gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Yolsuz Ahmet

11 Ocak 2015, 21.06
A- A+

Bu blog rakı içerir. (Lakin bu kez kötülüğünü anlatmaktadır(!)) 


Bir yığın taşıyıcı arasından adıyla seslendi kabzımal “Yolsuz sen gel !“ Kaç kişiye ihtiyaç olursa olsun en önce o çağrılırdı Kayseri’nin sebze -  meyve halinde, sessizce en başına geçti sıranın;  bu gün işinin rast gideceğini düşündü öyle ya erkenden bir iş bulmuştu işte şarap değil de rakı parası kazanabilir miydi acaba bu güne !

Güneş iyice yükselmeye başladı sıcağa inat halin konumu gereği yüksek korunaklı yapının gölgeliklerinde indirip/yüklemek kasaları daha bir kolay geliyordu Ahmet’e ! Hızlı – hızlı çalışmasına gıpta eden keyiflenen kabzımal bir sigara uzattı; yaz – kış çıkarmadığı ceketinin koluna siliverdi terini yakmak için sigarayı kabzımaldan önce davrandı.

Şu bir zamanlar moda olan 130 kiloluk turbo sobaları yardımsız 8 nci kata çıkarırdı abartısız, kanepe, buz dolabı, çamaşır makinesini taşımak  çocuk oyuncağıydı onun için, 1,55 civarındaki boyuna  rağmen, yapılı bir vücudu vardı 50 li yaşlarda ki bu adamın tek defarmasyonu suratıydı yılların yıprattığı çehresi alkolün tesiriyle daha bir karmaşıklık kazanmış uyuşuk, boş vermiş bir duruş yüz hatlarından eksilmiyordu.

 

   Diğer dükkandaki kabzımal seslendi Ahmet’e elinde cep telefonu (Ahmet’in telefonu falan yoktu/olmazdı!) “Yolsuz, Osman arıyor!” Hangi Osman diye tereddüt etti Ahmet, onun bu düşüncesini anlamış gibi yineledi kabzımal “DSİ’de çalışan Osman” diye belirledi ! Aldığı telefonu “Alo” ladı çekingen ! “Alo Ahmet benim” dedi Osman sesinden tanınacağından emin “Akşam kahvede ol ben seni alacağım, yeğenimin çocuklarının sünneti var beraber gideceğiz” “Tamam” dedi birkaç hal hatır arefesinde kapattılar ve işine döndü çok kaytarmış utangaçlığıyla kavrayıverdi kasaları.

Üç katlı müstakil eski yapı evin taras katına yerleştirilen masaların etrafına dizilen 30’u geçkin alkol severin çoğu rakı ve ağza layık güzel mezelerle demleniyor birkaç akılsız da bu masaya oturmuş güzelim mezelere bakarak bira zıkkımlanıyordu !

Osman Ahmet’i erkenden almış getirmiş masaların dizaynını yemeklerin hazırlanmasını beraber yardımlaşarak yapmışlardı,   kavunları – karpuzları güzelce doğramışlar, rakı bardaklarını su bardaklarını masalara koymuşlardı, gelen her misafir bütçesine göre ya litrelik, ya 70’lik getiriyor düğün sahibinin masrafına ortak oluyordu !

Kafaları esriyen kalkıyor aşağıya iniyor müzisyenlerin olduğu bahçede harmandalıyla, kesik çayırla vb oyun havalarıyla biraz kurtlarını döküyor canı çektiğinde ilerleyen saatlerde Ahmet’in yalnız başına kontrol etmek zorunda kaldığı masaya oturuyordu! Ahmet’i sevmeyen olmaz, bu vesileyle her gelenle de  bir kadeh vurmamak olmazdı!

Günlük bir 35’lik limiti olan Ahmet zamana dönük ilerleyen saatlerde 2-3 bira da içebilirdi cila niyetine! Fakat bu gece rakının ve mezenin bolluğunda limiti çoktan aşmış dili ağzının içinde dolaşmaya başlamıştı! Arkadaşlarıyla yukarı çıkan Osman halen o saatte, o halde bile insanlara sakilik yapan, meze getiren Ahmet’i biraz da zoraki yanına oturttu, hizmeti gençlere bıraktırdı, müzik heyeti yukarı çıkmış vakit gece yarısını bulmuştu, bu saatten sonra yasak başlardı zaten komşuları o denli rahatsız etmek de uymazdı ! Anfisiz cümbüş, saz ve hafif hafif darbuka vuruşlarıyla gece yukarı da devam edecek içkiler bitene dek içilecekti!

Gençler ilerdeki eğlenceye takılıyor herkes dansözle oynamak için  yarışıyordu, arkadaşlarından kurulu müzisyenleri kaş-göz işaretiyle durduran Osman gençlerin saygıyla yol açmasıyla kolundan tuttuğu Ahmet’le orta yere yürüdü “harmandalı” dedi cümbüş çalan arkadaşına, cümbüşün sert erkeksi nameleri çınlamaya başlar – başlamaz bu oyunu çok güzel oynayan Yolsuz Ahmet kollarını kaldırdı alkışlar, bravolar, yaşalar arasında çok güzel yaptığı figürlerle sürdürdü oynamasını, beceremeyeceğini anlayan Dört Göz Osman Dansöze sıkıştırdığı paraya mükabil Dansözle baş başa bıraktı Ahmet’i ısınan kafalarla keyiflenen konuklar bir Dansöze bir Ahmet’e takıyordu banknotları!

  Alnına yapışan ama sonra yere düşen paraları yerden toplayan Ahmet müzisyenlere vermek istedi bitimiyle ritimlerin, sert bir bakışı ve işaretiyle Ahmet’in topladığı parayı Ahmet’in cebine soktu zorla da olsa Cümbüşü çalan Osman’ın arkadaşı!

Biraz sonra müzik de kesildi müzisyenlerde oturdu masaya yanlarına,  şimdi muhabbetlerle içiliyordu rakılar gençler ayrı masaya gönderilmiş bağırtı çağırtı uzaklaştırılmıştı oradan!

         Günlük içtiği alkol o denli dokunmuyordu Osman’a alışkın vücudunun daha da içesi vardı aslında! Çünkü düğün sahibi olmanın neticesi biraz dağılmamak gerekliydi böylesi zamanlarda, bu vakit de eksiklerin tamamlanma vaktiydi zaten, kendinden bir iki sandalye öteye düşen Ahmet’e şöyle bir baktı halsizliği gözlerinden okunuyor sızma arefesine yaklaşıyordu, bu haliyle yatsa bile sabah yine halde ki işinin başına gidecekti Ahmet, düğün sahibi olan yeğeni Ahmet’in cebine bir paket sigara koymuş bol – bol ikram edilen rakıları içen Ahmet’se iyice sarhoş olmuştu!

         Çocukluğundan beri tanıdığı bu gönlü bol arkadaşını bu halde bırakamazdı Osman elbette tanıdık içmeyen gençlerden birine verdiği arabasıyla Yolsuz Ahmet’i yollamıştı evine, Ahmet’in evi Kayseri’nin merkezinde Çorakçılar mahallesinde idi Osman’ın da çocukluğu orada geçmiş daha sonra apartmana taşınmıştı oradan fakat  eski mahallesini çok seviyor o mahallenin güzelliklerine – hatıralarına  doyamıyordu; ki eski evlerinde halen güvercin yetiştirir iş gereği görevli gittiği zamanlarda boş evini ve kuşlarını Ahmet’e teslim eder ona güvenirdi.

         Bu merhalede Ahmet’de o evin alt katında ki iki odalı bir hanede yaşar kira  vermediği gibi mahallelinin yoğun sevgisiyle yemeksiz falan kalmazdı.

 

         Yanaklarından öpmüştü Osman’ı ayrılırken “öpüjem” kıvamında, çok fazla içmiş olmasına kızmıştı belki de kendisi de!

         El yordamıyla açtı kapıyı  camdan vuran sokak lambasının ışığında ilerledi darmadağınık odadaki yatağına oturdu güç bela başı dönüyordu hattinden fazla, sigarasının elinde olduğunu gördü çekti derince bir nefes izmarite  dek inen sigara yakıverdi dudağının kenarını cebinden çıkardığı düğün sahibinin verdiği afili sigaradan bir çubuk yaktı diğerinin ateşiyle halısız-kilimsiz beton zemine attı diğer izmariti ayağıyla basmaya çalıştı sendeleyip düşüverdi yatağa kıç üstü  düşmüşken toparlanmadı - toparlanamadı ceketini çıkarabildi ancak uğraş didiş sırt üstü yatıverdi yatağa uyku sızmışlığa geçiriyordu beynini,  yavaş – yavaş bir nefes daha çekmek istedi yanan yorgana değip ezilen  sigaradan beceremedi sigaranın ateşi çoktan düşmüştü yatağın içine zaten istese de nefesi çekemezdi bir anda sızıp kaldı olduğu yerde fakat sigara yandı, düşen ateş yorganı yaktı Yolsuz Ahmet derin uykunun kucağında uykuya  daldı!  

         Bir bağırtı bir çağırtı yükseldi Çorakçılar mahallesi, Kemeraltı sokaktaki  bu viran olmaya ramak kalmış köhne yapıdan dumanlar kaplamıştı ortalığı yanan izmaritten düşen ateş yorganı yakmış, ateş Ahmet’i yakmıştı gecenin karanlığını delercesine!.. 

YORUMLAR

12 Ocak 2015, 10.15

Bu hazin olay parçaladı beni moleküllerine ayırdı yüreğimi, sebebi değilsem de olayda dahlim vardı o gün o denli çok içmesine sebep olmuştum Dostumun kim bilir hangi türünden acı  kavurmuştu yüreğini kendini  bilemez hale getirmişti!

Daha bir nefret ettim sigaradan, daha bir düştüm rakıya, günlerce psikom bozuldu yardım aldım yeterli olmadı fayda etmeyen rakı tesirini de yitirmişti anatemde gördüğüm tedaviler bile yetersiz kaldı bir nevi gönüllü yatmış, gönüllü içmemiştim lakin alkolük değildim ki !

Gelen otopsi sonucunda vücuduna ateş değmeden yoğun duman nedeniyle boğularak öldüğü anlaşılmıştı ! Morgda gördüğüm yanıklar ölü vücudunun yanmasıymış, canının yanmaması tesellim oldu biraz .

Sevgili TimeToWin sizin selamınız vesilesi ile yazıldı bu yazı uzatmadan koınuyu anlatmaya çalıştım yine/yeniden acı olayları yazmama kararıma dönüyorum; çünkü düzelmeye çalıştığım şu günlerde yazdıkça pek üzülüyorum, Kahraman Maraş’ın uzak bir köyüne gömdük Ahmet’i köyünde bile sahibi yoktu bu yaz gideceğim mutlaka artık Bayram Arefesi mi olur bilemem o zaman götüreceğim selamınızı.

Okuyup üzülen Dostlar’dan ve hissedeceğini umarak Yolsuz’dan özür diliyorum!..

 

 

18 Ocak 2015, 14.29

Bu kadar güzel anlatılan bir hikaye güzel bitebilirdi, ne bileyim, içkiye veda ile bitebilirdi...

Yine de bir solukta okunası güzel bi hikaye olmuş. Elinize sağlık.

18 Ocak 2015, 18.30
TEBRİK EDERİM EMEĞİNİZE SAĞLIK
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın