gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

11 SENE ÖNCESİNE

11 Kasım 2025, 06.47
A- A+

   Ben "neler izledim?" ya, daha doğrusu şu olmalı kesinlikle; ben daha önce "neler hiç izlememişim?". Ben korku film ve dizileri izlediğimi sanarken, algoritmanın oyununa geldim bir gece. Korku Evi film serisi. Seri olduğundan bile haberim olmadan ilk karşıma çıkan Çizgisiz Zamanlar oldu. Sonra da Kaçan Fırsatlar derken, serinin kaç tanesi içimden geçmiş hatırlamıyorum bile. Gerçekten de içimden geçtiler.

   Başta tabii önyargıyla tıkladım sonuçta, 11 sene öncesine ait bir "korku denemesi". He, deneme he, ayneeen. Hatta gülerim dedim, en başta da "of aman yeter ki uykumu getirsin" hakkını kendimde görme densizliği bünyeye zuhur etmişken o da nesi?! Ne gülmesi ne uyku getirmesi bir sağdan bir soldan şamar yiyene döndüm arkadaşlar. Dayakla anladım ki, yok yok öyle hemen anlamadım çünkü dayak baya uzun sürdü birkaç güüün-cük(...) kadar neyse ne diyordum, anladım ki, biz Türkler bu işin piri olmuşuz millet! Hem de 11 sene öncesinden belki. Daha eskisi varsa ve yine Çağan Irmak ve Irmak Çığ'ın eseriyse bilmeliyim çok doldum ve dahasını izlemek için sabırsızlanıyorum. Fena çarpıldım. O domuz Amerikalılar da gelsinler bir güzel dayak yesinler abilerinden yani şey, ustalarından ders alsınlar demek istemiştim eheheh. 

Algoritma denen meret o da boş durmayıp yaptı yapacağını alçak, yorulanları saygıyla uğurlayıp yeni dayakçıları buldu bana. Anlayacağınız ben tektim onlar hepsi... Dayağın etkisi uzun sürse de seriyi iki tam günde bitirdim bazı insanî ihtiyaçlarımı bile ertelemiş olabilirim ama değdi mi değdi. Korku-drama türüne doydum. Korkutmuyor, ağlatmıyor da ama, ama... 
Başta yazarı ve yönetmeni olmak üzere tüm emeği geçenlere helal olsun tek kelimeyle. 

---
Şuan bu yazıyı yazarken önümde Uyurgezerler açık, yeni düştü. Seri bitti sanıyordum, bitmemiş mi?! Bir gözüm orada bak ne diyor, "biz yemek yemeyiz, biz düşlerle yaşarız". Filmde oyuncu zaman yolculuğu sırasında bir geçit kapısı açıldığından bahsediyor. Düşlerle yaşamak filan nedir ya, ya sen 11 sene öncesinden ne yaşadın nasıl bu kafaya ulaşıp da bunları peşpeşe yazabildin şaşırmaktan çıldırcammm. Şoktan anlamam güçleşiyor. Serinin ortak özelliği olan o absürt emlakçı bile bu durumda gölgede kalıyor. Kimbilir buna gülmeyi ne zaman hatırlayacağım zaten gülmek aklıma gelse de bunun anlamsız kaçacağı bariz belli oldu. Sadece tuhaf bir merakla düşünüp duracağıma eminim mesela "o emlakçı kadına neden hiçbir filmde bir şey olmadı?" gibi. Emlakçı ne biliyor, neden her filmde her kiracıya imalı bakışlar atıp konuşmalar yapıyordu? Gizemli ev sahibinin olayı neydi? Bir Kış Masalı'nı izlemekte zorlansam da serinin etkisine zeval gelemedi tabii. O kötü, insanı sıkan oyunculuğa rağmen senaryonun gidişatı merak konusuydu zaten izlettirdi de bir güzel.

Senaryoda öyle cümleler vardı ki diğerlerinde de olduğu gibi, hayatı yeniden sorgulatabilecek güçte: "Hayır nabız atmıyor, siz iyi misiniz?" Nabız atmıyorsa yoksun, gibi bir hayatın gerçeğiyle karşılaşıveriyorsun. Aslında kafa yoracak çok etken var buna da neyse uzamasın çok. Bütün senaryolarda yazar kalemi göze sokmuş hissedebilene.

(Bir önceki filmden) 
- Geri döneceğim, korkma... 
+ Ne mümkünse ne mümkün... 
   Artık sözünü tutsan da ne mümkün 
   Ah biz, ah ikimiz
   Böyle mi olacaktı hallerimiz

---

   İzlediklerim hepsi 11 sene öncesine ait olunca; ortalama bir on sene insandan ne çok şey alıp götürüyormuş meğer her anlamda buna görüntü de dahil. Oyuncuların ergenlik yıllarını izledim sanki. Hadi buyrun bakalım bir de buradan vurulduk. Zaman... Hadi gidelim de bana biraz düş bulalım. 



YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın