gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Alternatif Yas - Hangimizin Ölüsü Daha Çok Ölü?

13 Mart 2014, 01.45
A- A+
Bazı insanların kalp yerine pompalı bir motor taşıdığına giderek inanıyorum. Kan diye damarlarında akan şey de kırmızı, soğuk bir sıvı. "Cesetlerin çıkar için sopa gibi kullanıldığını" iddia ediyorlar, eleştirilmesi gereken şey buymuş gibi... Küçücük ölü bedenler için "aslında o da şunu yaptı, o da böyleydi" deyip ölümünün de "hak" olduğunu iddia ediyorlar. Başka bazı insanlar, başı secdeye değen herkesin alınlarının ak, ellerinin de kansız ve pir-ü pak olduğunu düşünüyorlar, öyle ya...değil mi ki secdeye değmiş alın... mutlak temizdir!!


Sizler ne zaman uyanacaksınız? Ortada ideolojik manada taraf olunacak bir durum yok diyorum, sürekli aynı şeyi söylüyorum. O türlü taraf demokrasilerde olur, önce demokratik bir yönetimle yönetileceksiniz, rejiminiz demokrasi olacak. Sonra, o demokrasi içerisinde ideolojinize uygun bir saf seçeceksiniz. Bugün için "taraf olmak lüks" dediğim bu. Bugün yaşadığımız ortamda insanlar neye taraf olduğunu değil, neye taraf olunmaması gerektiğini düşünmeliler. Taraf olunacak tek şey; demokrasi ve demokratik bir yönetim istemidir. Ümmet miyiz yoksa millet mi ona karar vereceğiz. 


Ortalık temizlenecek, temizlenmeli elbet. Peki bu temizliği elleri pis birileri mi yapacak? Kim kirli bir elle bir şeyleri temizleyebilir ki? Çözüm: Temiz bir el gelecek. Ha o da pisliği temizlemeyip aynı pisliğe bulaşıp kirlenirse o da gidecek. Bu kadar basit. Sıradan insanlar olarak görebileceğimiz yegane çözüm bu, silüeti kalmış demokrasinin yine demokratik yollarla üretebileceği tek çözüm yolu bu. 


Bu durum başımıza gökten zembille inmedi. Yıllarca önce bugünleri taa o günden öngören ve çığlık çığlığa bunu dile getiren gazetecilerimizi öldürdüler. O günden bugüne bizi yönetenler, yönetmeye talip olanlar, muhalefetiyle, iktidarıyla hepsinin suçudur geldiğimiz bu nokta. Bunu göremiyor musunuz? Aynı paralelde yürüyüp onlara halkın verdiği imkanlarla semirip yine aynı imkanlarla paralel olduğunu semirtenler bugün işlerine gelmeyince bize onları mı şikayet ediyorlar? Kimi kandırıyorlar???


Ben üniversitede insan özgürlüğü adına, insanların başörtüsü takabilmesi için mücadele etmiş biriyim. Ben başörtüsü mağduru olduğum için değil, insanların istedikleri gibi giyinebilme ve her türlü haktan yararlanabilme hürriyetlerine inandığım için. Bugün özgürlük ve demokrasiyi yerden yere vuranlar hala aynı ucuz söylemlerle ekrandalar. İnanamıyorum... söylenecek o kadar çok şey varken, insanlar sapır sapır ölüyorken, ortalık rezillikten geçilmiyorken artık nasıl bir erk hırsları varsa hala bunu malzeme yapabiliyorlar. Utanmıyorlar!! Ben bu samimiyetsizliği, başımızda Demokles'in kılıcı gibi tutulan "özgürlüklerin geri alınacağına" dair antidemokratik söylemleri nefretle kınıyorum. Acının, ölümün yürek sızısının ve yasının, tutulan safa göre belirlendiği  bu vicdansızlık biçimini reddediyorum. Ben, kimin öldüğüne değil, kimin öldürdüğüne bakıyorum. Ben lafa değil icraate bakıyorum!!!!

Son Dakika: Tunceli'de bir polis yoğun gaz nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İstanbul'da bir kişi çıkan çatışmada hayatını kaybetti.

Ölüme göre değil, tarafa göre yas tutanlar, kendi tuttukları safa göre yas tutsunlar şimdi. Ayrı cenaze namazı kılıp ayrı dilde dualar okusunlar ölenlerin arkasından. Bu kini, bu nefreti bu ülkenin orta yerine bir ateş misali koyanlar başörtüsü edebiyatı yapsınlar... manzaraya bakıp hiç mi hiç utanmasınlar. Durmak yok yola devam!

YORUMLAR

14 Mart 2014, 02.22


         Askıda kalan bir yorum var o yüzden kaldığım yerden devam edemiyorum. Şunu söyleyeyim; bu yazıda bir provokasyon mu sezdiniz? Bu yazı size bazı değerleri kullanarak ajitasyon yaptığımı mı düşündürdü? Eyy sayın eleştirenler, eleştirileriniz ne diyor? "Bu durumu kullanıyorlar" e evet kullanıyorlar. Ben bunu eleştirmiyor değilim ki, bu işin ayrı bir boyutu. Size şunu söylemekten hicap duyuyorum; benim "bu'yum" diyebileceğim bir alt kimliğim yok. Alevi değilim, gayrimüslim değilim, Kürt veya Çerkez değilim, Türküm ben. İşte size bunu söylerken duyduğum utancı bir başka insan için de kullanmaktan aynı şekilde utanç duyarım. Hele hele böyle hayati konularda... Ben size diyorum ki; ölümün ideolojisi, tarafı olmaz. Siz bana diyorsunuz ki; provokasyon var, kan emiciler var. Evet var, ama eleştireceğiniz öncül meseleniz bu mu? Sayın yorumcu ve blog müdavimi arkadaşlar bilirler beni, bilmeyenler için size bir link vereyim belki fikir sahibi olursunuz;


http://v2.gamyun.net/uye/CeZbE?tab=uye-blog-detay&blogId=94563&blogName=insan-kimligimiz-var-mi



         Sanıyorum sürekli bu linki veriyorum ben, ne kadar acı bir durumdur bu; insana, sadece bir insan olduğunu hatırlatmak mütemadiyen.  Her türlü cevap yorumlarda da verilmiş, eleştirileriniz bu yazıya gelebilecek türden eleştiriler değil. Yine de gerek benim, gerek diğer arkadaşların yorumlarında cevaplarınız var, söyleyecek başka bir şeyinizin olmaması çok çok güzel.



         Şimdi ben bunu yazmışken şuna da değinmek istiyorum. Dinlediniz haberleri değil mi? Benim "son dakika" diye geçtiğim ölümleri? . O genç polisin yüzündeki masumiyeti gördünüz mü? Diğeri ona keza... babasının söylediklerini duydunuz mu? O polisin nasıl öldüğüne dair araştırma yapacaklarmış, taş yüzünden mi yoksa gaz yüzünden mi diye. Böyle bir rezillik var mı? Taşla ölmüş olması zaten mümkün değil velev ki öyle olsa ne yani, siz astım olduğunu bile bile devletin polisini o biber gazlı ortama göndermiş misiniz göreve? Evet göndermişsiniz. Ben daha yazmıyorum bir şey!


                                                                                                                                                    CeZbE  

14 Mart 2014, 09.45
Arkadaşlar yorumlarınızı yazarken, lütfen, yaftalamadan, karşıt görüşü aşağılamadan, küçümseyici sıfatlar kullanmadan yorumlarınızı yapın. Evet burası bir eğlence sitesi ama ülke olmuş yangın yeri, herkesin ilgilendiren bu olayları görmezden gelip 3 maymunu oynamak istemedik ve onun için bu tarz, içinde siyaset bulunduran blogları onaylıyoruz. Ama bizi zorda bırakacak ya da gördün mü, hep onların görüşlerini (her iki karşıt taraf içinde) onaylıyorlar dedirtecek yorumlarda bulunmayın. Sokaklar, televizyon kanalları, sosyal medya, zaten devamlı birbirini suçlayan, küfür eden, aşağılayan taraflarla dolu. Gamyun'u da o mecralardan biri haline getirmeden, daha ılımlı ve yumuşak şekilde fikirlerinizi belirtin. Yoksa bir süre sonra, hem bu tarz yorumları, hem de blogları, direk okumadan redlemeye başlayacağız. Bu uyarıma duyarlılık gösterip en azından Gamyun'un daha ılımlı ve anlayışlı insanlarla dolu olduğunu göstermenizi dilerim.
14 Mart 2014, 10.29
Cezbe ölümün masumu olmaz ama ben çok daha çaresiz ölümler görmüşken, siz çok çaresiz ölümler görmüşken onlara bir kaç kelam etmeyip burada, bu yazıları aşırı yüksek dozda hissiyatlı yazmanız bana üzüldüğünüz hissini uyandırmadı.

Bir kez daha nefret ettim, sinirlendim, edfjnworfnj diye cümlelerde kurdum yok ama dedim ya üzülmedim. Ben banka yağmayalan, dükkan yağmalayan, silahla gezen, insan öldüren zat-ı muhteremlerin de pek üzüldüğüne inanmıyorum. 
Dünyada ne çocuk ölümleri ver biliyorsundur. Hani çok bir meşhur fotoğraf vardır. Şu yiyecek almak için giderken açlığa daha fazla dayanamaz ve yere düşer akbaba başında bekler ölüsünü yemek için. Ben ona ağlarım cezbe, beni çaresizlik ağlatır. 
Şimdi kimse o foto için bir kere burada yazı yazmadan. Güncel olarak Arakan'da ki, Suriye'de ki çocuk ölümleri için bir şey yazmadan siyasetin verdiği gazla "unutursak ölürsün" denmesine de inanmıyorum. 
Acın da büyük bana o sinirle boş konuşuyorsun demeni de anlıyorum, fakat bahsettiğim konularda hala anlamıyorum. 
Neyse yine unutucaz bu mart ayını da hiçbirinizin aklına zerre gelmeyecek bu çocuk. O zaman üzüntümü-fırsatçılık mı, boş konuşmamı-dolu konuşmamı hepimiz kendimiz ispatlayarak göreceğiz.

Ayrıca B.a.y. yorumun için tebrik ederim. İkinci ayrıcaya gelecek olursam lütfen bir daha bana boş konuşuyorsun deme. 


14 Mart 2014, 11.22

Yorum uyarısını dikkate alarak, bir adamın gerçekleri çok güzel ifade eden yorumuna değinmek istiyorum.

İki gün önce işe giderken arkadaşımla aramızda geçen konuşmayı duymuş gibi yazmış:) Arkadaşım dedi ki, ben bunların bir anda örgütlenmesine ve inandıklarını savunmalarına hayranım. Diğer tarafta böyle bir şey yok dedi. Ben de dedim ki, onların temelinde itaat var. Eylem yapsalar, tedbir amaçlı giden polis sayısı çok az olur. Çünkü bir yeri yakıp yıkmazlar. Diğer eylemlerde ise, bazen binleri bulan polis görevlendirilir.

Kaldırım taşlarını söküp insanlara fırlatmak, çiçekleri bile koparıp ortalığı yakıp yıkmak onlara göre değil. Onlar dediğim, itaat duygusu yüzünden koyun sıfatı yapıştırılan insanlar yani. Bu sıfatı bazen hak etmiyorlar değil. Çünkü büyüklere ve özellikle devlet başkanına itaat emri verilmiştir ama, o yönetici sıratı müstakim üzerindeyse şartı eklenmiştir. Yoksa Hz. Ömer zamanında sıradan bir asker, onun hutbe verdiği bir sırada kılıcını çekip, eğer doğru yoldan ayrılacak olursan seni kılıcımızla düzeltiriz diyebilmiştir. Ve hiç bir tepki görmemiştir. Körü körüne itaat emri verilmediği gibi, bu şekilde davranan vebale de girer.

Diğer yandan, aydın denilen insanlar ki bu kavram kişiden kişiye değişir. Mesela daha önce aydın kişi tanımlaması için bir adam nikli arkadaş, hayatla kavgasını bitiren kişi demişti. Bu da güzel bir tanım. Bu tanıma göre bu dünyayı umursamayan ve tüm hazırlığını diğer tarafa yapan insanlar hem ileri görüşlü ve hem de aydındır.

Ülkemizdeki aydınlar, bence daha çok yıkım ve tahribata meyilli. Bu yüzden gazetelerde ve televizyonlarda daha çok görünürler, sesleri gür çıkar. Çünkü her başlığı ya da manşeti, bu ülkenin bağrına saplanan bir bıçağa dönüşen gazeteler, haberleriyle ortalığı karıştıran tv ler de tahribattan yana. Bu yayın organlarının sahipleri araştırıldığında ve dünya medyasının yüzde 78 ine kimin sahip olduğu ve bunu nasıl kullandığı düşünüldüğünde durum daha iyi anlaşılabilir.

Bir yazımda değinmiştim, tahribatın dayanılmaz hafifliği diye... Yani bu kolay bir iştir. Malzemesi de boldur. Bazen karikatür, bazen tarihi bir kişiliği kullanmak, bazen bir çarpıtma vs... Ama olumlu bir iş için emek harcamak zordur. Ve bunun için emek harcayan kahraman olamaz. Sıradan biri gibi durur. Binlerce ağaçlık bir ormanı oluşturan bireylerin her biri sıradan bir işçidir. O ormana bir kibrit çakıp yok eden kişi ise, o işin kahramanı ve faili olur.

Son olarak, cahil olarak görülen topluluğun arka planda kalması ve ezik gibi durması, hakkını layıkı ile savunamaması, şimdilik zararlarına görünse de, işin aslı öyle midir yoksa her halukarda kazanıyorlar mı, bunu ilerde göreceğiz. Bu dünya için hak kaybı çok önemli olmasa gerek.

Asrı saadette Peygamberimizle bir adamın diyalogu ile bitirmek istiyorum :

___ Efendim, ben oruçluyken dayanamayıp eşime yaklaştım, ne yapmalıyım?

___ Bir ay üst üste oruç tut.

___ Buna gücüm yetmez.

___ Öyleyse bir miktar hurma dağıt.

___ Buna da gücüm yetmez.

(Dinleyenlerden biri, dağıtması için adama bir miktar hurma verir)

___ Al bunu, bildiğin en fakir adama ver.

___ Vallahi kendimden daha fakirini bilmiyorum.

(Peygamber tebessüm eder)

___ Öyleyse al bunu eşine ve çocuklarına yedir.

Öyle güzel bir sistem ki, hata etseniz bile bir şekilde lehinize dönüyor. Bu arada, bana arada bir özelden yazıp fikirlerine katılıyorum ama ortaya yazamıyorum diyenler oluyordu. Yani bu yorumun konusuna örnek olanlar vardı. Şimdi bir kaç kişi bunu aşmış ve yorum yazmış. Sevindim ve bence herkes inandığı doğruları yazabilmeli. Sonuçta herkesin bu konuda eşit şansı var.

14 Mart 2014, 11.51

Bülbülü öldürmek; istediğiniz kadar şakrakkuşu öldürebilirsiniz ama bülbülü öldürmek günahtır, bunu asla unutmayın. Bülbülü öldürmek kitabından.

Ya taraf olacaksınız ya da bertaraf olacaksınız! Bu portal da bile saflar kendini belli ediyor. Bugün sokağa çıkın, en sıradan, kendi halinde olan birine sorun; bu memleketin hali ne olacak? İnan ki akıllara ziyan çözümler sunar sizlere. Kimsenin elinde sihirli değnek yok. Tek çözüm adam yerine koymak ve adam gibi davranmak. Her kesim(e) aynı mesafede durmak. Aramızdaki farklılıkları ortadan kaldırmaktır. İnsanlar üzerinde korku yaratılmadan. Biri bizden, biri onlardan günlerine döndürmeden!

Ölen çocuk kimin gözüne parmağını soktu da katledildi! Hangi menfaat kapısını araladı, Allah katında günah işleme çağında değilken, neden o, niçin ben, niçin sen, niçin öteki, beriki? Burak neden öldürüldü daha daha gençliğin baharındayken en önemlisi yeni evli genç polis neden korkudan kalbi durdu?! Olayların yatıştırması için çaba gösterileceğine, ben sandıkta hesap sorarım diye meydanlarda nutuk atılıyor. Allah kahretsin senin sandığını da senin oylarına da, kaç sandık dolusu oy bu ölenleri geri getirebilir. Hangi teselli ölenlerin annelerini susturabilir. O çocuk(lar) herhangimizin çocuğu olabilirdi...

Etkin ayrılıklar, mezhep ayrılıkları, ötekileştirme, sıradanlaştırma, bizden olmayanlar, benimkileri sokağa çıkmak için can atıyor tehditleriyle nereye varılmak isteniyor! Bu ülkenin başına gelen en büyük felaketler! Kutuplaşarak karşı karşıya getirmek. Ve belli bir kesim üzerinde parazit gibi iktidarını sürdürmek! 

Zindanlardan cellatların kahkahaları arasında hep insanları  feryatları duyuldu. Gazeteciler sokak ortasında öldürülürken, sokaklarda yazarlar havaya uçurulurken de sesler duyuldu. Kazancı yokuşunda kıyılanların sesi de duyuldu. Roboski de, Digor’da  Maraş, Çorum, Sivas her tarafta ses duyuldu. İçte burada mutlaka birileri çıkar bu feryadı gürültü olarak algılar?! Duymak istemeyenler hep kulaklarını tıkadılar, acısını yüreğinde hissedenler ise ancak sesleri onlara geri döndü. Ölen için ağlayamıyorsun, biri çıkar seni mikrofilm ile aşağılamaya çalışır. Utanç verici bir şey. Hırsızlık yapmaktan utanmayanlar bunu söyleyebiliyor!

Ne yapılabilirdi? Seçim meydanlarında hesap sorulmak yerine, oy avcılığı sahte kardeşliği yerine, menfaat pazarlığı yerine,  yandaşlarına palavra atmadan, seçim meydanlarında birlik beraberlik çağrıları yapılsaydı. Kimin neresi eksilirdi!

Çıkarsın meydanlarda bağırırsın sevgili kardeşlerim: ben 4-6-8 hatta 10 şeritli duble yol yaptım. Denizleri ve okyanusları birleştirdim, dünyanın  bir ucundan girip diğer ucuna tünel yaptım, dağları delip, demir ağları yurdun dört yanına ördüm. Her tarafa teleferiklerle ulaşım sağladım, dersin... 

Ama öte tarafta yürekleri birbirine bağlayan yolları tıkamazsanız olmaz mıydı?! Beceremiyorsanız barı karıştırmayın. İddia ediyorum kendi halimize bırakılırsa kurt kuzuyu bile koynundan yatırır. Ama önce insana değer vermek gerek. Hiç kimse çıkıp ben; bu toplumsal olaylarda sağduyu çağrıları yapmasaydım bu kadar cana mal olacaktı demiyor. Çünkü toprağa düşen her bedenin sorumlusu onlardır.  Çünkü önceki gün ölen benimdi, dün toprağa düşen genç beden onun, yarın ölecek olan diğerinin olacaktı. Ve insanlar ölenler için birbirlerini öldürmeye devam edecektir ne yazık ki. Demek neymiş iktidar olmadan önce insan olmak gerekir ve insani davranmak gerekir.

Çok negatif enerji birikimi oldu bu ülkede, bu toplumsal infiali nasıl sonuçlandırılabilir? Kimin ölüsü daha genç, kimin ölüsü daha yakışıklı, kimin ölüsü daha kıymetli, kimin ölüsü ölümsüz?! Değer katarken bile ölümden başka bir ses çıkmıyor. Ölümün üzerinden yükselenler bilinsin ki oda bir gün ölümü tadacak?! Berkin, Burak ve şehit polise ağlamayan insanlıktan nasibini almayanlardır.

14 Mart 2014, 14.01
   Ben de anlamakta zorlanıyorum.....Burada hissettiklerimizi  paylaşmak isterken , gördüğümüz  muameleye  şaşkınım..Ben   zaten  hiç bir ölüm vakasını ayırmak istemiyorum  hepsi bizim için çok üzücü..İnandırıcı olamamışız  bazı kişilere,  bunun  çok da önemi yok...Ama  bir  ölüyü ideolojileri  için kullananlar  mutlaka  var  .Bunun  farkında olamamak  mümkün değil zaten.Ama  anlayamadığım şu ki  sizler  bur da kimin üzüntüsü gerçek  kimin değil diye yargılarken ,insanlara akbaba benzetmesi yaparken  ,bizler de  sizin  bir ölüyü karşı ideoloji  için kullandığınızı düşünmeli  miyiz.. Çok yazık ya  ben  3 çocuk büyüttüm. Bu memlekette  her şehitte  empati yapar annesinin yerinde olurdum hemen. Kahrederdim kendimi.. Bu  yavrum 16 yaşında ,arkasından  öldürülen  Burak  evladımız   ve   öncesinde yaşanan  acılar...Bir iktidar hırsına  , kibirden  gözü dönmüş  insanların yönetim zaafı olduğunu  neden kabul edemiyoruz. Ya hu illa şuncu buncu olmamız mıı gerekiyor.Sadece top yekun  insan olabilseydik  ..yetecekti belkide.. ..Kimse  süper hatasız olamamaz.. Neden  yanlış  var, sorumluluları yakalansın diyemiyoruz....DİGOR   negatif enerji birikimi çok oldu bu ülkede  diyor . Çok doğru  bu..  Üzüntüm,  olaylar yatıştırılmaz daha da kaşınırsa  ,özellikle  devlet büyükleri tarafından  ülkemizin kaos ortamına çekilmesine sebep olunmasıdır. Seçim   meydanlarında birlik beraberlik çağrıları yapılabilir.Acılar ortak payda olmalı  gerçekten  ,bir başsağlığı bile dilemek  zor mu bu kadar  .Yanlışı yapan benden  ise  onun avukatı mı olmalıyım..Asla  hiç  olmadım ALLAH  da  nasip etmesin inş.
14 Mart 2014, 15.23

selam.. Allah bu ülkeyi bütün düşmanlarından korusun inşallah..

yazıyı okuduğumda en çok merak ettiğim şey yorumlardı :)) neyseki gamyundada aklı selim insanlar çıkıp yorum yapmış diyebildimm... ölen bir çocuk, çocuğu olan insanlar daha iyi anlarlar eminim.. çocuğuna her baktığında gördüğü tek şey masumiyettir.. peki ya biz çocuk olmayanlar bizde çocuktuk, bizde masumduk, ne olduda masumiyetimizi kaybettik !!!

bugün dışarda olanları (eylem adı altında) desteklemek mümkün değil, keşke adam gibi eylem yapmasını öğrenseler (yakıp yıkıp, çoluk çocuğun eline taş, molotof, sapan vs vermeden) keşke bizde çıkıp; durun bu ülkede insanlar ölmesin diyebilsek, keşke her yapılan haksızlığa karşı başkalarına zarar vermeden yürüyebilsek, sesimizi duyurabilsek.. ama bugün dışarda olanların hepsi demesemde birçoğunun niyeti iyi olamaz, yanında taş atanlara dur demeyenler taş atandan farkı kalamaz.. böyle bir dünya böyle bir düzen yok bence.. hakkını savunmak için başkalarına zarar vermek yokkk..

14 Mart 2014, 16.51
Son Dakika: Tunceli'de bir polis yoğun gaz nedeniyle kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. İstanbul'da bir kişi çıkan çatışmada hayatını kaybetti.
Öncelikle biz polis kardeşimize şehit diyoruz ve gazdan degil atılan taşların stresiyle kalp krizi geçirdi açıklama bu şekilde sen olay anında ordaysan bilemem tabi :)
İstanbulda çıkan çatışmada bir kişi demişsin(  ismi burak ) çatışma karşılıklı olur tek taraflı degil biraz olaylara objektif bakmayı ögrenin ltf.
Blog okadar kin doluki masum bir çocuktan başlayıp başörtüsüne nasıl geldi anlamadım.Yaşın kaç bilmiyorum ama ben bu ülkede bazı şeyleri görecek kadar çok yaşadım.
269 yogun bakımda olan bir çocuktan haberiniz varmıydı acaba hanginiz bir tel açıpta hal hatır sordu?hiç biriniz tabiki!! 
Ölen bir çocugun arkasından hala birşeylerin peşindesiniz.Bırakında bari mezarında rahat etsin Birşeyde dikkatimi çekti.Defnedilen çocugun daha toprağı kurumadan babası canlı yayınlarda demeçler veriyordu çok manidar bence.
Hala ARAKANDA,SURİYEDE,FiLİSTİNDE,DOĞU TÜRKİSTANDA,ORTA AFRİKADA VE MISIRDA katledilen ve SOMALİDE AFRİKANIN bir çok yerinde açlığa ve susuzluğa mahkum edilen çocuklar içinde eylem yapsınlar veya blog yazın yapamazlar yapamazsınız.Demokratik bir ülkede yaşıyoruz herkez karşıt görüşlü insanların görüşlerine saygı göstermek zorundadır biz nasıl gösteriyorsak karşımızdakindende onu bekleriz.  Demokratik bir ülkedeyiz ve seçimlerde tek parti yok tepkinizi sandıkta gösterin gösteremiyorsanızda suçu desteklediğiniz kurumda bulun neden seçilmiyor diye 
mirza78 ve duk45 yorumları içinde tşkler.

14 Mart 2014, 16.54
Sevgili Cezbe; yazınız, hissettikleriniz, vurgulamak istedikleriniz tabiiki de çok anlamlı ve yerinde kullanılmış cümleler. Hiçbir ölüme üzülmemek ya da kayıtsız kalmamak insanın doğasına ters bi durum olsa gerek. Ölü farkı olur mu, olur tabii… biri dağda ölene terörist derken diğeri çıkıp hayır ölenler gerillaydı diyebilir… hadi bakalım biz şimdi hangi ölü için üzülüp meydanlara düşeceğiz. Bizi hayvanlardan ayıran en baş özellik sözde beynimiz ama hangimiz beynimizi tam anlamıyla kullanabiliyoruz ki. Benim kendi adıma söyleyebilceğim tek şey var o da lütfen elinizi insani duygulardan çekin. herhangi bir başka şeyi esas alıp kullanabilirsiniz belki ama böyle insanın en etkili üzüntüsü olan ‘’Ölümü’’ provake sebebi yapmayınız!!! 
Ortada ideolojik manada bir taraf yok diyorsunuz ama ne yazık ki taraf ve rant peşinde olma durumu var. Seçimlere yakın bir tarih olmasaydı acaba kaçımız ya da kaçları Berkin için bu kadar yas tutacaktı? Madem bu kadar sağduyuluyuz bunu neden bizi yönetecek insanları seçerken sandığa yansıtmıyoruz. Duygularınıza sağlık .
 
14 Mart 2014, 18.03
Tutturmuşsunuz, eylemde taş atıyorlar, yakıp yıkıyorlar diye. Hanginiz eylemlerdeydiniz, kaç eylemcide gördünüz taşı, topu tüfeği? Gezi eylemlerine de katıldım, salı akşamı Berkin'i anma eylemlerine de, çarşamba günü cenazeyede. Ne benim, ne yanımdakilerin, ne de etrafımdakilerin yanında taş, sapan vs yoktu.

Ha siz, gezi olayları zamanı, ne idüğü belirsiz adamların, molotoflarla, taşlarla, sapanlarla, tüm kanallarda, hükümet isteğiyle (Alo Fatih) canlı yayında verilen ve oynanan tiyatroyu diyorsanız o başka. 5-10 kişilik sözde eylemci grupla (daha sonradan ortaya çıkan fotoğraflarda, ellerinde telsizle fotoğrafları çıktı o kişilerin), Taksim'in orta yerinde başa çıkamadığı ve canlı yayında, yapılan başarızı orta oyunu ise söz konusu ve ona inanıyorsanız başka. Ayrıca binlerce insanın içinde tabi ki provakatörler oluyor, taş atan, çevreye zarar veren. Siz zannediyor musunuz ki, o eylemlere katılanlar, gerçekten şiddetten yana olsaydı, dediğiniz gibi ellerinde taş sopa olsaydı, şu an yaşayan bir çok insan yaşayacaktı. Aynı Ukrayna'da olduğu gibi bir çok ölüm olurdu, bunların hiç biri olmadı.

Ne vardı biliyor musunuz bizim yanımızda? Cenazeye giderken, talcidli solisyum vardı mesela, boyacıların kullandığı maske vardı. İnsan cenazeye giderken bunları niye alır? Siz hiç cenazeye giderken, maske aldınız mı yanınıza? Ben en son 17 ağustosta, yıkılmış binaların altında, günlerdir kalmış ve kokmuş cenazeleri çıkartırken kullanmıştım o maskelerden, bir de Berkin'in cenazesinde kullandım. Cenazede 6-7 saat durmadan yürüdük, ne etrafa saldırıldı, ne herhangi birine şiddet uygulandı.

Salı akşamı, Berkin Elvan ölümsüzdür demekten gayrı yaptığımız hiç bir şey yokken, polis tomasıyla, gaz fişekleriyle, binlerce insanın üzerine durup dururken, saldırdı. Ne onlara ne başkalarına saldıran vardı. Tek suçumuz bu olanları protesto etmekti. Hani diyorsunuz ya eylem yapmak tabi ki demokratik hak, işte biz de onu diyoruz, bırakın kardeşim yapalım eylemimizi. Ama yaptırmıyorlar, ortamı yatıştırması gereken ülkeyi yönetenlerken, vatandaşların güvenliğini sağlaması gereken polisleri, vatandaşlarına karşı düşman gibi saldırtıyorlar. Aynısını cenaze sonrası da yaptılar, gezi olaylarında da.

Hala, Arakan'dan Suriye'den vs den bahsediyorsunuz. Ne Suriyesi kardeşim, benim evimde yangın var, benim çocuğum hastayken, benim çocuğum ölürken, öte mahalledeki hastaya mı koşucam ben. Önce kendi çocuğuma ağlar, sonra diğer çocuklara ağlarım ki, öyle yapıyorum? Ancak asıl problem bu, siz sadece Müslüman diye başka ülkelerin çocuklarına ağlıyor, bizi, zaten Ateist, zaten Alevi, zaten Zerdüşt vs diye ayrıştırıp, ölen kendi milletinin, kendi komşunun çocuğu olmasına rağmen, "öldü ama" diye başlayıp, utanmadan, photoshopla tutuşturulmuş sol örgüt bayrağıyla, sapanla 15 yaşında çocuğu yargılamaya kalkıyorsun.

Neymiş efendim, seçimler yakın olmasaymış bu kadar insan cenazeye ilgi gösterir miymiş! Soruya bak soruya, kafaya bak sen hele! Haziran da seçim mi vardı da, gezi olaylarında ölen vatandaşlarımıza kardeşlerimize ağladık üzüldük biz.

Oğlu ölen adam, aynı akşam tv'ye çıkar mıymış? Hep bir ağızdan, aynı şey söyleniyor. Adamın oğlu öldürülmüş, 9 ay hastanede yatmış, sorumlular bulunmadığı gibi bulunmaması için elden gelen her şey yapılmış, tek bir devlet yetkilisinden geçmiş olsun dileği bile gelmemiş. Ne yapsın adam, nasıl duyuracak sesini? 1 hafta sonra çıksa tv'ye bu seferde, daha 40'ı çıkmadı, tvye çıktı diyeceksiniz? Çünkü amaç o kişinin acısını anlamak değil ki devamlı "ama" lı sebepler bulmak. Ki o acıya rağmen, ne hakaret etti, ne isyan etti. Oğlumun katilini bulun dedi, çok mu anormal?

Kırın şu kalplerinizdeki taşlaşmayı. Geziye sahip çıkan herkes, olaylar sırasında ölen vatandaşlara da, polise de, Burağa da sahip çıkıyor, baş sağlığı diliyor, failleri bulunsun diyor. Ya siz? Ya da sizin gibi düşünen, bu ülkeyi yöneten yöneticiler ne yapıyor? Berkin'in katilleri bulunmasın diye ellerinden geleni yapıyor, o da yetmiyor, neredeyse öldü diye Berkin'i suçlu çıkartmaya çalışıyor. Daha bügün, eski iç işleri bakanının gezi olayları sırasındaki konuşmaları yayınlandı. Kendi halkına galiz küfürler eden, adamı mı savunuyorsunuz? Ya da kendi halkının isteklerine kulağını tıkamış, sadece kendi hayat tarzını benimseyen insanların isteklerine önem veren, diğerlerini duymazdan gelen ve olayların durulmasını istemediği için basın açıklamasına bile izin verdirmeyen ve onlar benden değildir diyerek bir başsağlığını çok gören başbakanı mı savunuyorsunuz?

Çok şey istemiyoruz kardeşim, bizim de taleplerimiz dikkate alınsın, bizim isteklerimiz gözardıedilmesi. Tek kişinin değil, tüm toplumun ortak kararıyla hareket edilsin istiyoruz. İsyanımız buna, bunda anlamayacak ne var?
14 Mart 2014, 18.35

Yazılanların bir çoğu düzeyli aklı selim. Aklı selim olmayanlar ise yakıp yıkanlarla,  gerçek canı yanmış kişileri eş değer tutulmasıdır.

Kınama , yuhalama , o yaptı bu yaptı  gibi söylemler bitmedikçe ne yazık ki önümüzde ki günlerde daha vahim olaylar cereyan edicektir. Berkin kardeşimiz ne ilk oldu nede son olucak gibi gözüküyor.Hatta ve hatta daha vahim  olaylar gün geçtikçe yaklaşıyor. Peki kan kanla temizlenmeyeceği gibi,  bunun önlemini alamayacak kadar aciz bir yönetim olmamalı. Önümüzde ki günlerde tekrar bu tarz eylemler  yada  olaylar olduğunda,  tekrar canlar yandığında gene, o mermileri,  taşları,  gaz fişeklerini, molotofları,  kimin attığımı tartışılıcak..

Bu seferde Ahmetler , Seraplar ölümsüz diye sokaklaramı çıkılıcak...Meydanlarda oy istiyerek saatlerce yaptıklarını sıralıyan siyasetçiler çok bir şey yapmış gibi böbürlenmeye hiç gerek yok. Sen devletsen,  zaten o saydıklarınızı yapmaya mecbursunuz. Senin yok saydığın görmezden geldiğin asil görevin bu ölen masum canların neden öldükleri nerede ne hata yaptığınız  / yaptığımız ve bu hataların önüne nasıl geçilmesidir. Çözüm olarak nasıl bir tedbir alınabilir ne yapılabilirsiniz .İşte oraya gitmeseymiş gibi yasakçı bir anlayışla bu acıları durduramazssınız.Herkezin hayata bakış açısı aynı olamaz. Aylardan beri  dillerde illegal grup var ne yapıyorsa onlar yapıyor . Sen devlet olarak üç beş çapulcu diye adlandırdığın kişileri yakalıyamıyorsan o zaman bu ölümlerde en büyük sorumluluk senindir. Bu ülkede herşey senin elinde olduğu gibi bu illegal örgütleride yakalamak senin için hiçde zor olmasa gerek.... Her acıdan sonra  hep geriye dönülüyor,  orda bu ölüm olmuştuda bu kadar ses çıkmamıştı, burda bu ölüm olmuştuda....

Sonuç  masum insanlar ölmeye devam ediyor.Bu tarz eleştirilerde,  bana öneriyle gel, eleştiriyle gelme deniliyor. Bu ülkeyi kim yönetiyorsa o  çözümüde devtin kendisi bulması lazım. Bir kişi üç kişi beş kişi kazaya kurban gider, zamanla durulurlar anlayışıyla bu acılar bitmez...

... Bugün  bir masum can hayattan gider yarın onlarcası.Sen devlet olarak bazı önlemlerini şimdiden almazssan, görmezden gelirsen yada, Nokta....

Önümüz yaz.....

j

14 Mart 2014, 20.22

          Beklenen taziye mesajı gelmiştir. Bir Türk vatandaşı olarak tebrik ediyorum. Asıl provakatör, en baba provokatör yapacağını yaptı. İmam-cemaat hikayesini düşünürsek burada yazılan olumsuz şeyler leblebi, çekirdek nevinden şeyler Çocuklarımız, torunlarımız bugünleri kara bir leke olarak okuyacaklar tarihte. Eflake ser çekmiş olanlar, kendi çıkarları için ölüleri bile malzeme edip ülkeyi bölenler, yarın aklı-selim tarafından nasıl anılacaklar varsın düşünsünler. 


           "Yaradılanı yaradandan ötürü sevdiğini" söyleyeyen riya dolu ağızlar gerçek hallerinde gözümüzün önündeler. "Bize bunu yapan Yahudi, Hristiyan vs. vs. değil üstelik" diyen ayrıştırma/bölme/ötekileştirme üstadları tepki alınca çark ettiler. Yapılan dinlemelerle ilgili "insanın günah işleme özgürlüğünü ihlal ediyorlar" diyerek bunu bize şikayet eden akıl almaz insanları da gördük. Daha neler neler.... Kalpleri başka, dilleri başka insanlar bunlar. Evet gerçekten ölüleri de başka, yasları da başkaymış, bunu da gördük.


          Eleştirel yorumlarda cevap verilecek bir taraf bulamıyorum. Hem içleri sahiden de boş, hem bugün olan gelişmelere akıl gözüyle bakan insanı yeterince aydınlanmış olmalı. Aklı kiralık insanlar zaten ne derseniz deyin aynı şeyleri söyleyecekler. Bir Adam'ın yorumdaki biat anlayışının neden ve niçin bazı şeyleri argüman olarak kullandığı ve bazı şeyleri neden hiç kullanmadığına ilişkin bölüm çok çok önemli. Benim yazıda hayretimi dile getirdiğim durumun açıklaması, sağolsun yazmış bir güzel her şeyi. Ben de onun yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum. Duk ikimizin de onun yazdıklarını onaylayıp ayrı fikirde olmamış tuhaf değil mi? Onun yorumuna katıldığını söylediğine göre benim sana getirdiğim eleştiriyi de kabul ediyor olman gerekir veya onun yorumunu iyice okumamış olman gerekir. Yanlış anlamış olduğumu düşünmüyorum çünkü. Diğer eleştirilerin ne diyor bilmiyorum, hiç mana veremedim söylediklerine, bu yazıyı duygusal bir yazı olarak nitelemen filan.... neyse senin kendine özel durumların var çok girmiyorum mevzulara. 


         Son olarak benim bütün bu olumsuz yorumlardan çıkardığım ya da seçtiğim bir yorum var. Durumun vehametini, gözümüzün ne kadar kapalı olduğunu tam olarak ifade ediyor. 
                                             
                                    ------------------------------------------------
  • mirza78 [13-03-2014 17:18

    Hadi Burak Can için de bir yazı bekliyoruz duyarlı arkadaşlardan. Yaşasaydı neler yapacaktı gibisinden bir hikaye kurgulanabilir.

    Ladin, beni her zaman anlıyorsun ama yanlış anlıyorsun. Ya da anlamak istediğin gibi anlıyorsun. Ama sonuç değişmiyor. Burada özgürlük arayışı pozlarında dolanan ama aslında karşı tarafa verilen ve verilecek olan özgürlüklere tahammül edemeyenler, birbirlerini tebrik ve teselliye devam edebilirler. On yıl önce yapabilip de şu anda yapamadığınız ne var sayın özgürlükçüler?

                                            -----------------------------------------
                                             
         Yorumun son cümlesine dikkatle bakalım. Diyor ki "on yıl önce yaptığınız ama şu an yapamadığınız ne var" Gerçekten çok düşündürücü. Bir insanın bunu söylemesi için dış dünyadan kendini tamamen soyutlamış olması gerekiyor. İnsan hakları beyannamesinin bir maddesinde insanın ilk ve öncelikli hakkı "özgür ve güvenli bir şekilde yaşama hakkı" olarak tanımlanır. Sana cevap vereyim ben; Yapamadığımız şu var; YAŞAYAMIYORUZ! Diğer hak ve özgürlüklerden söz etmek bile istemiyorum. Nasıl bir gözü kapalılık halidir bu inanamıyorum. Biat anlayışı tam da böyle bir şey olsa gerek.


          Önümüzdeki günlerde, bu tip ölüm vakalarının  bir yasa çıkarılarak "suç" olmaktan çıkarılması bile gündeme gelebilir, endişem bu yönde. Bunu da kotarırlarsa bence her şey çok güzel olacak. Allah yardımcımız olsun.


14 Mart 2014, 21.30


         DelPhol'e Özel: Gözden kaçırmışım sizin yorumunuzu, hani dediğiniz bir şey yok, hep boş hep boş. Fakat ünlemlerinizi gördüm sonra. "Ölümü provoke sebebi yapmayınız" ve ünlemler ünlemler....  Siz haber filan izliyor musunuz? Penguenleri mi izliyorsunuz hala? Bu sözü yöneltmeniz gereken ünlemlerinizle beraber!!!!!! ben değilim, bir başkası. Ve fakat görmek ne mümkün değil mi? Tek dileğim bugün olan gelişmeleri takip etmeden bu yorumu yapmış olmanız. Şaşırmıyorum aslında sadece üzülüyorum halinize.

                                                                                                                            CeZbE

15 Mart 2014, 00.21



         Son yorumculardan; Digor, ÜsmenAga, O_ben, yorum çok uzayacak endişesiyle yazamadığım ve içimde kalan ne varsa sizler yazmışsınız. Teşekkür ediyorum üçünüze de. Cynazz moralinizi bozmayın, inanın benim de moralim bozuluyor ama bozmamalıyız, henüz erken. Yukarıya eklediğim foto -inşallah başarılı bi yükleme olmuştur- olup bitenlere gözlerini ve kulaklarını kapayanlara hediyem olsun. 30'unda gerçeklere kapadığınız algınızla, gözlerinizi kapayın ve vazifenizi yapın. Sizden beklenen ve istenen yegane şey odur çünkü. Birey olarak gözlerinde ot kadar bile değeriniz olmadığını gün gelip idrak edebilmeniz temennisiyle.
15 Mart 2014, 00.43
Öyle yorumlar gördüm ki, bi nebze içim ferahladı, öyle yorumlar da var kii oynanan oyunları bile gözardı edecek kadar kör olmuş gözler. Devlet, vatandaşını seninki benimki diye bölmeye çalışıyor, polis kendi tarihine leke yazıyor, çünkü vatandaş artık onların gözünde karşı taraf, emir böyle! ''Sen şehit olsan ben ağlardım.'' dedi bir kız polise o olaylarda, kendini çekiştiren vuran polise. Dün de bir kadına ''siiz'' diyordu polis siz! Sizin yüzünüzden bir arkadaşımız öldü diyordu, görevi vatandaşını korumakken sadece. Digor çok güzel anlatmış, ÜsmenAga kafamı toparlayıp yazamadıklarımın sözcüsü olmuş, iinatla aynı zihniyeti sürdürenlere diyecek söz bulamıyorum. 
15 Mart 2014, 01.37

Son dakika haberlerini ben de farketmemişim. Muhtemelen yukarıda bahsettiğim gazetelerin birinden alınmış. Çünkü onlar Mısır'da silahsız halka ateş eden askerler haberini de çatışma olarak sunmuşlardı. Polis gazdan etkilendi ve öldü. Bir taşla iki kuş kurnazlığı. Diğer haberde de örgüt koruma telaşı görülüyor.

İşte bu medya, bazı konularda duyarlılığı bulunan insanları yıllarca yalan haberleriyle kandırdı. Bazen imama keçi çaldırdı. Bazen de arapça yazılı pankartları bilerek yanlış tercüme etti. Yalan haberlerini saysam sayfalar dolar. Bir kısım medya deyip taraf tutmuyorum. Çünkü kandırılan ve aldatılan hepimiziz. Tıpkı bazı siyasilerin dini kullanarak saf insanları kandırması gibi bir şey bu. Bazı insanları da, aman şeriat gelecek, aman cumhuriyet yıkılacak diye pompalayıp duruyorlar. Onlara bakarsanız bizi rahatlıkla cumhuriyet düşmanı ilan edebilirsiniz. Ve ediyorlar maalesef.

Yaşam hakkı ve özgürce yaşam hakkı hepimizin isteğidir. Bu konuda sicili bozuk olan ve en büyük hırsızlık olan hürriyet hırsızlığını yaşatanlar, artık bir özeleştiri yapmalılar. Biz de zamanında hata ettik diyebilmeliler. Orta yol böyle bulunabilir belki. Ve o zaman insanlar ideolojiye göre oy vermezler. Ben kendimi her zaman özgür hissedebileceğimi bilsem, inancım doğrultusunda serbestçe yaşayacağıma emin olsam, sadece çalışana oy veririm. Ama bundan emin değilim.

Yaşayamıyorum demek için çok acele etmişsin. Atma Hamidiye atma, adlı türkünün hikayesini oku lütfen. Sonra istersen yine özgür değilim falan diyebilirsin.

15 Mart 2014, 05.21
Güzel bir durum tespitini akici bir uslupla dile getirmissiniz kutlarim.

Mirza'ya bir not:
Beynamaz degil Bi-namaz

Bilginize

15 Mart 2014, 11.45
İki tip insan var hayatımızda. Ya iyiyiz ya da kötü. Arası olmaz. Arada kötü olmaz hiçbir zaman iyi biri. Tıpkı kötünün de arada iyi olamayacağı gibi. Birkaç Berkin, birkaç kelle diyenler benim için aynı saftadır. İnanmaz kendinden kayıp olduğuna iyinin üzüleceğine. Kindar olduk ya iyice, hep sorgular durur. Başı açık joplarla dövülürken kılını kıpırdatmaz, haketmiş der, başı kapalı bacılarını ekranda bir şey olmadığını gördüğü halde dövdüler bacımı deri eldivenli üstü başı açık kişiler der. Neye inanmak isterse ona inanır. Belki de inanmak istemedikleri 11 yıldır kandırıldıklarıdır. Onun hırsıyla sürekli saldırılardır. Her ölüm acıtır oysaki iyinin yüreğini. Ayırt etmez, edemez ki o bedende bir yürek taşıyorsa eğer. Senden benden ayrımını bilmez. Evinde hata yapan çocuğunu azarlayan bir anne, hatasını görmez asla büyük ustasının. Kayıtsız şartsız doğru yapmıştır o. Bir kez olsun acaba yoktur içinde. İşte o ustaya 13 Mart 2014 tarihli yazısında Yılmaz Özdil en güzel cevabı vermiş. Tarafsız gözle okunursa evladı olan herkesin gözlerini yaşartacaktır eminim..
15 Mart 2014, 12.54

“Atma Hamidiye Atma” türküsünün hikayesi 1925 yıllarında geçer. Ulu önderin kıyafet devrimi yaptığı sıralarda Rize halkının bir kesimi, cübbe potur giymek, sarık takmak istemekte ve devlete  vergi vermeyi reddederek cumhuriyete karşı ayaklanmaktadır. Bunun üzerine ulu önder Hamidiye zırhlısını Rize açıklarına gönderir ve korkutmak amacıyla zırhlıdan kurusıkı ateş açılır. Korkan Rize halkı “Atma Hamidiye atma, vergi de veririz, şapka da takarız” der. Bu hikayenin hiçbir bilimsel kaynağa dayanmadığı tamamen tevatür olduğu bildirilmektedir. Günümüz Türkiye’sinde özgürlük tartışmalarının tevatürler yerine bilimsel kaynaklara dayalı olarak yapılmasını dileyerek  blogseverlere saygı  ile duyuruyorum.

16 Mart 2014, 03.28

         Ceyda, teşekkürler. Umut, doğrudur söylediğiniz, zihniyet aynı zihniyet "birkaç kelle, birkaç Berkin" Söz ettiğiniz yazıyı araştırdım ama bulamadım, bakacağım tekrar. 


         Ladin, gösterdiğiniz dikkate ve verdiğiniz bilgiye çok teşekkür ediyorum. Siz yazmasaydınız ben es geçmiştim kaale almadığımdan. Aslında bir noktada iyi olmuş, sinsice de olsa gerçek yüzler çıkmış ortaya. Laf arasına sıkıştırılmış "onlara kalsa bize cumhuriyet düşmanı diyecekler" riyası, o tevatüre gizlenen Atatürk düşmanlığıyla kendi kendini ele vermiş. Ne diyelim... baştan ayağa profil aynı. "Köylükurnazlığı" deyimi bir insanla ancak bu kadar örtüşür. Dillerindeki riyayı, yalanı, takıyye deyip aklarlar sonra da. Söylenecek çok şey var, değecek insan yok. 


         Tüm aydınlık akıllara teşekkür ediyorum yorumları, katkıları için. Diğerlerine de ediyorum elbette manzarayı gözler önüne serdiler. Aslında söyleyecek hiçbir şeyleri olmadığını gördük. Bunun için mutluyum. Gmsnn ve yönetime harcadıkları mesai ve gündeme gösterdikleri duyarlılık için, bunları konuşabilmemizi sağladıkları için ayrıca bir teşekkür. Öyle ki tek kanallı tv izlenilen günlere döndük, evdeki kumandayı kullanmıyorum desem yeri var. Bırak bir şeyler söylemeyi, doğruları bile izleyemiyoruz. Böyle bir ortamda bu özgürlükçü ve duyarlı yaklaşım bana ilaç gibi geldi.


         * Her şeye rağmen umutla ve güleryüzle bitirelim. Yorumlarım nereye kayboldu sayın yöneticiler, yorumlar eksik! Hırsız var! Böyle deyince aklıma şu olay geldi:  Parti toplantısında üyelerden birinin cüzdanı çalınmış. Adam çaresizce sağını solunu yoklamış ama cüzdanını bulamamış. Can havliyle "hırsız var" diye bağıracakmış lakin tepki görürüm diye çekinerek kaderine razı olup oturmuş tekrar yerine. Yazık :)

         
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın