gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Hıkkıdık Dut’tu beni!

13 Haziran 2026, 22.59
A- A+

 
       Yine günlerden bir gün. Kuşun konaklamasıyla, rüzgarın hafifçe esişiyle, sapır sapır yollara düşen o güzelim meyveye içim yanar oldu. Yana yakıla istediğim o tat aklımdan da çıkmaz oldu…
Anneannemin armut, elma, ayva dilimleyip kış geceleri atıştırmalık yaptığı meyve kuruları, muşmula, erik pestilleri gözlerimin önünde uçuştular… İstisnasız her evde bu becerileri gösterirdi marifetli hanımlar.
   O kadar çok bolluğun içinde, bu kıymet bilmek miydi, yoksa Yaradan’a ibadet miydi?
   Birkaç kırlent, yastık içi pamuğu yeniden attırıp, kabarttırıp eski tip uzun yastık diktirmek için yorgancı aradık. Semtimizde dört beş yorgancıdan kala kala bir tane kaldığını öğrendik.
    Bize ait kültürler, zanaatkarlar bir bir ellerimizden kayıp gidiyor, hiç de hissetmiyoruz… Kız ,erkek anneleri, çocuklarına rengarenk parlak saten kumaşlardan model model desen desen yorganlar diktirirlerdi. Evlendiklerinde kullansınlar diye. ‘’Ayağını yorganına göre uzat ‘’ ata sözümüz bile söylenmez oldu..
   Kocaman yastık kucakta eve gelmez, arabayla getireceğiz. ‘’Benden de nazlı çıktı, değil mi?’’ Yarım saat var bizim yorgancının açılmasına. Pratik zekam mıdır? Aklımdan çıkartamadığımdan mıdır? nedir bilmem, buluruz bir Dut, oh mis gibi bol bol yeriz dedim. Köşeyi dönüp park ettik. Aramaya ne hacet, işte orada, iki adım ötemizde, başımızın üzerinden sarkıyor yerlere beyaz dutun dalları!
    ‘’Başka şey dileseymişsin olacakmış ‘’mı diyorsunuz! Tutacağı mı tuttu duamın, orasını bilemeyeceğim. Ama olur bana böyle şeyler sık sık! Gülümsüyorum, bende bir sevinç, bir sevinç.
     Dut Ağacı, yürüdü yürüdü, benim önüme çıktı sanki .. Şükrederek uzatıyorum elimi, koparıp yiyorum oracıkta . Yeter mi? Yetmez. Yerden de topluyorum, yıkarım evde diye, razıyım, yeter ki dut yiyeyim!
   Kedilerim arabaya atlar diye arka koltukta, katlı serdiğim çarşaflarım aklıma geldi.. Dalların altına yayıp örtünün üzerine zeytin silker gibi Dut silkeledik. Ben uçuyorum havalara, eve arkadaşıma da götürebileceğim için..
   Yastığımızla, mesut bahtiyar eve dönerken, beyaz dut yedik, Kırmızı dutun da hatırı kalmasın dedik.
   Kaptığım gibi örtüyü mahallemizdeki kırmızı duta serdim. Sallarım, sallarım dalları, düşmez. Ee niye düşmüyor bu. Ya kendi olunca bir zahmet düşermiş, ya da sen, nazikçe dalından koparacakmışsın.. Hayali hüsrana uğradım, kolay iş değilmiş Kırmızı dut toplamak.. Dondurmasına ulaşmak Daha kolaymış meğer… Siz siz olun, Karadutlu dondurmayı bu dediklerimi düşünerek yiyin… Afiyet olsun !
    Ben mutlu, topladım yedim yedirdim diye, arkadaşım mutlu, mevsimi geçmeden yiyebildiği için .. Sevgi, Dut misali, paylaşıldıkça lezzetleniyor….
    Eve dönüş yolundayım, yürüme mesafesinde, beş altı dakikalık yer.. Yastık nerde derseniz, o arabada, bahçede. Koltuğumun altında kırmızı beyaz dut lekeleriyle dolu çarşafla, eve yürürken bir hanımefendi eğilmiş, yerden dut yiyor.’’ Dibimizde dut var, vakit bulup toplamak lazım, anlarsınız ya.
    ‘’Hanımefendi, hanımefendi ne yapıyorsun’’ diye seslendim, içimden de gülümsüyorum ‘’ o da benim gibi bir Dut sevdalısı’’ diyorum. ‘’Efendim kızım, yürüyüş yapıyordum ,madem yaratmış yaradan, bunda da şifa vardır, şifa olsun diye otlara düşenlerinden, temizlerinden yemeğe çalışıyorum’’ deyince .. Bak bende ne var, inanmayacaksın. Bende dut topladım bugün, bu çarşaf senin için elimde kaldı demek ki, arkadaşımdan dönüyorum, ona da toplamıştım ..’’Sen beni görünce çarşaf mı getirdin ‘’dedi ‘’ Hayır hayır görmedim seni, bu bende vardı, öncesinde kendime toplamıştım ..Tesadüfen seni gördüm, eve dönerken ‘’..’’Tutuver de yere serelim’’ deyip neresinde çok varsa oraya serdik, koltuk değneğiyle de dallara vurup silkeledik .. ’’sopa aramaya gerek de yok ,değneği var teyzoşumun. ’’Kıyamadı bana, al evine götür’’ diyor. Ben de ’’ sana topladık, sen götüreceksin, afiyetle yersin, şifalar olsun sana’’ deyip çantasından verdiği temiz torbaya itinayla dutları dolduruyorum …
    Biliyor musun kızım, bu tesadüf gibi görünse de aslında değil ! O’nun eliyiz biz birbirimize. Seni bana yollayan da O, Dutu vesile kılanda O!
    Tanıştık, hatta yaşlarımıza kadar söyledik. Laf aramızda o seksensekiz, ben altmış, çıtırcık pıtırcık güzel hanımlarmışız.. Ebru sanatının öğretmenliğini yapmış. Şimdilerde buluşuyoruz, anlatacağı o kadar çok şeyi var ki. Okumayı çok severmiş. ‘’Sabahladığım çok olmuştur bitirmek için kitapları, üstelik çalışıyordum o dönemlerde,’’ diye, övünerek anlatıyor. ‘’ Bana bir yerde, okuyabilir misin şurayı, diye gösterdikleri yazıyı, sular seller gibi akıcı okuduğumda çok şaşırdılar. Sanırım anlattıklarıma bazıları pek inanmıyor’’ deyip gülüyor. ‘’Kolay mı, yetmiş kusur yıldır okuyucuyum ben’’ diye ekliyor..
    Gökten üç elma düşmüş, üçü de benim başıma dermişim, yok yok biri benim biri sizin diğeri de dinleyenlerin başına .
   Yastıktan girdim, Duta geldim. Buradan da Kitaplara, şimdi yolculuk nereye acep…
   OKU! Buğday başağı gibi ol! İyilikte birbirinizle yarışın! İlahi emir böyledir.. Neticede Gönüllerimizin ekmeğini yiyoruz, değil mi?
   Derler ya, temiz bir vicdan genellikle kötü bir hafızanın işaretidir.
   Dileğim odur ki;
   Küresel Isınmaya maruz kalan, tek yuvamız Dünyamızda,
   Karbon’suz ayak izimiz olsun!

Hıkkıdık Duttu Beni… Özay Gönlüm / Ozan Akbaba

YORUMLAR

14 Haziran 2026, 15.20
gerçekten güzel olmuş kalemine yüreğine sağlıksmile Resmismile Resmi
15 Haziran 2026, 14.56
çok güzel içten duygularını ve sevgini katarak harika bir eser çıkmış ortaya bizede okumak düşer görevimi yaptım.bundan sonra yazmaya devam et çok başarılı olacağına içtenlikle inanıyorum başarılar dilerim.Gökteki tüm yıldızları avucuna koydum dünyanı aydınlatsın.
15 Haziran 2026, 19.18
Sevgili PATİŞŞe

​"Ne kadar naif, ne kadar ruhu besleyen bir yazı... Okurken çocukluğumuzun o her köşesinden samimiyet sızan sokaklarına, komşuların kış hazırlığı kokan mutfaklarına gittim. Unutulmaya yüz tutmuş değerleri, emektar yorgancıları ve bir dut ağacının altında kesişen iki güzel ruhun hikayesini hayranlıkla okudum.
​Yastıktan girip dondurmanın serinliğine, oradan da 70 yıllık bir okuyucunun asil hikayesine uzanan bu yolculuk, aslında hayatta hiçbir şeyin tesadüf olmadığının en güzel kanıtı. O bilge teyzemizin dediği gibi; O’nun eliyiz aslında birbirimize... Yolunuza çıkan tüm bu güzellikler, belli ki sizin o güzel gönlünüzün birer aynası olmuş.
​Paylaştıkça tatlanan sevginiz, dünyadaki karbon ayak izinizi şimdiden mis kokulu bir hatıra izine dönüştürmüş bile. Kaleminize, o şifalı yüreğinize sağlık... 

"Türkü tadında, mis gibi dut kokulu harika bir paylaşımdı, teşekkürler"

Nass.
17 Haziran 2026, 14.02
  ! ARa,  okuyup bir de beğenmeniz benim için çok kıymetli ....
Teşekkür ediyorum.Siz de sağolun,saygılar sevgiler sizinle olsun!
17 Haziran 2026, 14.22
    33 - simowiç, çok samimi beğeninizi belirtmekte  ben de sizi başarılı buldum !
 Işıltılı hediyeniz  beni şaşırttı! Teşekkür ediyorum.
Tüm yıldızlar, yüreği güzel insanlara gelsin mi? Ne dersiniz?
Saygılar, sevgiler sizinle olsun.
17 Haziran 2026, 14.42
    Nass. nasıl bir okumaktır bu? Ben de size hayran kaldım!
Ne mutlu bana ki size hoş şeyler hissettirebilmişim.
Yorumunuzu okuduğumda,  mis kokulu hatıra izine dönüştürülebilen ayak izine rastlamak beni büyüledi!
Sağ olun, var olun, kıymetli görüşleriniz yoluma ışık olacak!
Saygılar, sevgiler hep sizlerle olsun canım kız kardeşim Nass. .
30 Haziran 2026, 23.15
Nasıl güzel, akıcı sanki içindeyim hikayenin  dutu bana getirdin:) harikasın yüreğine sağlık ..
03 Temmuz 2026, 13.35
  Elisa. beğendiğine, seni de o günümün içine çektiğime çok sevindim.. Yorumun çok kıymetli !
Sen harikasın, hemen okuyup hemen cevap yazman müthiş incelik ...  
Saygılar, sevgiler seninle ve sevdiklerinle olsun canım kız kardeşim Elisa.  ...
04 Temmuz 2026, 23.11
Sevgili Arkadaşım Herşeyi Öyle Güzel Yazmışsınki  inan Her Satırını Okumaktan Ziyade Tek Tek Değerlendirerk Okudum Emeğin Yüreğin Vaar Olsun Sen Bu Kadar Cümleyi Saatlerini Ayırıp Düşünerek Yazarsın Yorulmadan Biz ise Sadece Okuyup Hikayenin Özüne Bakarız Ama Dikkatlice Okudumu Hiçde Hikaye Değil Hayatın Akışı Ve Hayatın Kendisi Bu Olsa Gerek Çünkü Gercekten Resmen içimizi Yazmışsın Yorgancıyı Annelerimizin Yaptığı Pestili Elma Armut Erik Kaysı Kurularını  Ayağımızı Yorganımıza Göre Uzatmamız için Söylenen Atasözümüzü Evet Gercekten Bu Ata Sözümüz Unutuluyor  Dallardan Döktüğüm Meyveleri Evet Büyüklerimizin Bastonlarıyla Düşürüğümüz Hayatın Taa Kendisini Yazmışsın Patişş
06 Temmuz 2026, 18.00
Değerli arkadaşım çok mükemmel duygu ,düşünce ve hayyer ötesi akıcı ve de bir o kadar insanları o eski günlere götürmek gerçekde çok manidar.Herşeydem önce yüreğinize sağlık ve kaleminize sağlık bu tarz bloklarınız devamını temenni ederim.
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın