gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

YILKI ATI..

18 Nisan 2021, 22.34
A- A+
  Islak ellerinde mermerin soğukluğunu daha bir hissetti. Bir an duraksadı, mezar taşında yazan isme baktı. Burukça gülümsedi. Sonra mezarın kenarındaki mermerleri elleri ile silmeye devam etti. İşini bitirdiğinde küçük maşrapayı kovaya daldırdı. Mezarın içindeki gülfidanının dibine yavaşça maşrapadaki suyu boşalttı. Kovada kalan son suyu da mermer suluğun içine döktükten sonra hemen birkaç adım ilerde kovanın boşalmasını bekleyen ufak kız çocuğuna doğru döndü. Küçük kız kirli elbiseleri, dağınık simsiyah saçları, önünde birleştirdiği elleri, gözlerini yere eğmiş işini bitirmesini bekliyordu. Kovayı uzatırken kızın çekingen gözlerine baktı. Masmaviydi... Çantasından küçük kızın beklediğinden haylice yüksek bir para çıkarttı. Gülümseyen kızın saçlarını okşarken göz yaşlarına hakim olamıyordu.


Mezarlıktan çıkıp arabasına bindiğinde hemen bir sigara yaktı. Birkaç nefes çektikten sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. Sakinleştiğinde eli telefonuna gitti. Sesini kontrol etmeye çalışarak yavaş yavaş konuştu
-Baba
-Efendim kızım
-Bugün gidelim
-………
Kısa bir sessizlik oldu. Telefonun ucundaki yaşlı adam derin bir nefes çekti, belli ki söyleyeceği çok şey vardı ama sadece pes etmiş bir ses tonuyla -peki kızım diyebildi.



Apartmanın önünde bekleyen adam dalgındı. 65 senenin yorgunluğu bugün bedenini daha bir zorluyordu. Yaklaşan arabayı görünce kamburlaşan omuzlarını arkaya doğru gerdi. Kafasının içinde dönen hatıralarını bastırmak istercesine gözlerini hızlıca açıp kapattı. Genç kız arabadan indi, babasının yüzüne baktı. Hiçbir şey demeden sımsıkı sarıldı.
-Çok beklemedin değil mi?
-yok
-gelince arardım neden hemen indin ki aşağı
-olsun kızım ne fark eder
-gidelim mi
-anahtarı ver ben süreyim
-baba…
-itiraz istemem, ben varken sen mi süreceksin
Ne kadar konuşsa da yaşlı adamı razı edemeyeceğini biliyordu. Arabaya bindiler. Adam kontağı çevirmeden önce yüzünü kızına çevirdi. Bütün sevgisi ile fısıldarcasına sordu
-emin misin kızım
-evet baba


Yol boyu neredeyse hiç konuşmadılar. Genç kız çantasından kitabını çıkarttı. Sadece otogarın dibindeki binanın önünden geçerken kafasını kaldırdı. Babasına baktı. Gülümsedi.
Uzak değildi yol. Anca 2-3 saat. Bir şehrin tabelası silinip diğer şehrin adı belirince heyecanlandığını hissetti. Kitabı çantasına koydu. Çekingence konuşmaya başladı
-Baba bana kızmıyorsun değil mi?
Yaşlı adam duraksadı.
-ben sana hiç kızmadım, kızmam da. Ama…
-Ama ne baba?
-Neden şimdi
-Annem hayattayken olmazdı…
Yaşlı adam bir şeyler söyleyecekti ama boğazında düğümlendi kelimeler. Sessizce arabayı sürmeye devam etti.


Bir gecekondu mahallesinin önünde durdular. Genç kız heyecanla telefonunda yazan adrese tekrar baktı. Eliyle ilerdeki evi gösterdi.
-Şu ev baba
Adam arabayı evin bahçe kapısın önüne park etti. Kontağı kapattı. Derin bir nefes daha çekti. Kızının ellerini avuçlarının içine aldı. Sanki çocukken ki gibi ufacık hissetti kızının ellerini. Yüzüne baktı. 20 li yaşlarında kendinden emin bir genç kız değil, çekingen ürkek ufak bir kız çocuğu görüyordu. Saçlarını okşadı.
-istersen… İstersen gidelim kızım
-…..
-Peki... Ben arabada olacağım



Genç kız çekingence bahçe kapısını açtı. Evin dış kapısına doğru yavaşça yürürken ağlamamak için gözlerini kısıyor, yumruklarını sıkıyordu. Zili çaldı. Kapıyı 40 lı yaşlarında bir kadın açtı. Kadın başörtüsünü çekiştirdi. Şaşkınca suratına baktı
-buyur kızım. Kime bakmıştın
Genç kız konuşamıyordu. Bir süre sessizlik devam etti. Sadece karşısındaki kadının gözlerinin içine nefretle bakıyordu.
-Buyur kızım ?
Duraksadı, hıçkırarak ağlamaya başlamadan önce sertçe bağırdı
-Beni neden geri almadın!
Kadının bir şey söylemesine fırsat vermeden arkasını döndü, arabaya doğru hızlıca yürümeye başladı. Kadın arkasından şaşkınca bakmaya devam ediyordu…


Dönüş yolunda otogarın dibindeki binaya yaklaştıklarında ağlamaktan kızaran gözlerini babasına çevirdi.
-dursana baba
Yetimhanenin önünde durduklarında aşağı indi. Elindeki kitabı çöp konteynerine doğru fırlattı. Arabaya tekrar bindiğinde babasına ağlayarak sımsıkı sarıldı.
-seni çok seviyorum baba…
Çöp konteynerinin kenarından aşağı düşen kitabın kapağında Abbas Sayar ‘’Yılkı atı’’ yazıyordu…



………………………………………..
Terk edilmek ağır konu…
Yazmak akıllı insan işi değil sonuçta ama bazen bıçak oluyor kalem ve içindeki zehri boşaltmak için kesiyorsun bedenini, beynini… Bembeyaz bir kâğıdın üzerine simsiyah damlıyor kelimeler. Zehir akıyor mu rahatlıyor musun? Grinin içindeki siyah dökülünce yine bembeyaz oluyor mu bedenin? Muamma…
Kendi kızım gibi öperim yetimhanedeki çocukların gözlerinden…
Selametle

YORUMLAR

19 Nisan 2021, 14.08

Ters köşe yaptın bizi be inşaatçı. Hani gülecektik?

Bir annenin terki bir değil bin ömrün çöpe gitmesidir.
Ağırdır. Benzemez başka hiç bir terkedilişe ve insanın öğrenilmiş çaresizliği olur ömrünce. Başına gelen bütün ayrılıklarda da tekrar eder kendini. Kaderinin kendini gerçekleştiren kehaneti olur. Bu yüzden de bazılarımızın canı sandığımızdan çok daha fazla acır. 

Zor sorular sormuşsun. Gri dönmedikçe kırmızıya, siyah içinde bakidir. Beyazın hükmü olmaz.
(Yontuvereyim dedim kendime :))    )

Eline kalemine sağlık.

Buarada süre istemiştim ama Hürrem dökülüverdi birden dilimden . Paylaşırım münasip bir zamanda

20 Nisan 2021, 01.42
Şimdiiiii Cafocum oldu mu bu böyle. Ben sana "yılkı atı" kelimen dedim; sen en sonuna alakasızca iliştirivermişsin smile Resmi smile Resmi Ama hani güzel de yazmışsın, daha fazla dır dır yapmayayım. Kalemine sağlık, ruhuna, yüreğine sağlık. smile Resmi Tek bünyede, dibine kadar mizah ve dibine kadar duyguyu barındırmak çok çok önemli özellik bence, kendinin kıymetini bil :)
20 Nisan 2021, 12.49
Birilerinin kaybı diğerlerinin kazancına dönüşür çoğu zaman.

Yazdığın konudaki durum da bence böyle. Terkedilmişlik  açısından bakmıyorum ben bu olaya. Bir çocuğa anne baba olmuşluk, bir kadına ve bir erkeğe evlat olmuşluk olarak bakıyorum.

İnsanların hangi şartlarta hangi davranışları göstereceği belli olamaz. Elbette bir annenin evladını bırakmasını mazur göstermeye çalışmıyorum ama öyle durumlar olur ki içinden çıkılması mümkün değildir ve bazen çocuk için iyi olan başka bir ailenin yanında olmaktır. ( Ruh ve beden sağlığı açısından bazı durumlarda ne yazık ki bu böyledir.) 
Onu seven,koruyan, onu en doğru şekilde hayata hazırlamaya çalışan birilerinin yanında olması...  

Durumlar her zaman iyi yönde de olamayabilir bunu da biliyoruz, insan ve dahi yaşam var oldukça elbet olumsuzluklar da olacaktır.

Terkedilmişlik hissi sadece fiziksel açıdan terkedilen çocuklar arasında da yoktur ayrıca. Tüm hayatını öz anne babası yanında geçirip de o kötü hissi ve daha beterlerini yaşayan insanların sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur kanımca.

Neyse çok uzatmayayım lafı ve yazına geleyim, yılkı atı demiş, at demiş,  at yani at,,, ha tamam sen terkedilmişliğe bağlamışsın da neyse......    :)))

Yürekceğizine sağlık :)))




.









20 Nisan 2021, 16.02
At???
Atı ben hiç görmemişim ya...
Oysa koca at, nasıl kaçırdıysam ben onu:)
At iyidir,asil hayvandır,  binilir, yük taşır, sucuğu falan da  yapılıyordu bir ara kayseride...
Hımmmm at iyidir...
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın