Kavusamamak ama susamamak !
15 Ocak 2026, 04.30 A- A+
Edebiyatin yarisi neredeyse bu cümlede dogdu diyebilirmiyiz ?
Gecen defaki yazimda Kafka ve Milena yi ele almistim. Ama yalniz degiller.
Mesela Nazim hikmet :
Aski hep uzaktan .mektuplarla .hapishane duvarlarinin ardinda yasadi . Siirinde en sevdigi kadinlar
hep ..orada ama degiller.. kavusamamak onda isyana degilde ,umutlu bir direnise dönüstü.
"Sen mutlulugun resmini yapabilirmisin Abidin ?"
Cemal Süreya :
Ask onda yarim kaldikca derinlesir. Gitmeler , kacmalar ,yanlis zamanlar ..Ama her siirde bir "gel"
vardir.. "üvercinka " dedigi sey ,aslinda sanki ulasamadigi bir kadin halidir.
Emily Dickinson :
Hayati boyunca neredeyse hic evden cikmamis. Aski mektuplarda ,dizelerde ,imalarda yasamis. kimi sevdigi tam bilinmiyor ama siirlerinde sanki sunu söylüyor "sevmis"....
Ahmet Hamdi Tanpinar :
Onun Dünyasinda ask hep gecikmis ,yarim , zamanin gerisinde..
"kavussak bile tam olmazdi" duygusu var hissedilen.
Fernando Pessoa :
Belki en Kafka si diyebilirim. Sever ama yaklasmaz, hisseder ama yasamaz.Aski kendi icinde cogaltip parcalar. Onun asklari genelde ..Yasamadigi icin. Ve beni etkileyen bir hayati olmus. Onu arastiriyorum. ilgi cekici..
Toparlayacak olursam sunu hissetmis gibiler. "bazi insanlar birbirine ait ama ayni hayatta degil " Kavusamamak bazen sevgisizlik degil de fazla hassasiyet... O yuzden edebiyat dolu bu hikayelerle..
Cünku bazi asklar hayatta yasanamayinca yazida nefes aliyor....!


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir