gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Bir Mayıs Masalı

03 Mayıs 2026, 10.26
A- A+
​Takvimler mayısın ilk gününe değdiğinde, benim için sadece yeni bir yaş değil; bitmek bilmeyen, kadim bir bayram şöleni başlardı. Zihnimde hemen o eski, avlulu taş evin serinliği ve büyükbabamın gülen gözleri belirir.

​O zamanlar büyükbabam; cüsseli, boylu poslu, heybetli duruşuyla dışarıdan bakıldığında ne kadar sert görünse de, torunu için yüreği pamuktan bir ağaydı. Elimi tutar, dışarıdaki o cümbüşü işaret ederek kulağıma o meşhur cümlesini fısıldardı:

​"Bak, görüyor musun? Bunların hepsi senin doğum gününü kutlamak için toplandı... Dünya senin için süslendi! Çünkü sen bir prensessin."

​​Önce 1 Mayıs’ın o kendine has kalabalığı ve neşesi sarardı etrafı. Büyükbabamın güven veren eli avucumda, dışarıdaki coşkuya bakardım. Hemen ardından kapıda bekleyen 5-6 Mayıs Hıdırellez heyecanı eklenirdi bu masala

​Gel de inanma prenses olduğuna! Sokaklar çiçek açmış ağaçlarla bezenmiş, gökyüzü en parlak mavisini giymiş, her köşede bir kutlama hazırlığı... Hangi doğum günü bu kadar uzun sürer ki? Hangi pasta doğanın binbir rengiyle yarışabilir? 1 Mayıs'ta başlayan o tatlı esinti, Hıdırellez ateşinin sıcaklığına karışır; içimdeki o çocuksu coşku, büyükbabamın gözlerindeki parıltıyla günlerce beslenirdi. O gün gökyüzünün mavisi de, ağaçların tomurcuğu da sanki bana birer hediyeydi. Çünkü o gün sadece mevsim değişmemişti; benim doğum günümdü.

Bu kutlamalar zinciri, Mayıs’ın 10’una, o en anlamlı pazar sabahına doğru Anneler Günü ile devam ederdi. O güzel insanlar, bir çocuğun kalbindeki en ufak bir burukluğa bile izin vermezlerdi. Büyükbabam, annesizliğin soğuğunu hissetmemem için elinden geleni yapar, etrafıma öyle bir sevgi çemberi örerdi ki; hüznün yerini şefkat, yalnızlığın yerini aidiyet alırdı. Onlar, bir çocuğun ruhunu eksikliklerle değil, fazladan verilmiş emekle iyileştiren gizli kahramanlardı.
​Bugünlerde telefonuma düşen mesajların ortak bir dili var. Neredeyse tüm dostlarım aynı cümlede birleşiyor:

​"Prenseslerin doğum günü 40 gün 40 gece sürer... Doğum günün kutlu olsun Prenses!"

​Belki bugün o şaşaalı törenler yok ama Mayıs’ın bu ilk haftası benim için hala o masalsı krallığın hüküm sürdüğü kutsal bir zaman dilimi. Ağaçlar hala benim için çiçek açıyor, kuşlar en neşeli şarkılarını yine o eski taş evin avlusundaki gibi söylüyor. Dostlarımın hep bir ağızdan fısıldadığı bu "prenses" yakıştırması, aslında o yıllarda büyükbabamın kalbime ektiği o asil tohumların bugün açan çiçekleri...

​Büyükbabamın mirası olan o çocuksu sevinci cebime koyup, doğanın bu büyük alkışıyla yeni yaşıma yürüyorum. Belki de hayatın sırrı budur; çocukken kalbimize fısıldanan o sevgi dolu masallara, yetişkin olduğumuzda bile sahip çıkan dostlar biriktirmek...

​Ne mutlu bize ki, o heybetli adamların bize bıraktığı o eşsiz saflıkla hala gülümseyebiliyoruz.

Nass.

YORUMLAR

03 Mayıs 2026, 20.30
Lezzetli bir masal

Bu ara masallarla idare ediyoruz hayatı

Gerçi çok şükür bir dönem hasarlarla idare ettik zira.

Büyük babamla aramda geçen bir sohbeti yazmaya karar vermiştim Bloğuna rastladım.

Biraz garip bir tesadüf olsun o yüzden erteledim ben yazmayı millet bu yazının bir keyfini çıkarsın ben de ölüm yoksa yazarım nasılsa

Doğum günün kutlu olsun Nice bayramlara...
03 Mayıs 2026, 22.29
"Masallara sığındığımız doğrudur; hasarları ancak böyle iyileştirebiliyoruz belki de... Bu güzel tesadüf beni çok mutlu etti. Lütfen yazmayı ertelemeyin, her hatıra kendine has bir lezzet taşır. Sizin büyükbabanızla olan o sohbeti okumak benim için de bir keyif olacak. İyi dilekleriniz için gönülden teşekkürler; hayatın masal tadını hiç kaybetmediği, nice güzel mevsimlere..."
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın