gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

MEKTUP

21 Haziran 2012, 11.59
A- A+
 

Mektubun içinden çıkan bir tutam saçı kokladı, beyaz sabunun kokusu geldi burnuna. Hafiften bir rutubet kokusu da vardı sanki. Tek bir teli kaybetmemek için, beyaz bir kağıda zımbaladı bir tutam saçı. Beyaz kağıt üstünde, daha da bir siyahlaştı tel tel hazinesi. Parmak uçları ile dokundu, okşadı tutamı, sanki kafasını okşar gibiydi. Yumuşak mıydı, sert miydi çözemedi. Sadece okşadı. Kenara, gözünün önüne koydu ve devam etti. Mektup, sol üst köşeden birbirine zımba ile tutturulmuş 4 sayfadan oluşuyordu. Sayfalar, sarı saman kağıdından yapılmış normal boyutun üstünde bir büyüklükte zarfa sığdırılmak üzere ikiye katlanmışlardı. Katı açtı, nefesini tuttu. Hızla göz gezdirdi. Çaprazdan kısa sürede okumasını öğrenmişti. Kendini aradı, adını aradı. Heyecandan, yüzü kıpkırmızı olmuştu. Diğer sayfaya, çoktan geçmişti, ondan sonra diğer sayfaya, ve yine diğer sayfaya. Ve bitmişti. Son sayfadaki yazılanlara inanamamış, defalarca okumuştu.

Şimdi zaman, her bir kelimeyi hafızasına kaydetmek üzere okumaktaydı. Kaç kere okumuştu, kendi de bilmiyordu.

-'Bir tekerleme miydi yaşam? Birbirini tekrarlayan gün benzeşmeleri miydi? Samanlıkta iğne aramak gibi beyhude ve kısırdı belki, satır aralarında mana aramak.

Ve Sen;

Ezber bozan bir zaman kırılması. Eski bir dostu bekler gibi aşina olduğum, tanımı kendinden kalabalık sağanak halindeki his yağmuruna, şemsiyesiz ve gönüllü yakalanış. Bu kadar candan hissedilebilir miydi duygular! diye düşünerek, kendime ne kadar da yabancı olduğumun bir nevi itirafıyla önce bir ürperiş. Yoğun bir tutsaklık duygusu,sonrasında. Uykudan uyanış ve uykuya dalışlarım, senin sesinle renklenip anlamını bulmaya başladı. Ama arada geçen süreyi korkular doldurmaya başladı ardından. Ah! o korkular. Çoğunca, hatırlamadığım rüyalara davet ettin, kelimesiz-cümlesiz. Kalbime gizli kainatlar sığınıp-sığmaya başladı. Adlandıramadığım lezzetlerle tanıştırdığın zamanlar sıralanmaya başladı biteviye. Kendimde olmayan nasbi duyguların resmi geçidini izlettin bana, tüm çocuksuluğunla...'

Artık okuyamıyordu kadın. Gözlerini kapadı usulca. İşte satır aralarında bulmuştu kendini. Ne kadar sıra dışıydı cümleler. İnce ince işlenmiş, bir masal içinde konmuşlardı sanki...

Ne uzun zaman olmuştu, adına mektup gelmeyeli. Belki de böylesi bir mektubu hiç almamıştı. Hatırlamaya çalıştı, yok bulamadı anılarında.

Yanaklarından 3 damla yaş süzülürken, farkında bile değildi, özlemlerinin, avuçlarında olduğunu...

-'Gecelerim sensin, gündüzlerim sen!

Yıldızlarım sensin, güneşlerim sen.

Diye yazardım seni anlatacak şiiri herhalde. Bilinmezliği çoğaltan, ‘bu böyle devam etmeyecek’, ‘bir gün hızımızı kaybedeceğiz’ diye sıraladığın cümleler, içime bir köz gibi yapışsa da, sarhoş edici hüznün içimi çoğaltıyor. Fakat, ama, lakin kapıldım bir kere sana. Nasıl hapsettin beni kendine bilsen; korkardın...'

Kadın şaşırmıştı. Kımıldasa, bu sevdayı yitireceğini düşünüyor, öylesine bakıyordu, bir tutam siyah saça, yanı başına sımsıkı aldığı...

Düşünemiyordu, soramıyordu kendine bile. Sadece, koca bir masalın içine girivermiş, masalın kahramanlarından biri olmuştu. Evet, 'o'na idi tüm bu yazılanlar, yoksa değil miydi? Bir romanın üç beş sayfasından birinde miydi?

-'İnsan kendini yalnızca insanda tanır.’ Bu sözün ışığında bana neler kattığını bir bilebilsen.

Hüzün diz boyu idi. Usulca okşadı sevdasını. Katladı masalını ve koydu her bir izi tekrar kutusuna. Ve kapağı kapadı...

Bu masaldan ne zaman çıkarılmıştı onu bile hatırlayamadı...

YORUMLAR

21 Haziran 2012, 12.25
Mektup , aşkın gizli tarifini vermiş gibi bizlere . Adresi olan , gönderenin ve alıcısı olan ... Sanki rüya gibi bir şeymiş de masal olmuş gibi hani ... Harika bir anlatım olduğundan mıdır nedir , ben çok etkilendim Kupabeys , paylaşım için teşekkürler smile Resmi 
21 Haziran 2012, 13.52
Aşk mektubu hiç almadım:((çünkü günümüzde hızlı iletişim araçları var ve hızlı tüketiliyor aşklarda diğer tüketilenler gibi:((ama almak isterdim.sanıyorum yıllar sonra bile o mektubu okuyor olurdum:))ve mektuplu aşklar bitmezdi tükenmezdi sanırım.çünkü sözler unutulur ama yazılanlar asla unutulmaz..belkide eski aşkların uzun ve tüketilemez oluşu bu mektuplardaki koku değilmidir..çok güzel bir yazım olmuş.emeğinize,elinize sağlık kupabeys.
21 Haziran 2012, 16.17

Böylesi aşklar kaldı mı ?

Keyifle okunan bir yazı olmuş. Elinize, gönlünüze sağlık...

21 Haziran 2012, 17.54
Özlemişim, devdiğim o romantik kalemini.
Güzeldi okumak yine.
Sevgiler
21 Haziran 2012, 18.04
Ne diyebilirim.....Mükemmel................
22 Haziran 2012, 16.36

Sevgili Kupa ,

Bir gün uzak kaldım gamyundan , blog portala baktığımda çok güzel paylaşımlar olduğunu gördüm, üzüldüm de sıcak sıcak , taze taze okumayı kaçırdığıma..

Yazdığını gördüğümde çok sevindim, epeydir bekliyorduk kelimden dökülecekleri .. Çok güzel bir paylaşım olmuş  kalemine  sağlık , duygusal ve nostalji kokan.

Sevgiliye yazılmış bir aşk mektubu , mektupların kişiye en özeli. Duygulu , inceden dantel gibi işlemişsin sözcükleri  , yüreğine sağlık.

Sağanak halindeki his yağmuruna,

Şemsiyesiz ve gönüllü yakalanış.

Usulca okşadı sevdasını. Katladı masalını ve koydu her bir izi tekrar kutusuna.

Seni ve kalemini seviyorum.

                                                                                                             sevgiyle kal 

 

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın