Wavaletcağızım!
06 Nisan 2026, 02.13 A- A+
Nasıl yazılır bu Blog? Ben de yazsam fazla mı olur? Bakalım nerelere varacağım, neler göreceğim neler duyacağım...Yazar, nasıl olunur diye dersler veriliyormuş, hiç bir bilgim yok bu konuda ...Okuduğum kitaplardan esinleneceğim.. Sanıyorum ki kaynak göstereceğim bir bilimsel yazı yazmayacağıma göre "muhabbet ediyor ve dinleniyorum" şeklinde düşünüp yazabilirim değil mi? ....
PATİŞŞe Hanım niçin oldum mesela. Her gün her an patilerle beraberim, patileri seviyorum ..Kızların bıyıkları mı olur, olur da bu kadar mı güzel olunur diye nasıl seviyorum onları bilseniz.. Bunları yazarken bile gülümsüyorum şu an.... Kız kedilerim de var, ama ben ilk göz ağrımdan söz etmek istiyorum.
İlk kedim tam bir Tekir. Oğlum’un doğum gününde, kendini tehlikeye atıp Otobanda durduğu, kurtardığı, üç aylık ancak avuç içine sığan bu tatlı bebiş oğlumuz, şimdi sekiz yaşında bir dana oldu...
Fotoğraflarını yollamış "Anne, bak bir kedimiz var artık" dediğinde, eyvah nasıl bakacağız demiştim.. Büyümeye başladı. Bir çocuk gibi enerji doluydu, koltukların kenarından kulaklarını arkaya atıp gözlerini de büyütüp üstümüze atlıyor, bizi tepikliyor, yani gönüllü avcılık kursu veriyoruz ona :)) İyice korkmaya başladık minnacık candan. Yok yok bakamayız biz diyoruz... Sitemizin geniş bahçesine bıraktık, mamasını suyunu koyduk. Kalbimiz parçalanıyor, sürekli bahçeye iniyoruz seviyoruz ... Komşularımız da seviyor. Bir hafta sonra yok, bulamıyoruz. Dördüncü gün, tepeleme dolu çöp kutusunun içinde gördüm, sesleniyorum bakmıyor, bir şeyler yemeğe devam ediyor ....Nasıl pislenmiş. Kırık kırık bıyıklarından tanıyabildim :))
O gün kararımı verdim: Onu bırakmayacaktım artık. Almışım kucağıma, kırık bıyıklarını öpüyorum, bağrıma bastırıyorum, konuşuyorum, hesap soruyorum "nerelerdeydin sen" diye.. Komşu hanımlar bizi öyle görünce "Iıığğğ! Biz dokunamıyoruz bile, sen bir de öpüyor musun" diyorlar ....Bilen bilir, bilmeyene ne kadar izah etsem de anlamlandıramayacağını bildiğimden, güldüm. Daha çok sarıldım kedi çocuğuma ...
Bizzat yaşamadan bu duygular bende olur muydu diye sorguladığım da ise; "Olmazdı" diye cevap veriyorum.. Aklımızın bir köşesinden hiç çıkmayan, ince bir sızı giriyor kalbimize, kendimize ve başkalarına söyleyemediğimiz...O Özgür bir kedi. Kumaştan diktiğim papyonlu boyunluğuyla bahçemizde dolaşıyor, arkadaşlarıyla mutlu.. Poz poz fotoğraflarını çekiyorlar, yakışıklı oğlumun...Onca anlattım; bir ismini demedim değil mi? :)) Wavalet (Dalgacık) Elektiriğin en küçük dalga boyuymuş anlamı ...Oğlumun, o sıralarda okuduğu bölümünden bildiği bir terimdi bu. Belki duyanlar araştırır; neymiş diye. Dolayısıyla öğrenmiş tanımış olur düşüncesiyle, bu ismi verdi.. Tabi Devlet diye de seslenenler de oluyor ama, o çok akıllı bir kedi, biliyor ismini ve hemen dibimize koşarak geliyor :)) Bahçede yorulunca ya da almak için gecikirsek kendisini asansörle eve getirtiyor ....Sonra sabah olunca, kapıda ağlamalar başlıyor "bahçeye gideceğim" diye, gel de götürme.. Görmeniz lazım! Biz onu evimize değil o bizi kendi evine götürüyor resmen. "Bak bu taraftan" deyip arkasına baka baka bizi evine getiriyor. Çok gülüyoruz, onca sene geçti, hala hayretle izliyoruz ...Köpekler sadık olmalarıyla bilinseler de, Kedilerin de hiç farkı yok onlardan.
Demem o ki, sokakta sevdiğimiz can dostlarımız; evet, çok sevimliler, çok tatlılar amma velakin onu himayemize aldığımızda bambaşka bir anlama bürünüyor .....Telef olmalarına göz yumamayız, iyi yaşamaları, ki her canlının yaşam hakkı vardır. Onlar için elimizden geleni, bir başkası yapar nasılsa demeden, ertelemeden yapmak vazifemiz olmalı...Kısacık bir Kamu Spotu oldu sanırım :)) Çıkarımımız nedir derseniz: "Kedin mi var, köpeğin mi var Derdin var demek " :))
Vaz geçilemez bambaşka bir Sevgileri var! Her şeye değer doğrusu... Yüreğimize, İyi geldin Wavalet, iyi ki geldin hep hep kal sıcacık yuvanda yumuşacık postunla çok yaşa e mi!
Ne çok Kedici çıktım di mi? :)) DİLSİZ KULLARIMDIR ONLAR BENİM, ZAMANI GELDİĞİN DE KONUŞACAKLAR ! der Yaradan!
Hüseyin Turan _ Kediyi Koydum Torbaya


YORUMLAR
patili dostlarımız deriz oğlum kızım der severiz bakımları masraflı olsa da artık geçmiş ola her türlü
hastalığında doktor doktor gezeriz aileden birisi olmuştur
bizimde kızımız var hemde gür bıyıklı 5 yaşında 1 sene hasta gezdi mantar yüzünden sonrasında tedaviye cvb verdi de kurtardık
peygamberimiz derki evde kaç kişisiniz ev sahibi de dört kişiyiz der peygamberimiz de kediniz var mı der evet dendiğinde evde 5 kişisiniz diye düzeltir kediyi ev halkından sayar
kedi yada köpek fark etmez bir cana bakıcı olduysak artık o bizden ayrılana ( ölene ) kadar bakmakla yükümlüyüz sokağa bırakanlar var onlara da iyi gelmez