gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

A.Y.N.A

02 Eylül 2021, 14.34
A- A+


Nisan 2021... 

Gidenler, gölgelerini elleriyle toplayıp,
Şenlikli bir hüzünle çekip gidenler.
Kıvrılıp kalıyorlar kalbimin en tenha yerinde
Şehir çığlıkla söylüyor, ölümün şarkısını.. 

Esrik dingin bir esintinin koynunda hayatın tüm yorgunluklarından elimi eteğimi çekip, gözlerimi kapatırken semaya ve toprağa; eskimiş bir hüznün sıradanlığıyla söylediğim şarkının son notasındayım artık.
Ardımda çamaşır iplerine astığım bir dizi anı ve yıkanmayı bekleyen düzinelerce günah var. 

Bir şiirin içinden geçtim. 
Satır aralarına gizlenmiş isimler dolandı saçlarımda ama ben en çok sahipsiz bir yeşilin nazarından yığıldım toprağa tel tel. Göğsüme kocaman bir yılan kıvrıldı, evrildim ve dolandım ayaklarıma.
Sancısını çektiğim her şey dişlerimin arasında zehrimle yıkanıyor artık ve belliki yılanlar da intihar edebiliyor. 
Şimdilik bir çarşafın üstüne mühürledim veda mektubumu. Alt alta üst üste nur topu gibi  akrostiş elvedalar türerken kelimelerden, söyleyin doğurduğum isimler affetsin beni. 

Çayın dibine çöken karıştırılmamış şeker tortusu faydasızlığıyla bakıyorum zamana. Öksürüğe boğulduğum gecelerin nefessizliğinden muzdarip aklım ve  tıkanmış damarlarımla tükettiğim tüm umutlar, resmi geçitteler önümde bir bir. Kimi dünden geliyor kimi bugünün sahibi. Ne yazık israf edilmiş bir ömür hepsinin de ayak tabanlarına değen. 

Biliyorum modası geçmeyen bir yaşamak klişesi yorulmak. Ve nicedir orasından burasından çekiştirmeden pek de güzel oturuyor üzerime Üstelik hepsi de ipini tutamadığım bir hayatın, ilmek ilmek ördüğü iki ters bir düz yüklerimden armağan gibi... Şükür unutmamış yine de kırmızı sevdiğimi ki bende her acı muhakkak biraz alacalı.


İnsan herkese ve her şeye kırgın gidebilir ama kelimelere kırgın gitmemeli öyle değil mi? Bundan sebep zorluyorum harfleri. Yazmamak içinse satırlara adını içesim gelse de tüm mürekkepleri  yine de sıkıyorum dişimi. Alışmadan ama katlanarak...


Haziran 2021 

Diye başladığım cümlelerden "Şimdi bu dünyada seninle varolma vakti." dediğim saksofon hüznüyle davullu zurnalı bir düğün halayı karışık cümlelere evriliyor kelimelerim. İçimde bir deprem ki kıtalar değişiyor sanki; yeryüzü yeniden yaratılıyor aşkla.
Evet sevgilim şimdi bu dünyadaki varlığımın senime kavuşma vakti.
Ölçeksiz kuş bakışı bir hayatı çizmenin vakti kadere. Gözün görebildiği mesafelerde belki bir bağ bozumu belki bir ebed boyu ama hepsinde ömre bedel anları biriktirmenin vakti avuçlarımızda.
Çünkü sen geldin sevgilim...
Sen geldin ve haziran güneşinde kavrulan saçlarıma yağmur borçlu bir nisan çaldı sanki kapımı.
Serin ve ıslak bir yaz gününe uyandı varlığım. Tütsülendi sesim kokunun reyhasında. 

Ömrüm.. Sevdiğim . Artık çevir bakışını yüzümüzü eskiten aynalardan ve gözlerin sereserpe kelimelerimden başlasın dokunmaya  dudaklarıma. Önce kelimelerim inlesin ateşinden ve biz önce sözlerimizden başlayalım yanmaya.




İSTANBUL


A.Y.N.A II



Sen sustun ve ben kapattım bütün kapılarımı Tanrı'ya! 

Adem'den kalan bir hüzünle bakıyorum hayalinden kovulduğum cennete. Yapış yapış bir Eylül akıyor saçlarımdan. Ve yine bir Eylülde terkediyor varlığım bedenimi. Artık somut deliller aransın yaşadığıma... 

Biliyor musun sevgilim, sadece sana kavuşabilmek için altını üstüne getirmeyi göze aldığım hayatların günü belli oldu bugün. Sense duyamadın mübaşirin sesini koşar adım kaçan korkularının gürültüsünden.
Ve artık geçmeyen zamanın üstüne gün sayıyorken "yırtılmış bir çorap gibi büyüyen zihnimin gözenekleri", çay lekeli kitaplarına dönüyor ruhum da. Baktığım her kelime isminin hallerini kuşanıyor sanki. İsmin aşk, ismin kimsesizlik, ismin bir yokuş oluyor nefes nefese tırmanamadığım. İsmin dizlerimin acısı oluyor her terkedişinle açtığın yaralara yüzünün izlerini bıraktığın... 

Yani sevgilim ben, unuttuğun sözünle," Ölüme ve şiire nereden başlanır" diyen şairin durduğu yerdeyim yine. İstesem de kalmıyor hüznüm avuçlarımda. Sıvışıp paçalarımdan dönüp dolaşıyor dört duvarı. Sığamayışım bundan odalara. Dar gelişi bundan dünyanın. 
Battıkça batıyor güneş. Yıldızsız bir geceye iniyor hükmüm: Madem her canlının nasibi gitmek, büktüm boynumu; yüzüne dualar süremeden yanan mumlarda erisin artık adım. 

https://www.youtube.com/watch?v=JFlmlhsJnlg

YORUMLAR

03 Eylül 2021, 01.26
Grim nasıl güzel bir dile getiriştir böyle! Bu, yazın için smile Resmi bu da aşkın kendisine smile Resmi
03 Eylül 2021, 09.40
Hem ifadesi hem de duygusu ile "oooffff of ! " dedirten yazınız için kutluyorum sizi.. Kanımca " Sanat sanat içindir" anlayışını ve  Servet-i Fünun'cuları anımsatan  yazınızı anlamak için iki kere okudum. Okuduğuma da değdi. Aşkı, sevgiyi bu kadar yüce bir şekilde hissettiren kişinin sanal mı gerçek mi olduğunu anlamasam da bu duygulara şapka çıkartıyorum...
03 Eylül 2021, 09.50
Ne zaman mutluluğa gebe kalmış bir cümle kursam
O an bütün kelimeler düşük yapıyor.

Ruhumu tekmeleyerek içimdeki ölüyü düşüren ,
Bilincimin altında kalarak can veren sevgilim
Eğilip dudağına öpücük fısıldadım
Yanaklarına ıslak 3 kelime bıraktım..kendine iyi bak!!!!
03 Eylül 2021, 11.22


Siz cümleler doldurursunuz sayfalara satırlarca sonra biri çıkar gelir bir şiir ekler ve özetler bir SON'u... Ve merak edersiniz her sonun son cümlesi midir "kendine iyi bak"... 
Eyvallah Agrsif...


Hayatın içine almaya cesaret edemediğiniz her şey sanal kalıyor sevgili Ladin06. İster katran karası bir acıya bulansın içiniz ister yastığa yatağa tuz tadında mor halkalar düşsün her gece farketmiyor. Aşk tek başına da yaşanıyor belki ama cesaret iki kişilik.
Okuyunca yorumunuzu şöyle bir sıktım etimi ki yandı canım ama bunca kelimenin içinden sağ çıkılır mıydı bilemediğimden varın siz bizi artık sanal sayın.
Güzel kelimeleriniz için teşekkür ederim..Yakıştırdıklarınız için de. Ama ben galiba kelimesi kelimesine yaşanmış burdaki iki şarkının şerhini düştüm sadece satırlara. Hepsi bu. 

Üstüne sonbahar sinmiş bir aşk bıraktım  buraya Cezbem. İki günü güneşliyse iki günü yağmurlu; damlaları rüzgarla savrulan... Bundan sonrası da belli ki artık kapkara bir gökyüzü. Güneşi de yağmuru da benim bembeyaz papatya saydığım çiçeklerine emanet. 

Babettem bu kadar övgüden sonra küfür hakkı sana düştü hatunum... 


03 Eylül 2021, 14.16
Sözcüklerle bu kadar güzel oynayana ne denir? Tebrik edilir sadece. Cezbe ye de yorum yazdım gitmedi yorumun, bakaim bu yayınlanacak mı. Merak ediyorum ben de.
03 Eylül 2021, 14.53
İki asma yaprağı kopardım, evlerin bahçe duvarlarından, yola taşan budaklarından .
Bi çok şeye öfkeliyim hayata dair.   Küfür hakkımı saklı tutuyorum... Her şeyi bi kenara bırakıp burada küfredersem yansıtma olur diyerekten burada da küfretmeme eğilimindeyim...

Paylaştığın ilk şarkıyı açtığımda reklam bölümü çıktı, bi dizi fıragmanıydı. Diyordu ki son cümlesinde:
 Veda zamanı geldiğinde yapman gereken sadece veda etmektir.
Ha bak ne tuhaftır ki şarkıyı ikinci defa dinlemeye kalktığımda aynı reklam çıkmadı, bi defa dedi yani...


Yazın buraya düştüğünde 0 okunma sayısını gördüm ilk ben okudım yazıyı, yorum yapmaktan kaçındım.  Bu yazdıklarımı da yorumdan, küfürden sayma. 

Pinhoş' u anlatayım ben sana. Berduş'un yaptıklarını... Bi sokak lambası altında Pinhoş'a  kur yaparken  iki sokak ötede onu nasıl aldattığını anlatayım... 

Kalemi güzelim, kederi güzelim, bu da geçer ya hu..   Çok güzel yazmışsın.   Keşke yaşadığın da güzel olsaydı...      
03 Eylül 2021, 15.43
yüreğim seni çok sevdi 
o yürek talan 
o yürek yangın yeri 
o yürek seni istiyor 
bir tek seni…

Dünden beri belki 10 kez okumuşumdur bloğunu sevgili Asune. Her okuyuşumda da Canan Tan'ın  bir romanının arka kapağında yer alan  yukardaki dizeler geldi aklıma ve  asıl önemlisi; üzerine sonbahar sinmiş o aşkı tasvir edişini okudum  hiç sıkılmadan  ve hayranlıkla..
03 Eylül 2021, 16.48

Hatunum ben de gördüm o fragmanı, fragmandaki o repliği. Ama ikinci şarkıda. Bende ilkine yakışmazdı zaten. Ve AYN.A II nin ilk cümlesini kurdum. Kapattım bütün kapılarımı Tanrı'ya. Ettim yani vedamı. Gerisi bir tarihin tekerrürü.
Ah Pinhoş'um. Bir paket salam aldım gidiyorum sokak lambasının altına. Vardır zaten O'nun şarabı. Geçemeyecek her şeyin şerefine.. 
Gel sen de.

Cana Tan'ın da şerefine o zaman sevgili Zerrya... Sana da kocaman bir eyvallah. Varol.



03 Eylül 2021, 17.02
 
Teşekkür ederim size de Lila__. Ben sözcüklerle değil de onlar benimle oynadı sanırım. Zira bir bilen söylemişti cümleleri yanlış yorumladığımı...
03 Eylül 2021, 18.20
Aşkı hatta bir türlü yapılamayan vedayı, 
içten içe sunulan ama olmasın diye edilen duayı okudum satır satır.
Koştura koştura şiir okuyor dediğim Yılmaz Erdoğan gibi okudum, sesine de yakıştı her satır.

Arada aşkı yazmaya çalışan ve aslında hep aşık biri gibi okudum.
Üstüme alınarak okudum.
Vedaya sığınarak okudum.
Duaya katılarak okudum.
Mürekkebinden tadarak okudum.
Öğrencilerinden biriymiş gibi okudum.
Kavuşursa adı aşk olmaz diyenler gibi okudum.
Yaşasaydı sevdiğimi söyleyebilseydim diye düşündüklerim için okudum.
Gitmeseydi ben yine kendi halimde sevseydim dediklerim için okudum.

Okumak için her bulabildiğim neden için dolaştı gözlerim satırlarında biraz içim acıdı, biraz gözlerim 
güldü,  biraz da çok eskiden yaptığım gibi bedenime bir çizgi daha atmak istedi canım baktım çok 
çizik var dünleri fazlaca hatırlatan son seçenekten vazgeçtim.

Hatırlattıkların için, unutturmayacakların için sağol hocam.

Dedikleri gibi yaşayanların;
Gün batımıdır hayat, bu yüzdendir aşktaki özlemdeki alacalık, çünkü sabahı bilmezsin güneş 
doğacak mı diye ve zaten o alacalı duygular yüzünden olmuyor mu gerçek aşklar efsane?

Çok keyifli bir dert edindim okudukça teşekkür ederim paylaşım için.



“Uzun uzun yazarak Cezbeyi Babetteyi kıskanmış olabilirim özür dilerim”
04 Eylül 2021, 01.22
Sataşma var Hakim Bey,

Yorumlarıma uzun denmiş ki mümkün mertebe kısa keserim yorumları, külliyen iftira, külliyen yanlış algı oluşturma.

Bak bak bak, neymiş Cezbe'yle Babette uzun uzun yazarmış :))

Kim görmüş bunu haa kim görmüş, kim öpmüş Melahat'i hıı var mı öpen.. Yok.

Yorumunu okudum AYN. Baştan sona; okudum, okudum, okudum, demişsin anladık okumuşsun yazıyı :))  
Okumanın her halini denemişsin maşallah, ben sadece evin hallerine göre okudum. Bilemedim şimdi -a, -e  hali desem  cıkssss  -dan, -den hali desem cıksss.... Cıkksssss oğlu cıksssss... Evin hali vahim.... 
Benim Gri'nin  yazısında gördüğüm, nasıl bi benzetme yapsam şimdi bilemedim ama, bazen bi annenin evladı ölür ya hani, hani o anne kucağından bırakmaz ölü bedenini çocuğunun, onun gibi bi şey gördüm yazıda.  Eğer uzun bi süre daha kucağında tutmaya devam ederse o nur yüzlü bebeğinin kucağında çürüdüğünü görecek. Bazen ölülerin gömülmesi gerekir, yanlış mıyım AYN.


 Velhasıl  lafı hiç uzatmadım bak gördüğün gibi. :))


Notunuz:  Bu arada lütfen sen de paylaş yazılarını bizlerle, hani ses etmesek de severiz biz senin yazılarını. Aşkın hallerini senin kaleminden okumak da güzel...

İmza: İçinizdeki Mikser smile Resmi
06 Eylül 2021, 14.01
Okudum ve;
Benzetmen bana uymadı Babette, öldü diye morga alınan, annesinin çocuğumu burada 
bırakmam diyerek alıp eve götürürken hayata dönen bir çocuk tanıyorum ben. Şu an 54 yaşında.
06 Eylül 2021, 15.04
Ha diyorsun ki yanlış teşhis. 
Eyvallah :))

Demek çocuk ölmedi diyorsun, iyi de bak verdiğin örnekte anne çocuğu morgta bırakamam deyip evine götürürken hayata dönmüş ki muhtemelen zaten hayattaymış. 

Gri'nin ilk yazısından son yazısına kadar tüm yazılarını okudum. Bazen kelimeler değişti, bazen cümleler devrikleşti, bazen evrildi, bazen çevrildi ama söylenen hep aynıydı.

 Diyorum ki ben de :)) çocuk bunca zamandır ölmediyse, bitkisel hayattaysa da onu yaşama döndürmenin de bir zamanı olmalı.. Bi fişi çekin bakalım yaşıyor mu ölüyor mu?
Yok canım :)))  Öyle dursun durduğu yerde di mi :) Arada yüzünü okşarız arada ah bebeğim deriz  geçinip gideriz.

 Siz anneleri ya da çocukları ölümsüz mü sandınız? der Babette. :)) 

Nefes al AYN :))




06 Eylül 2021, 15.20
Neyse şimdi dersin ki:

Fişi çekmek öldürmektir falan, orada onu mecazen kullandığımı anlayacağını biliyorum ama yine de şerh düşeyim.   Kimse kimsenin hayatla bağını koparmasın, demek istediğim farklı bir şey.... 




06 Eylül 2021, 16.05
Neyseki şerh düşerken kısa yazabiliyormuşsun.
Hepsini okudum anladım(ıslak imza)
Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın