gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Deneme 002

23 Ağustos 2025, 17.36
A- A+
Yoğun istek üzerine, yazılması artık farz kılınan ikinci denemenin temel atma törenine hepiniz hoşgeldiniz. Yoğun istek dediğime bakmayın siz, bir istek mektubu aldım sadece. Az olsun, öz olsun. Kıymetlimizdir. Temel atma töreni de demişken, temelleri kollektif düşünceyle atalım. Her birimiz kendi iç dünyamızda bir düşünce deneyi yolculuğuna çıkalım. Üşenenler evde otursun! Her türlü eleştiri ve düzeltmeye açığız, bekleriz efendim.

Mitostan Logosa, Pithostan Kuantuma Alternatif Bakış

Çoğumuzun az çok bildiği bir mitolojik hikayeden yola çıkalım. Mitosa göre Prometheus Zeus olarak bildiğimiz Dias'ın gözüne girerek Olympos'ta yerini alır almasına ama ona ve diğer ölümsüzlere kin besleyerek ve Titan dedelerinin intikamını almak için insanı yaratır ve Hephaistos'un ocağından bir kıvılcım çalarak onu insanlara verir. Bu sayede aciz insan bilgi, bilim ve gelişmeye kavuşur. Buna kızan Dias onu Kafkas Dağı'na zincirletir ve her gün geceleri yeniden oluşan karaciğerini bir kartala yedirirek cezalandırır. Onu bu işkenceden kurtaracak olan ise Dias'ın oğlu yarı tanrı ve ölümlü Herakles'ten başkası değildir. Bütün bunlar olurken, boş durmayan Dias Hephaistos'a su ve balçıktan ilk bakirenin heykelini yaptırır ve kalbine ruh değil de Prometheus'un ateş çaldığı ocaktan bir kıvılcım koyar ve ona 'tanrıların armağanı' anlamına gelen Pandora adını verir. Onu insanlara gönderirken de eline verdiği kutuda tüm kötülükler ve ıstıraplar vardır. Dias böylece insanlardan da intikam almış olur. Pandora'nın çok ünlü kutusu aslında bir kutu değil pithos yani ağzı geniş bir amforadan hallice bir çeşit kavanozdur. Çeviri hatasına kurban edilerek günümüze kutu olarak ulaşmıştır. Bir de kimselerin bilmediği, bendenizin naçizane ama postmodern yorumuna maruz kalan Pandora'nın Posta Kutusu vardır.

Hopes have died.
I left my face and dreams behind
so now I'm writing to you.

Are your eyes sailing on your mails?
However, my soul already hoisted sails.
Ancient grief from ancient Greece,
my heart collects your every piece.

(Türkçe çevirisi)
Umutlar öldü.
Yüzümü ve düşlerimi bırakıp geride
şimdi sana yazıyorum.

Yüzüyor mu mektuplarda hala gözlerin?
Oysa, çoktan yelkenlerini açtı ruhum.
Antik Yunan'dan kalma antik bir keder,
her bir parçanı topluyor hala yüreğim.

Pandora, Dias tarafından adı üstünde düşünmeden işe kalkışmayan Prometheus'un kardeşi Epimetheus'a eş olarak gönderilir ve o da kardeşinin zıttı olarak yine adı üstünde iş yaptıktan sonra düşünen Epimetheus kardeşinin uyarılarına kulak asmaz ve Pandora ile evlenir. Dias'ın evlilik hediyesi olan pithos aslında açılmaması gereken bir 'kutu' olsa da, merakına yenilen Pandora onu açar ve tüm kötülükler dünyaya yayılır. Bunu gören Pandora kutuyu hemen kapatır lakin heyhat! Olan olmuştur ve kutuda geriye kalan tek şey umuttur. Merak Pandora'yı öldürmemiştir ama belki de yüzyıllar sonra bazı ölümlülere ilham vermiştir.

Bu ölümlülerden biri olan Avusturyalı fizikçi Erwin Schrödinger malumunuz çok ünlü bir düşünce deneyiyle anılır; Schrödinger'in kedisi. Bu deneyde; bir kedi, bir şişe zehir ve radyoaktif bir madde bir kutuya konur. Eğer kutu içindeki sensör radyoaktivite algılarsa, küçük şişeyi kıran mekanizma çalışır ve sonunda kedi ölür. Burada önemli olan da radyoaktif kaynağın bir saat içinde ışıma ihtimali ile ışımama ihtimalinin eşit olmasıdır. Dolayısıyla, Kopenhag yorumuna göre, bir saatin sonunda kedinin ölü veya diri olma durumu eşittir ve hangisinin doğru olduğunu anlamak için kutu açılıp gözlemlenmelidir. Başka yorumlar da mevcut ama bizi ilgilendiren sadece bu kısmı. Kaldı ki en bilinen ve bellenen yorum da bu. Peki, kutu açılmadığı sürece süperpozisyonda bulunan kedinin kutu açılınca başına ne gelir sizce? Kuantum deneylerinde gözlem yapılırken ve yapılmazken çıkan kafa karıştırıcı sonuçlar elbette bu soruyu daha da paradoksal hale getiriyor. 

Fazla ayrıntıya girmeyelim zira kaçımız teorik fizikçiyiz ki. Çift yarık deneyi de yeterince mantık bükücü değil mi? Ingilizcedeki ' Merak kediyi öldürdü.' deyiminin bu deneyle bir ilgisi yok. Kökleri çok daha eskilere dayanır. Peki, burada sizce merak kediyi öldürür mü? Sonuç yüzde 50 olasılığa mı sahip? Yoksa, bırakalım merakı da kedicik süperpozisyonunda mutlu mesut takılsın mı? Pandora olsaydı ne yapardı bu durumda? Ya da siz Pandora olsaydınız pithosu açar mıydınız? Batı felsefesi ve bilimi mitostan logosa gerçek anlamda geçebildi mi? Yoksa asıl önemli olan, cevap vermekten ziyade sorular sormaya devam etmek midir?

YORUMLAR

24 Ağustos 2025, 15.09
İngilizce şiir yazıyor üstüne bir de Türkçe'ye çeviriyor.
Zeus'a da Dias diyor ki Yunanca bildiği anlaşılsın. Bir yorumda da 'sana Rumca öğrenme konusunda yardım ederim' dediydi göya. Nerdeee...! Scrable oynarken yenileceği garanti her oyunda (hemen her oyunda yenildi zaten) söylenip durdu 'o kelime nedir, bu kelime ne ya?' Rumca'yı da bizim 100 kelimeyle Türkçe konuştuğumuz gibi öğretecekse artık bilemiyorum yani :caponbalığısmile:

Çoktan seçmesiz sorulara bir göz attım benlik bir durum yokmuş. Daha çok promete gibi ateşi çalmakla yani otorite ile ilgiliyim yine de mitostan logosa gecme ile ilgili bir iki kelam etmem gerekire şu linki eklemem gerekiyor. 
https://www.posttruthdergi.com/mitos-ve-logos-kokensel-bir-yaklasim/
Yazının sonundaki hikaye çok tatlış.
Bunu eklerken de nasıl mahcubum anlatamam. Hele bir tartışmamızda Harrari kritiği yapan 10 kilometrelik yazıyı aposperitis'e yollayıp 'ben de tekrar okuyayım' dedikten sonra yarısında uyuyakaldığımı hatırlayınca... 
Yazıda pozitif bilim hegemonyasına falan değiniyor. 
Hermeneutik ve pozitivist paradigma çatışması sonucu artık felsefe de metafizik yaftası yiyor. Bilimde felsefeye gerek olmadığı düşünülüyor. Tabi ki doğa bilimlerinden bahsediyorlar. Felsefeyi sosyal bilimlerden koparmak koskoca bir toplusal felsefe geleneğini ve buna bağlı olarak Fransız ekolünü çöpe atmak demektir. Burda Hermeneutiğin etimolojik kökenine bir zoom yapmak isterim. Hermes yalancıdır, eğer, büker, kandırır, 'haftaya gelcek' diyen o esnaf kurnazıdır. Yani isimden bile kaybediyor dediğimiz 'yorumsamacı paradigma', şairin de yazıda değindiği kuantum fiziğinin önem kazanmasıyla giderek hak ettigi ilgiyi görmeye başladı. 
Pozitivizmin katı tutumunun insan ve toplumun belirsiz ve değişken doğasını kavrayamamasını bile tolere edenler bu paradigmadaki teorilere postmodern zırvalık diyorlar. Efenim kanıtlanamayan şeylere bir gerçekliği yok denilebilir mi? Ona bakarsak bugün cinlere inanmayan zibilyonların peşinde koştuğu Freud'un psikanalitik teoremi de pozitivist bilim paradigmasına göre bilimdışıdir, bu onu gerçek dışı yapar mı? Tıpkı 'pozitivizm'in bilimdışı kabul ettiği tarihsel materyalizm gibi... işin trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Aynı şeyi freudcular ve marxistler de yapıyor:) 
Mitos, din vs bir dönem dünyayı anlamanın anlamlandırmanın bir yoluydu. Efenim bugün bilimin ışığında ilerlerken bilimsel cemaatlerin dogmatikliğini sorguluyoruz artık. Yani bu yemek daha çok su kaldırır. 
Açtığın kapıdan girip başka bir pencere açmak istedim umarım konuyu alakasızca dağıtmamışımdır yahut açtığım pencereden mazallah şöyle... 
https://www.facebook.com/share/rsmile ResmiF7yCSTnTY/

Gamyunda tanımaktan memnun olduğum insanlardan birisin aposperitis. İyi yazdığını tekrar söylememe gerek yok herhalde. Sen de bizim kıymetlimizsin. Sevgiler

24 Ağustos 2025, 16.20
O bahsettiğin makaleyi ben de okudum ve tamamen hemfikiriz o konuda. Gayet güzel dağıtmadan etmeden yazıyı anlayıp yorum yazma zahmetine girmişsin. Teşekkürler ederim de scrabble'da bir iki biz de kazandık niye eziyosun ya cık cık cık Hem yunanca ve ingilizce istedin de öğretmedik mi.. aşkolsun.. öperim caponbalığı gözlerinden
25 Ağustos 2025, 10.42
Merak kötüdür düşüncesi çoğunluğun hakim olduğu bir şey olsa da, merak olmadan hiçbirşey olmazdı... Neredeyse tüm icatlar tembel ve meraklı kişiler tarafından bulunmuştur... 
Mitolojiden de nereyse hiç anlamam fakat yazınız çok akıcı idi bir çırpıda okudum... Ve Pandora deyince aklıma gelen tek şey: "Pandoranın kutusu açıldığında tüm kötülükler dışarı çıkmıştı... Kutuda bir tek umut kalmıştı, insanlar bunu önce iyiye yordu... Fakat bilmiyorlardı ki umut kötülüklerin anasıdır... Çünkü işkenceyi uzatır" (Yanlışım var ise affola, böyle bir söz kalmış aklımda)
Kaleminize sağlık... 
25 Ağustos 2025, 16.06
! MIkrop Bey, Bilge haricinde yazılarıma yorum yapma nezaketini gösteren ilk kişi olmanız sebebiyle size benden çay öncelikle ve de çok teşekkürler. Ben bir pesimist (ve hatta nihilist) olarak umuda zaten o gözle bakarım ama insanlık o olmadan da hayatta kalamaz. Lakin şairin(!) yazıda anlatmak istediği şeyleri sevgili Bilge çok güzel ve detaylı açıklamış. Psikoloji, psikiyatri ve felsefenin hak ettikleri ilgiyi ve saygıyı görmeleri ve felsefi olsun olmasın sorular sormaktan asla vazgeçmemiz dileklerimle. 
25 Ağustos 2025, 19.34
Aposperitis  Belki bu ülkede değil ama psikiyatri gereken ilgiyi fazlasıyla görüyor. Hatta bu ülkede bile bir felsede yahut sosyolojiyle kıyaslandığında bile bunlara göre daha iyi durumda. Bununla beraber gün geçmiyor ki bir sosyal deney yahut toplumsal tespit yapılmasın. Yani bilenlerden çok bilmeyenlerin konuştuğu ve bu kişilerin sırf sevildikleri için ciddiye alındığı bir numaralı alan, yani cehalet diz boyu. 
Böylelikle bir yanlış anlaşılmayı düzelteyim o vakit, ben anti-psikiyatriyi destekliyorum. 
Yazarkrn korkmuştum (yorum yazarken korkar oldum burda) ama tatlış yorumların içimi rahatlattı.Teşekkürler 
25 Ağustos 2025, 22.45
bilgegunes  Psikiyatri son yıllarda değer ve saygı görmeye başladı ve bunun en önde gelen nedenlerinden biri psikosomatik rahatsızlıklar. Önceleri mesela 2000 öncesi ciddiye alınmazdı pek psikiyatrlar. Demek istediğim oydu. Anti-psikiyatriden kastın gerekli gereksiz her şeye psikiyatrik teşhis konulmasına karşı olmaksa evet ben de öyleyim. Ipe sapa gelmez nedenlerden dolayı antidepresan bağımlısı bir nesil yetişti. İlaç gerekliyse alınmalı ve tedavi odaklı olmalıdır. 
Sırf sevildikleri için ciddiye alınan herşeyibenbilirimcilerin ciddiye alınacak bir tarafları yoktur bence. Kim olduklarını tahmin ettiğim o dinazorların açıp bir iki yeni yayın okumalarını temenni ederim. Zira kafalarının kaldığı yer bir önceki yüzyıla ait. Alanlarında bildikleri elbette değerlidir ama 'major update' ihtiyaçları aşikardır.  Anlayacakları dilden konuştum :) 
Son olarak da, korkulacak bi şey yok efendim, o ne kelam. Yazıyı açıklayıcı kıldığı için minnettarım hatta. Senin yorumun daha tatlış :)  

not: övgü pıtırcıkları stayl
26 Ağustos 2025, 11.41
Peki benim yorum daha tatlış tamam:)
Bir tatlış yorum daha o zaman.

Yoo! Psikiyatri bölümlerini kapatıp psikiyatristleri de Aşkale'ye sürüp taş ocaklarında çalıştıralım
Söylediklerine ek olarak özelde psikiyatri genelde tıp bilimi sistemin sürdürülebilirliğini sağlayan aygıtlardan biridir. Kuruldukları yıllardan bu yana bu böyledir. Modern psikoloji ve sosyoloji sanayi devrimiyle ortaya çıktı. Böylece değişen değişirken bocalayan modern insanın ve çekirdek ailenin yaralarını saracaktı ve sisteme salacaktı. 

Sevilen kanaat onderlerine ve otoritelere gelirsek. Hani 'hocam hocam' diye peşlerinde koştukları, bilhassa saray tarihçileri tekmili birden ırkçıdır. Misal Alev Alatlı... Bir de cv'sinde sosyolog yazıyor! Sarayın 'tombul çocuu' hep gündemde zaten..
Yurt dışına çıkan doktora öğrencilerinin yaşadıkları kültür şoku bile ülkenin içler acısı durumunu özetliyor. Orada Koca koca proflara ismiyle hitap edebiliyorlar. Burdaki yöneticilere bile opum demeden hitap edemiyoruz.  Bu topraklarda birini eleştirdiğimizde ilk savunma 'ben onu severim'. Sev arkadaşım, sev, daha çok sev ama duyguların adetli fikir yürütmenin önüne geçmesin. Bu topraklarda adil bir insanı mumla arar olduk. Kaldı ki iki çift laf etmedigin birine bu muhabbet, bu gönül bağı niye? Sanatçı olsa neyse... Onlar sanat eserleriyle konuşuyorlar bizle.
Duuuur daha bitmedi. Özgür düşünce, eleştiri falan deyip dokunulmaz şahsiyetler üreten mürekkep yalamış bir kitle var. Sorsan demokrasiye ağıtlar yakarlar, hatta bazıları ateist olmasına raĝmen kendi yarattıkları bu tanrılara taparlar daha kötüsü onlara kurban verirler. Kişi kendinden bilir işi, misal sen onları eleştirdiginde sevmediğin nefret ettiğin icin eleştiriyorsundur(?) Başka ne olabilir ki? Ne olabilir yani bir düşünelim bakalım. Hata yapmış olabilirler mi acaba? Sümme haşa!
Maalesef onlar kendilerini güncellemeyecekler canım, çürümüş düşünceleriyle birlikte çürüyüp gidecekler.
'Adam karalama yapıyorsun bilge, cıs!' 
Mantık yanlışlarını hobi edinmiş, safsatanın her çeşidini kullanan, hatta safsatasız tartışamayan bir toplumda bırak 'adam karalamayı' asmadığıma dua etsinler. 
Ne dersin aposperitis, tatlışlıkta 1 numaraya oynar mı bu yorum?
 :başındaharelimeleksmile:

26 Ağustos 2025, 13.14
Bana göre tatlış olan başkasına ekşi gelecektir. Yapacak bir şey yok. Toplumlar mitostan logosa geçmeyi başarmadığı sürece safsata kaçınılmazdır. Nasıl bağladım ama... Irkçı sosyolog da iyiymiş, benim tez çöktü görüyor musun...
26 Ağustos 2025, 14.11
İster mitostan logosa ister  patostan çitosa geç bize etik  lazım azizim etik! Meslek etiği de buna dahil. Üç kuruşluk çıkarlar için bilimi onun bunun hizmetine sunmamak lazım. Tabi bir de vicdan eğitimi.
Başkasi konuşmadığı sürece yorumlarım tatlıştır. :)

26 Ağustos 2025, 15.12
Sevgili Aposperitis, saatlerdir bir bardak çayımı bekliyorum ama hala gelmedi:) Şaka bir yana psikiyatri veya psikologlar ülkemizde de şu son yaşanan doğa olayları sonrasında bence pek fazla iş yapar hale geldiler... Ama yine de toplumdaki ben ettiğim dualarımla zaten psikolojimi düzeltiyorum mantığı değişmediği için bu bilim dalını sadece deli doktoru olarak düşünen insan sayısı da çok fazla... Haaa bu arada yanlış anlaşılmasın tabii ki dua etmek de insanı ruhen çok rahatlatan bir şeydir...
Bilge ve Sizin yazışmalarınızı mutluluk ile okuyorum fakat kapasitemin eksikliğini affedin, birçok cümleyi düşünmek zorunda kalıyorum... Malum felsefi bir yazışmadan sıradan yurdum insanının anlayabileceği çok fazla bir şey olamaz... 
Hoşsohbetler, iyi günler....
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın