gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Dr. Kolombo'nun Maceraları - Dr. Kolombo Kimdir?

01 Mayıs 2026, 12.52
A- A+
Tıp fakültesini kazanması, bir hedefin sonucu olmaktan çok, hayatın onu oraya bırakması gibiydi. Ne hevesle başlamıştı ne de vazgeçmeyi düşünmüştü. Dokuz yıl sürdü o yolculuk. Kimse neden uzattığını sormadı. O da anlatmadı. Bazen Kadıköy vapuruna binip denizi izlemek bir dersten daha anlamlı gelirdi. Bazen sokakta bir kemancının önünde durup zamanı unuturdu. Bedenlerden çok, insanların içindeki kırıkları merak ederdi.

Öğrenciliği boyunca hep aynı pardösüyü giydi. Saçlarını çoğu sabah rüzgâr taradı. Onu itici bulan da oldu, tuhaf bir hayranlıkla izleyen de. Anlamaya çalışmayanlar ise genelde görmezden gelmeyi seçti. Ama arkasından konuşanların bile içinde tarif edemedikleri bir his vardı. Çünkü o, kimsenin tam olarak duramadığı bir yerde, ne içeride, ne dışarıda duruyordu.

Mezun olduktan sonra tayini küçük bir ilçeye çıktı. Tek bir sağlık ocağı vardı. Başkaları için bu bir sürgün sayılabilirdi ama onun için daha çok bir sığınaktı. Büyük yerlerin kalabalığında kaybolan şeyler burada daha çıplak görünüyordu. İnsanlar daha az saklanıyordu.

Her sabah yeşil Vosvos’una binerdi. Çoğu zaman ters yoldan giderdi ama bunu bir meydan okuma gibi yapmazdı. Sadece alışılmış yönlerin ona göre olmadığını düşünürdü. Radyoda bazen Âşık Veysel çalardı, bazen Bach. İkisini de aynı dikkatle dinlerdi. Arabanın el freni biraz gevşekti ama yine de durması gereken yerde durmasını bilirdi.

Sağlık ocağında ona “Dr. Kolombo” demeleri uzun sürmedi. Bir sabah pijamasının üstüne pardösüsünü geçirip gelmişti. Bu hâli, televizyondaki o meşhur dedektifi hatırlatmıştı çalışanlara. Lakap yerleşti. Aslında yakışıyordu da. Çünkü o da bir dedektif gibi çalışır, insanların söylediklerinden çok sustuklarını ve hastalıklarını değil, hikâyelerini dinlerdi.

İlk zamanlar bazı şeylere mesafeliydi. Özellikle de hastaların sağlık karnelerinin arasına sıkıştırılmış o küçük, kırışık paralara. Birkaç kez fark etmiş, hiç dokunmadan geri çevirmişti. “Gerek yok teyze,” dediği olmuştu. “Ben zaten yazacağımı yazarım.”

Ama zamanla başka şeyler görmeye başladı.

Yazmadığı ilaçların peşinden başka doktorlara gidenleri… Aynı hastanın, başka bir odadan elinde reçeteyle çıkıp yanından geçişini… Koridorda bekleyenlerin kendi aralarında fısıldaşmasını: “Bu doktor biraz zor…”

O an anladı ki mesele sadece doğruyu bilmek değildi. Bazen doğru, hastanın işine yaramıyordu. Bazen sistem, doğruyu eğip bükmeden ilerlemeye izin vermiyordu.

Bir gün karne uzatılırken parayı gördü. Elini çekmedi. Sadece bir an durdu. Sonra reçeteyi yazdı. Ne teşekkür etti ne de uyardı. O anı büyütmemeyi seçti. Kendi içinde küçük bir şey olarak bırakmak istedi.
Ama bazı küçük şeyler, insanın içinde yer kaplamaya başlıyordu.

Zamanla bu anlar çoğaldı. O ise her seferinde bunu bir alışkanlık gibi değil, istisna gibi düşündü. Sanki her biri son kezmiş gibi.

Çoğu gün kişisel bakımını ihmal ederdi. Kravatı bazen birkaç gün üst üste aynı kalır, üzerinde yemek lekeleri birikirdi. Sanki dışarıdaki dağınıklık, içeride birikenleri görünmez kılıyordu.

Yalnızlığa alışkındı ama unutulmaya değil. Sağlık ocağının eski penceresinin önünde, zaman zaman reçete yerine bir şeyler karaladığı görülürdü. Bunlar çoğu zaman dosyalara girmeyecek türden cümlelerdi.

Kolombo'yu tanımlamak kolay değildi. İyi bir doktor muydu, yoksa sadece dikkatli bir dinleyici mi? Kurallara uymayan biri miydi, yoksa kuralları kendi içinde yeniden kuran biri mi?

Belki de en doğrusu şuydu: O, insanların alıştığı düzenin biraz dışında kalmış ama bu sayede onlara biraz daha yaklaşabilmiş biriydi. 

Ama bazen yaklaşmak, kirlenmeden olmuyordu...



Yaprak Sayar - Doktor Civanım
Not: Anlatılanlar kurgudan ibarettir. Gerçek kişilerle ya da olaylarla ilgisi yoktur. Yıllar öncesinden karalanmış birkaç yazıdan oluşmaktadır. 

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın