Hayvan Düşmanlığı
18 Ekim 2026, 22.46 A- A+Basit bir reklam filmi bir kutuplaşmayı daha görünür kılmıştı Mayıs ayında. Taban tabana zıt iki dünya görüşü, bu vesile ile kendine çarpışacak bir alan yarattı. Biri "her mahluk insan için yaratıldı en yüce varlık insandır" diyen antroposentirik görüş, diğeri biosentirizm, ekosentirizm, sentientizm gibi gibi farklı perspektifleri kapsayan özünde dünyanın sadece insanlara ait olmadığını savunan görüş. Tabi ki arada kalan bazı görüşler de vardır. Aslında insanmerkezli görüş, dini metinlerle beslenmesine rağmen tamamen dine mal edilemez. Modern ilerlemeci seküler paradigma da aynı eğilimi gösterir. Ateist bir işadamı yatırım yaparken "dur çevreyi, hayvanı koruyayım burası olmaz" demez, seküler bir bilim insanı "kobay fare kullanmayayım" demez. Bununla birlikte hayvan katliamına karşı çıkan kedi manyağı ve son derece dindar bir arkadaşım var mesela. Gerçi o aradadır, hayvanla insanın eşitliğine inandığını sanmıyorum. Bana gelirsek ikinci gruptayım, biraz sentientizm, biraz biyosentirizm içermekle beraber bolca ekosentirism barındırıyor fikirlerim. Bana göre insan, ekosistemin hakimi değil sadece bir parçasıdır. Hayvanların zihni "şimdi ve burada" ilkesine göre çalışır; uzun vadeli, küresel ve soyut senaryolar üzerinde düşünme yetileri yoktur. Bu nedenle ekosistemin devamlılığı konusunda sorumluluk insana aittir. Hepsi bir kenara "Kediler aslında konuşabiliyor ama vergi vermemek için konuşmuyor" teorisinin doğruluğuna inanıyorum.
Hani "Türkiye'de kimsenin yaşam tarzına müdahale edilmiyor"du? En basitinden kedisine/köpeğine oğlum/kızım dahi diyemiyor insanlar. Nasıl gözdağı verdilerse "ben olsam arkadaşım derdim, konuşabildiği zaman kendi seçsin cinsiyetini" esprisini yaparken bile yutkunuyor insan. İzahı olmayanın mizahı olur düsturundan harekdyle, sırf sokaktaki köpeklerin yaşam hakkını savunuyorlar diye "itsever" yaftası yapıştırılan bu insanlar, insan merkezli kesimi alaya aldı haliyle. Kendileri gibi olmayanlara düşmanlıkları bir yan iyiye ve güzel olan her şeye düşmanlar.
Evet istatistiklere göre sokak hayvanları nedeniyle pek çok yaralanma vakası oluyor. Bir de ahlak ve vicdanen en gelişmiş canlıya, yani insanların hayvanlara verdiği zarara bakalım. Sürücülerin çarpıp kaçması sonucu yılda en az 21 bin hayvanda ağır yaralanma veya ölümcül hasar oluştuğu belirtilmektedir. Tecavüz ve diğer işkence biçimlerini saymıyorum. Binlerce yıl önce fare ve haşere tutsun, kapıyı beklesin falan filan faydaları yüzünden evcilleştirip doğada kalma becerilerini yok ettiğimiz bu hayvanlar artık bize muhtaç! Öyle ya da böyle onlardan sorumluyuz. Kaldı ki avlanabilecekleri doğal alanları da insan nüfusunu sürekli artırarak yok ettik. Aç bırakırsak, üremelerini kontrol etmeyip büyük gruplar oluşturmalarına sebep olursak tabi ki saldırırlar.
Ayrıca en son açıklanan TÜİK verilerine göre, 2025 yılı boyunca Türkiye'de kara yolu trafik kazaları sonucunda toplam 596'sı çocuk olmak üzere 6 bin 35 kişi hayatını kaybetmiştir. Köpek saldırılarından kat kat fazla.
Kim çıkıp da trafik sorununu bu kadar ve yanlış şekilde mesele yapıyor?
Sakın kaza demeyin! Almanya, Norveç, Japonya gibi ülkelerin kaza istatistikleri var elimde ve kullanmak için bir saniye bile düşünmem ona göre! Kaza değil, magandalık, alkollü araç kullanma, denetimsizlik. Şimdi kimse kalkıp da ceza ehliyeti olan bu kişileri "katledelim" demiyor. En fazla üremesinler deniyor. Makul şekilde, denetim artsın falan deniyor. Hah işte hayvanseverlerin de yıllarca mücadele ettiği konu buydu: Evcil hayvan satışını durduralım (sorunun temel kaynağı biraz da buydu, özellikle doberman, buldog gibi tehlikeli türler güç gösterisi amaçlı insan eliyle çoğaltılıyordu) ve sokak hayvanlarını kısırlaştıralım. Hayvan satışı yasaklandı şükür, kısırlaştırma pahalı olduğu için aşılayıp saldılar sokağa, yıllar içinde katlanarak arttı sokak köpeği sayısı. En sonunda toplayıp katlettiler. Her gün fonladığım kuçuları göremiyorum artık sokakta. Hiçbir şey yapmadık! Ne için ses çıkardık ki zaten? Sustukları yetmiyormuş gibi, ses çıkaranlara hakaret ettiler. Kimse kusura bakmasın ama hepimizin elinde kan var.
Ege Üniversitesi yürüyüş yaptı dün. Bir sonuç alacaklarını düşünmüyorum açıkçası.
Durakta otobüs beklerken yanımıza gelen sokak köpeğinden korktuğu için arkama saklanan 20'li yaşlardaki genç adam aklıma gelince gülüyorum. Korktuğu için değil tabi ki insanlık hali... Cins köpekmiş de saldıracak gibi duruyormuş da yoksa korkmazmış da falan filan açıklamasına güldüm. Hayvanlar bizim oyuncağımız değil. Sınırı aşarsak saldırabilirler yani. Mesafeyi korumak iyidir. Bir kedi gelip kendini sevdirmiyorsa zorla sevemezsiniz. Yıllardır mama veririm sokak hayvanlarına fakat ille de dibine girip mıç mıç seveyim olayına girmem. İnsanlarla da öyleyim aslında.
Bazen açık arayan saftrikler soruyor, "eve giren böceĝi neyim öldürmüyor musun sanki" diye, hatta bazıları haddini aşıp "pis" diyerek bana çemkiriyorlar. Kimse pisliğimizi ve de piçliğimizi sorgulamasın! -_-
Gel onu da anlatayım.
Rutubet böceklerimle saygı çerçevesinde geçinip gidiyoruz. Varlıkları "ev çok nemli" mesajının vücut bulmuş halidir. Bir Kuala Lumpur değiliz belki ama Doğu Marmara burası, boru mu? Yazın kuraklık olduğunda aç susuz kalan karıncalar binaya doğru protesto yürüyüşü düzenliyorlar. Tamam, barışçıl yürüyüşler protestolar ok, sonuçta yaşam alanlarını gasp edip konforlu binalar kurduk, onları aç, sefil ve geleceksiz bıraktık ama yiyecek dolaplarımı basıp yağmalamak nedir? Vandallar! Onları dağıtacak muhalefet partisi de yok mecburen masaya oturup anlaşmak zorunda kalıyorum. Balkona meyve, şeker neyim bırakıyorum. Demokrasi bilinci bunu gerektirir. Eşek arıları bildiğin mafya, yemek kokusu aldılar mı mutfakta bitiyorlar. Ne istiyorlarsa alıp gitsinler diye onlar çıkana kadar başka odaya geçiyorum. Örümcekler tam manasıyla şirket. Bir ara inat yapar gibi biri gelip yataĝımın olduğu tavana kurdu tezgahı. Yahu ben o tavana bakıp saatlerce düşünüyorum, saygısızlık resmen! Karıncalardaki sınıf bilinci de yok, varsa yoksa hile hurdayla ağına düşürsün masumları. Masum dediğime bakmayın onlar da tüm haşeratın intikamını insanlıktan almaya ant içmiş köktenkinci teröristler. Hayır 2 gr kan yani, vereyim gitsin diyorsun, yarım saat tepemde tekbir getiriyor. Bir de steril mi değil mi ben nerden bileyim, kronik hastayım zaten. Kendini bana öldürtmeyi başaran tek hayvandır sinek. O da kasıtlı değil, cinnet anında.

Fotoyu eklemeyi unutmuşum. Sokak pisisinden mesac var:"pis diilim ben"
Bu fikre katılmamak elde değil.
Gerçi parktaki bütün masaları dolaşıp masaların altında rızkını beklerken bizim masanın ortasına kurulması da ne bileyim... "Oturma yeri var, oturalım diye yapmışlar" şeklinde laf soktum, pek tiklemedi. "Cahille soppeti kestim" demek istedi herhalde.
Peptisitler hepimiz için tehlikeli zaten. Karşıyım ama bu sistemde yoksul kitlelerin gıda sorununu çözmenin başka yolu var mı hiç bilmiyorum. İnsanların aç kalması pahasına böcekler yaşasın mı diyeyim ne yapayım?
Çok istesem de sağlık nedenli vegan olamıyorum bununla birlikte et yemeyi çok seven ve bunu gurur nişanesi olarak paylaşan biri değilim. Hayvanlar gıda sektöründe kullanılsalar dahi onların sağlıklı koşullarda yaşamaları gerektiğini düşünüyorum. Hayvanın doğasına aykırı kafes, aşırı besleme gibi uygulamalara karşıyım. En çok da gıda israfına karşıyım. Bir hayvanı yemek için öldürüyorsanız son zerresine kadar değerlendirmek zorundasınız, çöpe atmaya hakkınız yok! Ayrıca veganlara hayranım. Bazen kendi sağlıklarını riske atarak vegan oluyorlar, özellikle maddi durumu olmayanlar. Vegan takviyeler vs çok pahalı biliyorsunuz. Vegan beslenme daha sağlıklı diyenler var ama bu her koşulda herkes için geçerli değil. Tıpla vs gerekçelendirmek çok mantıklı gelmiyor bana. Bu etik bir seçim ve gerçekten saygı duyuyorum. Yapay et vs için komplo teorileri yazıyorlar ama gıda krizi çözülmezse böcek yiyeceğiz, netekim yoksul ülkelerde yiyorlar. Hayır ne bulsalar yiyorlar deĝil, bizim yediklerimizi bulamadıkları için bulduklarını yiyorlar. Bu baĝlamda Ekosentrizmi bir düşünelim derim.
Friends'in efsanevi şarkısı
Phoebe Buffay-Smelly Cat
https:" target="_blank">" target="_blank">https://www.youtube.com/watch?v=31wINUuKe8M?si=LlhQ-rmryCdek1rf


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir