ALİ ACAİP BİR DİYARDA
28 Nisan 2026, 17.31 A- A+
Çorumlu saat satıcısı kardeşlerimizin bile ‘’çok sıcak’’ diye memleketleri Senegal’e döndükleri standart bir Adana yazı düşünün. Standart yaz dediysem hani bildiğin cehennemin litosfer kaplanmış hali. Zaten efsaneye göre Hades, kardeşi Zeus’un insan ırkına olan ilgisine gıcık olduğundan, cehennemi ‘’uri adaniya ‘’yani şimdiki adı ile Adana’nın altına kuruyor. ‘’Yansın şuursuzlar’’ diye de bir lafı var ki hiçbir mitoloji kitabında bulamazsınız, buda kardeşinizden size entelektüel bir kıyak.
Asfalttaki tavada yumurta pişirilen bu Adana sıcağında Ali gayesizce sokaklarda dolaşıyormuş. Ali evlat olsa eldivenle sevilmeyecek, cami avlusuna bırakayım desen bulana kıyamayacağın içinin cızzz edeceği, ileri derecede hayta, kaşı gözü yer yer gözü başı ayrı oynayan bir kardeşimiz. Adana sıcağında neden dolanıyormuş bilmiyorum. Çocuğunda günahını almayalım kap kaç ve sair diye ama dediğim gibi bilemedim. Bu arada torbacılar da bağırıyormuş
-torba var! Büzgülü bez torba var bülünmüüüü
Ne oldu? İçiniz fesat la kardeşim. Sonra sıkıntı _DistuRbed_ de değil mi? Hep istim üstünde yazıyorum yazılarımı… Kötüye özendiriyor diye bir takım asılsız dedikodu almış başını gidiyor. Pehhhhhhhhhh!
Ali, gezdik dolaştık ama hava çok sıcak hesabı bir ağaç gölgesine oturmuş. Cebinde tütün tabakasını çıkartıp bir sigara sarmış. Sigara, sadece sigara! Bak yine kıllanmayın, sigara yani tütün! Malum son zamlardan sonra bir paket sigara 110 lira olunca mantıklıda bir hareket. Sigaranın sağlığa zararlı olduğunu da dip not düşeyim, toplumsal mesajda vermiş olup bir artı point yazayım haneme.
Hava sıcak falan derken gözü dalar gibi olmuş. Ama birden anaaaaaaa o da ne! Yanından matrix setinden kaçan beyaz bir tavşan hızla seğirtmiş. Laynnnn o ne falan derken Ali hızla tavşanın peşinden koşmaya başlamış. Bir yandan da bağırıyormuş
-Davşannn dur hele! Bah hele! Davşan duymünmüüü!
Tavşan ne duyuyor ne de arkasına bakıyormuş. Sadece saatine bakıp hızla koşuyormuş. Saat altın kaplama rolex olduğundan hacılamasınlar diye mi bakıyormuş cidden bir yere yetişmeye mi çalışıyormuş bende bilmiyorum. Tavşan önde Ali arkada ormana doğru yönelmişler. Ali ufaktan bir kıllanmış. Beni ormana çekiyor, ırzıma namusuma mı hâllenecek deyyüs diyerekten belinden emaneti çekmek sureti ile… Dur ya, yine kötü örnek oldu… Tamam, emanet te yok. Unut onu! Koşuyormuş, kıllanmış az işte.
Neyse tavşan önde Ali arkada ormana dalmışlar. Birden tavşan gözden kaybolmuş. Ali ne oluyor demeye kalmadan bir çukurdan hızla aşağıya düşmeye başlamış. Düşerken de cehape belediyesi değil mi hizmet sıfır, daha niye kayyum da atamadılar buraya diye düşünüyormuş. Düşerken konuşan bitkiler olsun acayip hayvanlar olsun bir sürü şey görmüş. Besmele çekmiş, amentü okumuş falan… Mabadının üzerine kütürdenek düşmek sureti ile bünyesi sağlam zemin ile buluşmuş.
Ben neredeyim, ne oluyor burada derken bir bakmış, karşısında kocaman bir mantarın üzerinde oturan bir tırtıl. Tırtıl Ali ye bakmış. ‘’Tuvalette ekmek mi yedin, camiye sabah namazı kıldırmaya giden hocaya çelmemi taktın e be tipini sevdiğimin insanı’’ minvalinde birkaç kelime fısıldamış ama Ali olayın şaşkınlığından duymamış. Tavşan tiskinerek (tiksinmemiş bile) Ali ye bakmış
-sen hayırdır kartaş
Ali şaşkınlığını üstünden atarak konuşmaya başlamış
-ben düştüm bilünmü bapba!
(Buradan sonra yazar şive komiğinden vaz cayıyor. Ama bu Adanalıların şivesini sevdiğim gerçeğini değiştirmiyor)
Sen hayırdır falan derken Tırtıl azda bilge bir tırtıl olduğundan Ali ye tavsiyeler vermiş. Altına yatırım yap, İngiltere ligine oynama, ne bileyim işte faiz haram diyorlar ama bunu diyen hocaların otelleri var,faize bir milyon koysan aylık 30 bin vs bir sürü şey anlatmış. Ali bir aydınlanma yaşamış, tırtılın elini öpmüş müsaade istemiş. Bu tavsiyeler Alinin kendi kimliğini sorgulamasına sebep olmuş. Wauwwwwwwwww!
Ali yürümeye devam etmiş. Bu seferde değişik bir ağacın üzerinde konuşan bir Van kedisi görmüş.
Yine sen hayırdır, ne işin var burada hoş beş derken Van kedisi Ali ye sen buralarda yenisin diye anlatmaya başlamış. Burada pek kural yok demiş. Üst mevkilerde tanıdık birileri olursa belediye de seni sınavsız işe de sokarız, vergi vermeden dükkân da açarız, üzerine firma kurup çadır ihalesi de alırız falan baya bir anlatmış. Ali içinden ‘’iyi buranın yukarısı ile pek bir farkı yokmuş, çabuk alışırım’’ diye söylenmiş. Yine helalleşip yoluna devam etmiş.
Çılgın şapkacı ve mart tavşanını görmüş yolda. Nereye gidiyorsunuz falan derken hadi partiye gidiyoruz sende gel hesabı bunu alıp partiye götürmüşler. Ama öyle böyle bir parti değil. Sabahlar olmuyormuş.Her taraf ampül pardon aydınlıkmış. Cidden sabahlar olmuyormuş bu arada, zaman kavramı da yokmuş. Kimse hiçbir şey hatırlamıyor, sadece anı yaşıyormuş. Dün ne oldu, ketö ile kim el ele...Offff odaklanamadım bir türlü öyle değildi! Neyse işte özetle zaman kavramı yokmuş
Ali bakmış ortam çok hızlı, tırtılın dedikleri aklına gelmiş, ben buradan uzayayım diyerekten hızla topuklayacakken bu seferde kendisini bir mahkemede bulmuş.
Kupa kralı ki uzun boylu… Tamam, çokta uzun boylu olmasın ,anca 1.70 felan . Hani böyle dediğim dedik çaldığım düdük hesabı biriymiş. Ali ye bakmış. O da yüzünü ekşitmiş. ‘’Bu kadar isteksiz özensiz çocuk mu yapılır, işçilik sıfır’’ diye söylenmiş az. Sonra sert sesi ile gürlemiş sanki
-Ananı da al gi…
Dememiş… Dememiş okuyucu yok öyle bişi! Kurban olayım çoluğum çocuğum var benim! Dememiş…Ama Kral ha bire ‘’Kafasını kesin’’diyormuş desem hem zaten masal yasaklı hem kötüye örnek. Amaaaaan işte Ali bakmış önce ceza veriliyor sonra suç kanıtlanıyor olacak gibi değil. Hapishaneler hep krala muhaliflerle dolu, dedem topukkkkk hesabı aman huzurumuz bozulmasın Ali Rıza bey gibisine zalimin zulmüne sessiz kalmış.
Ali darlanmış buralarda yaşanacak gibi değil, çıkış yolunu bulmak için tekrardan yürümeye başlamış. Üç yol ağzı bir yerde bulmuş kendini. Yine Van kedisi orada. Van kedisi pis pis sırıtmış. Ali sormuş
-buradan çıkmak için nereden gitmem gerekiyor
-nereye gitmek istiyorsun
Ali tam fark etmez diyecekken düşünmüş. Kendine doğru bir yol çizmeyenler için yol ayrımlarında döndükleri sapakta fark etmez! Anaaaaa aydınlanma gelmiş bizim oğlana ya laaa! Uyanmış mı, at gözlüklerini çıkartmış mı dersiniz acaba?
Sonra Ali kafasını kaldırmış, bir yazarın yüzüne bakmış, bir yazıya bakmış. Senin parmakların ile dokunduğun klavyenin üretici firmasında ucuz işçilik için çalıştırılan Çinlinin yediği pirinç lapasının yetiştiği tarlaya su veren mevlam sana neden akıl fikir özellikle de din iman ihsan etmemiş minvalinfe sinkaflı uzun bir cümle kurmuş. Önce ‘’Almanya bizi kıskanıyor !’’ diye bağırmış, Sonra tavşana bakıp
-Bize fark yazmaz! ayükünmüüü bapba demiş
Masalda bitmiş
Allahtan da bu masalı yasaklamışlar! Böyle masal mı olur la kardeşim…
Şarkıda bonus içimden geldi. Yazarken birde özellikle okurken şarkı dinleyin, iyi olur iyi
https://www.youtube.com/watch?v=t6i144_TZQc&list=RDt6i144_TZQc&start_radio=1


YORUMLAR
Tabii bunlar için birazda zaman lazım
Yazıyı beğenmene sevindim, yorumun için çok teşekkürler Isientus
Gülümsetebildiysem sizi, yazıyı beğendiyseniz ne mutlu bana.
Yorumunuz için çok teşekkürler, ailenize de selamlar gönderiyorum.
Saygı ile öperim ellerinizden.