Hep Aşkla Bak Bana
10 Temmuz 2025, 02.50 A- A+
Yağmurlu bir İstanbul gününde, bir kitapçının rafları arasında rastlaştılar. Aynı kitaba aynı anda uzandılar, parmakları dokundu bir anlığına. Göz göze geldiklerinde zaman bir cümle kadar durdu: “Bu kitabı sen de mi seviyorsun?” Sıradan bir soru gibi görünse de, bir ömrü başlatacak cevabı saklıydı içinde.
Tanışmaları küçük tesadüflerle derinleşti. Birlikte geçirilen saatler, ortak sessizliklere dönüştü. Kadın, kelimelerin ötesinde bir şey istiyordu: bakışlarında kendini sevilen biri olarak görmek. Ama bunu dile getirmekten çekiniyordu, o yüzden bir akşam, parkta otururlarken eline bir not uzattı. “Ne olur, hep aşkla bak bana,” yazıyordu. Adam gözlerine baktı, usulca gülümsedi: “Ben zaten başka türlü bakmayı bilmem.”
Zaman geçtikçe hayat yolları ayırdı onları. Adam başka bir şehre, uzak bir göreve gitti. Kadın her gün ona yazdı ama çoğunu göndermedi. Adam da günlüğüne onunla konuşur gibi satırlar düşüyordu. Aylar sonra telefonda ilk kez konuşabildiklerinde, yalnızca bir cümle yeterliydi: “Sadece sesini duymak istedim.” Bu ses bile ona yetmişti; gözlerini görmese de bakışını kalbinde taşıyordu.
Yıllar geçti. Kadın bir akşamüstü tesadüfen o ilk karşılaştıkları sokağa döndü. Köşe başında tanıdık bir siluet... Adam oradaydı. Göz göze geldiler; aradaki yıllar bir bakışta buhar oldu. “Bazı yollar bizi hep aynı yere çıkarıyor,” dedi adam. Kadın sessizce sordu: “Döndüğünde hâlâ aynı bakışı bulabilecek miyim gözlerinde?” Adam sustu, ama öyle baktı ki cevap fazlasıyla verilmişti.
Günler artık suskun geçiyordu. Sessizlikleri paylaşmayı öğrenmişlerdi. Konuşmasalar da yan yana oturmak yetiyordu. Bir akşam, kadın başını adamın omzuna yasladı ve fısıldadı: “Seninle susmak güzel.” Adam yalnızca elini tuttu: “Çünkü sen yanımdayken içimde her şey anlatılmış oluyor.”
Zaman sessizce bir perde daha indirdi. Adamın yatağında geçirdiği son günlerde, kadın hep başucundaydı. Gözlerinde yılların yorgunluğu ama aynı sevgi vardı. Son sabah, gözlerini son kez açtı. Kadın eğildi, dudaklarından tek bir dilek döküldü: “Gözlerinde kalmak istiyorum. Ne zaman gözlerini kapasan, orada olayım.” Adam, o eski bakışıyla gülümsedi.
Yıllar sonra aynı kadın, aynı kitabı okurken hâlâ onun gözlerini arıyor. Ve her satırda, o ilk bakışı yeniden hatırlıyor: “Bana öyle bakmıştı ki… ben hâlâ oradayım.”


YORUMLAR
Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir