gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Gücünüz Yüreğinizde..

03 Aralık 2013, 10.16
A- A+

"Ondan nefret ediyorum!... bana niye gülüyor? çok mu çirkinim?. Sen bana hep yalan söylüyorsun biliyorum."  Gel de inandır nasıl delicesine onu sevdiğime, gözüm kapalı canımı uğruna verebileceğime...... yok sanırım bunu şimdilik anlayamayacak. Hem o çok küçük nereden bilecek sevginin bir kalbi delice attırabileceğini, yüzüne bakarken bile hayallere dalınabileceğini, dedim ya o çok küçük bilmiyor ama gün gelecek ve öğrenecek. Benim gözüm gibi göremez ki kendisini.

 Ben onun Annesiyim ben başka görürüm onu.

Adı Buğlem, henüz 9 yaşında ve çok zeki bir kız çocuğu. Cerebral Palsy hastası. Doğum anında ikizinden 6 dakika geç alınması sebebi ile engelli birey olarak yaşamak zorunda bırakılmış. Uzun süren bir tedavi sonucu ancak oturabilir durumuna gelebilmiş.  Kardeşinin gülüşüne dahi tepki verecek kadar küsmüş ve kırgın. Doktorlar tarafından düzelme ihtimali olmayan birisi Buğlem. Hayata karşı normalden çok daha güçlü olması gerekiyor ve o küçücük yaşında bunun farkında. Ailesi -özellikle annesi- karmakarışık durumdalar. Acı, üzüntü, sevgi, korku.....- çabalıyorlar-...

Adı Ezgi, 14 yaşında Spinal Müsküler Atrofi - bir çeşit kas hastalığı- sebebi ile tekerlekli sandalyede yaşamını sürdüren bir birey. Bu hastalığın ilerleyen yaşlarda çok daha özene ve düzenli tedaviye ihtiyacı var. Ancak o şartlarda yaşam süresi uzatabiliyor.

Sizlere daha çok fazla isim verebilir ve hayatlarını yazabilirim. Bazen onları görmek üzüntü versede mutluyum onlarla birlikte olmaktan. Şarkı söylüyor, resim yapıyor, oturdukları hatta yattıkları yerden halay bile çekebiliyoruz bazen..  :) Her birisini ayrı seviyorum,  "süremiz doldu, gitmeliyiz artık" dediğim zaman gözlerinde ki " yine gel"  ifadesini görmek tarifsiz duygu.

 Engelli bireyler, özellikle çocuklar bizlerden çok daha güçlü. Daha sıkı sarılmış durumdalar hayata. İsyanları yok, güldüklerinde kalplerinin yansıması gözlerinde beliriyor. Acıma duygusu ile bakan kişilere karşı espiri yeteneği bile geliştirmişler kendilerince. Hayranlık uyandırıyorlar kimi zaman, olmadık anda olmadık şeyler yapabiliyorlar. Yazacak o kadar fazla şey var ki. Dışarılarda bir yerde, engelli sıfatlı insanlar var, hatta o kişilerden bazıları bu yazıyı okuyorlar da olabilir. Kendiniz ile gurur duyun, sizlerin sahip olduğu bir çok yüce duygular sıfatsız insanlarda yok. Hani derler ya herkes bir engelli adayıdır diye, öyle hepimiz adayız. Bizlerden tek farkı onların artık adaylıktan çıkmış ve bunu yaşıyor olmaları, desteğe ihtiyaç duymaları.

Bir engelli der ki; " Engelli olmak hiç birşey yapmamak değildir, bizi yapamadıklarımızla değil, yapabildiklerimiz ve size benzemeyen yanlarımız  ile görün."

3 Aralık tarihi engellilere adanmış.  Hatırlansınlar, bir gülüş ile kalpleri ısıtılmış istenmiş.  Tarih atamalarını çok uygun bulmasam da bu güzel olmuş. Gününüz -günleriniz- mutlu olsun, yüreğinizde ki yaşama sevinci hiç eksilmesin...


Saygılar

YORUMLAR

03 Aralık 2013, 10.35
Var oldukları ve biz gibi oldukları gerçeğini sadece bir gün değil 365 gün unutulmamalı. Eskisi kadar kötü olmasa da, yapılması gereken daha çok şey var. Bize düşen onlara acımak değil, onlara hayatı kolaylaştırmak, her anlamda yardımcı ve destek olmak, sevgimizi göstermek. 
Etkileyici örneklerle dikkat çeken bu güzel paylaşımınız için  ve onlara verdiğiniz sevgi, emek adına sonsuz teşekkürler...
03 Aralık 2013, 10.47
Alkışlı-Yorum...

Engelliktüel

 

beş ile açtı kapılarını aydınlığının

parmak uçlarındaydı gözleri

yirmi jantlı ayakkabılarıyla koşup kulvarında

turnikesini yaptı hayatın

keskin saltolarla kazıdı adını buza

 

beşe dokundu

beş işlemi yaparak

beşinci mevsimini yarattı

 

yüreğiyle duyduğu ezgiler

sessizliğini bozuyordu dünyasının

gözünde çınlıyordu kollarıyla kurduğu cümlelerin

ellerinde çıkardığı sesler

 

gördü duydu tuttu

yüreğiyle aklıyla

tozlu uzuvlara inat!


--diyerek katılı-Yorum

03 Aralık 2013, 17.27
İzem canım,
satırlarını nasıl okuduğumu anlayabilirsin sen...
O özel çocuklarımıza, özel insanlarımıza dayanma gücü, sevenlerinin kocaman yüreklerine de sağlık diliyorum.
Sıcak eller eksilmesin üzerlerinden.
Sevgiler
03 Aralık 2013, 17.28
Sadece 3 Aralık da değil, her -ara-lıkta yanlarında olabilsek keşke, sevgiler.
03 Aralık 2013, 19.51
İzem, bu her kelimesi özenle seçilmiş ve güzel anlatılmış bir yazı. Çünkü omurilik felçli bir arkadaşımdan biliyorum, bugünü '' gününüz kutlu olsun'' algısıyla düşünen ya da anlamayan bir çok kişi var. Bir anlamda dikkat çekmek, küçük öğrencilerde bilinç yaratmak adına bile önemli bir şey bugünün olması diye düşünüyorum. Çıkış noktası da bu. 
Hep beraber, ayırmadan ayrıştırmadan birlikte olabileceğimiz yerlerin daha da çoğalmasına çalışmak lazım. Bazılarını hiç bilmediğimi fark ettim o çocuk hastalıklarıyla ilgili, çoğunu bildiğimi sanırdım oysa. Aileleri için daha da zor; hem elinden kayıp gitmemesini sağlamak, hem de onları sıkı sıkı burada yaşamaya alıştırmak. Allah yardımcıları olsun, bir anlamda da hepimizin. Teşekkürler.
Ataya.
03 Aralık 2013, 22.25
Yaşama sıkı sarılıp her secdenin ardından yeni bir secde için bir sebep daha...Her zaman şükür için secde ederim....Rabbime şükürler olsunki şükredebilen bir kulum...Allah herkese şükretmeyi nasip etsin.....Herşeyden önce sağlıklı olduğumuz için şükürler olsun....En büyük nimetimiz sağlığımız.....Kimisi anne karnında,kimisi doğum anında,kimisi ateşli hastalıklardan arta kalan,kimisi korkulu düşlerin bıraktığı izler....Sebepler ne olursa olsun ''herkes bir özürlü adayı''....Ne oldum dememeli ne olacağım demeli.... görev yaptığım ilçenin Kaymakamlık personeli Yusuf.....Gencecik,pırıl pırıl,tertemiz bir aile babası....Her gün işe o kadar mutlu,güler yüzlü gelirdi ki anlatamam...Beyaz pembe yüzü huyunun güzelliğinden midir nedir ışıl ışıldı...Ruhunun güzelliği yüzüne yansıyan cinstendi Yusuf...Bir gün gözleri kan çanağı gibi geldi Yusuf daireye.....Meraklı bakışlara soru işareti dolu gözlerle baktı...Cevaplayamadı..Ne yaşadığını oda bilemiyor açıklayamıyordu....Bende meraklandım sordum..Ne olmuştu!.....Bilmiyorum abla dedi....Çok üzülmüştüm onun bu haline.....Ege Üniversitesi Hastanesine havale etmişlerdi Yusuf'u...Teşhis koyamamışlardı....Tekrar karşılaşmamız bir kaç gün sonra oldu yusuf la....Uykusunda olmuştu ne olduysa....O geceki kabusu artık ömür boyu taşıyacağı kabus oluvermişti Yusuf un...Epilepsi tanısı konulmuştu....Uykusunda krize girmiş dişleri kenetlenmiş nöbet geçirmişti ilk kez 26 yaşında....Doktoru ''her insan 25 ila 40 yaş arası epilepsi hastası adayıdır''demişti Yusuf'a....Daha bilmediğimiz türlü hastalıkların aday adayıyız ne yazık ki...Allah hastalara şifa hasta sahiplerine bol sabır versin...Her duamın içeriği ''Rabbim açlıkla,susuzlukla terbiye etmesin,akıl,beden ve ruh sağlığımızı korusun,hasta olanlara acil şifalar,dertli olanların dertlerine devalar ihsan eylesin...Tüm müslüman alemiyle birlikte hepimizi korusun''.......Bir kez daha Şükretmek için vesile oldunuz.....Paylaşım için teşekkürler......
03 Aralık 2013, 23.17

Hep kızmış kendimce tepki vermişimdir. Neden sadece Futbol ? Spor namına başka hiç mi birşeyimiz yoktu. Ya da sessiz köşelerde vardı da ben mi bilmiyordum.. Meğerse öyleymiş. Basketbolumuz, voleybolumuz beraberinde daha bir çok spor branşımız varmış.  Sır gibi, saklı köşelerde yapılmış senelerce. Bu kadar mı cahildim ben. Hayır bunu kabul etmem duyuyordum elbet,  varlıklarından haberdardım varlardı ama nerelerdeydiler??? Görsel ve yazılı basın sayesinde ilgi arttı, ilgi sevgiyi ve katılımı sağladı destekler ile dünyada adı geçen takımlara sahip olduk. Aslında hep oradalarmış,  sadece hatırlanış beklemişler.....

Bu köşede paylaşımım anlam veremediğim şekilde tepkiye sebep oldu.  Amacım kimseyi yermek değildir. Kendimi ya da yazımın içeriğini anlatacak kadar da basitleşmicem. Aklı olan, gözü ile değil de beyni ile okuyan her birey anlar diye tahmin ediyorum. Aksi durumda o akla şaşarım.

Son derece dolu dolu bir gün geçirdim. Özel bir üniversitenin engelliler günü namına yaptığı kutlamada yüzlerce engelli ve yakınları vardı. Büyük bir mutlulukla o projede görevli olarak yer aldım. Hep bir ağızdan şarkılar söylendi, gösteriler yapıldı ve ayakta alkışlandılar. Gidin görün ve yaşayın. İçlerine girin. Ne güzel söylemiş Lila... "3 Aralıkta değil her -ara-lıkta yanlarında olabilsek keşke.."  diye.. Ben inanıyorum ki bu gün itibari ile bu konu alakalı yeni dostlar katıldı aramıza. Dün ilgisiz iken yapılan aktiviteler, tanıtımlar, bilgilendirmeler sayesinde oldu bu. Gün atanması isabet olmuş bu anlamda. Damlalar değil midir okyanusları oluşturan. Ben bir damlayım, bana tepki veren kişileredir seslenişim. Siz nesiniz??

Yazıma yorum katan arkadaşlara teşekkür ederim... 

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın