İYİLİK
18 Nisan 2026, 14.29 A- A+Dedesi, toprakla nikâhı kıyılmış adamlardandı. Traktör nedir bilmezdi, motor sesi onun toprağa karşı işlediği bir hürmetsizlik sayılırdı. Eliyle eker, eliyle sökerdi. Çünkü makineyi araya koymak, sevgilinin yüzüne başka el sürmekti ona göre.
Hem dedesinin hem babaannesinin kiraz bahçeleri vardı. İkisi de ayrı ayrı konuşurdu rüzgârla. Dedesin kirazları, onun alnının teriyle, babaannesinin kirazları sabrın ilmikleriyle büyürdü. Arada sırada giderdi onun bahçesine, gönül alır gibi, lakin esas yarenliği kendi kirazlarınaydı.
Her sabah vaktiyle, güneş gökyüzüne yeni bir pusula çizerken, o yokuşu eşeğiyle beraber iniverirdi. O zamanlar eşeklerin dili vardı, sessiz sedasız konuşurlardı insanla. Giderken çocuk binerdi sırtına, dönerken yük yoksa dedesi. Çünkü eşek kimin yükünü taşırsa, onun dert ortağı olurdu.
Sellik derlerdi o tarafa. Kimi taşlar sanki orada doğmuştu. Yol yaklaştıkça, taşlar çoğalırdı. Belki de bir zamanlar sadece taşların ve sessizliğin yaşadığı bir yerdi. Bahçeye yaklaştıkça yol, huysuz bir ihtiyar gibi hırçınlaşır, iri taşlar sanki inadına yolun ortasında pineklerdi.
Dedesi, sanki her seferinde ilk defa görüyormuş gibi, eğilir, her bir taşı özenle kenara alırdı.
“Birinin ayağı takılır da düşer, traktör üstünden geçerse lastiği zedelenir.” derdi.
Taşları kaldırırken, aslında kimsenin duymadığı bir hikâyeyi anlatırdı. Bir gün biri düşmesin diye kaldırılan bir taş, belki de yıllar sonra bir çocuğun sessizliğini kurtarırdı. Bunu kimse bilmezdi. Çocuk da o zamanlar bilmezdi. Sonradan öğrendi, dedesi taşları değil, düşünce yere düşmeyecek çocukları kaldırıyordu.
İyilik buydu onun lügatinde. Söylenmeyen, gösterilmeyen, adına “ben yaptım” denmeyen türden. Taşa isim verilmezdi çünkü. O sadece oradan kaldırılırdı, unutturulurdu.
Yıllar geçti. O küçük çocuk, büyüyüp yolunu bilerek o tarafa düşürdü. Bilmekle hissetmek arasında asılı bir adımda…
Bahçeler çoktan satılmış, yeni evler kurulmuştu. Dedesi yoktu, taşlar, üstü asfaltla kapatılmış bir mezarda uyutulmuş, eşekler susturulmuştu. Rüzgâr bile başka yerden esiyordu artık.
Orada hâlâ yürüyen bir çocuk var mı, bilinmez. Ama ayağı takılmıyorsa bir yere, bilsin ki, bir ihtiyar adam, sabah sabah, o taşları ona görünmeden kaldırmıştır.
İyilik, bazen çok zaman önce yapılmış isimsiz bir taşın kaldırılışıdır.
Ve bazen, kimse fark etmese de bir çocuğun belleğine, ağır ağır konan bir kelimedir.
Hande Mehan - Sen Beni Güzel Hatırla


YORUMLAR
İyiliğin kısa vadeli bir karşılığı olmayabilir ama dediğiniz gibi, o görünmez birikim bir gün öyle bir noktaya ulaşır ki kötülük kendine sığınacak bir köşe bulamaz. Dünyanın yükünü hafifletecek olan da bu "isimsiz taşları" kaldırma inadımızdır.