gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Ahir zaman çıkmazı.

18 Ocak 2026, 06.59
A- A+
Mis gibi beyaz sabun kokan, o masum, o sıradan, o sapsade günler bitti, gitti.

Yerine riya kokan, nankörlük kokan, vicdansızlık kokan, bencillik kokan günler geldi, onlar aldı sırayı.
Çatur çutur yanarken minicik yuvalarımızı ısıttığı gibi; yüreklerimizi, ruhumuzu da ısıtan sobalar gitti. 
Zahmetsiz, kolayca ısınacak iş görecek şeyler geldi onların yerine.
Anneciğinin o şifalı elleriyle pişirdiği tarhana çorbası gitti, sütlaç gitti, yoğurt gitti, kuru fasulye, nohut, mercimek gitti.

Sobaların üstünde pişen yemekler, içinde yapılan ekmekler, üzerinde çıt çıt açılan kestaneler, mis gibi 
kokan mandalina, portakal kabukları gitti.
Sobanın üzerinde, tek saplı, ağız kenarı süslü, kubbeli kapaklı, tüm güzelliğiyle hizmete her daim hazır duran bakır güğüm de gitti. Yanan odun kokusu, cızırdayan çaydanlık, soba kapağının tavanda oluşturduğu huzur kokan, hayaller dünyasının mimarı, alevlerin dansı da gitti.

Paketlenmiş, şişelenmiş, katıp karıştırılmış ne varsa vitrinlere, raflara sonra evlere tabaklara geldi.

Yılda bir kez ters yüz edilen baba gömlekleri, elde örülen kazaklar, gözelenmiş çoraplar, adamlık 
ayakkabılar, en yeni giysilerle bezenmiş bayram sevinçleri gitti.

Huzur gitti, sağlık gitti, bereket gitti.

Yarış geldi, hırs geldi, itiş kakış, çelme takma, göz oyma geldi yerine. 

Satırlı bıçaklı saldırgan insanlar türedi.
Yaktı, yıktı, kesti, biçti, doğradı; doğayı ve her canlıyı.

Üredi, üredi, üredi insan, çok üredi... 

Hatta bazıları yeryüzünde üretmekten başka hiç bir işe yaramadı.

Yedi üredi, üredi yedi.

Oksijeni tüketti, suyu tüketti insan.

Hoyratça harcadı doğal kaynakları. Onları sonsuz, hiç bitmez tükenmez sandı!
Oysa sonu vardı herseyin, sınırı olmayan şeyin sonu daha da çabuk gelirdi.

Geldi...

Su yok!
Ve şimdi yağmur yok kar yok.

Dünyanın en büyük sorunlarından biri küresel ısınma ve beraberinde gelen kuraklık ve kıtlık.
Gözü doymak bilmeyen insan şimdi bir yudum yiyip açlığını bastırmak ve bir damla suya muhtaç kalmak üzere.

Yine ve hala salyasını akıtarak dünyanın üzerinde tepinen güçlüler, büyükler var!

Gariban ne yapsın ki bu durumda en fazla yapabileceği şey musluğu kısar, hep yaptığı kemerleri sıktığı gibi.

YORUMLAR

18 Ocak 2026, 19.40
Gelmeyecek o güzel günlerin bitişi " Sobanın üzerinde, tek saplı, ağız kenarı süslü, kubbeli kapaklı, tüm güzelliğiyle hizmete her daim hazır duran bakır güğüm de gitti. Yanan odun kokusu, cızırdayan çaydanlık, soba kapağının tavanda oluşturduğu huzur kokan, hayaller dünyasının mimarı, alevlerin dansı da gitti." 
ve gelecek sorunların ifadesi " Yine ve hala salyasını akıtarak dünyanın üzerinde tepinen güçlüler, büyükler var! " böylece dünyanın sonunu kendi elleriyle getiren insan , kemer sıkmakla da kurtulamı-
yacak insan bu sefer.. teşekkürler yazı için lilaaa..
19 Ocak 2026, 09.56
Bence de Divani. Aynı şeyi düşünüyorum. İşte böyle naftalin kokan anılarla, naftalin kokan yazılarla anıp duracağız belli ki eski güzel günleri. Ben teşekkür ederim. Sevgiyle kal. 
21 Ocak 2026, 14.16
Sabah kahvaltısını yaptıktan sonra dışarı çıkıp akşam ezanına kadar oyunlar oynayan çocuklar ve o çocukların en fazla birbirlerine küstükleri zamanlar gitti, şimdi omuzuma niye çarptın, ne bakıyorsun deyip birbirinin canına kasteden çocuklar geldi... Öğretmenini okul dışında dahi görse çekinen, hal hatır soran, saygı duyan öğrenciler gitti, öğretmenleriyle dalga geçen hatta korkutan, şiddet uygulayan çocuklar geldi...
O güzel günlere bi anlık bizleri döndürdüğünüz için teşekkürler, kaleminize, duygularınıza sağlık... 
21 Ocak 2026, 17.08
Sevgili! Murtı (niki doğru yazamadım, özür) 
Ne çok kaybımız var değil mi? Hep dediğim gibi çokluk arasında yokluk yaşıyoruz aslında. 
Geçmişe özlem ortak paydamız oldu sanırım günü yaşadıkça. 
Bazen hep naftalin kokuyor yazdıkların die kendime sitem ediyorum ama nafile, kalem yine bildiğini yazıyor 
Ben teşekkür ederim, hoşgeldiniz. 
21 Ocak 2026, 18.16
Öncelikle nickten ötürü rica ederim (hiç önemli değil)...
Kaybettiğimiz sevdiklerimiz, çizgi filmlerimiz (şekerkız candy, clementine, varyemez amca, tom ve jerry, he man, she ra vs. vs. vs.), sokakta oynadığımız yakantopumuz, saklambacımız, dokuztaşımız, çamura sapladığımız çivi oyunumuz, sakızlardan çıkan futbolcu veya araba kağıtlarıyla oyunlarımız, susadığımızda veya acıktığımızda hangi kapıyı çalsak bize su veya salçalı ekmek veren komşularımız, Bayramlarda ellerini öptüğümüz büyüklerin bir mendil içinde verdiği harçlık ve şekerler İnanır mısınız salçalı ekmeği bile insan özlüyor, ha şimdi salça yok mu sür ye diyebilirsiniz ama o zamanki hissi ve tadı vermez ki... Neyse konu eskiler olunca çenem düşer benim o yüzden fazla uzatmayayım... Yıldırım Gürses'in bir şarkısında dediği gibi "Gelmez o günler, dönmez o günler, mazide kaldı hep" der ve susarım... 
22 Ocak 2026, 20.13
Niki yine doğru yazamam nasılsa. :)
Heidi, pempe panter,  Temel Reis, taş devri... Bunları da unutmayalım. :) 
Sevdiklerimiz gitti...
Anıları kaldı elimizde, dilimizde.
Sevdiklerimiz gittiğinde sadece kendisi gitmiyor, birlikte baktığımız manzara, dinlediğimiz şarkı 
konuştuğumuz dil de gitti.
Mahremiyet gitti, masumiyet gitti...
Özgürlük adı altında pespaye ne varsa o geldi.
Siyah önlük beyaz yakalı çocuklar gitti, takma kirpikli, takma tırnaklı kızlar, saçlı sakallı çocuklar geldi.
Öğretmenin ağırlığı gitti, yüz göz olunmuş laubali ilişkiler geldi.
Çocukların dizlerindeki kabuklu yaraları gitti teknolojik çocuklar geldi, yaraları yok çünkü çocukların 
düşüp kalkıp oynayacağı sokaklar gitti.
Tatlı dilli anane babanne dedeler lazım şimdi dinleyecek torunları varsa bu gidenleri anlatacak...
Ne güzel andık eskileri, var olun. Sevgiyle. 
23 Ocak 2026, 14.50
Bana kısaca Murat deyin gitsin :)... Unutmaktan ziyade yazmaya kalksak satırlar dolusu çizgi film ekleyebiliriz ve birçoğu da dün gibi aklımda... Sadece çizgi filmler mi, pembe diziler (Yalan Rüzgarı, Dallas, Cesur ve Güzel, Hayat Ağacı, Rosalinda, Manuela, Yıldıza Ulaşmak (Hiç kaçırmadan izlediğim, okul defterlerimi posterleriyle kapladığım dizi)... Hele Ziyaretçiler diye bir dizi vardı, korkudan yorgan altından izlerdim akşam yemeklerinde fare yerlerdi :)) Kısaca o yıllara ait o kadar çok şey var ki say say say yine bitiremezsin... 
23 Ocak 2026, 23.01
Tamam nik sorunsalını çözdük. :) 
Ne güzel şey aynı zamanların sohbetini yapabilmek. Gelen günler gidenlerden güzel olsun, temennimiz budur. Teşekkür ederim, sevgiyle... 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın