gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

ÖFKE

11 Temmuz 2013, 19.10
A- A+

    Sinirlendim ( Bana öfke kontrolü lazım.) sinirlendim, sinirlendim.

    Beni öfkeden kudurtan insanoğlunun ağzını burnunu kırdığımı hayal ettim işe yaramadı. Kurduğum hayalden utandım ve hop kızım ne biçim hayaller kuruyorsun diyerek kendime de bir o kadar sinirlendim. Öfkem iki kat artınca derin derin soluklar alıp verdim, ruhumu medeniyete davet ettim. Olmadı olmadı olmadı. Sonra içime Salvador Dali kaçtı, elime fırçayı alıp canavar gibi resmettim bu insanoğlunu. Kırmızı kırmızı pek hoş durdu, ona kırmızı çok yakıştı.

   Tüm bunları yaparken kapıma tam dört kez top çarptı beşincisi de gelince çıktım dışarı, kırmızı renge bulanmış ellerimi görmeleri için kaldırıp lütfeeeeeennn dikkatli oynayın yoksa sizi de topunuzu da ısırıp vampir yapacağım dedim, gözdağı verdim çocuklara. Burada oynamayın demediniz ki ama dedi çocuklardan biri. İzin istemediniz ki nasıl diyecektim diye cevap verdim. Aralarında konuştular ve su topu oynamaya karar vererek uzaklaştılar. Arkalarından bağırdım hey beni de götürün oynayamam ama izlerim. Oralı olmadılar. Hangi mahallede olduğunu söyleseydiniz bariii. Oralı olmadılar. Tamam, gelin ya izin verdim oynayın gitmeyin üzüldümmm. Oralı olmadılar.

   Götürmezseniz götürmeyin söylemezseniz söylemeyin sizi de canavar gibi çizeyim de görün gününüzü.

     Artık bir kere dışarı çıkmıştım almayı uzun zamandır ertelediğim ayakkabıyı almak için düştüm yollara. Mağazadan içeri girdim içerisi serindi enerji veren bir müzik çalıyordu. Tam kendimi iyi hissediyorum derken orta yaşlarda bakımlı ve hoş bir müşteri hanım ne kokuyor burası kimden geliyor bu koku diyerek yüzünü buruşturdu, yanımdan geçerken söylemişti. Tamam, Joseon dönemindeki prenseslerin ve soylu aile kızlarının yaptığı gibi banyo suyuma taze meyveler ve kır çiçekleri koymamıştım ama benden de gelemezdi o abartılı koku. İyi de neden yanımdan geçerken söylemişti. Sonra kafama dank etti evet kokuyordum benden ortalığa buram buram yayılan keskin bir neft, tiner ve yağlı boya kokusu vardı. Pisim ben ya pis. İçim içimi yedi bizi gören çalışana yaklaşıp af edersiniz ben kokuyor muyum diye sordum. Zavallı çalışan afallamıştı bir an ne diyeceğini bilemedi şaşkınlığını üstünden attıktan sonra hayır dedi hayır kokmuyorsunuz sizinle ilgisi yok alış veriş merkezinin tuvaletinden idrar yolları iltihabı kapan çalışan arkadaşlarımızdan geliyor o koku.Derin bir oh çektim yaşasın pis olan ben değilmişim. Peki o halde arkadaşlarınız iyileştiğinde gelirim ben diyerek vedalaştım.Yok yok neden tiksineyim hasta olmak suç mu acelesi olmayan bir ihtiyaç için insanları şimdi hasta hasta çalıştırmayayım diye düşünerek vedalaştım.

    Öfke, öfke, öfke

     Kızan insanların korktukları için kızdıklarını okumuştum.Sevgilimize kızıyoruz çünkü bizi sevmekten vazgeçeceğini düşünüp korkuyoruz. Arkadaşımıza kızıyoruz çünkü bizi önemsemediğini düşünerek korkuyoruz önemsenmek istiyoruz. Hayata kızıyoruz çünkü yenileceğimizden korkuyoruz. En çok öfkelenenler en çok korkanlardır. Biri bize öfkelenmiş ve kızmışsa neden sorusunu kendimize sorduğumuzda cevabı bulabiliriz.Yorumculara kızıyoruz çünkü iyi yazamadığımızı düşünerek korkuyoruz.

   SANA KIZDIM SANA ÖFKELENDİM SANA SİNİRLENDİM ÇÜNKÜ ………….. KORKUYORUM. Boşluğa gelen yeri doldurmayı başardığımızda kızan insana kızarak cevap vermek yerine onu anlayabilir ve hoş görülü olmayı becerebiliriz.

YORUMLAR

11 Temmuz 2013, 22.09
Mükemmel analiz...Kaleminize sağlık,çok beğendim =)
11 Temmuz 2013, 23.51
Harikasın orkide çok eğlendim okurken. Tespitler süper. Öfke bizi kontrol altına almadan biz onu markaja alabiliyorsak sorun yok demektir. Kızgınlığımı da öfkemi de herkese söyleyen biri değilimdir. Zamanını beklerim NEDEN sorusunu sormak için ben. Heh işte ozaman kimi cevabını verebilir, kimi de kalakalır karşımda :) Kötü müyüm ben neyim yaa :)
12 Temmuz 2013, 01.38
Sevgili Blog Yazarı Orkide ,(Seni sevdiğim belli olmasın diye böyle başladım he) :))
Öfke doğal bir duygudur aslında. Besler de bizi. Kontrol edildiğinde, hele de şiddete yöneltmediğinde kişiyi, tadına doyum olmaz:)
İlk yüz kaslarına yansır:.Adamın kaşını gözünü oynatır. Öyle ya bir sürü kas var yüzde:)
Bebeklikten itibaren alırız ilk eğitimi, öfkemizle nasıl baş edeceğimizi. Tavizler aldıysak her öfkelendiğimizde bebekken, sürdürürüz hayat boyu. Bazıları öyle işte; Rest çeker, kabadayı kesilir, sonunda galip geleceğine kesin gözle baktığından alışıktır. Hele bir de otorite ondaysa vay halimize! ( bir ünlem de ben koyayım dedim, koydum gitti, yine yine koyasım geldi hatta) !!! Direnmek gerek. Öfkeyle elde edeceği şeylerin bir yere kadar olduğunu anlatmak gerek. Tavizler vermemek gerek. 
Orkidecim (oh bee dedim gitti), sen de öfkelen, doz ayarı yapabileceğinden kuşkum yok:)
Öfke karşısında iki davranıştan birini seçermişiz ve bu çok insanca bir şeymiş. Birincisi bağırıp çağırmakmış, üstüne gitmekmiş olayın, ikincisi de eğer muhatabımız bizden güçlüyse korkudan tırsar ve kontrolü ele alırmışız. İşte sorun, öfkenin karşımızdaki muhataba göre değişmemesi ve kontrol altında tutulabilmesiymiş. Öfke kontrolü verilen bir ergen eğitiminde dinlediklerim bunlar. Mesela trafikte restleştiniz bir arabayla indiniz azarlamaya adamı, adam uuuuu bir iniyor aşağı dev cüssesiyle, elinde de hani o pala(!) gibi şeyden, naparsınız, kem de küm:)) Öyle işte, orantısızlık var:))
Nasıl kontrol edileceği konusunda ben şöyle davranırım:)) Canım kavga etmek istemiyorsa, kızgın olduğumu ya da kırıldığımı söylerim O'na:) Bu konuyu öfkem geçince konuşmak istediğimi de söylerim ( belki unuturum bile ama olsun) Ya da sessizleşirim, ta ki içimde halledene kadar...
Mesela şu durumda öfkelenmemek gerek;
Tam kadın evden çıkıyor, işe gidecek. Koca soruyor;
- Böyle mi gideceksin işe?
- Eeeett ( umursamaz tavrı v harfi yazmayarak vurguladım, oldu mu ki)
- Giymeseydin bişey !
- Öyle de olmaz, sonuçta işe gidiyorum:)) 
Mesela dedim. 
:)
Öfke sadece kaybetme duygusuyla( korkusuyla yani) gelişir mi pek bilemedim. Ama öfke ile korku hep yan yanadır onu biliyorum...
Sevgiler herkese, sana da bir öpücük, öfken geçsin:))
AtayaG.

12 Temmuz 2013, 03.15
emeginize saglik cok guzel bir blog olmus  zevkle okudum...
12 Temmuz 2013, 12.54
Sevgili blog yazarı Ataya ( Seni sevdiğim belli olmasın diye böyle başladım he ) :))
Hoş gelmişsin sefalar getirmişsin nasıl sevindim bilemezsin.Öpücük için teşekkür ediyorum bende seni öpüyorum içten içten çok içten.
Sevgili blog yazarı estide geldim :))) Yok yahu beceremeyecem çok resmi oldu.Heyyy esti ,esticimmm ayağın nasıl oldu iyleşti mi.Kötü değilsin bir cadalozluk var.Tatlı olanından ama.
Mİrzaaaa bende senden.Haksızlığa bende tahammül edemiyorum.Katkın için teşekkür ederim.



12 Temmuz 2013, 13.24

        Öncelikle ilk yorumumun onaylanmamasına çok öfkelendiğimi belirtirim .ppppp. Yahu ne güzel içimi dökmüştüm. Orkide, yazının çok deli olduğunu söylemiştim, keçilerini de sıkı tut demiştim sonunda :) Ama bunları senin bu irticalen gelişen düşüncelerini aynı şekilde aktarıyor olmandan dolayı söylemiştim. Gayet sevecendi yani :) Bu değil de, sıraladığım öfke sebeplerim neden oldu onaylanmamasına heralde, öfkeli biçimde ifade ettim. Şimdi sakince şeyler yazıyorum :) 


        Biz karıştırıyoruz olayları sanıyorum. Edebi kurgu, anı vs  yazılarıyla, fikir yazıları başka başka şeyler. Şimdi son günlerde gelişen kavga dövüşten bağımsız olması açısından kendi bloglarımdan örnekliyorum. Diyelim son yazdığım aşk yazısı; orda "aşk yoktur, böyle aşka imrenmem"vs gibi yorumlar geldi. Ben onlarla kavga mı etmeliydim :) Yani o kendi çapında bi aktarım, fikir yazısı değil bi şey değil. Ondan önceki Pus yazım; orda Orkide senin bi eleştirin vardı. "Beğendiğini ama bazı yerlerde kopukluk olduğunu düşündüğünü" söylemiştin. E şimdi ben senle kavga mı etseydim :) Yani demem şu ki; eğer fikir yazısı değilse yazdığınız; yazınızı eksik bulan, bi şekilde dilini, anlatımını beğenmediğini dile getiren eleştirilere cevap vermemelisiniz çünkü bu tamamen beğeniyle alakalıdır, bi insana "neden beğenmiyorsun" diye sorabilir miyiz?


         Ama fikir yazısı yazmışsanız; diyelim benim "Sahiden Aptal Mıyız" yazısı gibi...her türlü karşı fikre cevap verebilirsiniz ki vermelisiniz. Çünkü o tür yazıların amacı da budur. Kendi fikrinizi savunur, diğerlerini dinler ve tekrar yazarsınız düşündüklerinizi. O yazıda, en hararetli tartışmaları iyi arkadaşlarımla yapmışımdır ben misal...tartışma dediğim düşünsel boyutta tabii... 


         Yani böyle... sıkıntılar bundan çıkıyor sanıyorum. Ama bu zamanla öğrenilebilen bir şey. Çok da yüklenmemek lazım yeni arkadaşlara. Öfke-korku birbirleriyle  tamamen ilişkilidir diyemiyorum. Karşılıklı "gerektirir" durumu yok. Ama bağlantısı olduğu bi çok durum da var evet. Dediğim gibi "keçilere sahip çık Orkide" ppppp çıkalım hep beraber veya :)


        * Ataya hoşgeldin ama küsüm...nerdesin! Bak o "sevgili" muhabbetine de öfkelenmiştim ilk yorumumda :) Neyse şimdi yazmayayım, başka bi zaman öfkelenirim artık :)
12 Temmuz 2013, 14.49
İçime kurt düştü:))
Yazımın son zamanlarda gelişen kavgalarla vallahada billahada ilgisi yok.
Kimse üstüne alınmasın.Keçilerim kaçtı ama yazarlara ve yorumculara değil öfkem.
Ben özeline yazarken beni umursamayıp salondan pat diye çıkan bir insan evladına olan öfkem sonucu ortaya çıktı bu yazı.
Zamanlama kötü oldu yazmadan evvel düşünemedim yanlış anlaşılaileceğimi.Öfkeliydim yahu düşünecek hal mi vardı:)))

12 Temmuz 2013, 15.35
Orkidem son durumu aktarayım, konuştuğumuzdan beri pek değişiklik yok yani hala yaffru ceylan gibi sekmekteyim. Doktor amcam en az 3 hafta dedi ufsss nasıl geçecekse o üç hafta :) Anlayacağın sek sek sekerek mahmureee :)))
12 Temmuz 2013, 19.33
Paran varsa ÖFKEN YOKTUR. Paran Yoksa ÖFKEN Vardır.
12 Temmuz 2013, 23.00

Kendi duygularıyla dalga geçebilen insan, üstbenliği gelişmiş bir insandır. Sevgili siyahorkide kendinizi "Ti" ye alan yazınız beni güldürdü. Anneciğim hep şöyle derdi " Hiç bir zaman sinirlendim kelimesini kullanma" " Bunun yerine üzüldüm diyebilirsin, kaygı duydum diyebilirsin. Bu hem kendin hem de çevren için daha yapıcı olacaktır". Yazınız aklıma bunları getirdi. Bir de "sinirlenmek" kelimesinde sinir katsayısını artıran bir şeyler var. "Sinirliyim" dedikçe gerçekten daha da öfkeleniyor gibi hissettiriyor. Sevgi ve selamlar size.

 

12 Temmuz 2013, 23.19

Sevgili blog yazarı siyahorkide;

   Öncelikle çocuklara hoşgörülü olmanızı isticem stop ! Onlar çocuk, uyarmanız lazım stop !

Hem çocukların oyunlarını bozucaksınız hemde küçük emrak misali   götür beni gittiğin yere diye arabeske bağlıcaksın…yok öyle .İlla çocuklarla oyun oyun oynucam diyorsanız ben sizin için bir yer ayırtayım aquadolphinden orda çocuklar bölümüne geçip çocukların kanlarını emmeden istediğiniz oyunu oynayabilirsiniz. Şiddete hayır! :)

Öfkeni   neşeni  sevincini   hüznünü   ti ye alarak güzel mizahlar katarak anlatıyosun. Senin en çok sevdiğim özeliğin bu . Hani hiç hüzünlenme diyesim bile gelmiyor sen böyle neşeli yazılar yazdıkça : ))

Hayat hep güldürsün seni neşeliykende hüzünlüykende...
13 Temmuz 2013, 00.16
Ladin teşekkür ederim hiç aklıma gelmemişti sinirlendim dedikçe daha da öfkelenir gibi hissettirdiği bundan sonra kaygılandım üzüldüm diyeceğim bende.Size de sevgi ve selamlar.
Hahahahaha iki alt çizgili O ben hoş gelmişsin be.Hayat hepimizi güldürsün sağol dileğin için.Yaaaa ama en son gitmeyin demiştim üzülmüştüm de çocuklar gitmeyi istediler valla suçum yok.
Hepinize katkınız ve teşvik edici sözleriniz için teşekkür ederim.
13 Temmuz 2013, 11.42

Siyahorkide sizden özür dileyerek mirza78 in yorumuna buradan yanıt yazmak istiyorum. Çünkü yorumunun üçüncü paragrafındaki cümlelerle bana bu hakkı kazandırmış oluyor.

 Evet Mirza'nın sözünü ettiği yazının sahibi benim. Blog 18 şubat 2012 tarihinde tarafımdan yazılmıştır. Sayın mirza78' i blogun yorumlarını tekrar okumaya ve benim "sinirlendiğim" yorumunu hangi cümlelerime dayanarak yaptığını burada açıklamaya davet ediyorum. Bunu yapmadığı takdirde yukarıdaki yorumunun üçüncü paragrafını , ya  "okuduğunu anlamayan" ya da " özellikle anlamazlıktan gelen" biri olduğu için yazdığını düşüneceğim.

 

13 Temmuz 2013, 14.47
Öfkelenmeye bile halim yokkkk...Cekirdek citlayarak blog okuyamiyorum, cünkü orucluyum gün ortasi düsünmeye bile halim yok..Aksamlari da cekirdek citlayarak okuyamiyorum cünkü denedim ertesi gün cok susatiyor iskence halini aliyor..
Ataya'cigima kizmak istiyorum...öfkemi fiskirttirtmak istiyorum ama bunun orucla ilgisi yok cünkü ona kiyamiyorum, hani bir anne bütün gece gelmeyen cocugunu merak ederde, bin türlü senaryo yazar,sinirlenir, bagirir cagirir, cocuk eve geldiginde ise " aman neyseki geldi " der ya..Özledik, merak ettik yahu !
Orkidecigim..Sakin ol..OLamiyorsan hemen uzaklas, sarki söylemeye basla, dans et, bir karinca bul mesela benim gecen gün yaptigim gibi..yolunu kaybetmis arkadaslarindan ayrilmis olani tercih et..onun gittigi bütün yönlere parmagini koy..biryandanda sinirlendigin öfkelendigin seyleri anlat ona, bagirabilirsin ama siddet yok ..Oda bir karinca sonucta..Disardan bakipta " aa kadin kafayi yemis " mi diyorlar, aldirma..Karincaya rica et..yer degiselimmi diye..Kim bilir belkide degisir...
Ayhh  ... Bu kafayla bir blog yazsammi simdi .. Ne yorumlar gelir :)))) Ama yok cekirdeksiz tadi olmuyo..Yada meyva salatasi yapip yemeli ..Aksamada cok var daha ..PpP
13 Temmuz 2013, 16.18

      Berrak ben seni yirimmm :) "Karıncanın gittiği bütün yönlere parmağını koy...bi yandan da sinirlendiğin, öfkelendiğin şeyleri ona anlat..........." öyle mi :) Karınca muhabbetine bittim. Bu karıncaya isim koyalım; erkekse Abuzittin, dişiyse Şükufe olsun .p 
14 Temmuz 2013, 15.17
insan öfklenir kırıp döker öfkesi geçince pişman olur.öfkeyi kontrol etmek erdemliktir.yapılması kolayda değildir.allah öfkesini kontrol edenlerden eylesin
16 Temmuz 2013, 10.44
Keşke yazar fotoğrafçılık yeteneğini konuşturup yağlıboya çalışmasını bizimle paylaşsaymış..Bir yağlıboya sever/yapar olarak tiner ve yağlıboya asla pis kokmaz diyorum. Bazen tiner ve boya ile çalışılan atölye vs yerlerden yolumu uzatmak pahasına geçerim...
20 Temmuz 2013, 12.56
Öfke ve hastalık birlikteliği tespiti ,hiç hoşuma gitmedi ama ,sanırım doğru.Zira ben otuz yıla yakın zaptettiğim öfkemi,yaşadığım bir şok sonrası salıverdim ortalığa.Artık elime ne geçerse fırlatan, bağıran,kızgın edepsiz kadınlardan oldum.Allahtan şimdilik sadece evde böyleyim.Daha düne kadar örnek anne,annane,eş falandım. Ama artık değilim.Kavgacı,alıngan,huysuz, mızmız,hep hasta görünen, beter biri oldum çıktım.Ruhen biraz rahatladım gibi ama bu kez de hastalıklar başladı.Öyle psikosomatik falanda değil,filmli raporlu bildiğimiz fiziksel hastalıklar.Öfke kontrolü ile ilgili benim gibi dünyasına küsmüş,ısıracak adam arayan birinin kolayca yapabileceği tavsiyeleri bilenler,burada paylaşırsa,gamyun güzel bir terapiye de el atmış olur, dua alır.Sevgili Rebel yine imla yanlışlarım çok,ben yazabildiğime şükrediyorum, mazur gör lütfen:)
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın