gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Sessiz gölge

24 Nisan 2026, 10.38
A- A+

​Tam sekiz ay geçti... Dile kolay. Oysa daha dün gibiydi; her sabah ceketini jilet gibi üzerine geçirir, o disiplinli ve sert duruşuyla işinin başına geçerdi. Onu dışarıdan görenler o ciddiyetine bakıp belki biraz çekinirdi ama hafta sonu geldi mi o sert çalışan gider, yerine hayatın tadını çıkarmayı bilen, gezmeyi,eğlenmeyi seven, ışıl ışıl bir kadın gelirdi. Akıllıydı, ne istediğini bilirdi; parasını da harcardı, en güzel yerleri de gezerdi. Hayat onun için dopdolu, rengarenk bir yolculuktu sanki.
​Ama işte tam sekiz ay önce, o renkli hayatın ortasında dünya bir anda yavaşladı. O her şeyi tıkır tıkır halleden, kimseye eyvallahı olmayan kadın, bir anda kendini bu sessiz evin içinde, o isimsiz hastalıkla yüz yüze buldu. Ceketi askıda öyle mahzun kaldı, o çok sevdiği botları kapının kenarında beklemeye başladı. İnsan bakınca gerçekten içi sızlıyor; o eski hareketli günlerin yerini şimdi sessiz bir bekleyiş aldı.
​Aslında o, her zorluğu tek başına sırtlanmaya öyle alışmıştı ki, "bakılmak" fikri başta ona çok ağır geldi. "Ben kimseye yük olmam," diye düşündü belki, o güçlü gururuyla. Ama işte anne baba yüreği başka... Memleketten iki bavulla çıkıp geldiler ya, sanki o evin içine eski, sıcak bir güneş doğdu.
​Yeniden o küçük kız çocuğu oluverdi...
Yıllarca iş yerinde düzeni sağlayan, disipliniyle herkesi kendine hayran bırakan o koskoca kadın; annesinin mutfaktan gelen o şifalı çorba kokusuyla bir anda her şeyi unuttu. Yeniden o evin küçük, üzerine titrenen kızı oluverdi sanki. Babası desen, başucunda sessiz bir çınar gibi bekliyor. Hiç konuşmasa bile, sadece orada durmasıyla "Korkma kızım, biz buradayız," diyor. O içeride hastalıkla kavga ederken, annesi babası resmen başında gece gündüz nöbet tutuyorlar.
​Fırtına dindi sanmasın kimse, mücadele hâlâ devam ediyor...
"İyileşti, bitti" demeyi inan çok isterdim ama fırtına hâlâ dışarıda esmeye devam ediyor. Hastane yolları bitmedi, o ağır ilaçlar, insanın canını yakan tahliller hâlâ sürüyor. Aynaya baktığında bazen o dökülen saçlarını görüyor, o eski şık ve enerjik hallerini özlüyor... İnsanın bazen canı gerçekten çok yanıyor, o eski neşeli günleri hatırladıkça hüzünleniyor. Ama o içindeki o disiplinli, o pes etmek nedir bilmeyen ruhu var ya; işte o hiç teslim olmuyor. "Sabret," diyor kendine, "Bu zorlu mesai de elbet bitecek, o güzel günler geri gelecek."
​Gözü hâlâ o askıdaki ceketinde...
Henüz o ayakkabılarını giyip eski hayatına, o neşeli hafta sonlarına dönemedi. Raporlar daha "Tamam," demedi çünkü, vücudu daha tam toparlanamadı. Ama her sabah o askıdaki ceketine bakıp kendi kendine gülümsüyor. Biliyor ki, o kapıdan tekrar gireceği gün, sadece eski işine dönmüş olmayacak. Anne duasıyla, baba şefkatiyle bu fırtınanın tam ortasından sağ çıkmış, hayata yeniden ve çok daha bilgece gözlerini açmış bambaşka bir kadın olarak dönecek.
​Şimdi mutfaktan gelen o tanıdık tencere kaşık seslerini, babasının ağır adımlarını dinliyor. Mücadele zor, hastalık hâlâ kapıda bekliyor ama o artık çok daha huzurlu. Yanında o koca çınarlar, annesi babası varken; bu fırtına ona ne yapabilir ki?

YORUMLAR

24 Nisan 2026, 21.17
Söyleyen kimdi hatırlayamıyorum ama tv den duymuştum'' gerçek sevginin iyileştiremeyeceği hastalık nerdeyse yok gibidir diyordu .İnşallah doğrudur o  varsayım.

O kişi hakkında yazı yazdığınıza göre sizin ve ailesinin  sevgisinin ona şifa olması dileği ile geçmiş olsun inşallah diyorum.
Duygusal güzel yazınız için  emeğinize ,yüreğinize sağlık.
25 Nisan 2026, 16.00
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. 
26 Nisan 2026, 01.00
İçimizde ki sabret diyen disiplinimizin hadi giy o ceketi artık dediği günlere inşallah..
27 Nisan 2026, 06.25
Teşekkür ederim inşaallah...
27 Nisan 2026, 11.00
bir devrimci vardı, neydi onun adı?
https://www.youtube.com/shorts/TifdOp11xAM
yoldaş Ernesto'nunda  dediği gibi 
''unutma, kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin''
ki zaten pes etmemiş, vazgeçmemiş arkadaşımızda.

benim yaptığım gibi dışarıdan ahkam kesmek tabii ki doğru değil ama naçizane ufak bir tavsiye gülmeyi en azından gülümsemeyi unutmayın. Çoğu ilaçtan daha iyi geliyor bünyemize. 
geçmiş olsun 
28 Nisan 2026, 19.06
"İnsanın içine işleyen, çok duygusal bir yazı olmuş. O disiplinli, güçlü kadının bir anda anne babasının dizinin dibinde yeniden küçük bir kız çocuğuna dönüşmesi ne kadar naif anlatılmış...
​Bazen en ağır ilaçlardan daha şifalıdır annenin çorba kokusu, babanın sessiz bekleyişi. O ceket askıda mahzun kalmış olabilir ama o içindeki pes etmeyen ruh elbet bir gün o kapıdan neşeyle çıkacaktır. Sevginin ve aile şefkatinin bu fırtınayı dindireceğine yürekten inanıyorum. Bu zorlu mesai bittiğinde, her şeyin çok daha güzel olacağı o günler yakın olsun inşallah. Kaleminize, yüreğinize sağlık."

Sevgiyle
Nass.
29 Nisan 2026, 18.27
Çok teşekkür ediyorum ederim efenim güzel yorumunuz için. 
Sevgiler♥️
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın