gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Hayat Oyunları

31 Ocak 2024, 06.26
A- A+
"Ne kadar değiştik, değil mi? Hızla akan zamanın etkilerine maruz kalırken, hayat bize daha neler ile karşılaştırabilir diye düşünürken daha kötüsüyle karşılaşmak...

Bir ilkokul öğretmenim insanın hayatına üç şey karar verir demişti ve o kadar doğru ki "iş seçimi, eş seçimi, coğrafya seçimi." Bu seçimlerin hayatınız boyunca yaşamınıza etkilerini bir düşünsenize. Bütün gençliğinin en akıcı zamanında bu üç tane seçimin kalitesinin alt yapısını hazırlamak için en güzel zamanlarını feda ediyorsun.

Ya da feda etmemeye karar veriyorsun. Erkenden kör cahil birine kapılıp gidiyorsun, tahsil yok, kariyer yok, tecrübe yok, duba yok dubaaaa sonra Toros'la gezince civata zannediyorlar. Her insan hata yapar gençliğinde. Her yöne doğrulmuş olabilirsin. Erkenden evlenirsin, çocukların olur, daha sonra yaşadığın hayat öyle dönemlerden geçersin ki. Gamyunda sonra bir tanesi gelir alır aklını vs. (O başka konu). Sonra o çocukları bahane edip "Ben onlar için yaşıyorum." Onlar canımız ciğerimiz tabii ki onlara kol kanat gereceksin, yanında olacaksın. Peki, soruyorum "senin için kim yaşıyor? Kim seni düşünüyor?" Cebren'e desek nick puanlarını siler gibi hayatımızı siler mi? Baştan başlayalım falan. Tabii ki bu da mümkün değil. Yaşadığın hayatı asla ve asla silemezsin. Açtığı yaralar ve tahribatlar her zaman kalır. Hayatı kaç kere yaşıyoruz? Var mı bir yerde düğmemiz resetlenince her şey baştan başlasın? Bu soruların cevaplarını biliyorsun. Bu yüzden hayatta asla seni üzmelerine müsaade etmeyeceksin. Kendi mutluluğun için gereken neyse bunu yapacaksın. Kanserli hayatın hangi yaşadığın hayat ise bu hayatı değiştireceksin.

Ama aile var, çevremdekiler ne der?, ailem ne der, o ne der, bu ne der? Kendini frenlediğin bu sorular aslında kurulu düzenini bozmak istemeyen insanların kendilerine ördükleri en büyük duvar, çünkü bu öyle bir duvar ki bu duvarın arkası ya mutluluk ya da uçurum. Tek korku "uçurum olursa her şey daha kötü olursa ne olacak sorusu? Yani pirinç eşelerken eldeki bulgurdan olmak.

Yaşadığın gerçek hayatı sadece sen biliyorsun. İçindeki dünyan çektiğin ızdıraplar, uykusuz geceler. Kimin ne acıyı yaşayacağını kim nereden bilebilir? Bizim kontrol edebileceğimiz bir düğmemiz maalesef yok ama kaderin kontrol edip yön verdiği birçok düğme var. O hangisine basarsa sen o tarafa gideceksin. Filistin'de yaşanan dramın ve ya Altı Şubat'ta yaşadığımız trajedinin etkilerini bir düşünsenize. Kader öyle bir düğmeye basmış ki. Yerle bir olmuş hayatlar... O insanların da arasında mutlusu vardı, mutsuzu vardı, hayal kuranı vardı, yani en kötüsünün derdi bizim kadar dı.

Ama ne oldu göçüp gittiler. Sen mutsuz bir hayatı çekerken kaderin senin için de bir düğmeye bastığını düşün ve hiçbir hayalini yaşayamadan göçüp gideceksin veya yaşayacaksın; onun psikolojik travması ömür boyu bir kanser gibi sana yapışacak ve çekeceksin.

Bütün bunların olabildiği dünyada Rabbine her zaman sığınacaksın tabiki başka bir konudur fakat değişebilme ihtiyacı duyan mutsuzluk ve ızdıraplar yaşadığın hayatın kendine mezar olmasına müsaade etmeden seni mutlu eden kararları almak bence en doğrusu...

Senin alacağın kararlar belki başkasını mutsuz edebilir, lakin hayat senin ve alacağın kararlar her şeyi doğrudan etkileyecek. Hiçbir karar almadan da kalmak yine bir karar almaktır aslında. Onun da neticelerini Gamyunda oyun oynarken gerçekten dertleştiğin veya başka isimle tanıştığın yaşamak istediğin hayatı yaşıyormuş gibi her şeyi anlattığın ortinle ilerleyen aynı kısır döngüde geçirdiğin yıllarda görüyorsun...

O zaman sadece iki seçenek kalıyor geriye. Ya hayatın seninle oynamasına müsaade edeceksin ya da hayat ile oynayan siz olacaksınız. Şimdi yoruma yazınız, hayatla oynamak mı yoksa hayatın sizinle oynaması mı? Karar sizin..."

YORUMLAR

31 Ocak 2024, 13.32
Sevgili Kardeşim;

Yüreğin ve kendin gibi kaleminde harika. Benim blog yazılarımdan sonra yazmaya karar vermiş olman da işin cabası galiba.Konfor alanından çıkmak çok zor... Keşke dediğin gibi yapabilsek ve bu hayata a bir kere geldiğimizi unutmadan adımlar atsak. Atabilmek dileği ile güzel kardeşim seviliyorsun..
31 Ocak 2024, 22.08

Yazının ana fikri, ya seçimlerini doğru yap ya da yanlışı düzelt gibi bir algı oluşturdu bende. Çok da severim bu algıyı ancak herkese ifade etmesi ve anlayış görmesini beklemek çok zordur... 

Yazıda gençliğinin baharını en doğru seçimler için feda edenler ve feda etmeyenler olarak iki grup oluşmuş. 

Elalem ne der ya? O yargılayıcı elalem işte o feda etmeyen basiretsizlerden oluşan kesimdendir. Kendi yapmak isteyip yapamadıklarını yapanları görmek onları rahatsız eder. Görmemek ve etkilenmemek için gözünün önünden itelemek isterler. Oysaki bunun için enerjilerini feda etmeye ne gerek vardı ki gözlerine perde çekseler zaten görmezler.

Başta coğrafya seçimine bir iki kelam edecektim de asıl konuya varmak zor olur diye başta anafikirden yürüdüm. Şimdi geleyim coğrafya seçimine.

İş seçimi, eş seçimi; evet bu bizim elimizde, bu doğru. Katılıyorum ama coğrafya seçimi nedir? Bir coğrafyadan başka bir coğrafyaya gidilebilir ve mümkün mertebe yeni olanaklardan yararlanılabilir elbette fakat doğduğun yer kaderindir, gerçeğine ne diyeceğiz? Nereye gidersek gidelim kuyruk gibi peşimizden gelen o coğrafya kaderini ne yapacağız. :/

+ Where are you from?
- Türkiye
+...
-???

Tabii ki de coğrafya seçimini ülke değişimine indirgemedim örnekteki gibi. Şehir değişimi, kasaba, köy vs hepsi dahil. Bu örnekle genel coğrafya seçimini kapsayan şeyler yazsam yazılır aslında. Coğrafya seçiminde çok açık fikirli olamıyorum çünkü bu konuda şanssızlıklarım çok fazla ama enseyi karartmıyorum yine de. Birgün belki. 


01 Şubat 2024, 13.57
Otherand uzun ve güzel yorumunuz için teşekkür ederim . Aslında haklısınız coğrafya kaderdir fakat herkes için geçerli değildir . Ben kendi penceremden bakıyorum kısaca söyle örnekleyeyim . Ben çok şirin bir sahil kenarı tatil ilçesinde doğdum . İş imkanları daha kısıtlı olduğu için başka bir şehirde hayatıma devam edecektim bu seçim İstanbul olsa başka hayat yasayacaktım , yurt dışı olsa başka hayat yaşayacaktım , ilçede kalsam başka hayat yasayacaktım , Bursa yı seçtim başka hayat yaşıyorum. Tabiki her zaman olmasada coğrafya seçimini iş ve eş seçimi de etkiler . Seçemeyeceğiniz tek şey vardır oda ailenizdir.
02 Şubat 2024, 06.39
İnsan kendisini mutsuz eden her türlü ilişkiyi veya koşulu sonlandırma yoluna bakmalı. Bu gerçek ve doğru olan bence de. Mutsuz olanın, mutlu etmesi düşünülemez çünkü. Gerekli şartları hazırlayarak, karşısındakine empati yaparak, çok da kırıp dökmeden bunu yapabilmeli.

 Mutsuzluğu, bir başkasıyla mutluluğa dönüştürmeyi düşünmek de risklidir esasen. Hayatınıza giren ve o an sizi mutlu eden birisinin, mutsuz olduğunuz ilişkideki birisine dönüşme ihtimalini hiç de göz ardı etmemek gerek; isimler, kişilikler çok farklı olsa da akıbet aynı olabilir. Yani bu neredeyse mutlak denecek kadar yüksek olasılıktır. Çünkü insan sıkılır, kanıksar, bıkar ve bir süre sonra da birbirine batmaya başlar. Bence evlilik kurumunun getirdiği zorunluluk ve mecburiyet duygusunun çok büyük etkisi var bu durumda, ehh insan doğası da eklenince gerçek sevgi ve uyum yoksa çiftlerin arasında mutsuzluk kaçınılmaz oluyor. Kısaca; bir başkası için bitirilen ilişkilerde, enine boyuna düşünmek gerek diye düşünüyorum. Diğer türlüsü daha sağlıklı geliyor bana, gitmiyorsa bitirmek, yeni bir başlangıca biraz zaman aralığı tanımak…

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın