gamyun.net'i doğru görüntüleyebilmek için tarayıcını güncellemelisin, güncelleyemiyorsan başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsin.

BLOG

Sen Benim Sözümü Kesemezsin

05 Ekim 2021, 23.36
A- A+



Ben seni dinledim, sen de beni dinle. Yanlış bilgi veriyor, ama o yanlışlık o anda hemen düzeltilemez. Ancak konuşması bittikten sonra olabilir. Telefonun telgrafın olmadığı tarihlerde mektuplarla bilgi fikir tartışması yapan ilim adamları gelir aklıma, sen benim sözümü kesemezsin diyen ulu tartışmacıları dinlerken.

Sıcağı sıcağına yanlışlanınca Tanrı tarafından kendisine verilen sözcülüğüne halel geliyor zahir. Medya önünde değil de kahvede çarşıda pazarda evde iş yerlerinde birebir sohbet eden insanların birbirlerine böyle hitap ettiklerini düşünmek bile istemem. Türkiye’de insan kalmaz. Tamam sözünü kesmiyeyim ama direkt seni kessem olur mu olayının yaşanacak olması çok olağan olur.
Kaldı ki ekran karşısında kendisine indirilen vahiyden söz ediyormuşçasına sözümü kesme cehennemlik olursun moduna giren bu ulu sözcülerin kendi aralarında el ense çeker gibi tartıştıkları sır değil. O ekran karşısında bunlara ne oluyor. Bu sorunun cevaplanması gerekiyor. Her 10’undan 9.99’unun, yani hepsinin, birbirlerinin fikirlerini bilgilerini anlık teyitlerle doğrulamaları gerektiği bir birikimsizlikte olduklarını düşünürsek, evet öyleler böyle düşünelim, sen benim sözümü kesemezsin denen bu majestecilikleri ne alaka diye sorasım geliyor.

Avrupa ve Abd’deki tartışmalarda konuşmacılar gayet de bir sohbet ortamındaymış gibi karşılıklı cümleler ile konuları tartışabiliyorlar. Hemen o anda yanlış akan bir bilgi durdurulabiliniyor. Komik bir örnek olacak ama bunu vermem gerekiyor. Gittin bir mont alacaksın, baktın kapüşonunda defo var. Görevliye gösterdin sağlamını istedin. Satıcı da sen benim satışımı engelleyemezsin, satın aldıktan sonra gelirsin değiştiririz dermiş. İkisi de aynı şey. Konuşmalarının %90’ının zeminsiz bilgilerle dolu olduğunu bildikleri için, sen benim sözümü kesemezsin, ben seni dinledim sen de beni dinle sansürünü uygulamak zorundalar. Maruz kalacakları anlık düzeltmelerle tüm o balon karizmalarını kaybedeceklerine inanıyorlar. Bu sapkınlıktır. Öğrenime kapalı olmak tam olarak böyle bir durumdur.

Ben seni dinledim sen de beni dinle. Bana ne dinlemeseydin, konuşsaydın düzeltseydin diyen çıkmaz hiç. Çünkü sallasan ulu sözcülere değer. Hepsi mi seçilmiş olur kardeşim, içlerinde bir tane de mi fani olmaz. Gelişemememizin nedeni böyle şeylerde saklı. Doğruyu dinlemeyi ve onu kabul etmeyi küçük görülürüm diye reddetmek delilik masumiyetini bile hak edemeyen bir moronluktur. Medeniyetler her teknik ve kültürel sıçrayışları felsefe bazlı bu çapı genişleterek yapa geldiler. Biz farklı bir milletiz. Tüm dünyanın akışına karşı gelmekte üstümüze yok. Sözler kesilir, hatırlatmalar yapılır, bilgiler fikirler teyit edilir, bunlar normal iletişimlerdir. Kimse kimseden akıllı değil. Hiçbir zıt fikir bir diğerine karşı kazanmaz. Sadece savaşla kazanır. Birbirimizle savaşamayız. Kazanan daima orta bir yol olur. Herkes karşılıklı geri çekilebilmeli.

Gri alanları kullanma becerisini yakalayan milletler gelişiyor. Ödün verilmeksizin hebele hubele yırtınırcasına tartışan milletler geri gidiyor. Ödünler verilir. Verilmek zorundadır. Sadece Tanrı ödün vermez. Biz Tanrı değiliz. Tapınılması gereken totemleri icat edecek kadar akıllı da değiliz. Bizler insanız. Gerçeklerimizi dayatamayız. Gerçeklerimizi karşılıklı eksilterek bütünümüzü kazanabiliriz. Birbirimizin sözünü keselim, sözü yeter ki balla keselim, kibirle kesmeyelim. Cümleleri karşılıklı sarf ederek gelişebilir miyiz, çok az bir umudum sanki var gibi.

YORUMLAR


Henüz yorum yapılmamış :( Yazık ama blog sahibi senin yorumunu bekliyor olabilir

Yorum yapabilmek için ÜYE GİRİŞİ yapmalısın