gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

İki Ayrı Et Yemeği Tarifi

15 Nisan 2024, 16.06
A- A+

Çeşitli müslüman ülkelerde kadın giyim kuşamını belirleyen iklim koşullarından söz edeceğim size. Giyimle alakalı dini motivasyon etkisine dokunmadan, iklim-kadın-kadın giyimi-erkek bakışı noktasından hareketle, bizzat görüp şahit olduğu üç ülkeye ait giyim-kuşam ve yansımaları mevzumuz. Fikir edinilmesi açısından link ekleyecektim ama baktım ki, netteki görseller, oraların gerçeğiyle pek de örtüşmüyor, daha ziyade modernize edilmiş, moda sektörünün üzerlerinde epey bir değişiklik yaptığı amorf kılıklar. Bu yüzden dilim döndüğünce detaylı anlatmaya çalışacağım.



İlk ülkemiz Pakistan. Kadınlar şalvar kamis denen bir kıyafet giyerler. Uzun ve bol, dizlere kadar inen düz bir elbise ve altında da şalvar veya rahat bir pantolon diye tabir edebileceğim bir kıyafettir bu. Başlarına da en az 2 metreye 1 metre geniş bir şal atarlar. Saçlarını saklayana rastlamadım, rahatça başlarına atar ve bir omuzlarından sırtlarına doğru sarkıtırlar şallarını, havanın durumuna göre nasıl gerekiyorsa öyle bağlarlar veya. Düğün-dernek olmadıkça sadece pamuklu giyiyorlar, çünkü çok çok sıcak ve rüzgarlı bir iklimde yaşıyorlar. Cidden o kadar rahat ve kullanışlı bir kıyafet ki, orada kaldığım zaman boyunca, arada sırada da olsa, onlardan biri gibi giyinmekten çok mutlu olmuştum. Kadınlara karşı nazik ve saygılı olan Pakistan erkeklerinin kıyafetleri de kadınların giydiği gibi şalvar kamis. Erkek veya kadın, farklı giyinene rastlamadım desem yeridir.



Fas kadınlarının tamamı, eskiden callabi denilen bir kıyafet giyiyorlarmış. Uzun, bolca, başı tamamen saran kapüşonlu bir elbise gibi düşünebilirsiniz. Kapüşon olmasının nedeni, hem güneşin hem de rüzgarın ülkelerinin ikliminde etken olması. Fakat Pakistan’ın aksine, belki kadınların belki % 10’unda bu kıyafeti görebilirsiniz, erkekler tarafından daha sık kullanılan bir kılık callabi. Sömürge olmaktan payını kötü bir dönüşüm biçimde almış bu kültür, kadın giyimi konusunda da dönüşmüş ve müthiş dejenere olmuş durumda. Beyaz pantolon içine tanga giymiş, full makyaj ama başında örtü olan kadınlar her yerdeler. Evlenene kadar başları açık oluyor, evlenince kapatıyorlar. Fas’ta kadının, kendini birey olarak tanımlama şansı asla yok. Bunlara şahit olup; bir kadın olarak üzülmemek, isyan etmemek mümkün değil. Tam bir ahlaki çöküş yaşıyorlar. Kadınlıklarıyla var olabildiklerinden, onlar da erkeğin her isteğine cevap veren kadın modeli olmuşlar, oldurulmuşlar. Erkekler, tam da bu yüzden kadınlara karşı müthiş cüretkar ve hadsizler.



Bae kadınlarının büyük bir kısmı ortalıkta kara çarşafla boy gösterirken, bir kısmı da abaya denen uzun siyah elbiseler giyip, başlarına siyah bir şal atıyorlar. Çok ortalarda gezdikleri söylenemez ama çıkan da bu iki kıyafetlerle çıkıyor sokağa. Neyse ki bu zengin ülkenin zengin kadınları, özel şoförlü Lamborghinilerle arzı endam ettikleri için, sıcak vs. sıkıntıları olmuyor pek. Bu yüzden de çok da dert değil ne giydikleri. Erkekler, cellabiye benzeri, beyaz, bileklere kadar uzun elbiseler giyiyor ve başlarını, ince bir kuşakla sabitledikleri beyaz bir şalla, ülke ikliminin getirdiği sıcak, kum fırtınası vs. etkilerden koruyorlar. Çalışan yabancı kadın oranı çok yüksek ülkede, bu kadınların belli bir kısmı da; zengin ülke erkeklerinin, hazla alakalı isteklerine cevap vermek için oradalar. Şaşalı mekanlarıyla bildiğimiz bu ülkenin, şaşalı mekanlarında çalışan kadınlar da yine yabancı kadınlar tahmin edersiniz ki. Ve akla gelebilecek her türlü yerde yabancı kadınlar ve erkekler çalışıyor.



Bana en acayip gelen örnek olduğu için Bae’nin kadınlarından yola çıkıp bana düşündürdüklerini yazmak istiyorum. Süper mini etekli bir kadınla çarşaflı bir kadın, aynı vitrine bakıyor oralarda. Dikkatimi çeken; bir kadının sadece gözleri görünüyor, diğerinin bence görünmemesi gereken her yeri aşırı derecede görünüyor. İşin garip tarafı, bu iki kadın görüntüsünün her ikisinin de erkekler tarafından normal karşılanıyor olması ve hatta olması gereken gibi düşünülmesi. “Evdeki kadın ve sokaktaki kadın” durumu sanırım.



Sonuç olarak; söz ettiğim iki kadın kimliği de arızalı bence. Gerektiğinden fazla açık saçık giyinen bir kadınla, sıkı sıkı kapanmış bir kadın kendilerini tanımlama noktasında aynıdır. İkisi de kendini “insan” olarak değil “kadın” olarak tanımlar. Hele hele örtünmenin ve açılmanın, erkeğin dikkatini çekebilecek biyolojik farklılıklar odaklı olduğunu düşündüğümüzde; her ikisi de kendilerini “cinsiyet/seks” üzerinden konumlandırmışlardır bile diyebiliriz. Kadını bu noktaya getiren her ne sebep olursa olsun, sonuç değişmez; ön plan kadın olmalarıdır. Bu iki uç kadın profili, sadece erkeğin zaafından ötürü biçimlenmiştir bir de: Erkeğin zaafı yüzünden kapananlar ve yine erkeğin zaafı yüzünden açılanlar. Çok acayip değil mi. Bence erkeğe hakarettir bu bir yerde de; girdikleri biçimle, karşılarına çıkan her erkeği, sadece cinsellikle ilgili mesajlar alan, akılları seksten başka bir şeye çalışmayan, potansiyel sapık, ilkel bir canlı yerine koyuyorlar. Erkeğin tekamül sürecine bence sekte vuran bu iki uç biçimi Bae’de gördüğümde bunlar gelmişti aklıma. Fas’ta gördüğüm tanga/başörtüsü kombinasyonuna şahit olduğumdaki kalakalmışlığımı da eklersem, epey bir şaşkınlık yaşamıştım o zamanlar.



Şimdilerde bu ülkelere gitmiş olsam, ülkemizin ahvalini bildiğimden, ne bunları düşünecek ne de şaşılacak bir şey bulacaktım aslında. Malum; Türkiye, dört mevsimi aynı anda yaşayan bir ülkedir ve iklim dediğimiz şey, sadece coğrafi, meteorolojik bir terim değildir. Demografik yapımızın da değiştiği düşünüldüğünde, en şaşırılası şeylerin bir arada vuku bulduğu yerlerden biri de maalesef ki ülkemizdir. 

YORUMLAR

15 Nisan 2024, 20.54
Başlığı okuyunca bir an heyecanlandım zira Nusret'le bir rekabetimiz var menümüzü zenginleştirme adına. Olsun sizden beklentim olacak nacizane , onca yerleri gezip de mutlak suretle ki oraların baharat kültürünü de düşünerek lezzet boyutunda sizi cezbeden ağız tatları olmuştur mutlaka,Neyse bir dahaki sefere tiyolarınızı bekliyor olacağız. Aslında tespitlerinizi çok iyi anlıyorum kim niçin neye göre yaşıyor bu dünyada,kadınların bu kadar istismar edildiği toplumsal,dinsel,mezhepsel boyutlarda ne güzel bir ülkede yaşadığımızın kıymetini bilmek çok güzel bir ayrıcalık tabi bu bilene,zira kimsenin bir ulu önderi ,yüce Atatürk'ü olmamış maalesef.Sizi yıllardır takip ediyorum harikasınız gerçekten.Selamlar.

15 Nisan 2024, 22.01
Akıcı, sade ve güçlü bir kaleminiz var sayın Cezbe, kitap yazmayı düşünür müydünüz? Mesela 'Oryantalist Tablolar' başlığıyla gezi anıları falan:)
Şimdi ciddi yazıyorum, öhüm. Pakistan, sömürge falan dedin ya... Her şeye rağmen o bölge, kendi kültürünü yaşatmak için epey direndi.  Misal McDonalds Sovyet Rusya'ya girdiğinde kapısında kuyruk olmuştu. Hindistan'da  ne yaptıysa tutunamadı. Çok komik gelir bu bana. 
Dediĝin gibi modernleşme sonucu ortaya melez bir kültür çıkması da kaçınılmazdı bizdeki 'modern mahrem' de öyle, Nilufer Göle bu konuyu epey irdelemiştir. Giyim kuşam tercihleri açısından hiçbir ülke homojen değildir ki. Sosyo-ekonomik pek çok belirleyiciye bağlı değişiyor. Demek ki internette öyle görünür oluyorlar.

Giyim kuşam ve cinsiyet konusundaki görüşlerini klişe bulduğumu biliyorsun, tekrar değinip seni yormak istemiyorum. Çıplaklar kampında hiçbir erkek dötüne bakmaz, doğuştan değil kültüreldir bu, diyorum ve şu karikatürü bırakıyorum.  Bak taze çıktı bu. Gerçi 'biz eppeğini yiyelim sonra paylaşın' diyor gomonis Umut ama sen iki kadını öyle resmedince dayanamadım:) Yine de rahatsız olursan hoşuna gitmezse sildirebilirsin canım.
 Araya emoji kodu girerse düzelt adres satırında. Sevgiler.
https://hizliresim.comsmile Resmiu7zlcj
16 Nisan 2024, 11.42
Hiç ama hiç yok öyle bir lezzet benim açımdan Bsylmz. O denli ağır baharat kullanıyorlar ki, ne yediğini bilemiyorsun, bir noktadan sonra hepsi aynı lezzette geliyor. Bu üç ülke için de aynı şeyi söyleyebilirim. Bizim damak tadımıza hiç yakın değil yemek kültürleri. Fas’ta bir aile yemeğe almıştı bizi, kadın özenmiş bezenmiş bir yığın yemek yapmış. Erikli tandır mıydı neydi ana yemek yarabbim bi acayip tat, bol bol baharatlı tabii, diğerleri de tatlı-tuzlu bir şeylerdi. Patates kızartması olmasaydı aç kalacaktım o derece, hiç heveslenme yani :) Nusret’e de bizim yemeklere de kurban olsunlar .p Gidip oralarda yaşadığım için, Atatürk’ün ve değerlerinin kıymetini çok iyi bilenlerdenim. Haklısın söylediklerinde, yokluğunda ne olurduk hiç bilmiyorum. Ki söz ettiğim ülkeler, benzerleri içinde ehven-i şer olanlar malum. İlla ki oturacak bu toplum rayına, hep böyle kalacak değiliz. Teşekkürler yorumun, beğenin, güzel sözlerin için. smile Resmi
Sayın Bilge, kitap yazacağım tez vakitte, ismi de “Kanalizeden Kanalizasyona” olacak. Sanırım, kitap şeklinde sunum yapınca, daha faydalı olur düşüncelerim .dddd

Şimdi ciddileşeyim. Sömürgelerin değerlerini koruyup koruyamaması birçok farklı nedene bağlı. Modernleşmeyi, sömürgenin bir getirisi olarak görmek eh işte bir düşünce, özgürlük bir yanda dururken, modernleşme kar-zarar hesabı yapmak akıl işi midir bilmiyorum. Giyim-kuşam tercihleri homojen olan ülke yoktur, gibi bir saptamaya da asla katılamam. Bak güzelim Pakistan var orada yukarıda yazmışım. Müslüman ülkelerden örnek verdim ama Hristiyan, Budist ülkelerde de bulundum, hiç bu anlattıklarıma benzer şeyler görmedim. Etnik kökenlerin özel bir giysisi olursa veya ülkede din farklılıkları olan grup veya gruplar azınlık olarak bulunmaktaysa, ne bileyim yabancı öğrenci vs. bulunuyorsa; birbirinden çok farklı tarzlar görebilirsin ama bu homojenliğin bozulduğu manasına gelmez. Aynı dine mensup ve aynı ülke vatandaşı olan insanlar arasındaki derin farklar, ülkenin fazlaca göç alıp demografik yapısının değişmesi, sömürge olması veya erkin, toplumu görünür veya görünmez bir şekilde baskıyla biçimleme çabaları toplumun homojen yapısını bozar ve dejenerasyona yol açar.

Çıplaklar kampında, kimsenin bir tarafına bakmadığını nereden biliyorsun, gittin mi? Kültürel mesele dediğin bir erkeğin, senin totona bakması veya bakma isteği mi? Vallahi ben çok gezdim tozdum, başı önde yürüyen bir erkek görmedim, ayrıca güzele bakmak sevaptır, herkes herkese efendiliğini bozmadan bakabilir, tren olduğum düşünülmediği sürece bence hiç sakıncası yok. Gerçi çıplaklar kampına gitmedim, dediğin gibi olabilir .dddddd Ne salakça ya çıplaklar kampı nedir allaşşkına, hani amaç nedir. Sana sormuyorum tabii, çıplaklar kampının ulvi amacını bilen varsa söylesin diye yazdım.

Sen bütün feministlerle üç aşağı beş yukarı aynı görüşe sahip bir klişe abidesiyken; benim görüşlerime klişe demenle pek eğlendim doğrusu .ddddd Mensubiyetin kendisi, hele bir de literatürün dışına çıkamıyorsan, kendiliğinden klişe olmayı gerektirir zaten.  
Teşekkürler yorum için. smile Resmi

16 Nisan 2024, 13.25
Gözlemlerin elbette kıymetli. Ona bir şey demiyorum Baktığın persprktifle şekilleniyor gibi sanki. Bir toplum homojen ise  giyim kuşamı da homojendir. İmkanı yok bunun gitmesek de görmesek de okuyoruz araştırıyoruz. Bir kültürü diğerinden üstün yahut aşağı göremeyiz diyorum. Bu melez kültürler için de geçerli. Kendi istekleriyle olduğu sürece tabi ki. Eleştiriler iktidara  ve tahakküm edene yönelmeli toplumu  aşağılayıcı bakış açısıyla şekillenmemeli. Sen şimdi kadın akıllı olcak diyeceksin de Toplumsal olarak koşullanabiliyoruz. Akıllı olduk da noldu? O uyum sağlayanlar belki de daha akıllı, en azından bizim kadar kaybetmiyorlar. 

Erkek bakışı kültüreldir tabi ki, bir kadına trene bakar gibi bakmayı kendine hak görür. Kaç kişiyle bakıştım öyle uzun uzun. Kaç kişiyle hadi bakalım önce kim çekecek gözlerini oyunu oynadık... Allahtan çeviriyorlardı kafayı, biraz dsha bakışsak aşık olucaz yani:p Çok zeki değilim  başkalarının aklını fikrini kullanabiliyorum ama eylemsellik bakımından özgün olduğumu düşünüyorum. Bak bunları çoğu feminist yapmaz. Misal küstahça özel mesaja dalanları sapık diye yaftalarlar engellerler linç ederler ki olabilir herkesin kendi takdiri. Ben etikeyleyip söz hakkı veririm. Grup terapisi yapar gibi anlat hikayeni derim. gerekli mesafeyi koyarak tabi hakaret falan etmem. O ne yapar küfür edip şak diye engeli basar. Çünkü buna hakkı olduğunu düşünüyor. E yanlış bir şey yapmıyorsan gel savun yahut özür dile yani. Üzücü.:( İfşanın en sevdiğim yönü bu zaten. Evli barklı adamlar tacizciler kimse görmüyor diye her haltı yiyeceklerini sanıyorlar. 
Batı ülkelerini gezmiş bir arkadasım anlatıyordu oralarda bizdeki kadar küstah bakışlarla karşılaşmadığını...Kusura bakma da her haltı fıtrata vurup erkeklere hakaret eden sensin. Kontrol eden nasıl ediyor kendini? Çok ssygılı mahcup özrleştiti yapan erkekler de tanıdım. Bizde kadınlar da küstah maslesef saçına, crop altına giydiğin tayta :p, makyajına, kolundaki kıllara kadar dikip gözünü bakarlar, laf ederler hadsizler.:) Ha bir de euzu çekip kafayı çeviren tipler var evlerden ırak. Mübarek şeytan gördü sanki. Şairin de dediği gibi bir yere bakıyorsan orda ilgilendiğin bir şey vardır bir yere bakmamak için kendini zorluyorsan kesinlikle orda  ilgilendiğin bir şey vardır. 
Ayol çıplak geldik çıplak gidiyoruz hesabı işte, ne var bunda. Niye bakalım milletin orasına burasına, çok meraklı olan açıp kendininkine baksın mantığıyla gidiyorlar. Hippi geleneği. Tabisi herkes çıplak gezsin demiyorum. Allam ne işim var benim bu blogda bilmiyorum hiç, üst kat komşularım da üç aşşa beş yukarı aynı senin dediklerini diyor zaten. :)


Yorumunu okurken bir baya bir güldüm. Tetiklenme hemen! Sohbetin yönüne göre gelişen  doğaçlama mizahını seviyorum.Fikirlerin bir gün değişse bile bu üslubun hiç değişmesin. 
Hala bağışıklığım zayıf havalar iyice ısınsın o zaman daha verimli kapışırız ciddi konularda, üstünkörü geçiyorum şimdilik, ayrıca yeni tartışma stratejileri geliştiriyorum sana karşı.:)
Görüşürüz. Sevgiler...



16 Nisan 2024, 13.54
Ha unutmadan 'kendi orjinal fikrimi yaratacam' diye kocaman bir literatürü yoksayıp ataerkinin argümanlarını orjinal fikir diye yutturmaya çalışmak da ne bileyim yani. Akıl mantık almıyor
Hadi öptüm canım.:)
16 Nisan 2024, 21.57
Sizin kıvrak zekalı insanlara karşı ciddi bir sempati duyduğunuzu tahmin ediyorum,hatta biliyorum.Aslında sizin bir eğitmen olduğunuzu da düşünüyorum (Bence öğretmensiniz) resmi makam olmasada yol gösterdiğiniz kesin. Eeeeee ne güzel işte bizlere ciddi katkı sağlıyorsunuz,para yok pul yok bedava. Sizden bir ricada bulunmak istiyorum ,lütfen o  atarlı Cezbe liğinizden vaz geçmeyin .Teşekkür ediyorum katkılarınızdan ötürü.

17 Nisan 2024, 03.32
Ya canım aştın sen kendini ama. Kredi dediğin de bir yere kadar.
*Gözlemlerin kıymetli ama perspektifin yanlış.
*Sen gitmişsin görmüşsün ama bi şey etmez, ben OKUDUM, BİLİYORUM. Bir tek insanın eteğinin deseni farklı bile olsa, o ülke homojen değildir, bıt ve bıt ve bıt.
*Bıyıklı ve sakallı ve dahi her türlü tüy türevli kadınlarla uğraşma. Bırak kadın ne istiyorsa onu giysin ve sakal bıraksın. Sen küstahsın, ki kadını böyle eleştiriyorsun. Ay ayol üst kat komşularım da tıpkı sen, aynı, kaynımda da var.
*Erkek dediğin, büyükbaşın önde gidenidir.
*Benim bu blogda ne işim var.
*Israr edilen ikinci yorum; literatürü önemsemiyorsun, kendi orijinal fikrini yaratıcaksın diye bıt bıt bıt bıt vs.
Dedi Sayın Bilge .ddd
*Yüzeye paralel baktım, en iyi perspektif oydu. Dron kullanıp gözlemlerde bulunsam daha iyiydi ahahahaha.
*Homojenlik konusunu gayet açık yazdım, okuyup anlamaya çalışmadın sanırım, tekrar etmiyorum.
*Ben düşündüğümü yazıyorum. Kadınların sakal bırakmasına karşıyım .dddd bakımsız bakımsız ortalarda dolaşıp göz zevkini bozmasınlar kimsenin. Giyinmeyi bilsin, 100 kiloluk kadın veya erkek her tarafından et fışkırırken mümkünse düdük gibi kılıklardan uzak dursun. Yani biraz kendine saygı duyuyorsa böyle yapmalı. İğrenç bir görüntü sahibi olmak özgürlük alameti değildir cınım. Üstelik ben hem yazıda hem yorumlarda kadını da erkeği de erki de eleştiriyorum, sen ısrarla benim kadınları gömdüğümü söylüyorsun. Sen bu kadar erkek düşmanı olmasan, ben de erkekleri savunmak zorunda kalmayacağım belki. Yook valla billa öyle değilim mi diyorsun. Hiç deme, sana daha önce söylediklerin ve yaptıkların arasında uçurum olduğunu söyleyen olmuş muydu?
*Bak bu anekdotu hatırla. Masaya gelen dördüncü oyuncu, üç kadın nicki görünce, “3 çiçek 1 böcek” demişti hatırlıyor musun yıllar önce. Adama demediğini bırakmamıştın. Ben kendi kendime sen adama giydirdikçe rezil olduğumu hissetmiştim. Tanıyorsun bu hissi di mi. Yani o gün neyse, bugün daha betersin. Bir takılmışsın feminizme, kedi desem “dişi mi erkek mi” diye soracaksın, fasulye hakkında yazı yazsam tutup ezilen kadın edebiyatı yapacaksın. Evet, bu bildiğin kabak tadı benim için. Harcanan enerji ve zamana yazık.
*Senin bu blogda ne işin var, onu bilemem ben. Şuur şart .dddd
*Sen hem çıplaklar kampına gitmemişsin hem ahkam kesiyorsun .dddd Hayır savunacaksın onu da ama sanırım literatüre hakim değilsin ahahahaha. Üst kattaki komşuların da benimle aynı şeyleri söylüyor olmaları, benim söylediğimi yanlış kılmaz. Neden aşağılıyorsun ki üst kattaki insanları .dddddd Mantığa oturmayan aykırılık ergenlikte oluyor, ki o zaman hepimize yakışıyor. Bir de Çarşı’ya yakışıyor tabii. En büyük Beşiktaaaş!! Ne diyordum, evet ergensen ok. Ama olgun insanların, abuk-subuk şeyleri üstlerinden çıkaramadıkları, yırtık-pırtık ve demode olmuş bir aykırılık elbisesi yüzünden savunmalarını ben çok komik buluyorum.

17 Nisan 2024, 03.34
*Orijinal fikrim olacak diye çabalanmaz, zaten çabalasan da olmuyorsa olmaz. Mesele bildiklerini birbirleriyle nasıl ilişkilendirip nasıl sonuçlara ulaştığındır bence. Literatürü hiçe saydığımı söylemedim, sen kafana göre eğip büküyorsun söylediklerimi. Bir konuda, senin bildiklerini harmanlarken yanlış sonuçlara vardığını söyledim, şu geldiğin hale bak ya .dddddd Başkasının fikrine tahammülün yok mu. Bir sen okuyorsun, bir sen mi biliyorsun. Bu yaptığına denir asıl küstahlık. Hani önceki bir mevzuda da bilgiyi harmanlarken sıkıntı yaşayıp elmadan karnabahar üretmeye çalışmıştın Nietzsche mevzununda, dile getireceğimi de biliyormuşsun hatta, demek ki sen de benzettin durumu, e haliyle geliyor insanın aklına bunlar. Tekrar eden şeyler, insanları tanırken büyük yardımcıdırlar. Sanal dünyanın getirdiği dezavantaj da düşünüldüğünde, tekrar ettiğin her şey, seni başka insanların gözünde bir noktaya sabitler. Harmanımmm ben harmanımmm yok dizimde dermanımm la la

Evet bilgi önemlidir, gereklidir kim inkar edebilir ki. Yalnız ben kendinisi araç olarak kullanırım, amaç haline getirirsen kendi fikrini oluşturamazsın çünkü. Bilgi benim köpeğim, ben onun köpeği olmam gibi. Üstelik bilgi ulaşılabilir bir şeydir, neyi öğrenmek istiyorsan, neye merakın varsa öğrenebilirsin normal bi zeka düzeyindeysen. Ama ‘görüş’ dediğimiz orijinal olmak zorunda. Tabii ki her şeyi tekrar icat edelim demiyorum, bak burda yapılmışı var denen şeyler de vardır kafamızın tamamen yattığı, onu da görüş olarak benimsemek gayet mümkün. Dile gelen ve gına getiren bir süreklilik arz etmesi biraz sıkıntılı bence. Bir de işte; bildiklerinden, deneyimlerinden orijinal fikrini süzüp oluştururken, yaptığın senin deyiminle ‘harman’ tutarlı olmalı. Bu yani.

Karikatürü görmedim bu arada, görmeye de çalışmadım fazla esasında. Ayrıca benim, eklenen şeyleri silebilme gibi bir yetkim yok, kendi eklediğim yorumu bile düzeltemiyorum herkes gibi. Başka birine mi laf çarptın bilmiyorum, amaaan üf umrumda da değil ne diyorsan. Limit aşımı, kart kapandı.

17 Nisan 2024, 09.23
Sen kadınlara kendi gerçeğini dayatırken, ben her kadını kendi gerçekliğiyle yorumluyorum. 
Eski hesapları açarsak 'Devletlerin tek dili olur' diyen de sendin. O dönem bunu bir siyasetçi söylemişti. Tartışamıyorduk bunları, yorumlar geçmiyordu o zaman. Neyse.
Öyle ya da böyle haklısın, kafası karışık ve çelişkili biriyim. Elimden bu kadarı geliyor, şuurum buna yetiyor. Sende her şey nizami ve her şey yerli yerinde.

'Senin bu blogda ne işin var,  Şuur şart .dddd'
Cezbe ne cevap verirdi bir bakayım
Şöyle derdi: Ben istediğim eleştiriyi istediğim bloga yaparım.

Ben öyle yapmayacağım. 
Geldiğimden beri toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik her fikrime olabildiĝince eleştirel yaklaştın. Hatta beni provoke ettin.  Bir şekilde tartıştık bitti. Sanırım burdaki sert çıkışının bir sebebi 'senin blogun benim blogum' mevzusu. Hiç öyle yaklaşmadım. Bir şey yazdığımda bilakis şimdi Cezbe ne derdi, diye merak ederdim. Kendi blogumda sana ve diğer arkadaşımıza hakaret ediliyor diye demediğimi bırakmamıştım. Niye? Özgürce yazın diye. Benim bloglarımı da kendi blogunuz sayın diye. Tartışmayı ve tartışan insanı seviyorum. 
Senin üslubunla sana karşılık verdiğimde, senin yaptığını sana yaptığımda sorun oluyor. Olgunlaşmak topluma göre şekillenmek ayak uydurmak değildir.  Kendine hak gördügün bir davranışı başkasına da hak görmektir. 
Sınırları daralttığına göre  bana da buna saygı duymak düşüyor. Bunun fikirlerle ilgili olduğunu düşünmüyorum. Ne düşündüğüm de bu dakkadan sonra bana kalsın. Her ne sebeple olursa olsun yargılamıyorum, vardır seni de bunu yapmaya iten bir neden. Umrunda değildir ama benim kredim daima açık.

Kimseye laf çarpmadım sadece senin hassasiyetini anlamaya çalıştım, elimden bu kadarı geldi  Rica edersen blogundaki rahatsızlık veren  yorumlarımı yönetici arkadaşımız siler. Uğraşamam dersen hepsini sildirebilirsin benden yana sıkıntı yok. 
Öyle ya da böyle eleştiri ve özeleştiri kaybetti. Kazanan 'emeğine sağlık' oldu. Hayırlı olsun blog portala! 
Emeğine sağlık Cezbe 



17 Nisan 2024, 09.43
Yazdıklarımı okumaktan mutlu oluyorsan, ben de mutlu olurum, teşekkür ederim güzel sözlerin için Bsylmz. Ama ben öğretmen olmadığım gibi; burada karaladığım iki yazıyla birilerine bi şeyler öğreteyim tadında bir derdim de olamaz. Sadece düşüncelerimi, hayal dünyamı paylaşıyorum yazarak. Yeri gelir bildiğim, deneyimlediğim bir konuda kesin bilgi de paylaşırım ve elbette yararlanılabilir ama misyonum budur diyemem, belki düşünmeye yöneltir okuru diyebilirim. Biradam diye bir kıymetli muhterem zat vardır, o sağlam bilgiye dayalı yazı yazar mesela, herkesin ulaşabileceği google çıktılarından, ansiklopedik bilgilerden çok çok fazlasını bulursun yazılarında, konu da ilgini çekiyorsa şahanedir okumak ve öğrenmek. Mevzuyu sevmediysem onun yazdığını bile okumam gerçi, aksi halde ziyadesiyle iç baygınlığı geçiriyorum:) Yani burada öğretmek için yazı yazmadığım gibi; bir şeyler öğrenmek adına yazı da okumuyorum. Zeki insanları seviyorum elbette; sohbeti muhabbeti çekilir, eğlencelidir, espri yapabilitesi/anlayabilitesi vardır zeki insanların, seni yormaz, kafa açmaz, gereksiz kafa ütülemez vs. Tabii bu gerçek hayatıma ait bir sempati ve tecrübeyle sabit. Bu kafayla gidip sanal ortamda çok yanılmışlığım da vardır ama söylemeden geçmeyeyim.
 

17 Nisan 2024, 10.36
Benim kimseye bir şey dayattığım yok; insanın düşüncesini söylemesiyle, bu düşüncesini dayatması farklı şeylerdir. Ülkelerin tek bir resmi dili olur evet, aynı fikirdeyim. Bir yığın kargaşaya meydan vermemek adına resmi dil tek olmalıdır. Ne varmış bunda? Herkes tek bir dili konuşacak, başka dil konuşanı asın mı demişim??


Ha şuur şart deyince mi incindin. E şart ne yapayım. Bak yine yanlış anlamışsın galiba. Benim bu blogda ne işim var, diyen sensin, ben senin dediğini tekrar ettim. Yoksa yine aynı fikirdeyim ki, herkes istediği bloga yorum yazabilir. Ben niye sana “bu blogda ne işin var” diyeyim.


Her fikrine eleştirel yaklaşmadım, katılmadığım noktaları eleştirdim. Provoke ettiğimi düşünmen, yine senin septik sorunlarından kaynaklı. Senin blogun-benim blogum derken neden söz ettiğini de bilmiyorum. Ben iyi niyetli biriyim, sevdiğim insanlardan art niyetli yaklaşımlar beklemem. Gözüm görse de bir süre görmüyor taklidi yaparım, bu noktadaki tavrım tanıma amaçlıdır tabii ama durduğun noktadan salakça görünebilir. Gmsnn’yi değil de seni…” introsuyla giriş yapıp “arama motorundan iki şey öğrenip çorba yapmışsın”a bağladığın, gittiçe gevşekleşen ve bu son yumurtladıklarınla beraber katmerlediğin Bilge profili benim için netleşmiştir. 



Tartışma benim gözümde fikir tartışması demek, fikri çürütürsün veya çürütemezsin, edebinle tartışırsın. Değer buldum ki tartışıyorum seninle, o nedir ya bir kör cahil demediğin kaldı bana. Yahu sen kimsin .dddddddd Yazdıklarınla raydan çıkardığın her şey bizzat sana ait. Bir olmuşluk var sende, çok fazla sosyal platformlarda, terbiye yoksunu ortamlarda bulunmaktan dolayı olsa gerek, galip çıkman gereken bir boks maçı gidi görüyorsun tartışmayı, bir de makyavelizm falan derken; dövüp sövüp sonra bir de arkasından sevgiler yazıyorsun. Tam bir olmuşluk bu. Tam bir sahte yüzlülük. Sonra da gel vay eleştiri-özeleştiri kaybetti, emeğine sağlık Cezbe. He canım!



Başka ne yazmış arkadaş; olgunlaşmak şu ve bu demekmiş, hak vs. vs. evet evet, yuvarla gitsin lafları belki bir yere gider. Buna da he canım!


17 Nisan 2024, 13.37
He ya tek dil, tek millet, tek din, aynen aynen haklısın. Zaten nasıl karşı çıkabiliriz ki:)

Ne işim var derken blog portalı kastettim senin blogunu değil. Burası muhafazakar ve cinsiyetçi bir yer ne söylesem çarpıp geri gelecek. Kendi kendime konuşup duruyorum. Sağolasın bu ortama rağmen öyle böyle sen de bana eşlik ettin. 'Bu blogda ne işin var'a takıldım şuursuza takılmadım. Sen beni yanlış anladın ben seni. Neyse ne... Sevdiğim biri olduğun yakınlık duyduğum için sınırları açmıştım zaten. Yakınlarımla da deli, salak gerizekali fslan diye konuşuyorum. Bizim toplumda çok normal bu.:)
Ben o yazdığımın hesabını verdim sanıyordum. Öyle biriyle seni aynı cümlede bile anmak sana haksızlık olur. Kötü niyetle değildi dememe rağmen takılıp kaldın buna. Özeleştirimi verdiğim hatalarımı toplayıp toplayıp niyet okuması yapıyorsun. Hangi niyetle ısıtıp ısıtıp önume getiriyorsun bunları acaba? İçin soğuyacaksa sen de bana hakaret et ne yapayım başka? 
 
 Cahil olduğunu düşünsem hiç tartışmam zaten. Fikir tartışması demek öyle mi? Herkesin bir stili vardır. Tartışmaya birlikte yön vermeye çalışıyorum birlikte dans etmek gibi. Sense tartışırken 'şunu söylemezsin burda şu argüman getiremezsin' gibi kendi koyduğun saçma kurallarla elimi kolumu bağlayıp karşımda erik dalı gevrektir dansını yapıyorsun. Ben seni kırmadan elimi kolumu çözmeye çalışırken yoruluyorum bırakıyorum. Saçma sapan bir hal alıyor tartışma, savunmak istediğim fikir yarım yamalak kalıyor. Ha o da benim hatam, sen silahlarını kuşanmadan bütün argümanları getirip suratına fırlatmam lazımdı. 
 Sen benim aklımdan şüphe edip duruyorsun ben senin niyetinden şüphe etmiyorum mesela. Böyle asimetrik bir hal aldı iletişimimiz. Burda hala yazan eski blogcular içinde aklına güvendiğim ilk dördün içinde olduğunu biliyorsun. Bile bile şüphe ediyorsun benden. Dur tam listeyi sayayım Cezbe, Gmsnn, Rune, BirAdamYaratmak. 
Şimdi sen soruyorsundur niye sürekli bize sert çıkıyorsun, eleştiriyorsun? Aslında size iltifat ediyorum farkında değilsiniz. Misal sonraki yazımda bir blogcunun bir fikrine meydan okuma var. Şahsi bir meydan okuma değil bu. Hiç de sevmem. Sizi değil fikirlerinizi, yorumlarınızı eleştirdiğimi anlamaman ve kişisrlleştirmen de senin şuursuzluğun maalesef. Hani gmsnn'yi niye elestirdin demiştin ya. Galiba o tartışmadan sonra bana tavır aldın, yanılıyor da olabilirim. Sizin aksinize mizah ciddiye aldığım bir alan. Onun mizahi yönü de çok kuvvetli, boomer mizahçısına doğru evrilsin istemediğim için yaptım o eleştiriyi. Kimseye de kaldırabileceğinden fazla eleştiri getirmem. Sizin eleştirel felsefi yönünüze güvendiğim için yaptım o eleştirileri. Belki de yine hata yaptım. Çünkü hata yapmak bana mahsus bir şey. 'Muhteşemsin, emeğine sağlık' deyip geçmeliydim. Ne dersin? Ben niyetimden eminim, fikirlerine zihniyetine karşı çıksam da şahsiyetine daima saygı duydum. Sevdiğim insanlardan birisin. Senin benim hakkımda ne hissettiğin ne düşündüğün niyetin de bunu değiştirmiyor. Kimsenin duygularımı bükmeye gücü yetmeyeceĝi için niyet-sevgi sınaması yapmam. O kısım beni ilgilendirmez. Karşımdaki kim olursa olsun hak ettiği gibi davranmaktan sorumluyum. Ha üzmüyor değil üzüyor tabi. Misal 'sahte'. Onu söylediler burda zamanında. Söyle söyle çekinme karaktersiz de de. Hayatım boyunca kimseyi olduğum şeye inandıramadım. Tamam gösteriyorum kimliğimi 'ne idüğü belirsiz biri'. Bir sorun yok inşallah. Ne görüyorsan oyum. Terbiyesizim evet, sen terbiyeli ol. Burası da çok terbiyeli bir yer zaten. Çok tutar bu duruş, demedi deme. İstediğin kadar inkar et biz birbirimize benziyoruz. Cezbe'yi nasıl bilirsin diye sorarsalar 'kendim gibi bilirim' derim. Ay ama sana hakaret olur bu, dur geri alayım sözümü incinme:)
Yoruldum gerçekten. Sürekli niyet ve sevgi sınaması... Sürekli eskinin defterleri, kini...Yine şüphe ile köprüleri yıkmaya ant içtin. Tanıştığımız ilk günden beri bu köprüyü onarmaya çalışmaktan yoruldum. Gerisi senin bileceğin şey, içinden ne geliyorsa öyle yap. Sağlıcakla kal.

17 Nisan 2024, 16.30
Bak gördün mü, nasıl da şıppadanak anlamışsın dil konusunda söylediklerimi. Evet “tek bayrak, tek vatan, tek millet” insanların dini inançları veya inançsızlıklarına karışmak kimsenin haddi olmadığından tek din gibi bir saçmalık uygun düşmez bu slogana. Sloganın kimin tekelinden olduğu ve niyeti de umrumda değil. Çünkü ben kimseyi birbirinden ayırmayan biriyim, Türk milleti denince aklıma bize bu özgür vatanı canı pahasına armağan eden Laz, Çerkes, Kürt, Türk hepsi birden geliyor. Tek millet olmakta sıkıntı yok. Tek bayrak olmayıp da ne yapacaktık, il il ayrı bayraklar mı icat edelim şimdi. Yoksa tek vatan olmayı da bırakalım mı diyorsun, yeni harita mı çizeceksin?? Bütün bunlar birleştirici değerler, bana aidiyet hissettiriyorlar, kimliğimden de memnunum. Dilin bir başka birleştirici değer olmasının yanısıra, bürokrasinin işleyebilmesi anlamında da çok büyük yararı var. Gerçi sen okumuşsundur ama; hani benim gibi ufacık işlemler için resmi dili başka, konuşma dili, yazım dili bambaşka olduğundan mütevellit bir türlü çözülemeyen sorunlarla uğraşmamışsındır 8 saat boyunca elin ülkelerinde. Hani bir de buradan bakabilirsin.


Efendim bu girişteki imanın, tam aksini söylemek “ben seni o insana nasıl benzetirim?” şeklinde, oksimoron desem değil, dil sürçmesi desem hiç değil, şuurdan söz etsem kızıyor, ne desem bilemedim. Senin o hiçbir özrü olmayan benzetmeni, sen kendi açından halletmiş olabilirsin, ben sadece görmezden gelmiştim. Ya ettiğin lafın idrakinde değilsin ya da samimi değilsin, ikisinden biri. Neyse işte, blog derken portalı kastetmişsin vs. şeyler. Olur olur, düzeltilebilen şeyler vardır bunun gibi ama düzeltemeyeceğin şeyler de vardır. Ben o konuda düzeltebileceğin bir nokta göremiyorum.


Tartışmada senin savundukların kural olmazken, benim savunduklarım niye kural gibi algılanıyor. Her sözün arkasına “bence”mi eklemem gerek, ki dikkat de ediyorum eklemeye. Senin savundukların dayatma da olmuyor mesela ama benimkiler dayatma kati olarak .ddd Sayın Bilge iddia ediyor ki fikirleri eleştiriyormuş. Şuursuz Cezbe noolucak .ddddd işte! Okuduğunu anlama konusunda şahaneyimdir, hiç alçakgönüllü olamam. Ne kişiliğe yöneliktir, ne değildir gidip Gamyun’un kukuletalı şirinine anlat sen onları. Aynen tekrar ediyorum ki; ben şöyleyim ve böyleyim dediklerin, yaptıklarınla uçurum arz etmekte. Gmsnn’yle ilgili eleştirim yüzünden vs. yazmışsın, ne alaka bilemedim. Herkese, buna sevdiğim kişiler dediklerin, tanıdıkların, tanımadıkların, ünlüler, ünsüzler önüne gelene ayarsızca saydırmak gibi bir durumun var. Hani herkes bu konuda beni eleştirir ama hak etmeyene yapmam ben bunu. Asıl sen bak bakalım, değer veriyorum dediğin insanlardan elinde kalan kaç kişi. Ben dahil 3 kişiyi benzettin şahit olduklarım, bi Runicik kaldı benzetmediğin ona da iyi bak bari .dddd Benim değerli bulduklarım, sapasağlam yerlerinde duruyor, onlar da bana değer veriyorlar, abuk-subuk konuşmamamdan kaynaklanıyor olabilir, aynı nedenden onarma ihtiyacı hissettiğim bir durum da olmuyor haliyle. Değer verdikçe, hayır ben değeri hak etmiyorum diyenlerin de yolu açık olsun, beni bağlamıyorlar.

Hele o kendi yazının altında yazdıkların nedir ya. Demokrasiyi tartışmayalım demedim asla sana, Atatürk’e dair tartışmak istiyorsan, mesajla konuşalım, bu konuyu dinciler fırsata çevirip Atatürk’ü yıpratmak adına kullanıyorlar, dedim. Bu bir öneriydi, mantıklı buldun ki kabul ettin diyeceğim ama şu noktada gündeme getiriyorsan demek ki mantıklı bulmamışsın. Bir de kıyasladığın konuya bak; mini etek giyen kadınlara saydırmak serbestmiş de şuymuş buymuş. Kafaya gel ya, kıyasa gel!! Herkes kendine ve yaşına yakışanı giysin dediğimde, bunun içine mini etek de dahildir. Yaşına, vücuduna ve gideceği yere göre giyinmek, dekolteyi ona göre ayarlamak; giydiğin kılığa göre oturup kalkmayı bilmek de ayrı bir görgü işidir. Bunları yapamıyorsan, giyinmeyi de soyunmayı da beceremiyorsun demek. Bu kadar basit söylediğim, öyle bir yazıyorsun ki, mini etek giyenleri namussuz ilan ettim sanki. Hayır ben de ömr-ü hayatında şorttur, minidir giymemiş veya giymeyen biri olsam, kendimden şüpheye düşecektim nerdeyse ahahaha Çarpıtmanın, demagojinin böylesi de senin takıldığın sosyal platform kazanımların kesin olarak. Hayır şaşırıp kaldığım bir başka konu da; sen nasıl feminist bir bünyeysen, kadını metalaştıran soydukça soyan ve bunu “moda” başlığında insanlara pompalayan bir sistemi eleştirmiyor olman. Çok acayip.


Silme ve sildirme işleriyle ilgilenmiyorum ben. Hiç ihtiyaç duymadım bir başkasının yazımdaki yorumunun silinmesine. Yalnız bir seferinde, lafı mabadından anlayan, aklı fikri kötüye çalışan, kişi kendinden bilir işi tadında bir bağğyan arkadaşımızın, gayet içten yaptığım yorum sonrasında köteğiyle karşılaşınca kendimi aptal gibi hissetmiştim, kendi yorumumu onun yazısından sildirmek istemiştim ama kural dışıymış kabul etmemişlerdi. Bana ne dedikleri umrumda değil, ben kendi yazdıklarımdan sorumluyum ve hepsinin arkasındayım. Yanlış yaptığım da olmuş olabilir, fikrimin elbette 180 derece değil ama hafif eğim aldığı konular da olabilir, hiç sıkıntı değil; daha kendiyle uzlaşmayı başaramayan siliciler/sildiriciler düşünsün gerisini berisini.

18 Nisan 2024, 01.18
Tartışmada senin savundukların kural olmazken, benim savunduklarım niye kural gibi algılanıyor."
Şöyle tartışamazsın, şu argümanı kullanamazsın, dedim mi sana? Aynı mı ikisi? Neyse ben orda değilim zaten. Senin tartışma tarzın bu. Yapacak bir şey yok. 

"Laz, Çerkes, Kürt, Türk hepsi birden geliyor"
Valla ben karışmam o mevzuya. Çerkesler senin gibi düşünüyor da Laz, Kürt arkadaşlarım hiç senin dediğini demiyorlar. Laz olani eski solculardan, işkence gördü kaçmak zorunda kaldı mesela. O siyasi de 'Tek dil olur'dan geri adım attı, sen devam et savunmaya aman çelişmesin fikirlerin muhafaza et de, dokunmasınlar. Sakın kafan da karışmasın. Yoksa zor muhafaza etmek. 
Neyse bunları tartışamıyoruz burda biliyorsun. Okumadın tabi, önceki yazımda sistemin kadını metalaştırdığını söyledim zaten. Onu eleştirelim, dedim. Ama yoook, Cezbe illa ki kadınlara saracak! İlle kadınların yaralarını deşecek. Kadınlar akıllı olacak, ne geliyorsa başlarına salaklıklarından geliyor zaten! Bir sen akıllısın. Hakikaten akıllısın, devleti kutsa, eril olanla empati kur 'Kadınlar ölüyor ama erkekler de şöyle' de, kim tutar seni!
'ama'dan öncesi yok hükmündedir yoookk! Öğrenemedin mi? Senin çizgin Atatürk'se benim kırmızı çizgim de bu, napıcaksın? Ben seni zorlamadım ama bloglarımda zikretmedim adını bile. Senin için evet. Madem seviyordun beni, sen de benim yorumumu alttan alaydın, gelmeseydin üstüme bu konuda. Yıllar önceki tartışma da böyle bir blogdan çıkmadı mı? Bilmiyor musun beni? Sen tutun o fikirlere, aman bırakma istediğini yaz çiz karşı çıkanın ya kafası karışıktır ya şuursuz. Kaç kişiyiz ki zaten. Devlete karşı çıktım. Ay yıkıldı hemen, herkes perişan, kurtar Cezbe! Kaptırırsam kendime zarar verirmişim de bilmem ne. Çok düşündün annecim beni, birazını geri al. Kızım benim olayım sisifosluk, prometelik falan zaten, bilmiyor muyum bunu? Devletten taraf olduğunu zaten biliyorum, fikrindir böyle bir dünyada yaşamak istiyorsundur, bir şey diyemem. Beni ne hakla yanlışlıyorsun! Niye bu kadar hararetle savunuyorsun bu kurumları bana karşı onu anlamadım bir türlü. Yıkamam Cezbe yıkamamm gücüm yetmezz! İçin rahat olsun. Kumda oynuyorum ben. Ok? Aha işte ideoloji tartışmanın sonu bizde bu. Niyet okumaları da yapıldı. Hayrını görelim. 


 Ayrıca sen nerden biliyorsun hak etmediğini, belki kendisi hakettiğini düşünüyor? Belki sırf bu yorumu görmek için tekrarladı bu kalıpları, Sjw varsa trolü de olmalı dedi belki, hı olamaz mı?
Muhtemelen senin kadar kişiselleştirip büyütmemiştir bu konuyu. Benim bildiğim sağlıklı bir iletişim için birinci koşul empatidir. O da geri bildirimlerle mümkündür. Bir şey dese ok haklısın Cezbe, diyeyim. Yok, ortada bir tepki yok senin tepkinden başka. Benim bilmediğim bir şey mi var? özelden mi çekiştiroyor napiyor? Onu da yapmaz yani. ısıtıp ısıtıp karşıma getiriyorsun makyavelli bilmem ne diye. Sen sana yapılan bir davranıştan rahatsız olabilirsin ama ben rahatsız olmamalıyım öyle mi? Sen o değerli bulduklarını akla pakla canım iyi annelik et de kırılıp dökülmesinler, bırakmasınlar seni, beni de onları eleştiriyorum diye yerin dibine sok. Alışkınım ben, bizim valide de öyleydi. Neyse keyif senin ama bu benim tarzım değil. İğneyi kaldırabilecek olana çuvaldızı başkasına batırıyorum. Eleştiriden anlayanı eleştirirsin. O fikir meydan okumasını Rune'ye yapacaktım evet. Toksik bazı fikirleri vardı senin bazı fikirlerin gibi.. Kimseyi yanımda tutmak gibi bir derdim yok. Çok meraklısı olsam 'vatan millet sakarya' derim. Yalnız geldik yalnız gidiyoruz. Evet sertim. Tartışırken gözüm kimseyi görmüyor...Saldırmak dedin, hoopp orda duur! Kendinle karıştırma beni. Sana ayna tutmak dışında(şuursuz srn demesen aklıma bile gelmez:) ) tek bir tane bul getir blogdan, hadi bakalım! Durup dururken kime saldırmışım? Takım zihniyeti bana göre değil. Ne geldiyse başımıza bundan geldi. Bu blogun en temel sorunu bu kamplaşmalar, kişiselleştirmeler, goygoycular değil miydi? Şimdi de Cezbe, gmsnn. Büyük hayalkırıklığı yaşadım, herkesten beklerdim sizden beklemezdim... Var mı başka grubunuzda. Bileyim de dokunmayayım:)

 Savaşan sensin. Çoğu zaman haklıydın evet sürekli saldırıyorlardı sana. Yakın zamanda hem de bizzat şahit oldum. Hiç hak etmediğin halde. Belki de bu yüzden sürekli savunma halindesin. Bağışıklık sistemini bilirsin bazen olmadık yerlere saldırır. Haksızken bir kere özeleştiri yaptığını görmedim blogda. Bir kere ya bir kere görmedim. Özelde oldu bak. Ulu orta gururun mu kırılır ah canım onu da iyi muhafaza et. Yoo sen değil sadece. Senden beterleri var. Bu blogda paylaşılan bir değer bu tepeden aşağı hem de... hatasız olma sevdası, herkes aynı. Ben de aynı, geliyorum buraya bir daldım mı kendimi tanıyamıyorum. Bu portaldaki herkes muhteşem asla hata yapmazlar. Yapsa yapsa başkası hata yapar. Ozrü de affetmezler. Sahtedir o. Olamaz, bir insan nasıl özür diler allam yareppim! 
 Özrün işe yaramadığı durumlarda sorun varlığımızdır. Yani esas sorun hep vurguladığın gibi terbiyesiz, ayarsız bilge. Bir de sahte olduk iyi mi. Ah benim şirinem sahte insan yoktur, bizden farklı insan vardır, o da bizi korkutur. Hatırlıyor musun "senden korkuyorum ayarsız tepkilerinden" demiştin. İlk kez duymadım bunu. Öyle çok söylendi ki sürekli 'tekinsiz vadi'ye düştüm. Eh bu kadar insan yanılıyor olamaz da ben beni nasıl değiştireyim? 'Seviyom seni bilge seviyom seni bilge' ah gözümün çiçeği Korku ve sevgiyi birarada gördün mü sen hiç? Koşullanmış sevgidir o, toksiktir. Ben senden hiç korkmadım mesela, hiç de güvensizlik yaşamadım. Belki bu yüzden rahat davrandım. Sen benim niyetimle uğraşacağına kendi duygularını bir yokla bence. Bir kerecik özelden gelip anlattın mı meramını, hep ben hep ben uğraştım. Anca şov yap burda millete artiz. Özele yazmaya vaktin yok ama buraya döktür maşallah. Şu hale bsk tüm özelim blogda. Yeter artık bu yaşımda bu kadar naz çekemem küsen de sensin sınırları daraltan da... Güvenmiyorsan zihinsel güvenliğin için en doğrusu uzak durman zaten. Gelene de gidene de kapım açık. İyi bak kendine.
Şov bitti, son yorumum bu bloga. 
18 Nisan 2024, 16.35
Ben sana yeterince anlattım Bilge, sen de anladın bu argüman muhabbetini. Bence daha fazla uzatmaya gerek yok. Senin tarzın öyledir, benimki şöyledir vs. Alıntı yaptığım veya konuya örnek teşkil etsin diye bahsini açtığım kişi/kişiler ve düşünceleri, benim savunduğumla, örnek gösterdiğimle paralel olmalıdır ve anlam bütünlüğü olarak örtüşmelidir. Ben böyle yazmayı tercih ederim illa kullanacaksam. Senin aklından geçen bağlantıyı, okuyan da anında kurabilmeli. Uzun ve karmaşık düşünce bileşenleriyle o sonuca ulaşmış olabilirsin ve haklı da olabilirsin ama yazarken buna tanıklık etmeyen okur, bağlantı kurma konusunda sorun yaşar o zaman. Bunları genel bakışım olarak yazıyorum, ben yazarken buna dikkat ederim. Temiz, anlaşılır ve daha düzgün sonuçlar çıkar ortaya.
Yıkıp yeniden yapmak üzere bir hayat görüşün var Bilge. Yanlıştır demiyorum ama yerine koyacağın bir alternatif yapı olmadığı zaman, süresiz bir kaos ortamı ve yıkıntıların arasında yok olan insan toplulukları olacağız görüşümce. İnsanın yapılışının eksik ve kötüye meyyal olduğunu düşünürüm bir de biliyorsun, bu yüzden olmayacak duaya amin demek yerine, olanı iyileştirme yönünde çabalamak lazım diyorum. Bunu klasik bir muhafazakarlık olarak tanımlayamazsın. Anlam olarak halihazırdakini, değiştirmeden muhafaza etmek klasik bir muhafazakarlık tanımı. Olan üzerinden düşünüldüğünde, özgür, dağılmamış, ekonomisi yerinde, kendi içinde savaşmayan bir ülkem olsun istiyorum. Bunun olabilitesi için de; kimseyi birbirinden ayırmadan, millet olarak, birleştirici değerlerimizin tamamına sahip çıkmamız gerektiğini düşünüyorum. Ve tek çaremizin de bu olduğunu düşünüyorum.

Senin arkadaşlarının başına gelenler, belki benim çekirdek ailemde yaşanmıştır, hani şöyle ailenin içinden geçmiştir Bilge. Kimin ne yaşadığını bilemezsin. Şu an sırça köşkten yayın yapıyorum gibi görünebilir ama bu her daim böyle bir hayat sürdüğüm anlamına gelmez. Hani ben kendimi anlatmaktan hoşlanmayan biriyim, kendime tekrar etmekten bile imtina ettiğim yaşanmışlıklarım vardır ve tercihim de bunları içimde tutmaktır anlatmam. Ama sen, karşındakine bir şeyler anlatırken, onu sıfırdan başlatıyorsun. Yani bir şeyleri atlatmak icap eder, yok saymak değil anlamak ve atlatmak. Demem o ki, aldığın yaraların müsebbibi olarak bildiğin ve karşına alıp düşman bellediğini, çok iyi belirlemek ve analiz etmek zorundasın. Bana bunu devlet yaptı, bana bunu bir erkek yaptı, ikisine de düşman olmalıyım dememeli insan. Doğru görüşü, bulanık suyu temizleye temizleye bulmalı. Yoksa, hayatın boyunca bir isyancıdan başka bir şey olamazsın, şu canım kapasitene yazık edersin. Hiç seni irrite etmek, hassasiyetlerine dokunmak gibi bir derdim olamaz. Aynı senin “sevdiğim için uğraşıyorum” dediğin gibi, ben de benim açımdan debelendiğin ve seni aşağıya çeken bir çukurdan seni çıkarabilir miyim diye yazıyorum çiziyorum. Kopamıyorsun bu konudan Bilge, şu yazdığım yazıda, kadına hakaret içeren, aşağılayan tek satır bulamazsın. Çizdiğim kötü tablolarda, suçu kadına yüklediğim hiçbir anlam bulamazsın. Sistemi, erki eleştirmediğimi de söyleyemezsin. Fakat, o çukurdan çıkamıyorsun dediğim gibi işte.

Kafanda kurma. Ben Gmsnn ve Biradam’ı ağır eleştirdiğini gördüm, ortalığa yazdın. Benim onlarla mevzuları konuşup sonra seni eleştirdiğimi düşünmen septiğin dibine vurduğunu gösteriyor. Onların tepkilerini bilmiyorum, çünkü sana cevap vermediler. Benim eleştirim tüm bunlardan bağımsız, kendi görüşümdür. Ben dedikodu sevmem Bilge, hiç mi tanımıyorsun beni. Yok pakt mı kurmuşuz neymiş, iyice yedin kafayı 90hnkmıanchmkıac Runicik eleştirisi mi yapacaktın, demek ki onu da benzetmek üzereymişsin .ddddd Gerçi ben kendisiyle aynı cümle içinde, hele hele de aynı kriterlerde anılmak istemezdim ama senin görüşündür tabii .p Ya tamam, illa birbirimize çiçekler verelim filan demiyorum. Ki karşıyım da buna, zamanında Biradam’la da ters düşmüştük bu konuda. Hani fikirler farklıysa, tabii ki karşı karşıya da gelinecek. Ama ayarı bozmamak gerek, bunu kendim için de söylüyorum. İki ayarsız varsa evet ikimiz olabiliriz bu ayarsızlar, sen daha ayarsızsın kabul et .dddd Espri yapmışımdır senden korktuğumu söylerken, senden korkan senin gibi olsun .ddddd Bazı şeyleri ortalığa yazdığımızda bizim kendi aramızda dile getirip anlayabileceğimiz veya hoş görebileceğimiz, tolere edebileceğimiz mevzularda, sırf muhabbet ortada döndüğü için hoşgörüsüzlük veya uygunsuzluk olabiliyor Bilge. Ki insanız yani, ego hepimizin defekti. Bir de üslup ifade etme biçimi çok önemli tabii, pozisyonel farkların hassasiyetlerini de göz önünde bulundurursak bence çözülemeyecek bir konu yok. Bunca yıllık blogportal tanışıklığında, bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar insani değeri birbirimize atfetmişsek, birbirimize de iyi bakmalı, birbirimizin kıymetini bilmeliyiz.

Evet, ben kendi adıma problemleri çözdüm Bilgem. Az yavaş gel yeter .dddd Ayrıca sana söylediğim gibi önce hazırladığım yorumu ekler, sonra mesajlara bakarım. Tecrübeyle sabit, bu yöntemin iyi olduğu kanaatindeyim. Özellikle bir tartışma ortamı vs. varsa, ortaya yazılan üzerinden konuşmak gerekir, mesajda yazılan fikrini değiştirebilir vs. yorumları takip edenler açısından eksiklik-kesiklik hissedilebilir filan. Bu yani. Ben mesajları muhatap olmak istemediğim biri olmadığı sürece yanıtlarım, artiz olduğum da doğrudur ama konumuzla alakası yok .ppp Hiç vaktim yoktu, bir önceki yorumu ekledim ve çıkarken mesajını gördüm. Bu yüzden kısaca, yazacağıma dair mesaj attım sana.

18 Nisan 2024, 23.41
çın çın çın kulaklarımı çınlatıyorsun, illaha atraksiyon istiyorsun :) Hakaret etmeyi ve edilmeyi artık sevdiğini düşünmeye başlayacağım.

Runicik nedir? Bende şimdi sana Cezbicik mi diyim bunu mu istiyorsun? Sustukça kendinde bazı şeyleri iyice hak görmeye başladın. Cezbe isminin senin için nasıl bir anlamı varsa, Rune de benim mahlas ismim, öncelikli olarak kendine saygı duy ki, başkasına saygı duyabil. İsmimi de deforme edip durma.

Runicik eleştirisi mi yapacaktın, demek ki onu da benzetmek üzereymişsin .ddddd Gerçi ben kendisiyle aynı cümle içinde, hele hele de aynı kriterlerde anılmak istemezdim ama senin görüşündür tabii


Benzetmek üzere olmak lafa bak !, yani kendin birşeye benzedin bunu mu demek istedin :) 
bilgegüneş fikir tartışması yapacağını söylemiş, her türlü saygı çerçevesinde bir fikri tartışabilirim hiç sıkıntı değil,  aynı cümle içinde anılmak istemiyorsan öncelikli olarak benim ismimi anmayacaksın, bak basit bir matematik bilgisi bu. Elbette daha bilgegüneşin bahsettiği linkteki emoji görüntüsüne smile Resmi yapmayı akıl edemeyen senden böyle bir mantık kurma becerisini beklemem hata olur.
kişiselleştirmeyeyim diyorum ama yani sınırları zorluyorsun Cezbicik. Aklınca ciklerle küçülteceksin, artık beni gözünde nasıl büyüttüysen kelimelerle oyun oynayarak birşeyler yapmaya çalışıyorsun.



19 Nisan 2024, 09.37
Eyyy Ulu Rune /avesta emojisi Osssss :) Benzetmek kelimesinin mecaz anlamlarından biri -sanırım argodur- bir güzel dövmek, ağzının payını vermek, paylamak anlamı taşır. Ne diyorsan artık veya ne diyemiyorsan bilmiyorum .d


Geçenlerde attığın mesajı okuduktan sonra, sana karşı bir şefkat duygusu geliştirdim, saf olup tatlı su kurnazlığı yapan insanlar genelde bende bu hissi uyandırıyorlar. Ondan Runicik ama kızıyorsan söylemem .dddd Lafın geçti, Bilge zikretti önce de ondan yazdım nickini, yoksa vallahi billahi seninle hiç derdim yok, fikirlerimiz de az çok benziyor zaten, ben epeyce gelişme görüyorum bazı konularda sende. Bu yüzden; sen zaten çok büyüksün, niye seni gözümde büyütmüş olayım ki, reca ederim .dddd Ara ara ezildiğim oluyor tabii zekan ve yeteneğin karşısında smile Resmi .:DDDddddddd

Aa bak nasıl da anladın ondan linki açamadığımı .ddd Hiç kafan basmıyor Cezbe senin!!! smile Resmi Cidden, emojiyi koymayı akıl edemedim sandın demek. E safsın işte yav .dddd Siteye girip kimseyle sohbet etmediğimden, bu emoji numaralarını unutmuşum, sonra da uğraşmak istemedim üşengeçliğimden.dddBiri sevabına şu emojilerin numaralarını bana gönderebilir mi?? Hatta sen göndersene gereksiz şeyler yazacağına .dddddd Bak bunları biliyorum sadece smile Resmi smile Resmi smile Resmi smile Resmi sen diğerlerini yolla .dddddd O dişli güleni şevmiyorum ama hişbir jaman şevmedim, onu yollama .ddd dddd

19 Nisan 2024, 10.57
Ulu Manitu osss :) benzetmek kelimesi her yöne çekilir sen ne yöne çektin? ondan bahset hele bakalım.
attığım mesajla derdine geldin demek sonunda :)) ah canımm benim şevkate ihtiyacım yok, gerek yok yani. işte senin önyargıların bunlar, nasıl bakarsan öyle görürsün ben kötücül bir insan değilim.
bilge zikrettiyse sen susabilirdin bu kadar basit bir mantık var. Cezbicik dememi istemiyorsan, Runicik demeyeceksin bak bu da bir mantık... Derdin yoksa benimle o zaman adımı anma olsun bitsin tokalaşalım :) nedir bu Rune sevdası :))) Fikirlerimizin benzerlikleri var evet benim herkesle fikirlerim benzeşebilir, kendimi kaf dağına koyup kendimi diğerlerinden ayırıp,  diğerlerine yukardan bakmıyorum. Bende çok gelişme var, insan gelişen bir canlı bir yere takılıp kalmıyorum ama sen bende sanırım tutuklu kaldın :) buradan şarkı aklıma geldi iyi mi hahahaha
Zekamı tartacak tartın olduğunu mu iddia ediyorsun ? :)

/ 3 yapmayı akıl edememiş ve bilgecim diye bahsettiğin dostunun paylaştığı şeyle ilgilenmeye bile tenezzül etmemiş biri olarak evet bazı şeyleri epey unutmuş ve önemsemiyor görüynoyorsun. Uğraşmak istemedim dediğin şey arkadaşının paylaştığı bir karikatür, üşendin çünkü burayı meydan muharebesine çevirmekle daha çok ilgileniyorsun.

gereksiz yazdığım şeyleri okuyor musun ha Cezbe????

19 Nisan 2024, 11.58
Dalay Lama'nın  bakın düzgünce yazıyorum, dallamanın değil yani :)
sözcüsünün yazdığı Mathieu Ricard'ın Mutluluğa övgü kitabı elimde ve çok güzel bir allıntıyı burada, şimdi, yeri gelmişken paylaşmak istiyorum.

" Bir de görünmez olan acı vardır ki algılanması en zor olan acıdır, çünkü zihnimizin körleşmesinden kaynaklanır, bilgisizliğin ve benmerkezciliğin boyunduruğu altında kaldığımız sürece varlığını sürdürür, ileriyi görme ve bilgelik eksikliğinden kaynaklanan zihin karışıklığı bizi uygun olanı yapma, dolayısıyla düşüncelerimizin, sözlerimizin ve edimlerimizin bizi, huzursuz kılmasını engelleyip bunları mutluluk içinde gerçekleştirme konusunda körleştirir. Bu karışıklık ve buna bağlı eğilimler, bizi acılarımızın kaynağını oluşturan davranışları sürekli olarak yinelemeye iter. Bizi bu ölçüde önyargılı kılan yanılgıyı dağıtabilmek için, bilgisizlik düşünden uyanmamız ve gözümüzü mutluluk ve bilgisizlik sürecinin en ince yanlarına cevirmemiz gerekir. "

Kabaca demiş işte, kendini dünyanın merkezinde görüyorsun Cezbe,  evet hepimiz kendi dünyamızı yaratırız da aynı zamanda. Ben senin dünyan içinde olamam, sen de benim... Nedeni açıkça ortada çünkü sana 2 kere özel mesajla gelmeme rağmen ( bunu burda açıklayayım bari ) portala mağduru oynayıp, her seferinde durumu lobiye hakaretlerinle birlikte taşıdın. Bana bir kere özel mesajla geri dönmedin, buradan hakaret edeceğine keşke özelden etseydin. Keşke dediğime de bakma hani :)
Sen bir oyuncusun, burada kendini haklı çıkarmaya çalışıyorsun. Benim böyle dertlerim yok, neysem oyum. Başıma kukuleta takmam, göğsüme broşumu takar sokağa öyle çıkarım :)
O yüzden rica edicimmmmm adımı fazlaca anma, kendi keyfine bak.


19 Nisan 2024, 12.17
Ya canım anlıyorum seni, bana karşı müütthüşş .p bi hayranlık ve umutsuz bir aşk besliyorsun ama ben Bilge’yi seviyorum .ddddddd Lütfen aramızı bozmaya çalışma, az efendi ol .dddddd İçindeki tatlı su kurnazını bir zapturapt altına almalısın. Geliştiğini söylediğin ‘sen’e yakışıyor mu hiç bunlar!! .dddd Ben Bilge’nin eklediklerinin yakasını bırakmam, bakmaya değerdir çünkü. Sert bi tartışmanın içindeyken bakasım gelmedi, bir de dediğim gibi emoji rakamlarını bilmiyordum… Sen hiç kafacığını yorma böyle şeylere .ddd Kelime bilgini, yazımla ilgili hatalar noktasında geliştirebilirsin, sonra argümanları kullanmakla alakalı Bilge’ye yazdığım, benim uyguladığım önerilerden faydalanabilirsin. Sonra sonraa “benzetmek” kısmı senin için hala muallakta sanırım, ilgili yorum bölümlerini okuyabilir, anlarsan, nihayetinde aydınlanabilirsin. Yani, faydalı olur bunlar, bunlara vakit ayırmalısın. Bak misal emojinin numarasını da yazmışsın ki çok faydalandım, sağolasın, ellerin dert görmesin .dddd yalnız mesaj kutumda totalini görmezsem seni cezalandırmak zorunda kalacağım .dddddddd  



Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın