gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

ŞEYTAN MARKA GİYER

20 Ekim 2026, 12.41
A- A+

— Ohaaaaaaaa! O ne!
— Ne ne, kocişim? (Kociş??? Vıcık vıcık, ne o öyle?)
— 150 bin yazıyor, değil mi? Ben yanlış okumuyorum.
— 149 bin 999 yazıyor.
— ...
— Ne oldu ki, kociş? Pahalı mı?
— 150 bine telefon mu olur? Kızım, sen manyak mısın?
— Ama…
— Ne aması, yavrum? Bunun üstüne biraz daha eklesem araba alırım.
— Ne arabası?
— Şahin.
— Hani araba alacaktın?
— E, Şahin işte.
— O kuş ya, aşkım! Hohihahoho! (Laynnnn! Hiç böyle gülme, böyle espri mi olur?)
— ...
— Bir kuş, karına alacağın telefondan değerli mi?
— Ne kuşu, ne telefonu, kızım! Bu, baktığımız bambaşka bir şey.
— Ney?
— Telefon değil yani, başka bir şey.
— Ney işte?
— Uzay mekiğidir herhâlde, bir tanem. Bu fiyata anca o olur. Kasayı da titanyumdan yaptılarsa…
— Aa! Yanında kasa da mı verecekler? Hohihahoho! (Bak yine…)
— Ne kasası?
— Çelik kasa zannımca.
— Yok, titanyumsa şayet…

Satıcı yanlarına doğru yanaştı. Mabadı hafiften Newton'a karşı gelmiş, insanlara Shaquille O'Neal misali 216 cm üstten bakan bir tipti. Telefonları inceleyen karı kocayı yüzden aşağı süzdü. Üstten değil, yüzden. Öğrenin bir! Kıyafetlerine, elbiselerine, kadının çantasına, ayakkabılarına baktıktan sonra karşısındakilerde o telefonu alacak mabat (kredi kartı, eksi hesap, fonda para vs.) olduğuna karar getirdi ve konuşmaya başladı.
— Efendim, hoş geldiniz.
— Hoş bulduk demek isterdim ama çok hoş değil.
— Ahaha! Fiyatı diyorsunuz. Hep bu şakayı yaparlar.
— ...
— Şeytan marka giyer, efendim.
— Nasıl yani?
— Ahaha! (Gülüşler hep sıkıntılı bu arada.) Bu da bir satıcı şakası.
— ...
Satıcı, Adem'den beklediği 380, hatta 220 volt elektriği bile alamayınca hızla eşine döndü.
— Hanfendi, nasılsınız?
— Ay, iyiyim ayol, teşekkürler! Hohihahoho! (Yok, bir şey demeyeceğim…)


Adem, satıcının hareketlerine aşırı gıcık olmuştu. Asıl gıcık olduğu telefonun fiyatıydı aslında ama satıcı, dondurmanın üstündeki çikilota (daha hoş bir tınısı var) sosuydu. Aslında herhangi bir vasfı yoktu ama bedava olduğu için özellikle isteniyordu. (Dondurmanıza özel sosumuzdan ister misiniz? Bedava bir ürün, neden olmasın?)
Bir de değişik değişik şeytanmış, markaymış, bir şeymiş demeler…
Adem, Çorum'un şirin ilçesi Sungurlu'nun Asayiş köyündeki bütün küçük erkek çocukları gibi yaz aylarında Karahacı Camii'nde Kur'an kursuna gitmiş, kurstan kaçıp Budaközü Çayı'nda yüzmeyi öğrenmiş olsa da ezberi ve imanı kuvvetli bir adamdı. Cenab-ı Rabb'ime sığınıp satıcıya bakmak suretiyle derinden bir “Ya sabır, ya Allah!” çekti.
Tam o anda satıcının dengesi bir bozulur gibi oldu. Tansiyonu düşmüş gibi azıcık sendeledi. Sonra Adem'e dönüp hafifçe gülümsedi. Sinir bozucu, hatta korkutucu bir gülümseme…
Tekrar kadına dönüp konuşmaya devam etti.
— Buyurun efendim. Yakından bakın. iPhone 666 Pro Max Diablo-Titanium.
Adem araya girmeye çalıştı.
— Dedim ben, titanyum dedim…
Satıcı, Adem orada yokmuşçasına konuşmaya devam etti.
— Sizin gibi kaliteli bir hanımefendi için tasarlanmış.
— Ay evet! Adem yaaaa! Herkesin var, kociş!
Adem sinirle eşine baktı.
— Kimin var, yavrum? Kimin var, kurban olduğum? Ahatlı Mahallesi'nde kimin var? Kepez'de oturuyoruz biz, Lara'da değil.
— Kırıcı oluyorsun, Adem!
Satıcı yine araya girdi.
— Apple kalitedir. Sizin gibi hanımefendiye…


Adem sinirden kıpkırmızı olmuştu. Tam satıcıya bağırmayı düşünürken telefon çaldı. Eski telefonun ekranında kocaman ANACIM yazısı belirince Adem sakinleşti. Burnuna buram buram köy kokusu, köyde pişen yanıç kokusu, en çok da anne kokusu geldi.
Telefonu açtı, konuşmaya başladı.
— He, anacım. Tamam. Tamam, anam. Sen nasıl dersen. Tamam, anam benim. Öperim ellerinden.
Telefonu kapatınca gözleri parladı. Aradığı fırsat önüne gelmişti. Eşine döndü.
— Yürü, yavrum, gidiyoruz.
— Aaaa! Ne oldu, Adem?
(İsimle hitap, evliliklerde kızgınlığın Everest'idir. Birden fazla tekrarlanıyorsa sıkıntı büyüktür.)
Adem, yarı mutluluk yarı sinirle eşine baktı.
— Yürü, Havva! Yürü! Anam akşama hingal yapmış. Uğraşamam şimdi Apple'mış, Diablo'ymuş!


Havva yüzünü asıp mağazanın çıkış kapısına doğru yürürken Adem dayanamayıp satıcıyla konuşmaya başladı.
— Bir telefon 150 bin olur mu ya? Saçma değil mi?
Satıcı, telefonu satamayacağını anladığı için rahatça konuşmaya başladı.
— 150 bine telefonu almıyorsun, hocam.
— Ne alıyorum peki?
— Sözde statü alıyorsun.
— İyi de ben istemiyorum statü falan
— Belki sen istemiyorsun ama o istiyordur. Belki de konu statü falan değil; sen “olmaz” dediğin için o istiyordur.
— Kadın olduğu için mi?
Satıcı yine aynı korkutucu şekliyle gülümsedi.
— Hayır, insan olduğu için...


Adem tam kapıya doğru yönelecekken geri dönüp satıcıya sordu.
— Ya, birde bir şey soracağım. Üstündeki tişörtü nereden aldın, birader? güzelmiş
— Vakko.
— Vakko mu?
satıcı yine pis pis gülümsedi
— Şeytan marka giyer, kardeşim...


Adem kapıdan çıkarken huysuzca söylenip duruyordu. Vay efendim ısırılmış elma logolu bir telefon statü verecekmiş de vay efendim, Vakko'ymuş da 666 hertz'miş…
İlk başta kaliteli bir şey olsa elma tam olurdu. Dişlemişler elmayı, heriiii!




Bu savaşı şimdilik insanoğlu kazanmıştı. Hingalin gücü galip gelmişti…

Hingal dedim de böyle önce yoğurdu sonra tereyağını da kırmızı toz biberlen cosssss edecen üstüne , pivvvvvvvvvvv! 
acıktım mı ne heri:)


" target="_blank">" target="_blank">https://www.youtube.com/watch?v=__vyxAVcz_s


en dip not: kevser ırmağının kıyığında kanat çırpıp uçuşamamızın sebebi elma değil insan olmamızdan ötürüdür belkide:)

YORUMLAR

21 Ekim 2026, 15.36
Havva'yı bulun Havva'ya 150 bin lira verin bu herifi boşasın! 
Satış danışmanını bulun işinden istifa etsin, Nişantaşın'daki Louis Vuitton mağazasında işe başlasın. Son teknoloji telefonlar lüks değil ihtiyaçtır. Ve her şey gibi yarın daha pahalı olacak. 
Adem'i bulun, kariyerine kadrolu röportaj dayısı olarak devam etsin. Bekletileri düşüren yaklaşımından ötürü kendisine "yılın vatandaşı" plaketi verilsin.
Adem'in annesini bulun saygılarımı iletin, o dumplingden hallice mantıdan yapsın, bana da bir tabak yollasın.
21 Ekim 2026, 19.42
Peki kimi evinden alıp yatılı okula verecez Fırat abla? pardon sayın bilge
Zaten bir yorumunuzda da toplumsal mesaj eğitime özendirme falan hiç olmasın -_- 

Sizi yakalamışken hemen bir soru ; Yazının altına üstüne sağına soluna nasıl ekliyoruz sayın bilge? Sitenin site tanıdığı bir ayrıcalık mı? Telefonunuz dişlenmiş elma logolu telefonda onun bir özelliğimi? 

Birde , bende savcıya ( ki aslında hakim) sesimi yükseltip evde hanıma da hafif ters baksam üzerine bisiklet sürsem yurt dışı sitelerde de yoğurt  türklerin  değil diye propaganda yapsam FIRAT  kadar olamasam da ponçik bir sanatçı ve de tatlı su solcusu olur muyum? Müthişşşş :) edebi eserlerim Nobel ödülünü göz çırpar mı:p

Kafam da hep deli sorular sayın bilge...
21 Ekim 2026, 21.12
Resim fotoğraf nasıl ekliyoruz olacaktı ilk soru. 
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın