlar sonra, her blog yazarı ve okurları için geçerli söylediğim. Sonra da çölleşme oluyor vs. deniyor. Yazı yaz, buradaki arıza insanlarla uğraş, o da yetmedi üst kattakilerin düşüncesizliklerine -kibar ifadeyle-, bir türlü standardize edemedikleri kurallarına tahammül et. E bu da bünye yani, kaldırmıyor. Ondan yoktum 1Yalnızlık. Bi laf söyle, bin ah işit gibi oldu sana da :) Neyse, şiir efsane cidden, teşekkür ederim tekrar, okumamı sağladın bu güzel şiiri.
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın