Ne oldu şimdi?
13 Şubat 2026, 06.52 A- A+
Evimin denize bakan penceresinin manzara koltuğunda kahvemi yudumlarken telefon çaldı
O sırada ne düşünüyordum hatırlamıyorum Telefonun sesi odada öyle bir yankılanıyordu ki manzara bile dümdüz bir çizgi halini almıştı.
- Efendim
- Hazırsan bombayı patlatıyorum.
- Dur dur Allah aşkına tahmin edeyim
- Et hadii
- Evlilik teklifi aldın
- Eveetttt ay eveett... mutlu sooonn
- Mutlu son mu?
- Evet tabii ki evleniyoruz iştee daha ne olsun. Sen mutlu sonlara inanmıyor musun ?
- Tabii ki inanıyorum canım, masaj salonundaysak....
- Hayvan sende.
- evliliği bir son olarak gören birinden daha evrim geçirmiş olduğum kesin.
- Ya senin benim adıma mutlu olman gerekmiyor mu ? Tebrik bile etmedin.
- Peki tebrikler haklısın çok özür dilerim ama bir soru sormak istiyorum müsadenle.
- Mutlu sonların kötü başlangıçlarına hazır mısın?
- Ne demek o?
- Şu demek. Evlilik varılacak bir nokta değil bir süreçtir dolayısıyla bir son değildir ama sen de haklısın bugüne kadar okuduğun hiçbir romanda Prens ile prensesin evlendikten sonraki hayatı anlatılmaz.
- Peki bir erkeğin gözünden arkadaşlıktan başlayarak evliliğe giden yolu senden dinlemek istiyorum.
- - Evliliği ille bir son olarak konumlayalım yani.
- - Eveett çünkü ben evet demek istiyorum tamam mı.
- Peki peki prenses
- Evet seni dinliyorum, erkek için evlilik ne ifade eder ve nasıl evlenmeye karar verir ?
- Zeki bir erkekten mi yoksa ortalama bir erkekten mi bahsediyoruz?
- Zeki bir erkekten elbette.
- Seninkinden bahsetmiyoruz o zaman.
- Erhan’dan daha zeki olduğunu düşündüren nedir?
- Evlenmeyi düşünmüyor olmam mesela
- Hakikaten nedir bu önyargın evliliğe karşı?
- Benim evliliğe karşı bir önyargım yok ama önyargılara karşı bir tavsiyem var
- Nedir?
- Önyargılarına güven çünkü önyargılarımız bizi yüzyıllardır güvende tutuyor.
- Nasıl yani?
- Hani biriyle karşılaşırsın ve o anda oluşan Bundan bana bir zarar gelecek sanrısı var ya İşte o sanırının tanrısal bir tarafı var. O sezi amigdalada oluşur. Amigdala bugüne kadar yaşadığımız ne varsa kaydının tutulduğu yerdir. Işte O hafıza kayıt yeri Senin bugüne kadar kaçtığın bütün özelliklerin toplamına sahip olan adamı nasıl getirip karşına çıkarıyorsa sana zarar verecek olanı da gözünden tanır. O yüzden önyargılarına güven onları tamamen devre dışı bırakma.
- Konumuza ne zaman geleceğiz?
- Geldik bile , Zeki erkekler bugünü düşünmez onlar yarını düşünür. Ben bu kadınla evlendikten sonra birlikte vakit geçirirken keyif alabilecek miyim oturup sohbet edebilecek miyim yıllar sonra bile aynı Kahvaltı sofrasında keyif alabilecek miyim kısmını düşünürler konuya böyle baktığın zaman genelde bu adamlar sayısalcıdır yani sözel adamlarla birlikte olmak romantizm açısından iyidir ama süreklilik açısından sayısal yaşayan bir beyine sahip olan biriyle evlenmelisin
- Çok genel olmadı mı ? Özellikle sözel bir adamdan bunları duymak ilginç göründü bana.
- Ben kendimi beğendirmeye çalışmıyorum gerçeklerden bahsediyorum.
- Kafası sayısal çalışan bir adam Zor Seçim yapar ve o seçimde sabit kalır çünkü onun için süreç matematikseldir öte yandan sözel adam romantiktir ve daha az sadıktır.
- Konu sadakate gelmişken zeki bir adam arkadaşlıkları nasıl değerlendirir?
- “Hiçbir erkek sevişmek istemeyeceği bir kadınla arkadaşlık etmek istemez” Bunu ben söylemiyorum , Freud söylüyor.
- Öyle bir saçmalık olur mu ya konuyu getirip götürüp sonunda cinselliğe bağlıyorsun.
- Konu cinsellik değil ihtiyaçlar.
- Nasıl ihtiyaçlar , şu an çok yüzeysel hissettim.
- Nasıl bir resim bekliyordun ki kadının güvende hissetme ihtiyacı var bir erkek tarafından anlaşılma ihtiyacı var özgürlük ihtiyacı var ait hissetme ihtiyacı var bir de erkeğe bakalım daha doğduğu günden itibaren Sen erkeksin Her şeyi tek başına çözebilirsin senin hiçbir şeye ihtiyacın yok güçlü olmak zorundasın idare etmek zorundasın yönetmek zorundasın gibi bir sürü hayati argüman arasında erkeğin toplumda öne çıkan tek ihtiyacı cinsellik olmuyor mu? ortalama erkeklerin de evliliğe bakış açısı soyu sürdürmek değil mi ? Yani evlilik erkekler açısından bir son değil başlangıçtır ama kadınlar için de durum tam tersi. Daha doğar doğmaz elinize bir tane bebek vermiyorlar mı annelik duygusunu aşılamıyorlar mı Bunlar toplumsal olguların erkekte de kadında da derinde bir kimlik oluşmasına sebep oluyor ve erkek ve kadınların evliliğe bakış açısı daha doğduğumuz gün şekillendiriliyor.
Yani mutlu son diye bir şey yok, mutlu bir süreç diye bir gerçek var,
- Bana bak öyle kaçıp gitmek yok daha sadakati konuşacağız
- Bu çağda mı ? Çok iyimsersin:)
Konuşalım mı Ne dersiniz?
Sorgularımla.
Isientus
-


YORUMLAR
Yeni yeni yeniden blog yazman ve o bloglarda tekrar görüşebilmek dileğiyle, yazılarını büyük bir memnuniyetle takip edip, okuyacağım... Sevgi ve saygıyla...