gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Bitli Pazar ...

21 Haziran 2013, 16.09
A- A+
 

    Sallanan masanın boşlukta kalan bacağına destek yapacak birşey aradı gözleri..Kitapların olduğu kartonun kenarından kopartmaya kıyamadı da biraz ötede boş boş duran taşı alıp sıkıştırdı aksayan bacağın altına, yokladı, evet iyi duruyor du...Tek tek sıraladı serdiği örtünün üzerine, kırışıklığı için içinden ettiği küfürlere gülümsemeye başlamıştı..En kıymetli olanlarını daha yükseklere koymayı planladı..Kitapları kullandı onları yükseltmek için..Sabahın 6.00 sında burda ne arıyorum diye düşündü..Tam iç sesinin ettiği küfürlere hayret ederken biraz ötede başka bir masa kurma telaşını farketti, demekki bir o değildi gazetenin ilanını gören, bu saatte işe koyulan..Düzensizliğe yaşantısının hiçbir kesiminde tahammülü yoktu..Biraz uzaklaşıp seyretti eserini, bir kaç ayrıntı gözüne takıldı..İşte hepsi gözünün önündeydi artık..Termosun kapağını açar açmaz gözlerini kapattıran derin bir nefes aldırtan o mükemmel kahve kokusu..Sıcaklığını hissetti, bardağı kavradığında avuçları..Seyre daldı geçmişini...


         ° Teyze, bu pipo ne kadar ?


   Evde içme şunu demekten bıkmıştı, çalışma odasında içmesine ses çıkartmamayı öğrenmişti de, ''yemeğin üzerine iyi gidiyor bayan'' deyipte salonun ortasında yakmıyormuydu...


         ° A aa ! Nasıl karışmış bunların içine..O satılık değil ..Deyip aldı genç delikanlının elinden pipoyu usulca okşadı ve çantasının içine atıverdi..


    Kurulan masaların aralarında dolaşan, sergileyenin gözden çıkartıp, atmaya kıyamadığı eskilerinin başka bir göze girme çabasındaki eşyalara tek tek bakıp inceleyen insanlar çoğalmıştı..Masasının başına gelip geçmişini, anılarını inceleyen, hatta belkide yüzlerce başka anıya dokunan parmak uçlarıyla şimdi kimse ile paylaşmak istemediği, sadece onların varlığı ile nefes almaya çalıştığı anılarına dokunuyorlardı ya ..Nefesi kesiliyordu sanki..Görmezden gelip arkasını dönüyordu..Ya biri çalarsa diye endişe ile hemen geri dönüyordu..Sorulan fıyatlara ''yenisi daha ucuz bu kadın delirmiş olmalı'' dedirtecek fiyatlar söyleyip, masa başındaki akbaba gibi gördüğü insanları uzaklaştırıyordu..


     Akşam olmak üzereydi..Yan masa sahipleri şaşkın bakışlar içinde masasının etrafını sarmıştı..


      ° Bu kadar güzel, kaliteli, neredeyse kullanılmamış gibi nadide eşyaları nasıl satamadınız ??


      ° Benim anılarım bukadar ucuz değil..Hele 32 yıl beraber nefes aldığım...


    Sustu..Yavaşça başladı toplamaya tek tek..Aynı yaşlardaki bir adam elini omuzuna koydu..''Bilirim bu acıyı''..Dedi ve oda usulca ayrıldı yanından..Kırılmasınlar, üzülmesinler diye okşadı tek tek kağıtlara sardı sarmaladı, yerleştirdi usul usul kutuların içine anılarını..


    Böyle vasiyetmi olurmuş ..Ciddiye almadığı, duymazdan geldiği, örtbas etmeye çalıştığı onun deyimi ile bu masum ve küçük istek ..Neden... Neden rüyalarına giripte ''Kurtul o anılardan yaşadığın kadar yaşamayacaksın..Hayatın başka renklerini gör..Beni daha çok mutlu edersin o zaman ..'' demişti..? İyi işte elden çıkartmak için tezgah kurdum ..Kimse almadı ..Hepsi yine bana kaldı....

YORUMLAR

21 Haziran 2013, 17.00

Bazı şeylerin hatırasını  görmesek te unutamayız, yürekten silmediğimiz sürece. Kimi zaman acıtsa da anılarımız; tıpkı parmak izleri gibidirler, dokunduğumuz hayatlardan silinmeyen..

Kalemine sağlık arkadaşım

21 Haziran 2013, 18.28

''yazmak adına Türkçeyi katlediyoruz'' . Tıpkı Berrak_Yaşamın yaptığı gibi.

Ciddiye almadığı, duymazdan geldiği, ört pas etmeye çalıştığı onun değimi ile bu masum ve küçük istek ..

ÖRT PAS değil:)))))) ÖRTBAS

onun değimi ile değil:))))) onun deyimiyle

21 Haziran 2013, 19.11

      Anlattığın şeyi çok sevdim Berrak. Bu tür yazarken zordur anlam bütünlüğüne bozmamak, cümlenin başını sonunu iyi ayarlamak, neyi nerde vereceksin onu belirlemek  falan. Tezgahta olanı tariflediğin ilk paragrafta, ne olduğunu anlamıyoruz satılanın...orda biraz sıkıntı var sanki. Son paragraf da daha çarpıcı olabilirdi. Ama bu tür yazılar zor dediğim gibi. Ancak yaza yaza daha iyiyi bulabiliyorsun. Ve gördüğüm giderek iyi yazıyorsun sen...duygun sağlam senin :) Güzel Berrakcım.. beğendim ben. 
21 Haziran 2013, 19.53
Olacak o kadar suslu geveze.
Ya yazacaksınız ya da dil bilgisi kurallarına ve noktalama işaretlerine takılı kalacaksınız.İkisi bir arada yürümüyor hele de bir amatör için bu çok zor.Aman cümle devrik mi oldu aman o mu oldu bu mu oldu diye düşünürseniz yazamazsınız.Hiçbirşey yazamazsınız.
300 sayfalık Türkçe kitabını su gibi içmiş ama sonra hepsini kendi isteğimle unutmuş biriyim.Dediğim gibi ikisi bir arada yürümüyor.Yazıyı bitirdikten sonra düzeltmeleri yaparsınız tamam da bir yazınıza düzeltme yapmak istiyorsanız bunu sıcağı sıcağına yapmamalısınız.O yazıyı unutana kadar beklemelisiniz tekrar okuduğunuzda ancak o zaman farkına varırsınız gerçekten ne yapmanız gerektiğinin.Sıcağı sıcağına yazıya eklemeler ve çıkarmalar yaparsanız hop bir bakarsınız  ki ilk yazdığınızdan çok daha farklı bir şey çıkmış ortaya.Ya kurgu bozulmuştur ya anlatmak istediğin şeyden uzaklaşmışsındır falan filan.
Ya aslında tam olarak anlatamadım ama insan yazısını noktalama işaretleri kontrolü için bile düzeltmeye kalkıştığında bunu sıcağı sıcağına yapmamalı.Hele de öykü roman şiir deneme falan yazıyorsa.
Ben beğendim yazıyı.Katledilen Türkçenin de katledilme sebebini Berrak'ın yurt dışında yaşamasına bağlıyorum.
21 Haziran 2013, 20.52
Dilbilgisi konusunu ben kaç kere dile getirdim ama fırçayı yine de yiyen ben oldum.Yok lehçeymiş,yok şiveymiş derken dilbilgisinin ne olduğundan bihaber kişiler eleştirdi. 
''Herkez yazarak eylenmeye  geldik didiler, ben de artık uğraşmicam dedim'' 
21 Haziran 2013, 21.07
Suslu_geveze Sizden değil, Türkçemizden özür diliyor hemen düzeltiyorum..23 yıldır yurt dışında yaşadığıma ve dikkatsizliğime verin demekten başka bahanem yok..Ya siz, bunca blog içinde ne bir yazınız ne bir yorumunuz yokken sadece bu hatalar  için böylesine çirkin, böylesine ........( Muhteşem Türkçenizde bu boşluğu doldurabilme yeteneğiniz ve kelimeniz mutlaka vardır ! ) bir yorum yapma bahaneniz nedir ?

Yinede teşekkürler.....
22 Haziran 2013, 01.11

   
      İmla düzelebilir bi şeydir, çalışırsınız düzeltirsiniz. Asıl davranış biçimlerimizde problem var, onu düzeltmek gerek gevezelik etmeden önce. Üstelik eleştirdiğimiz şeyi kendimiz de yapıyorsak, tam da süslü bi gevezelik olur sanıyorum bu. Ben de bi çeşitleme yapmak istiyorum izninizle :)

     Türkçeyi katlediyoruz yorum yapayım derken, tıpkı Suslu_geveze'nin yaptığı gibi... Efendim neler yapıyoruz neler; bir defa bilmiyoruz "ne tırnak içine alınır ne alınmaz" sonra bilmiyoruz "cümlelere büyük harfle başlamamız gerektiğini" bilmiyoruz " özel isimleri yukardan virgülle ayırma kuralını". Velhasıl bilmiyoruz... konuşuyoruz anca, laf ola beri gele !
22 Haziran 2013, 01.15

Suslu_geveze' nin  yapmış olduğu yorumun hangi yönü ''çirkin'' ve ''....'' olarak görüldü?

Sadece bu hatalar dediğiniz okuyucuya olan saygınızı gösterir ve dilbilgisini kötü kullanmanın bahanesi yurtdışında yaşamış olmak gösterilemez.Yazıyı yayımlamadan önce dilbilgisi iyi olan arkadaşlarınıza okutabilir ve bu özveriyi gösterebilirsiniz.Ancak mesele okuyucuya özverili yazı ulaştırmak değil sırf beğeni toplamak adına 1-2 süslü kelam etmek diyorsanız kendi adıma söyleyecek sözüm olmaz.

Ayrıca bir insanın eleştiri yapabilmesi için illaki düzinelerce yazı,blog veya herhangibir karalama yapmasıda şart değildir.Nasıl bir kişinin giydiği kıyafetin bulunduğu ortama yakışmadığından bahsedebilmek için modacı olma gereği yoksa yazınızı dilbilgisi açısından eleştirmek için de yazar olma şartı yoktur.Hepimiz hata yaparız, hatalar bize iletildiğinde çirkinleşmenin alemi yoktur.

Yormunuzdaki ''....'' bölümü çok yakışıksız ve hatta haddinizi aşan bir hal almıştır.

22 Haziran 2013, 01.38
Bloggerin yorumunu hiç beğenemedim. Çirkin dediğiniz yorumda sizin kurduğunuz cümle yazıyor altını çizerim.
 Övgü gelince üstün körü 2 kelam yazıp geçiştiriyorsunuz. Eleştiri gelince neden uzun uzun aklanma ve saldırı isteği duyuluyor anlayamıyorum. 
Ayrıca 23 yıldır yurt dışındasınız ama kendinizi savunmaya ve saldırıya geldiği zaman gayet güzel Türkçe kullanıyorsunuz.
 Keşke hatanızı düzeltmeden insanların sizi olduğunuz gibi kabullenmesini bekleseydiniz. Bilmemek ayıp değildir ki.

22 Haziran 2013, 06.07

  Güzel, güzel..Benim yaptığım 3.5 hatanın belkide uzun zamandan beri içlerimizde  kalmış, birikmiş,ertelenmiş, törpülenmiş, ukdelerimizin bir çıkışı, bir patlaması olacak bu yorumlar..Ama isterdimki öncelik yazının içeriği olsaydı..Olsun ben eleştirinin, akıl vermenin, yol göstermenin ve bunlarla paralel tüm yorumların her kişiye extalar katacağına inananlardanım..Ve yine olsun, günah keçisi olmak bile bu anlamda bana onur verir..

   Isterseniz biraz blog nasıl olmalı diye düşünelim..Hatta ileri adım olarak google den yardım alalım..Ben biraz araştırdım, ve emin olun bunu blog yazmaya başlamadan önce yapmış ve yazdıklarımıda buna uygun halde enterlemiştim..Yazı yazmak zor iş..Kendini kasmadan, içinden geldiğince..Başkalarının kelimeleri, paragrafları ile değil..Tamamen kendi hazineniz ise bu yazı bin kat daha zormuş..Öğrendik..Bir yazıyı, bir şiiri,bir şarkıyı, bir fikri, bir elbiseyi ya da herhangi bir objeyi her okuyan, duyan, gören aynı hislermi taşır ?

  Burası normal bir Blog değil !! Burası bizlerin duygularını, anılarını, kızgınlıklarını, saçmalıklarını, bilgilerini, öğrenmek istediklerini, ama en önemliside kendimizi geliştirebileceğimiz bir paylaşım portalı..Hatta ınfomuzda yazdığı gibi '' Kullanıcının Günlüğü ''..Bilmişlik yapmak istemiyorum..Ki bir bilgimde yok..Bunu bir çok yazıda anlatmaya çalıştım..Ben edebiyatın '' E '' sini bile bilmem..Lakin öğrenebilirim yaşım 42 olsada..Çoğunuz gibi Universite de bitirmedim..Hatta lise bile terk edildi bu nalet inatlarım yüzünden..Kişiselleştirmek istemiyorum ama, bir çok blog yazanın benim gibi olduğunuda çok iyi biliyorum..Yani bizler yazı yazamayacakmıyız ? Yazınca katletmişmi olacağız caanım Türkçemizi ? Bilirsiniz her gazetenin, derginin, kitap evlerinin basınla ilgilenen her kurumun hatta ınternet üzerinde yayın yapan her sitenin bir editörü vardır..En büyük yazarlar bile yazılarını editörlerin düzenlemelerinden sonra yayına verirler..Bu çok normaldir..Sonuçta para kazanılıyordur, ve tabiiki bu çok gereklidir..Editörlerde iyi paralar kazanırlar bu işten..Bizdemi editör yardımı alalım ? Ben şahsen bu blog sayesinde, amacı sadece bilgilendirmek, köstek değilde destek olmak için, gerçek bir yazar olduğuna inandığım bir dostumdan yardım alacağım..Ya bu şansı bulamayanlar ? Yazmasınlar mı ?

  Gelelim yorum adı altında yapılan '' Çirkinlik'' lere...Doldurulması gereken (.....) boşluklara..Son zamanlarda özellikle yorum diye yazılan..Hakarete varan, ukalaca, haddini aşan, kırıcı, inciten, amacı belli, çizgileri aşan yazılar olmalımı ? Bizi nereye taşır bu yorumlar ? Bize ne katar ? Tabiiki yapılan hatalar, eksiklikler, fikir uyumsuzlukları ve her türlü eleştiri ve yorum yapılmalı..Yorumdan korkan, istemeyen zaten yoruma kapatıyor yazıyı..Ben yoruma açtım diye herhangi biri gelip bana hakarete varan, haddini aşan her kelamını yazabilirmi ? Ben neredeyse her blog altına yorum yaparım bir kişi benim kıran, üzen, inciten, rencide eden tek yorumumu okudumu ? Okuyamazda..Dilbilgisi, imla kuralları ve yazı adına nevarsa toplansa da benim insanlığımın önüne geçemez ..Geçmesine izin vermem..Siz ( istisnalar ) neden izin veriyorsunuz ?


  Sizin için gayet normal olan bir cümle ''Türkçeyi katleden '' gibi mesela benim için bir hakaret olabilir..Buna hayır bu hakaret olamaz bu cümle seni kıramaz, incitemez diyebilirmisiniz ? ))))) işaretleri bile yeterlidir bir tahrik için..Gerçi buda kişiye göre değişir...Tahrik varsa tepki olur..Olmazsa sıkıntı var demektir...

   Türkçeyi katletmek.. Evet bu gün gibi ortada..Dikkat edilmesi gerekir..Ben Türkçem adına özür dilerim..

22 Haziran 2013, 10.39
Kim ne derse desin tınmıyorum. Güzel  Türkçe, doğru Türkçe kullanılması konusunda ısrarcıyım.
Nalet değil :)))))))) LANET...Doğrusu bu Berrak_Yaşam....
( Hiç bloğum, hiç yorumum olmayabilir . Bu olmayacağı manasına gelmez:)))))
22 Haziran 2013, 11.43
Berrak neyi uzatıyorsun anlamıyorum. Yalnış bir kelime yazdığında, yazı yazılan yer(adını bilmiyorum) altını kırmızı çizgiyle çiziyor düzelt diye. Örnek: Az önce bilerek yazdığım "yalnış".

Sistem altını çizerek uyarı veriyor, takmıyorsun. Biri en basit kelimeleri yanlış yazdığını söyleyince takıp, alınıyorsun.

Hakaret etmeninin kişiden kişiye değişebileceğini belirtmişsin. Okuyucu yaptığın bu vurdum duymazlığı hakaret olarak algılarsa ne diyeceksin?

Uzun lafın kısası hakaret diyorsan, hakaret kokan yorumuna bakmalısın. Baya blog yazdın, yüzlerce okudun. Sence de biraz daha dikkatli olman gerekmiyor mu? Hem yorumda, hem blogda...
22 Haziran 2013, 13.53
yapılan hatalar yazıya ayrı bir doğallık ve sempatiklik katmış. bunlar benim yazara olan güvenimi artırıyor.
22 Haziran 2013, 14.50
Millet uçmuş arkadaş , millet aşmış çok geri kaldım çoook. Aslında haklısınız , siteye üye olmak için tdk'dan mezuniyet arandığı için bu eleştiriler çok haklı. Ben yazıma elimden geldiği kadar dikkat ederim ama bunun sebebi başka , güzel görünsün eleştiri almasın vs.. değil zaten tınlayan birisi olmadığım için. EYYYY TDK'nın eşsiz ve nadide mensupları kendinize gelin  ya da bize de öğretin : p 



'' Bu insanlar nereye bakıyor ''
22 Haziran 2013, 15.57
Türkçeyi katlettin demek hakaret değil, yaptığın bir şeyin eleştirisidir. Diğerlerini görmezden gelebilsem de o "değimi" bana da battı.
İçerik* açısından böylesi hoş bir yazıya bu tepkin gölge düşürdü berrak.
Aslında kızman gereken o yorum değil aşağıdaki yorum gibilerdir

"Çok Güzel Türkçen Var, Cok GüzeL Anlatımın Cok Güzel Sunum'un Var Herkezin Bakış Açısı Farklıdır, KALEMİNE SAĞLIK.."

Çünkü seni yanlış yönlendiriyor hatalarını görmeni engelliyor. Sen üstüne  alınma berrak ama şu son zamanlarda  şakşakçılık ne kadar prim yapar oldu farkında mıyız? Buna alıştırılıyor muyuz acaba? Eleştirilere aşırı tepkiler vererek, bazen saldırarak bunu yapıyoruz olabilir miyiz dolaylı olarak?

*Yazının içeriği hakkında daha sonra sonra seninle birebir konuşuruz şu sıralar havamda değilim
22 Haziran 2013, 16.13
Alıngan bir blogerin yazısı diye anladım.Yorumculardan KedidirKedi_TowardX  aklımdan geçenleri yazmış.Birde aynısını ben yazmayım dedim .Benimde bu sitede   bir blog  anım var Yıllar önce akrabamdan aldığım araba dolayısıyle kandırıldığımı,arabanın 2 ay içinde dağıldığını hatta ölümden döndüğümü anlattığım blogum da  amacım sadece kaybettiğim arabamı değil kaybettiğim akrabama çok üzüldüğümü paylaşmaktı .Yazdım ve rahatladım diyordum ama nerde??))) yorumlardan birisini asla unutamiyorum...dır dır dır dır.... falan filan yazılmış sonuna aynen  '' seni sevmiyorum AY..... '' yazılmıştı. Benim yaşadığım kötü anıya bu nasıl bir yorumdu ,hala çözmüş değilim.Bu yorumcunun nasıl bir insan olabileceğini, düşünürken akrabamdan yediğim kazığı unutmuştum..Bir oyun sitesinin (ki amaç eğlencedir)üyelerine bir hizmet olarak blog köşesi açması çok güzel Ama bu yorumlarla birbirimizi acımasızca eleştirebileceğiz anlamında değildir.Kimse kimsenin amiri,müfettişi değildir.Naçizane bir iki şey yazılabilir ama ,kırmak üzmek, yakışmıyor.İmla eksiği düzeltilebilir ama saygı,görgü ,nezaket eksiğini yerine koymak çok daha zordur.
24 Haziran 2013, 18.02

Sevgili Berrak , portala düşmüşte de olsa  bazı özel nedenlerimden dolayı yorum yazmakta geç kaldım.

Bloğunun konusunu çok sevdim ,  eğer blog yazan kişi yazmak istediğini ifade edebiliyorsa , işlediği konunun mesajını algılatabiliyorsa, okuyucuya bazı şeyleri katabiliyorsa  yazmayı başarabiliyor demektir.

Yazının içeriğindeki , duygu yükünü ben hissettim , vefakarlığı sevgiyi ve anılarla yüklü bir geçmişin vasiyet edilmesi konumunda, arkada kalan yüreğin bulduğu çözümü..

Kelimelerin yetersiz kalabilir , daha akıcı yazılabilir , yada kelime hataların olabilir, hepimizin var.. Ancak  bunları karşı tarafa iletirken kırıcı olmadan yapmak  durumundayız.. ben yazmaya ilk başladığım zamanlarda satırlar arasında boşluk bile veremiyordum  , zamanla canım herşey öğreniliyor yeterki yazmaktan  vazgeçme..

                                                                             sevgiyle kal..

 

24 Haziran 2013, 21.24
Yazı konusunu çok sevdim. Anlatım da, -bu yazıda olduğu gibi- her yazdığı satırda samimiyetini sonuna kadar hissettiren birine ait olunca iyice güzelleşti gözümde.

Tarihi yerleri, müzeleri, antikacıları ziyaret etmeyi, oralardaki yaşanmışlıkları, kim bilir kimlerin ne heveslerle edinip nasıl duygularla kullandığı, hangi nedenlerle elden çıkardığı -veya öldüğünde elden çıkarılan- eşyalara dokunmayı, dokunurken gözümün önüne düşen belli belirsiz hayalleri hisstemeyi severim ben, hem de çok. Bu nedenle, bu dünyadan kopup kafamı sakinleştirmek istediğim zamanlarda giderim oralara.
Bu yüzdendir belki, yazıyı çok sevişim.
Bu yüzdendir belki, harflerin dizilişindeki aksaklıkları hiç ama hiç görmeyişim...
Kaldı ki, burası edebiyat sitesi değil.
Nasıl meraklıyız "Kendi gözündeki merteği görmeyip elin gözündeki çöpü görür" cümlesine sıkı sıkıya bağlanmaya!..
Haydi eleştiri tarzın bu, dilin sivri, üslubun böylesine pervasız; eh be güzel kardeşlerim oturup bir de kendi yazdıklarınıza, "Mertek"lerinize dikkat edeydiniz bari..:) Komik olunuyor komik; tıpkı KedidirKedi-TowardX'in yazdığı gibi.
Sonra da "Ay eleştiriye gelemiyorsun! Vay bu ne tepki!" Oldu, emriniz olur efendim(!):)
Ne zaman bırakacağız bilmem, mazrufu yok sayıp zarfla uğraşmayı...

Teşekkürler Berrak. Kendini de hep böyle samimi, sıcak sakla.
Sevgiler.


25 Haziran 2013, 05.29
Ben Hepinize çok teşekkür etmek istedim sadece, ve tabiiki özürde borçluyum Blog severler ailesinden...Belki yaşadığımız şu gergin günler, belkide başka dolgunlukların bir dışa vurumu idi, benim bu fevri çıkışım..Bir özürde kendime borçluyum..Bana yakışmadı..Haklı olsam bile ..

Duygulandım...Sevindim...Gerçekten...Demekki tek tek dolaşıp yorum bağışı toplamadanda..

Eleştirin...Öğretin...Uyarın...Lakin artık kırmadan, inciltmeden...Hevesleri kırıp, gönülleri inciltip....Yüceldiğimizi zannederken, küçülüp yok olmayalım..

          Öyle işte....Cümleleri bitirsen bir türlüü..Yarım bıraksannn,  kı en sevdiğim budur zaten bizde lafın tamamı sadece ihtiyacı olana söylenir...

                   Seviyorum Hepinizi....Ama bazılarınızı çok fazla ....:)))
25 Haziran 2013, 21.43


SELAM....Yazıda anlatılmak istenen çok güzel ifade edilmiş !Yazıya yorumlarıyla katılan  seni üzen  yorumları bu satıcı teyzemize ver ve en ucuza satsın  ama zannetmem alıcı bulsun...iş de bu yüzden bazı fikirlere fazla takılma yolunda tökez olurlar ve ilerlemede baya zaman kaybedersin..Yazılarının bundan sonra yorum yazmasamda takipcisiyim. Başarılar...
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın